Monthly Archives: Temmuz 2025

Ufkunuzu Genişletin

Soru: İnsan derecelerini yükseltmek için, dostlarımıza sevgi ve karşılıklı garanti uyguladığımız bir grup ve Kabalistik bir toplum seçeriz.

Aynı zamanda, bizi olumsuz etkilememeleri için kendimizi diğer ortamlardan izole ediyoruz. Bu izolasyon gerçek hayattan ve dünyada olup bitenlerle ilgili sorumluluğumuzdan geri çekilmek anlamına gelmez mi?

Cevap: Birincisi, şu anda dünyada olup bitenler için henüz herhangi bir sorumluluk taşımıyorsunuz.

İkinci olarak, kademeli olarak yükseldikçe ufkunuzu genişleteceksiniz. Diğer grupları nasıl etkilediğinizi, tüm grupların birlikte Yaradan’ı nasıl etkilediğini ve Yaradan’ın her bir grupla nasıl ilişki kurduğunu göreceksiniz. Tüm bunları inceleyeceğiz ve pratikte çalışacağız.

Hiçbir şeyden korkmayın. Önemli olan dersleri kaçırmamak ve maneviyat hakkında mümkün olduğunca çok bilgi edinmeye çalışmaktır.

Onlunun Perdesi

Soru: Onlunun perdesi nedir ve nasıl arttırılabilir?

Cevap: Onlunun perdesi, Kabalistlerin Yaradan’ı hissetmek için aralarında oluşturmak istedikleri organdır. Bunun içinde, kendileri ve Yaradan arasındaki bağı ifşa ederler ve bu şekilde ilerleyebilirler.

Kendinizi Yaradan İle Nasıl Hizalayabilirsiniz?

Soru: Kendimi dostlarla eşitliğe hazırlayarak, kendimi Yaradan ile aynı hizaya getirdiğim söyleniyor. Şu anda gelişimimin en düşük derecesindeyim.

Kendimi O’nunla nasıl eşitleyebilirim ve mevcut koşulumda bu neden gerekli?

Cevap: Ortak bir arzu içinde dostlara yakınlaşmaya çalışmalı ve böylece Yaradan’a yakınlaşmalı ve O’nunla bağ kurmalıyız.

Birbirimizle bağ kurmaya başladığımız ve bu bağı Yaradan’a yaklaştırmaya çalıştığımız anda, Yaradan’ın kendi adına nasıl giderek bize yöneldiğini ve bizi Kendisine yükseltmeyi amaçladığını hissetmeye başlayacağız.

Ve böylece birbirimize doğru ilerleyeceğiz: bir yanda grup, diğer yanda Yaradan.

İyi Kalpli İlişkiler Aracılığıyla

Soru: Geçtiğimiz iki yıl boyunca, onlu grubumuzda her gün bir araya geldik, ana kaynakları okuduk, derslere katıldık ve ışığı çektik. Yine de yakınlaştığımızı hissetmiyorum. Çalışmaya devam ediyoruz, herkes doğru tutuma sahip ama yakınlık hissi yok.

Cevap: Ne tür bir yakınlık istersiniz?

Yorum: Bütün gün dostlarımı gerçekten düşünmek, onların ilerlemelerini ve katılımlarını önemsemek istiyorum.

Yanıtım: Peki sizi onları düşünmekten, onlara değer vermekten ve kendiniz yerine onlara odaklanmaktan alıkoyan nedir?

Yorum: Kendim yerine dostlarımı önemsemeye başlamak için bu duygunun içimde doğal olarak ortaya çıkmasını bekliyorum.

Yanıtım: O zaman başlayın! Yoksa bu duygunun size kendiliğinden gelmesini mi istiyorsunuz? Başkalarına karşı iyi bir eğilimin aniden ortaya çıkmasını mı bekliyorsunuz?

Mesele şu ki, onlunuzdaki iyi kalpli, kolektif çalışmanızla – birbirinizi desteklemek, kucaklamak ve mümkün olan her şeyi yapmak için çabaladığınızda – aranızda muhtemelen yalnızca olumsuz duygular ortaya çıkacaktır.

Soru: Yani dostlarıma ilgi duymaya başlamam için bir şeylerin değişmesini beklememeli miyim?

Cevap: Hayır! Onlara doğru çekildiğinizi hissetmek için beklemeyin. Neden bekleyesiniz ki? Egoizminiz kendini ifşa etmeye başlamalı. Ne için bekliyorsunuz? Birdenbire iyi bir insan olmayı mı? İçinizde bir melek yok, yalnızca bir yılan var.

Bu nedenle, dostlarınızla yapacağınız iyi işlerin son derece zor duygulara yol açmasını bekleyin. Ancak bu duygular nihayetinde sizi dostlarınızla birleşmeye zorlayacak ve sizi Yaradan’dan aranızdaki bağın niteliğini istemeye yönlendirecektir. Bu bağda, O’nu ifşa edecek ve sonunda üst dünyayı hissetmeye başlayacaksınız.

Her Şeyi Yaradan’a Verin

Soru: Hayatımızın her saniyesinde ruhumuzu Yaradan’a vermeli miyiz, yoksa ruhumuz zaten bize ait değil mi?

Cevap: Kesinlikle her şeyimizi Yaradan’a vermeliyiz çünkü içimizde olan her şeyi O’ndan aldık. Hem iyi hem de kötü, içimizde olan her şey bize Yaradan’dan gelir ve tezahür eder. Bu nedenle kendimizi, her birimizi ve hep birlikte, O’na doğru yönlendirmeliyiz. Ve o zaman başarılı olacağız.

