Monthly Archives: Ekim 2025

Özgür Seçim Nerede Gerçekleşir?

Soru: TES’te (On Sefirot’un Çalışılması) gerçek Kelim’in, Atzilut dünyasında var olduğu söylenir. Ancak şunu da öğreniyoruz ki bu aşamada Yaradan’dan hala bir ayrılık yoktur. Aynı zamanda, tüm sistemin tam olarak özgür seçimi mümkün kılmak için yaratıldığını ve gerçek Kli’nin özgür seçimin olduğu yerde var olduğunu öğreniyoruz. Peki, Atzilut dünyasında özgür seçim var mı?

Cevap: Hayır, Atzilut dünyasında özgür seçim yoktur.

Bizim seviyemizdeyken, alt seviyelere ait tüm eylemleri toplayıp onları daha üst seviyelere yükseltmeye çalışırız, böylece daha yüksek bir seviyeden gelen aydınlanma bizi etkiler ve giderek daha yüksek derecelerin güçlerini yavaş yavaş, adım adım ifşa edebiliriz.

Soru: O zaman, gerçek Kli nedir? Özgür seçim değilse, hangi parametreler buna dahildir?

Cevap: Özgür seçim henüz bir Kli değildir. Sadece aşağıdan yukarıya doğru belirli bir niyettir. Dolayısıyla özgür seçim, alt seviyedekilerin, yani dünyamızdaki insanların, kendilerinde ışığın bir miktar etkisini hissetmeleri ve daha yüksek köklerine doğru çabalamaları ile gerçekleşir.

Manevi Yolda Yaradan Ve Tora

Soru: Kişi manevi yolda “Yaradan” ve “Tora” kavramlarını nasıl tasavvur edebilir?

Cevap: Tora, bizi ıslah eden ve ardından bizi dolduran ışığın tamamıdır.

Baal HaSulam, “Zohar Kitabı’na Giriş”te şöyle yazar: O Partzuf’taki 613 organın her biri, kendine özgü bir şekilde, bağımsız bir Partzuf olarak, tam olarak parlar. O zaman, her bir Mitzva’yı gerçek niyetine göre yerine getirme olanağı onun önünde açılır, çünkü Partzuf Neşama’daki her organ, o organla ilişkili her bir Mitzva’nın yollarını aydınlatır.

Bu ışıkların muazzam gücü sayesinde, kişi alma arzusunun konuşan kısmını arındırır ve onu ihsan etme arzusuna dönüştürür.

O, arzularımızın 613 parçadan oluştuğunu, tamamen egoist ve kırık olduğunu açıklıyor. Bu kırık arzular, talebimizle ve birbirimizle bağ kurma çabalarımızla düzeltilir çünkü onlar, iplikler gibi bizi birbirimize, her birimizi diğer herkesle bağlar.

Bunlar, “Tora’nın 613 ışığı” olarak adlandırılan, 613 ışığın yardımıyla ıslah edilir. Ve bu 613 arzuyu ıslah ettiğimde, onlar başka bir kişinin aynı 613 arzusuyla bağ kurarlar. Anlaşılan o ki hepimizin, her bir kişinin 613 arzusu, ipliğiyle, diğerleriyle bağlıyız ve ortak bir karşılıklı ihsan etme ağı ortaya çıkıyor.

Benim 613 arzum, her bir kişideki ve herkesteki 613 arzuyu fak eder ve anlar ve herkese ihsan etmek için herkesle birleşir. Ve sonra tüm ışık, herkesi doldurmak istediğim tüm doyum içimden geçer!

Hepimizi doldurmak için ifşa olan ortak ışığa Yaradan (Bo-Reh) denir yani O’nun, Kendini senin içinde nasıl kıyafetlendirdiğini “gel ve gör”.

Dolayısıyla, 613 ıslah olmamış arzuya sahibimdir ve bunları ıslah etmek için 613 ıslah eden ışığa ihtiyacım vardır; bunlara Tora yani “kaynağa dönen ışık” denir. Ve sonra Yaradan, benim bu ıslah edilmiş arzularım içinde kıyafetlenir ve aramızdaki bağda Kendisini ifşa eder.

