Daily Archives: Ekim 7, 2025

RABAŞ Bizim İçin Yolu Açar

Dolayısıyla, bize kutsal ışıklarını veren ve ruhlarını, ruhlarımıza iyilik yapmaya adayan hocalarımıza ne kadar müteşekkir olmamız gerektiğini gelip görün. Onlar ağır ıstıraplar ile tövbe yolunun ortasında dururlar. Onlar bizi ölümden beter olan ölüler diyarından kurtarırlar. (Baal HaSulam, “Panim Meirot uMasbirot” Kitabına Giriş)

Büyük Kabalist, öğretmenimiz RABAŞ’ın anma gününde, gerçeklikten uzak olan maddi dünyada adet olduğu gibi, anılara kapılmıyor ve onun vefatına yas tutmuyoruz.

Bu günü, kökümüze daha da güçlü bir şekilde bağlanmak, tutunmak, daha da yakınlaşmak için bir fırsat olarak algılıyoruz. Çünkü RABAŞ, Yaradan’ın bize belirli bir formda ve güçteki ifşasıdır.

Yaradan’a, bize böyle bir elçi gönderdiği ve bu elçi aracılığıyla üst güce yaklaşma, kendimizi ıslah etme ve bizlere Yaradan’a benzeme olanağını açtığı için teşekkür etmek isteriz. RABAŞ aracılığıyla kendimizi Yaradan’a bağlarız çünkü o, bizimle Yaradan arasında bir ara derecedir ve onun sayesinde var oluruz ve onun aracılığıyla manevi yükseliş için gerekli olan her şeyi alırız.

RABAŞ, bizi Yaradan’la bağlayan bir sistem olarak bize ifşa olur, bu sistem aracılığıyla kendimizi gerçekleştirebilir ve gerçeğe yaklaşabiliriz. Bu nedenle, onun dışsal görünüşünü ve dünyevi alışkanlıklarını değil, her şeyden önce onu, Yaradan’ın bize karşı özel bir ifşası, Yaradan’ın böyle bir formda tezahürü olarak düşünürüz.

RABAŞ’a ne kadar çok değer verirsek, Yaradan’a o kadar çok yaklaşırız, Yaradan’ın onun aracılığıyla yarattığı o özel ifşayı yüceltiriz. Böylece “RABAŞ” olarak adlandırılan bu üst güç, bizi Yaradan’a bağlayan ve O’na yaklaştıran bir kanal haline gelir.

Yaradan’ın bu ifşası, bir dereceye kadar dışsal biçimde görünmüştü, sonra bu dışsal görünüm kayboldu. Ancak biz, bu dışsal yok oluşa, bu sönükleşmeye rağmen, aynı şekilde kendimizi içsel olarak aydınlatmalı ve RABAŞ’la, bu manevi kökle, daha yüksek derecemiz gibi bağ kurmalıyız ki onun aracılığıyla Yaradan’la bağ kuralım.

Yaradan, bazı özel ruhlar aracılığıyla alt derecelerdeki birçok ruha etki eder. Sanki beyin, önemli bir organa komut verir, o da vücudun çeşitli hücrelerine sinyaller gönderip onların davranışını yönlendirir. Baal HaSulam’ın devamı olan RABAŞ, bizim neslimizde bir dönüm noktası oldu — manevi yükselişin modern, pratik metodunun kaynağı oldu.

Bu nedenle, onunla bağ kurma, ondan çağımıza uygun metodu alma ve onu uygulama fırsatının bize bahşedilmiş olmasının, bize ne büyük bir armağan olduğunu anlamalıyız.

Öğretmenimiz RABAŞ’a o kadar minnettar olmalıyız ki, onun ruhu, gerçekliğin bu parçası, tüm ıslah metodunu oluşturup bize aktarabilecek kadar yüceydi. O olmasaydı, manevi dünyaya ulaşmamız olağanüstü derecede zor, hatta belki de tamamen imkânsız olurdu.

