Arvut’un (Karşılıklı Garanti) Sarsılmaz İlkesi
Alma arzumuz ne kadar büyürse Arvut (karşılıklı garanti) da o kadar güçlü olmalıdır. Bunu tarihin akışında da görebiliriz.
Mısır’dan çıkışla birlikte, Aviut‘un ilave bir derecesini özümsediğimizde, “Sina Dağı’nın eteklerinde tek kalp tek adam olarak durmak” olarak bilinen Arvut‘un ilk seviyesini kabul etmek zorunda kaldık. Bu birlik sayesinde Tora’yı hak ettik.
Daha sonra, çöl yolculuğu sırasında, halkın kabilelere bölünmesinde ve Kohenler, Levililer ve İsrailliler olarak kendi rollerinde kendini ifade eden kolektif katılımın ve karşılıklı garantinin genişletilmesi gerekiyordu.
Yöntem üzerinde çalışıldığında, tüm bunların esasen Arvut adı verilen aynı prensibi ıslah etmenin sürekli bir süreci olduğu, her birinin kendi ruh köküne göre diğerleriyle bağ kurduğu ıslah olmuş bir biçimde tek bir Kli’ye bağlı olduğu anlaşılır.
Halk tapınak inşa etme aşamasına geldiğinde, zaten ülkedeki bağın farkına varmaları gerekiyordu.
Yani, her bir bireyin ve bir bütün olarak halkın içsel durumları değişse de, alma arzuları giderek daha şiddetli bir şekilde yanmaya ve büyümeye devam etti ve bu durum dış koşulları da etkiledi (insanlar İsrail topraklarına girdiler, diğer uluslarla savaştılar ve bu topraklara yerleştiler). Arvut sürekli yeni biçimler almak zorundaydı. Yine de ana fikir değişmedi: birbirimize garantör olmak.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