Görünen o ki İsrail (ıslah olmamış arzular), Tora (bu arzuları ıslah eden ışık) ve tüm bu sistem içinde kıyafetlenen Yaradan, tek bir bütün halinde birleşir.

Gerçek Sevgide Birleşin

“Çeşitli Kurallar”da şöyle denir: “Dua, esasen herkesle birlikte yapılır ve yalnızken yapılmaz, ki böylece kişi ayrı ve yalnız kalmaz, zira bu Keduşa’nın tam tersidir. Daha ziyade, kutsal topluluğu bir araya getirmeli ve bir olmalıyız.” Ve toplumdaki bu dua, tam da bir araya gelip ruhları birleştirmek istediklerinde, mükemmel bir duadır.

Şimdi arzularımızın bağını kurabileceğimiz ve dua adı verilen ortak bir arzuyu oluşturabileceğimiz bir koşuldayız.

Bu, insanların tapınaklarda veya kiliselerde yükselttiği dua ile ilgili değildir. Dua, egoist ayrılığa rağmen paylaşılan ortak bir arzudur; bunun üzerine çıkıp dürtülerimizi Yaradan’a bağlamaya çalıştığımızda, birlikte, tam olarak birlikte, aramızda, artık her birimizin olmadığı ortak arzuda, Yaradan’ı ifşa ederiz.

Bu yüzden, kongre gibi, bu tür etkinliklerde bir araya geliyoruz. Bunun temel amacı, birlikte talep edebileceğimiz koşulları yaratmaktır. Bu tür toplantılara gelmeden de alabileceğimiz her şeyi alabiliriz.

Bize verilen her fırsatı doğru kullanmalıyız: aramızdaki tüm rahatsızlıkların üstesinden gelerek her anı aşmalı ve bu bağda Yaradan’a, Kendisini içimizde ihsan etme niteliği olarak ifşa etmesi için talepte bulunmalıyız. Başkalarına karşı hislerim ve onlara tüm doğal yeteneklerimle duyduğum ilgi, “Komşunu kendin gibi sev” denen şeydir.

Bu nedenle Baal HaSulam şöyle yazar: “Tüm hayali meşguliyetlerden uzaklaşın ve kalplerinizi düşünmeye ve kalplerinizi gerçekten birleştirmek için uygun taktikler geliştirmeye adayın.” O zaman kendinizi, tüm günahları örten sevginin içinde bulacaksınız.

Sizden çok rica ediyorum: Bunu yapın. Gerçek sevgide birleşmeye başlayın ve kendi içinizde Ta’amim’i (tatlar) yani içinize giren ışıkları keşfedeceksiniz.

Işığın Yayılması Üzerindeki Etki

Soru: Işığın yayılması üzerindeki doğru etkimiz nedir?

Cevap: Işığın yayılması üzerindeki doğru etki, düşünce ve eylemlerimizde ona benzer olmaktır.

Soru: Kabalistlerin temel eylemi duadır. Farklı ışıkların hissiyatı, duayı nasıl etkiler ve bizim için neden gereklidir?

Cevap: Bu şekilde, hangi Kelim’e sahip olduğumuzu netleştirmeyi öğreniriz, böylece onları yavaş yavaş üst ışıkla doldurmak için kullanabiliriz.

Işığın Alımı Nasıl Gerçekleşir?

Soru: Islahlarının ardından dünyalara girmesi gereken tüm ışıklara saran ışıklar denir ve hepsi yansıyan ışığa dahildir. Neden yansıyan ışığın içindedir, direkt ışığın içinde değildir?

Cevap: Mesele şu ki, yalnızca direkt ışığı reddetmek gibi bir eylem, Kli’yi ışığı almaya başlayabileceği bir duruma getirir.