Üst güç, Adam HaRişon sisteminde yayılır; yukarıdan aşağıya doğru ifşa olarak sistemin her parçasına hayat verir. Ve ışık, Adem HaRishon’un beden zincirindeki bir sonraki organları canlandırmak için, sistemin alt katmanlarına yayılmak zorunda kaldığında, sistemin daha yüksek, özel parçalarının, bu çalışmaya dahil olması ihtiyacı ortaya çıkar.

Gelişim yukarıdan aşağıya doğru işler; dolayısıyla, daha alt bir derece geliştiğinde, bu bütün üst derecelerde değişiklikler doğurur. Her ıslah, “Son Nesil” denilen daha aşağı ruhları uyandırmak, onları da Yaradan’a benzerliğe getirmek içindir.

RABAŞ, bütün neslimiz üzerinde etkili olan büyük, evrensel bir gücü simgeler. Bize düşen tek şey, Baal HaSulam’ın metodunu – ki RABAŞ tarafından bize aktarılmış ve açıklanmıştır – gerçekleştirmektir. Bu nedenle, dünyayı tek bir sistem olarak algılamak ve bunu doğru biçimde uygulamak için, RABAŞ’ın makalelerini çalışırız, RABAŞ bizi en pratik biçimde buna yönlendirir.

Baal HaSulam bize bir rehber olarak değil, tüm yaratılışı baştan sona, hatta sınırlarının ötesine kadar bilen bir bilim insanı olarak ifşa olur. RABAŞ ise tıpkı bir yetişkinin bir çocuğa rehberlik etmesi gibi, elimizden tutar ve ıslahın sonuna kadar bu yolda bize rehberlik eder. O bizlere yolu açar ve yanımızda yürür.

Bizim neslimizde ifşa olan ağır, bayağı ruhlar, RABAŞ’ın ortaya koyduğu metot olmadan Yaradan’la yapışmaya ulaşamazlardı. Çünkü RABAŞ, Baal HaSulam’ın yazdığı o yüksek derecelere nasıl ulaşılacağını açıklar.

Baal HaSulam, daha yüksek dereceler ve daha yüksek koşullar hakkında bilimsel bir araştırmacı gibi yazar. RABAŞ ise bu derecelerin kendisinden değil, insanın bunları edinmek için yapması gereken içsel çalışmadan yani araçlardan: çevre, birlik, kendini iptal etmekten bahseder.

Baal HaSulam bu kitaplarda tüm üst sistemi anlatır, ancak bu kitaplar kişinin yükselebilmesini sağlayacak ders kitapları değildir. O, bir senfoni bestelemiş bir besteci gibidir. Fakat o eseri okuyup çalabilmek için önce nota bilgisini ve gam tekniğini öğrenmemiz gerekir. Bunun için başka birine, bir öğretmene ihtiyacımız vardır ve işte bizim için böyle bir öğretmen, bizi tüm yol boyunca yönlendiren RABAŞ oldu.

Onun açıklamaları olmasaydı, Baal HaSulam’ın öğretilerinde kafamız karışabilir ve bunları kendi hayal gücümüze göre yanlış yorumlamaya başlayabilirdik. Ancak RABAŞ’ın bu tür bir başarıya ulaşmamızı sağlayan açıklamalarını fark edersek, o zaman Baal HaSulam’ın ne hakkında yazdığını anlamaya başlarız.

Korku Beklentisiyle

Soru: Yaradan’dan duyulan korku, Rabaş’ın “Toplumun Amacı – 1” makalesinde bahsettiği kişinin alma Kli’sini kullanmasından doğan korkudan nasıl farklıdır?

Cevap: Kli’mizi (doğal, doğuştan gelen alma arzumuzu) kullandığımızda, çeşitli alma arzularını keşfederiz. Ancak eğer diğer dostlarla bağ kurarsak, arzularımız ortak, karşılıklı bir ihsan etme arzusuna dönüşür.

Böylece, aramızdaki bu bağda Yaradan’a yönelmiş ortak bir ihsan etme arzusu ifşa olur. İşte bu, her bireyin kendi arzusuyla grubun arzusu arasındaki farktır.

Grup, bir ve bir daha, bir ve iki daha, bir ve üç daha şeklindedir. Sayı o kadar önemli değildir; önemli olan yöndür. Bu durumda, herkesin arzusu dostlarına yönelmiş olur.

Soru: Ancak Rabaş burada özellikle korkudan bahsediyor.

Cevap: Korku, kişinin bir şeyi derinden arzuladığı ama henüz onu edinmediği, ona henüz hâkim olamadığı bir koşuldur. Korkuyu yine de edineceğiz. Herkes ona sahip olacaktır.

Yaradan Bize Yürümeyi Nasıl Öğretir?

Şüphelerim o kadar büyük ki nereye basacağımı bilmiyorum! Bu hayatta ayağımı basabileceğim hiçbir yer yok; nereye adım atacağımı bilmiyorum. Bu harika bir koşuldur! Bu, yapacak tek bir şeyinizin kaldığı zamandır: Yaradan’a dönme ve yalnızca O’na bağlı olduğunuzu hissetme olanağıdır!

Hepsi bu. En güvenilir ve en doğru olan budur.

Soru: Sadece O’na mı güvenebileceğimizi, başka kimseye güvenemeyeceğimizi mi söylüyorsunuz?

Cevap: Elbette. Eğer O bize, O’ndan başkasının olmadığını hissettirecek koşullar verirse, bu büyük bir kurtuluştur.

Yorum: Bu koşula gelmek güzel olurdu. O zaman daireleri, spor ayakkabılar, arabalar, kimi takip edeceğimiz konusunda çözüm…

Cevabım: Bırakın bu sorular sürekli ortaya çıksın, herhangi bir soru, ancak sadece Yaradan’a özlem duyarsam cevap bulabilirim. O zaman her şey yol boyunca çözülür.

Yorum: Ama bu kolay değil!

Cevabım: Aksi takdirde hiçbir şey yapamayız. Bu sürekli şüpheler, bizim için bu hayatta gereklidir. Her şey Yaradan’dan gelir, egoizmim içinde şüphelere, kararsızlığa, sorulara dönüşür.

Tüm bunları egoizmimle birlikte O’na geri gönderirim. O’na tutunurum. Bu koşul içinde çözümü beklerim, sadece bir çözümü değil, Yaradan’ın bizzat yapıp gerçekleştireceği eylemi beklerim. Sanki bir bebeği alıp önünüze koyup bacaklarını oynatmanız, ona yürümeyi öğretmeniz gibi. İşte yol budur.

Soru: Bu çok güzel! Söylediklerinizi, en düşük günlük seviyedeki herhangi bir soruyla ilişkilendirebilir miyim?

Cevap: Herhangi bir seviyede.

Soru: En yüksek seviyeye kadar mı?

Cevap: Kesinlikle

Soru: Peki o zaman cevabı duyacak mıyım? Kendimi ayarlarsam cevabı duyacak mıyım?

Cevap: Yaradan her şeyi kapsayan mükemmellik olduğundan, O’na göre, yaratılanlarda küçük, önemsiz veya büyük bir olay yoktur. Hepsi eşittir.

Soru: Bu küçük insanın, çocuğun, küçük adımlarının hepsinin babaya, Yaradan’a gittiğini mi söylüyorsunuz? O, bizim oraya yavaş yavaş, küçük adımlarla yürümemizi mi istiyor?

Cevap: Elbette. Sadece O’nun, ayaklarınızı yere yerleştirdiğini ve bu sorular, başarısızlıklar, belirsizlik koşulları vb. yardımıyla, sizi tamamen Kendisine yönlendirdiğini hissetmeniz gerekiyor.