Bu hayatta ve bu dünyada Yaradan’dan doğru niyetleri, doğru arzuyu almak ve yaratılışın amacı için çabalamak dışında hiçbir şey arzulamıyoruz.

Soru: Yaradan’dan gelen tüm iyi ve kötü şeyler, nasıl O’na vermeye dönüştürülebilir?

Cevap: Yaradan’a bağlı kalmak için tüm bunların üzerine çıkmayı isteyerek.

Gelişimin Amacı, Yaratılışın Köküne Ulaşmaktır

Soru: Yol boyunca tükenmeden, hedefe ulaşma niyetiyle sürekli bir arzuyu nasıl sürdürebiliriz?

Cevap: Birbirinizle iyi bir bağ içinde, sakin bir ortamda çalışırsanız, tükenmez veya yolunuzdan sapmazsınız. Yaratılışın büyük amacına, yani Yaradan’ın dünyamızda onu arzulayan herkese ifşa olmasına doğru şekilde ilerleyeceksiniz.

Yaradan sadece bu ifşayı doğru bir şekilde alabilen ve bu sayede O’na yaklaşabilenlere ifşa edilir.

Soru: Eğer hepimizin Yaradan’ın niteliklerini edindiğimizi ve ortak bir ruha bağlandığımızı varsayarsak, o zaman sırada ne var?

Cevap: Başka bir şey yok. Bununla yaratılışın köküne, temeline ulaşırız. Bundan sonra ne olacağını bilmiyoruz ama gelişimimizin amacı budur.

Bireysel Ve Kolektif Arzu

Soru: Kişi geçmişteki alma arzusunu nasıl bırakır? Bu her bir kişi için bireysel bir şey midir yoksa birleştiğimizde tüm onlu içinde paylaşılır mı?

Cevap: Esasen her bir kişi için bireyseldir. Ancak, ıslahın çeşitli aşamalarında birleşir ve Yaradan’dan belirli arzuları, niyetleri ve fırsatları kolektif olarak alırız.

Soru: Eğer kendi başıma bir şey yapamıyorsam, Yaradan’a onluya doğru arzuyu vermesi için dua edebilir miyim ve o zaman ben de onlarla birlikte bunu alabilir miyim?

Cevap: Kesinlikle doğru! Bunu yapabiliriz ve bu bizi gerçekten de aramızda yaratılışın amacı ve Yaradan ile bir bağa götürecektir.

Amaç Ve Yolun Denkliği

Soru: Manevi çalışmada yol mu yoksa amaç mı daha önemlidir?

Cevap: İkisinin de eşit olduğunu söyleyebilirim. Yoldaki her adıma nihai amaçla aynı saygı ve değerle yaklaşmalıyım.

Soru: Hangisi daha kritiktir: onludaki çaba mı yoksa öğrenmenin doğru yolu mu?

Cevap: Hiç kimse size öğrenmenin doğru yolu hakkında bir şey söyleyemez. Çabaya gelince, bunu egoizminize, arzunuza karşı yaptığınızı hissetmelisiniz.

Zohar Kitabı’nı Anlamak

Soru: Zohar Kitabı dersleri sırasında, evde bilgisayarın başındaydım. Herkesle birlikte okumak beni çok etkiledi. Şu anda böyle bir fırsatım yok çünkü o sırada işte veya yoldayım. Zohar’ı okurken yalnız kaldığımda ne yapmalıyım?

Cevap: Her koşulda dinleyin. Sadece dinleyin.

Yorum: Ama Zohar’dan gelen imgeler, bana itici geliyor ve sadece dinlemeye değil, içsel bir etkileşime ihtiyacım var.

Yanıtım: Zohar’ın, grubun manevi koşulları hakkında ne söylediğini anlamaya çalışın. Sonuçta, tüm Kabala sadece onlunun manevi koşullarından bahseder, tabii ki Zohar Kitabı da buna dâhildir.

Soru: Zohar’ın söyledikleriyle meşgul olup düşünmem ve fiziksel imgeleri gözümde canlandırmamam mı gerekiyor?

Cevap: Hayır. Direnmeli ve fiziksel imgeleri gözünüzde canlandırmamalısınız. Aksine, doğru veya yanlış her şey manevi imgelere çevrilmelidir, ancak dünyevi tasvire direneceğiniz gerçeği sizin büyük zaferiniz olacaktır.

Zararlı Otlar, Egoistik Arzularımızdır

Soru: Arzularımızdaki “zararlı otlar” nelerdir ve eğer egoist isek bunları nasıl tespit edebiliriz?

Cevap: “Zararlı otlar” manevi amaçlar için kullanmaya çalıştığınız egoist arzulardır.

Soru: Ama bir egoist olarak bunun başkalarını nasıl etkilediğinin farkında değilim. Bu zararlı otları zararlı olarak görme becerisini nasıl kazanabilirim?

Cevap: Grubun kolektif görüşü ve tüm dünya Klisi tarafından desteklenen bir onlu içinde olduğunuz için bu, içinizde gerçekliği bu şekilde algılamanız için gerekli koşulları yaratır.

Soru: Bu, dostlarımın içimdeki zararlı otları göstermesi gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Onlar zaten gösteriyorlar. Grup, kendiniz, Yaradan ve ilerleme hakkındaki tüm olumsuz düşünceleriniz size maneviyattan gelir.