Kişinin Seçimini Güçlendirmesi

Soru: Kişinin herkesle birlikte ıslah talep edebilmesi için ne tür bir hazırlık gereklidir? Bu Arvut (karşılıklı garanti) mudur?

Cevap: Kişinin bir yasayı yerine getirmek istemesi için ne tür bir hazırlık gerekir? Bu hayattaki her şeyle aynıdır!

Diyelim ki herkes gibi karşıdan karşıya sadece yaya geçidinden geçilmesi gerektiğini söyleyen yasaya uymak istemiyorum. Sadece istemiyorum!

İlkinde, birisi bana sesleniyor ve aldırış etmiyorum. İkinci kez ceza yiyorum. Şimdi ne zaman geçebileceğime ve ne zaman geçemeyeceğime bakmaya başlıyorum. Ama etrafta kimse yoksa, yine eskisi gibi geçiyorum. Üçüncüde, Yaradan korusun, araba çarpar ve sonunda…

İşte o zaman belki de yasalara uymam gerektiğini anlamaya başlıyorum. Buna “Yaradan kişinin elini iyi bir kaderin üzerine koyar ve bunu al der.” denir. Ve kişi artık kendini bu konuda güçlendirmelidir çünkü maneviyatı kendi başımıza arzulayamayız. Ama içimizde bu düşünce uyandığında, düşünmeye başlarız: “Belki de bu yasayı yerine getirmeye değer. Yapmak istemiyorum ama yine de buna değebilir.”

Kişinin çalışması burada başlar.

Tembelliğimize, kötü eğilimimize, boyun eğmeyi reddetmemize rağmen destek, rehberlik ve bu yasayı tutmanın gerekliliğini aramaya ve sonunda bunu gerçekten istemeye başlarız.

Şimdi kişinin içinde seçim imkânı belirir. Kalpteki nokta verildikten sonra kişi ikiye bölünür. Kişinin kalbi tamamen egoisttir. Kendini doldurmaktan ve arzularının önünde duran her şeyi yok etmekten başka bir şey istemez. Ancak bunun aksine, kişiye kalbinde bir nokta verilmiştir.

Bunun ne olduğunu ya da nereden geldiğini bile bilmeyiz ama aniden doğamıza aykırı bir şeye kulak vermeye başlarız. Buna “Yaradan’ın yukarıdan bir parçası” denir. Bunu sabahın üçünde kalkıp ders dinlemeye gönüllü olan insanlarda görebiliriz. İçlerindeki bu bölünmeyi hissetmeye başlarlar.

Artık kişi bir seçimle karşı karşıyadır: tavsiye almak ve onun yardımıyla, aslında kişinin kendisine bile ait olmayan doğasına direnme gücünü kazanmak. Yaradan kötülüğü, yani alma arzusunu yarattı ve kişiye yerleştirdi. Ve bu arzunun dışında sadece ışık vardır yani Yaradan.

İçimdeki bu kötülüğü O yarattı ve şimdi ondan kurtulmak ya da onu ıslah etmek için bir destek bulmalıyım ki daha fazla üzerimde hüküm sürmesin ve Arvut yasasını yerine getirmeyi gerçekten isteyebileyim.

Bu seçimde kendi hayatında, kötülükten kurtulmanın bir yolunu aradığım anlamına gelir, bunu kendi içeriğinin içerebileceğim anlamına gelmez. Kalplerimizi birbirine bağlama, tek bir Kli’de birleşme ve içindeki ışığın varlığına layık olma koşuluna kendi başımıza ulaşamayız. Tavsiye aramalı ve bunu gerçekten istemeliyiz yani zorunluluk hali denilen duruma gelmeliyiz.

Bizim hazır olmamıza “Yapacağız ve duyacağız.” denir. Beni neyin beklediğini bilmiyorum, önümdeki koşul hakkında hiçbir şey anlamıyorum çünkü daha düşük bir dereceden daha yüksek bir dereceye yükseliyorum. Doğası gereği, o yüksek dereceyi anlamıyorum.

Bunu kavrayacak ve hissedecek kadar bilge olsaydım zaten onun üzerinde olurdum. Ancak eğer sadece o dereceye sıçramak üzereysem, henüz bilmiyorumdur. Sahip olduğum tek şey bunun gerekliliğine dair bir histir. Buna “Yapacağız ve duyacağız” denir. “Hazırız. Yeter ki bir şeyler yapalım!”

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed