Daily Archives: Ocak 15, 2026

Kendimizi Geliştirmek

Yukarıdan yönetildiğimizi ve bunun bir oyun gibi olduğunu anlamamız gerekiyor. Şu anda, gerçeklikte en önemli unsur olduğumu hissediyorum. Ama bu his, önceden belirlenmiş bir programdan başka bir şey değildir.

Aslında bende özel ya da önemli bir şey yoktur. Bu şekilde yaratıldım ki, “içimde” çok önemli bir şey gibi hissettiren şeye doğal olarak özen göstereyim, oysa bu içsel algı bana dışarıdan göründüğünden daha yabancıdır.

İçimde sürekli kendime odaklanmamı sağlayan yerleşik bir program var. Otomatik olarak sadece kendimle ilgilenerek çalışıyorum, neredeyse bir robot gibi. Bu nedenle görev, bu iç programı ayırt etmek, gerçeğe ne kadar zıt olduğunu görmek ve ardından bilinçli olarak çaba yoluyla inşa ettiğimiz dış bir programa geçmeye çalışmaktır.

Bu, yaratılış eylemine geri döndüğümüz ve Yaradan yerine, O’nun ışığının gücüyle, tıpkı Yaradan’ın bizi mevcut arzularımızla ilgili olarak programladığı gibi, kendimizi dışsal arzularımızla (Kelim) ilgili olarak yeniden programlamaya başladığımız anlamına gelir.

Bu şekilde, Yaradan’la aynı eylemi gerçekleştiririz. Yaradan’ın çalışmasını inceler, gerçeklik üzerinde kontrol elde eder, bilgelik kazanır ve gerçekliği Yaradan’ın algıladığı biçimde görmeye başlarız.

Bu çalışma “mantık ötesi” olarak adlandırılsa da aklı reddetmez. Aksine, Yaradan’ın içimde oluşturduğu şeyi sürekli kontrol ederim ve sonra aynı formu dışa doğru uygularım. Ama önce egomu adım adım dikkatlice incelemeliyim çünkü tam olarak aklın içinden mantık ötesine geçebilirim.

Yaradan beni sürekli kendimi düşünmem için programladı. Ama şimdi kontrol ediyorum ve bunun ne kadar yapay ve temelsiz olduğunu, hiçbir fayda sağlamadığını, hatta zarar verdiğini ifşa ediyorum.

Buradan programın yönünü tersine çevirmeyi; içe dönük alımdan dışa dönük ihsan etmeye geçmeyi öğreniyorum.

Kabala Biliminin Ne Söylediğini Anlamak

Doğal egoizmi, kamuoyu ya da eğitim gibi yapay araçlarla ortadan kaldıramazsınız. Bunun doğal bir din dışında tedavisi yoktur. (Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları).

Baal HaSulam,  ne eğitimin ne de kamuoyunun insanlığa yardımcı olacağına, sadece dinin yani mutlak ve sınırsız olan aydınlanmanın yardımcı olacağına inanır. Din derken Baal HaSulam Kabala bilimini ifade eder; bu bilim üst gücü ortaya koyar, bu sistem sayesinde bu güç, sonsuzluk dünyasındaki en yüksek noktasından itibaren tüm dünyaları, yönetim sistemini, en alt dünyamızda bizleri yönetir.

Bu sistemin nasıl işlediğini anlamadan ve ona kendi tarafımızdan, aşağıdan yukarıya uyum sağlamadan, hayatın anlamına ulaşamayız. Aynı zamanda “hayatın anlamı” kavramına herhangi bir felsefi çağrışım da yüklemiyoruz; çünkü hayatın gerçek özünü anlamadan normal şekilde işlev göremeyiz.

Yaratılışın amacına doğru olan gelişim yönüyle uyumlu her eylemimizin bize fayda sağladığı ve olumlu sonuçlar verdiği bir duruma doğru ilerliyoruz. Eylem tam olarak amaca yönelik değilse, bizi ona yaklaştırmıyorsa, olumsuz bir sonuç doğurur ve acı çekeriz. Üstelik bu sistemle benzer olmadığımız için, hangi eylemlerin hangi sonuçları doğurduğunu bilmeyebiliriz.

Gelişimimizin bu noktasında tam olarak ne yapmamız gerektiğini bilmek, yerimizde saymayı ya da geriye gitmeyi bırakmak; düşmemek, darbeler almamak ve krizden krize savrulmamak için, Kabala biliminin ne söylediğini anlamamız gerekir.

Kabala bilimi, insanın hangi sistem içinde yaşadığını ve onu hangi dünyaların kuşattığını; üst gücün, Yaradan’ın, bu dünyalar aracılığıyla alt dünyada bizi nasıl yönettiğini; Yaradan’ın yönetimine nasıl karşılık vermemiz gerektiğini ve varmamız gerekeni yani Yaradan’la tam benzerlik, uyum ve yapışma hâlini açıklar.

Günümüzde Kabala bilimi çok önemli hâle geliyor; çünkü bugün hiçbir küresel liderin ne filozofların ne de bilim insanlarının, nerede olduğumuz, kendimize nasıl davrandığımız ya da yıkıma doğru gitmek yerine az çok katlanılabilir bir “yarın” sağlamak için kendimizi nasıl yöneteceğimiz konusunda sağlam bir fikre sahip olmadığını görüyoruz.

Bugün birçok insan bunun giderek daha fazla farkına varıyor, ancak insanlar hâlâ “Kabala” olarak bilinen bir bilgi sistemi olduğunu anlamıyor.

Genel olarak, dine sadece üst güce olan inanç değil, onun incelenmesi diyoruz. Yani, Kabala bilimi üst gücün bilimidir. Eğer üst güç bizi bir sistem aracılığıyla yönetiyorsa, o sistemi inceleyebiliriz. Üst gücün kendisini incelemek imkânsız olabilir, ancak en azından onun bize etkisi anlaşılabilir, incelenebilir ve uygulanabilir.

Kabala bilimine geçmişte hâkim olmuş olan Kabalistler, zamanın derinliklerinden bize şunu yazarlar, üst gücün arzusu, bizim O’nu ifşa etmemiz, O’nun iyiliğini, ebediliğini ve mükemmelliğini anlamamız ve O’na benzemeye çabalamamızdır.

Önemsemenin İyileştirici Gücü

Soru: Hastalarımdan biri şeker hastasıydı ve depresyondan muzdaripti. Yalnızdı, bu yüzden etrafta ne bulursa onu yiyor, asla kendine yemek pişirmiyor, hazır yemekleri mikrodalgada ısıtıyor ve aceleyle yiyordu. Ona bir arkadaşı olup olmadığını sordum ve olumlu cevap aldıktan sonra, birbirleri için yemek yapmalarını tavsiye ettim. Tavsiyemi dinlediler ve ikisi de iyileşmeye başladı. Neden insan kendisi için bir şey yapamazken, başkası için zevkle yapar?

Cevap: Bu durum, özellikle kadında daha güçlü bir şekilde ifade edilir çünkü o annelik içgüdüsünden gelen bakım ve sorumluluk duygusuna sahiptir. İnsanlar sadece kendilerine yemek pişirmek için çok tembeldir. Bilindiği üzere, yalnız yaşayan bir kadın asla yemek pişirmez. Ama bir ailesi varsa, işleri kendi haline bırakamaz.

Başkalarına baktığımızda neden daha sağlıklı oluruz? Sistemlerimiz birbirini dengelediği için değil, doğayla, dengeye ulaşmak için çabalayan muhteşem güçlerin dolaştığı geniş çevremizdeki dünya ile dengeye girdiğimiz için. Birbirimizle çift kutuplar gibi var oluruz: artı-eksi, eksi-artı, bu muazzam alanla, bu muazzam güçle etkileşime girmeye başlar. Ve ona benzemek için çabaladığımızdan, bizi iyileştiren olumlu etkisini kendimize çekeriz.

Birbirimizle hangi seviyede etkileşime girdiğimizin önemi yoktur. İki kişinin küçük hoş şeyler paylaştığını varsayalım; ne olduğu önemli değildir. Önemli olan, onları bu geniş alanla uyumlu hale getiren bir eylemin gerçekleşmesi ve ardından her ikisinin de iyileşmeye başlamasıdır. Birinin diğerine bir elma göndermesi ve diğerinin de aynı derecede önemsiz bir şey göndermesi önemli değildir; mesele bu değildir. Mesele, tam olarak çevreyle olan uyumda, kendinizi neye hizaladığınızda yatmaktadır: ya sadece olumsuz etkiler aldığınız yozlaşmış insanlıkla ya da doğanın büyük gücünün olumlu etkisiyle.

Dinlenmeye Gerek Yok

Soru: Ruhun sakinliği ve uyumu neye bağlıdır?

Cevap: Sakinlik ve uyum, bir Kabalist için iyi koşullar değildir. Yaratılışın amacına göre bunlara doğru çabalıyor olsak da daha yüksek bir hedefe yönelmiş bir kişi için sakinlik, dayanılmaz bir hoşnutsuzluk duygusu uyandırır; bunu tahammül edemez. Bu nedenle, kişi sakinlik hakkında düşünmemelidir.

Kişi farklı koşullardan geçer. Yine de dinlenmeye değil, hedefe doğru uygun harekete, sürekli yenilenmeye ve her zaman yeni hisler ve dolumlar elde etmeye çabalamalıdır.

Soru: Ama Yaradan her zaman dinlenme halindedir. Burada ne tür bir dinlenmeden bahsediliyor?

