Direkt Ve Yansıyan Işıkların Karışımı
Soru: Direkt ve yansıyan ışıklar nasıl birleşir?
Cevap: Direkt ve yansıyan ışık bir araya geldiğinde, her bir ışık Sefirası, dalgaların birbirine karışması gibi, birçok dalganın üst üste binmesiyle oluşan girişime benzer bir şekilde, tüm Sefirot’a girer. Bu nedenle, bizler yaratılışın planının, Yaradan’ın içine daha derinlemesine gireriz, bu üst üste binen dalgaların ve bireysel Sefirot’un ortaya çıktığı, O’nun özgün arzusunu ediniriz.
Özel olandan genel olana doğru ilerleyerek, bu üst genellemenin içine derinlemesine girer ve Yaradan’ın yaratılanlara yönelik düşüncesini ve niyetini edinirsiniz. O’nun eylemini edindiğinizde, siz de aynı olursunuz.
Direkt ve yansıyan ışık, başkalarıyla olan ilişkiniz içindeki çalışmanızdır. Malhut’unuza ulaşan direkt ışığın dokuz Sefirot’u, sizin çevreye dâhil olmanızdan doğar. Aksi hâlde direkt ışığı ifşa edemezdiniz. Onu ancak grupla bağda olduğunuzda ifşa edebilirsiniz.
Arzunuz üzerine bir kısıtlama yaparak çevreyle bağ kurabildiniz ve onun içinden direkt ışığı ifşa ettiniz.
Öncelikle, çevrenizle bağ kurmak istediğiniz ve içinizdeki kötülüğü, herkesi kullanma arzunuzu keşfettiğiniz bir duruma ulaşmanız gerekir. İyi bir arzu için dua edersiniz ve uzun bir çabanın ardından kısıtlama gücünü kazanarak, başkalarına karşı egoizminizi etkisiz hâle getirirsiniz. Bundan sonra, başkalarına ihsan etme gücünü talep edersiniz. Aranızda bir bağ olduğunu keşfetmeye başlarsınız.
Sizinle başkaları arasındaki bağ içinde, oradan size doğru parlayan direkt ışığı ifşa etmeye başlarsınız. Arzunuz kısıtlanmış olduğu için ışık size parlayabilir. Bu, kısıtlama ölçüsünde, bu bağdan, başkalarının sıcaklığından, sevgisinden ve onların katılımından egoistik hazdan kaçınabildiğiniz ölçüde size parıldar.
Bu kısıtlamaya ek olarak, dostlarınıza nasıl davranacağınızı ve Yaradan’a, Keter’e, onlar aracılığıyla nasıl vereceğinizi belirleyen bir perde oluşturmalısınız. İşte bu şekilde Yaradan’a yanıt verme sistemini, yansıyan ışık sistemini geliştirirsiniz,
Direkt ışığın dalgaları yukarıdan size gelir ve yansıyan ışık aşağıdan yükselerek, üst üste binen dalgalar gibi direkt ışığın üzerine biner ve onu tamamlar. Üstelik her bir dalga, özel bir açıklıktan, arzudan geçerek kendine özgü bir biçim kazanır. Sonuç olarak, siz tüm arzularınızla birlikte, başkalarının tüm nitelik ve arzularının içine dâhil olmuş olursunuz. Ve sonunda Keter’e ulaştığınızda, kendinizden Yaradan’ın küçük bir benzerini yaratırsınız. Buna yansıyan ışık denir. Ve orada, Keter’de, siz O’nunla birleşirsiniz.
Ama tüm bunlar başlangıçta başkalarıyla olan bağın içinde ifade edilir; aksi takdirde ne direkt ışığı hissedebilirsiniz ne de yansıyan ışığı yaratabilirsiniz. Yaradan’a doğrudan yönelik hareket edemeyiz. Biz, genel kırık bir arzu içinde hareket ederiz; onunla birleşmeye, ona dâhil olmaya çalışırız.
Bize toplum biçiminde sunulan kırık arzularımızdan başka hareket edecek yerimiz yok. Yaradan, tüm bu arzuların birikimidir; bizi kontrol eden gizli bir kaynaktır. Bizim görevimiz, O’nun yönetimine karşılık vermek ve O’na gelmektir; o zaman O ifşa olacaktır. Yani bütün iş, başkalarının arzularının içine nüfuz etmektir.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