Bu nedenle, Kli önce ışığı kendinden uzaklaştırmalı ve ardından onunla daha fazla çalışmaya başlamalıdır.

Onlunun Duası

Soru: Onlunun duası nedir? Birbirimizle ve Yaradan’la birleşmek midir?

Cevap: Bu, onlu olarak hep birlikte Yaradan’dan bizi birbirimizle ve Kendisiyle birleştirmesini dilediğimiz bir duadır.

Bu koşulda, yaratılışın kaynağına yani Yaradan’ın bizim için belirlediği koşula yönelik tek bir arzuda gerçekten birleşiriz; böylece bu birleşik arzu ve birleşik niyetten O’na dönebiliriz.

O zaman O bizi duyacak, Hisaron’umuzu, ortak arzumuzu alacak ve onu ışığıyla, Kendisiyle dolduracaktır.

Nefreti Sevgiyle Örtün

Soru: Ders biter bitmez, dışarı çıkıyorum ve  dostlarımın düşüncelerindeki önemsizliği, pisliği ve tutarsızlığı duyuyorum ve sonra bunu kendi içimde de fark ediyorum. Dua ediyorum ve daha da fazla nefret açığa çıkıyor. Bunu sevgiyle nasıl örtebilirim?

Cevap: Yaradan’dan talep etmelisiniz. Tek başına bir insan bunu yapamaz. Ama talebin çok güzel.

Yaradan’dan, dostlarınla olan ilişkini sevgiyle örtmene izin vermesini iste.

Yaradan’ı Bir An Bile Bırakmayın

Soru: Kongre süresince, tüm büyük Kli’yi onlumun merkezinde birleştirmeye çalıştım. Sonra herkesin bu gücü onlularda yoğunlaştırdığını fark ettim. Bu gücü nasıl bir araya getirip Yaradan’a ortak bir dua yükseltebiliriz?

Cevap: Birbirinizle giderek daha fazla birleşin, bunu Yaradan’dan talep edin. O’nu bırakmayın ki, niyetlerinizin ve arzularınızın merkezinde kalsın ve Yaradan’ın birlik çabalarınızda mevcut olduğunu ve birliğimizi bütün ve güçlü kıldığını hissedesiniz.

Bu koşula ulaşır ulaşmaz, birliğinizi ve içindeki Yaradan’ı tek bir manevi bütün olarak hissedeceksiniz.

Başka bir şeye ihtiyacınız yok; gerisi Yaradan tarafından yapılacaktır.

On Sefirot Nedir?

Soru: Atzilut dünyasının on Sefirot’u nedir? Onlar ne içerirler ve ne işe yararlar? Ve neden dokuz veya on bir değil de on tanedirler?

Cevap: On Sefirot, Yaradan tarafından başlangıçta yaratılan alma arzusu üzerinde gerçekleşmesi gereken gerekli dönüşüm sayısıdır; böylece bu arzunun taşıyıcısı, neden böyle olduğunu, nasıl işlediğini ve içinde nasıl bir tepkinin ortaya çıktığını hissedebilir.

Soru: On Sefirot’un tam ifşası nedir?

Cevap: Bunun ne olduğunu bilmiyorum. Fakat kökümüze yaklaştıkça, ona giderek daha fazla benzer hale gelir ve daha fazla şey ifşa ederiz. Bu benzerlikte, kökle bütünleşmede, manevi dünyanın tüm niteliklerini ediniriz.

Adım Adım İlerleyen Bir Süreç

Soru: Kusursuz kolektif dua, tüm dostların yüreklerinden aynı anda yükselen bir haykırışla mı elde edilir, yoksa adım adım ilerleyen bir süreç midir?

Cevap: Kolektif dua, adım adım ilerleyen bir süreçtir. Sonuçta, her grubun, her onlunun veya her bireyin gerçek çalışmasının ne olduğunu bilmiyoruz. Bu nedenle, hedefi seçerken ve onu edinmeye gayret ederken, mümkün olan her çabayı göstermeliyiz.