Cevap: Gerçekten de Yaradan veya üst ışık tam bir dinlenme halindedir. Mesele şu ki, O değişmez ve herkese sadece sonsuz sevgiyle yaklaşır. Değişmeyen hareket (hızlanma veya değişiklik olmadığında) da dinlenme olarak adlandırılır.

Bir cisim düzgün, doğrusal bir hareket halindeyse yani kendini değiştirmiyorsa, dinlenme halinde olduğu kabul edilir; onu yavaşlatacak veya değiştirecek hiçbir kuvvet etki etmez. Aynı şey burada da geçerlidir.

Kabalistler sürekli olarak ilerlemeye, değişmeye, dolmaya, hızlanmaya çalışırlar; bu nedenle dinlenmeye ihtiyacımız yoktur.

Kabala’da, hızlanma olmadan ilerlemek, ilerleme olarak kabul edilmez. Her gün derse gelebilir, yıllarca bir şeyler yapabilirsiniz; bu ilerleme olarak kabul edilmez. Kendinizi hızlandırmak için çaba göstermelisiniz.

Geleceğin Formülüne Müdahale Etmek

Soru: Kabala bilimi geleceği tahmin etmemizi sağlar mı?

Cevap: Kabala bilimi, doğanın tüm planlarını, yani Yaradan’ın planlarını, geçmemiz gereken tüm yolu bilir. Sonuçta, tüm seviyelerdeki pozitif ve negatif güçlerin dengesi, Kabala’da bilinen formüllere göre gerçekleşir. Ancak bu formüllerde küçük bir faktör daha vardır: insanın özgür iradesi.

Bu, şu anda ve gelecekte bu formülleri etkileyebileceğimiz ve şimdiki zamandan geleceğe nasıl geçeceğimizi belirleyebileceğimiz anlamına gelir.

Anında yenilenen ve geçmişe dönüşen her an, bir sonraki anda veya daha uzun bir süre içinde bir koşuldan diğerine nasıl geçeceğimi belirleyebilirim.

Koşullarımız, aramızda sağlamamız gereken genel dengeye doğru ilerlemelidir. Doğanın tamamı, insan sistemi, insanlık da dahil olmak üzere, denge için çabalar.

Ancak, insanlığın son ıslahı olarak adlandırılan bu denge koşuluna tam olarak nasıl ulaşacağımız bize bağlıdır. Katılımımıza bağlı olarak, bu koşula olumlu veya olumsuz yaklaşabiliriz.

Soru: Son ıslahı gerçekleştirmek için ayrılan belirli bir süre var mı?

Cevap: Süre sınırı 6.000 yıldır ve şu anda 5776 yılındayız [2016]. Yani, insanlığın kendini ıslah etmek ve içindeki güçleri, yani iyiliği ve kötülüğü dengelemek için 224 yılı var. Bu iki gücün sadece dengelenmesi gerekiyor. Kötü bir güç ya da iyi bir güç yok; tek kötü şey, aralarındaki dengenin olmaması. Bizler, insanlar, bunları dengelemekle yükümlüyüz.

Ancak 224 yıl beklememize gerek yok; bunu çok daha erken yapabiliriz. İnsanlık içindeki güçleri birkaç ay içinde dengelemek mümkündür. Kötülüğün gücü çok büyüktür; her eylemimizde hakim olan kötü doğamız, egoizmimizdir. İyiliğin gücü ise çok zayıftır. Egoizmimizi sadece biraz yumuşatır, bu da birbirimizi öldürmeden veya yemeden, bir şekilde bir arada yaşamamızı sağlar. Ama özünde, hepimiz egoizmimiz tarafından yönlendiriliyoruz ve herkes diğerinden üstün olmak, daha uzun, daha güçlü, daha zengin olmak istiyor.

Öncelikle egoizmin ana düşmanımız olduğunu ve dengelenmesi gerektiğini kabul etmeliyiz. İçimizde egoizmimizi dengeleyebilecek iyi bir güç var; sadece onu geliştirmemiz gerekir.

İyiliğin gücü ve kötülüğün gücü doğru bir şekilde dengelenmeli ve “orta çizgi” denen noktaya ulaşmalıdır, böylece iyilik ve kötülük arasında denge kurarız. Bu iki gücün dengesi sayesinde dengeli, iyilik dolu bir dünyaya ulaşırız.

Tüm doğa iki zıt güçlere dayanır: ışık ve karanlık, gündüz ve gece, artı ve eksi, soğuk ve sıcak, elektronlar ve pozitronlar. Dünyada karşı gücü olmayan hiçbir güç yoktur.

Yapmamız gereken tek şey, bu iki gücün tüm tezahürlerinde aralarındaki denge noktasını bulmaktır; bunun içinde kendimizi o kadar iyi hissedeceğiz ki, bu iki gücü dengelediğimizde, ebedi ve mükemmel bir dünyada, Cennet Bahçesi’nde yaşıyormuşuz gibi gelecek.