Daily Archives: Ekim 17, 2025

Doğru Niyet

Soru: Ana kaynakların çalışılması, içsel enstrümanlarımızı nasıl ayalar ve kalbimizin derinliklerinden bir dua oluşturur?

Cevap: Gerçek şu ki, tıpkı kalbinizin içinde olduğu gibi, ana kaynakların içinde de Yaradan mevcuttur.

Kendinizi ana kaynaklara ve kalbinizin sesine göre ayarlarsınız, pratik olarak Yaradan ile bağ kurarsınız. Sadece O’ndan bunu istemeniz yeterlidir. Talep etmelisiniz ki kendi duygularınızın içinden O’nunla bu bağı kurabilesiniz.

Her şey önünüzde açık. Talep edin.

Duanın Özü Nedir?

Soru: Dua için kelimelerden yoksunmuşuz gibi hissediyorum. Dua kendini kelimelerle mi yoksa duygularla mı ifade eder?

Cevap: Dua, içimde Yaradan’la bağ kurabilecek duyguları ve O’na nasıl döneceğimi arama sürecinde ortaya çıkar.

Bu koşullar, bu istekler, Yaradan’ı edinmek için açığa çıkarmak istediğim arzuların ta kendisidir.

Soru: Yani bu sadece enim biçimde mi oluyor?

Cevap: Evet, sadece sizin içinizde.

Soru: Sadece kendi hayatımın değil, dostlarımın hayatlarının da duama bağlı olduğunu nasıl hissedebilirim?

Cevap: En azından kongre süresince, tüm dostlarınızla ne kadar bağlanmış olmanız gerektiği konusundaki düşüncelerinizi derinleştirmeniz yeterli. O zaman, bir dereceye kadar, ulaşmak istediğiniz bağın gücünü hissetmeye başlayacaksınız.

Yaradan’la Bağı Nasıl Edinebilirsiniz?

Soru: Dua sırasında, aşılması çok zor olan belirli bir noktaya ulaşırsınız. Yaradan’la bağ içinde olduğunuzu hissetmek için ne yapmalısınız?

Cevap: Yaradan’la bağı edinmek için en kolay yol, dostlarınızla bağ kurmaktır. Başka bir deyişle, onlu grubunuza dahil olmanız ve ardından onlu grubunuzdan birleşik gücünüzü Yaradan’a yöneltmeniz yeterlidir; böylece O, hepinizi Kendisine çekecektir.

O’nun sizleri, kelimenin tam anlamıyla nasıl içine çektiğini ve bırakmadığını hissedeceksiniz.

Duanın Mükemmelliği

Soru: Duamızın mükemmelliği nedir?

Cevap: Bu, doğru duaya ulaşırsak, Yaradan’ın mutlaka ona yanıt vereceğine dair kesinliğinde yatar. Bu yolla hedefe ulaşırız. Bunu, her biri bizi Yaradan’la yapışmaya daha da yaklaştıran koşullarımızdan anlayacağız.

Soru: Bu, mevcut koşullarımızdan nasıl farklıdır?

Cevap: Mesele şudur ki, Yaradan ile hâlâ gerçek bir bağımız yok. Bizi bir gücün yönettiğini hissetmek, onunla bağlı olduğumuz anlamına gelmez.

O’na sesleniyoruz, O’ndan yoksun olduğumuzu, O olmadan tamamen terk edilmiş olduğumuzu hissediyoruz, ancak bir noktaya ısrarla vurursak, kesinlikle Yaradan’la yapışmayı elde edeceğiz.

İyi Ve Kötü Var Mıdır?

Soru: Algımızdan bağımsız olarak, iyi ve kötü var mıdır?

Cevap: İyi ve kötü diye bir şey yoktur. Bu hisler, kişi onları doğru yöne, Yaradan’ın doğru algısına doğru ıslah edene kadar, yalnızca kişiyle ilgili olarak ortaya çıkar.

Bizim dünyamız tamamen özneldir. Sizin için iyi olan, benim için kötü olabilir. Bu yüzden sürekli birbirimizle fikir ayrılığına düşeriz.

Soru: Nasıl ortak bir anlaşmaya varabilirsiniz?

Cevap: Kendi üzerinize çıkarak! Ve orada tek bir ölçüm sistemimiz vardır – onlu. Orada herkesin tek bir algısı vardır. Bu farklı seviyelerde ama aynıdır.

Soru: Yani, siz ve ben egoizmimizin üzerine çıktığımızda, ikimiz de bunun iyi olduğunu mu söyleyeceğiz?

Cevap: Evet, aynı şeyi söyleyeceğiz, ancak bu, seviyemize bağlı olarak içimizde farklı derecelerde tezahür edecektir.

Ruhlar Sistemi


Bir zamanlar, maneviyatı edinmek isteyen insanlar, egoist arzularını kırmak ve yeni, ihsan eden bir doğaya kavuşmak için, bedenlerini kısıtlamalara ve acılara maruz bırakmak zorundaydılar. Mişnah’ın ataları ve bilgeleri döneminde de durum böyleydi.

Ancak daha sonra Talmud dönemi geldi ve o dönemin bilgeleri, Kabalistleri, manevi çalışmalarıyla doğamızı almaktan ihsan etmeye dönüştürme koşulunu değiştirdiler.

Her dönem, ortak ruhlar sistemine kendi ıslah olmuş kısmını kattı. Sonuç olarak, sistem kısmen ıslah edilmiş hale geldi ve içindeki diğer tüm ruhlar, yani henüz ıslah olmamış olanlar, ıslah olmuş kısımdan yardım alabilirler. Artık bedenimize eziyet edip onu sınırlamamıza gerek yok, muazzam egoizmimizle de bunu başaramayız.

Ancak Talmud bilgeleri yolumuzu kolaylaştırmıştır, aksi takdirde bedeni zorlu bir yaşamla işkence ederek kırılması gereken egoist arzunun o kısmını, artık ıslah eden ışıkla ıslah edebiliriz.

Atalarımız ve Mişnah bilgeleri kendilerini iki eylemle ıslah ettiler: bedenin acı çekmesi ve Tora’nın ışığını çekmek. Ancak Talmud bilgeleri sistemi öyle ıslah ettiler ki, böylece bizler bedensel acı yerine, onu aynı Tora’nın ışığıyla ıslah edebiliriz.

Bizim zamanımız için bu çok önemlidir, zira bugün kim modern medeniyetin tüm kazanımlarından vazgeçebilir ki? Talmud Kabalistleri kendilerini ıslah ettiler, ortak sisteme dahil oldular ve sistemin ıslah edilmiş kısmı daha büyük hale geldi.

Her ne kadar doğuştan ıslah olmamış ve kötü olsam da, kendimi onu ayakta tutan birçok ıslah olmuş parçadan oluşan bir sistemin içinde bulurum ve eğer ıslah olmak istersem, yardım isteyebileceğim ve onlarla birleşebileceğim bir yere sahibimdir!

Artık bu sadece bana bağlıdır!