Hayatın Anlamı Nedir?
Soru: Tüm hayatınızı hayatın anlamını araştırarak geçirdiniz. Ama hayatın anlamı her kişi için farklı değil mi? Sonuçta tüm hayatımız yetiştirilme tarzımıza ve çevremize bağlı; dolayısıyla kararlarımız ve düşüncelerimiz de yaşadığımız deneyimlere bağlı. Eğer özgecil hedefler başlangıçta içimize yerleştirilmiş olsaydı, nasıl yaşardık ve bu bize ne kazandırırdı?
Cevap: Öncelikle, hayatın anlamı; yaşamak, sonra onun anlamını bulup, ardından ölmek değildir. Hayatın anlamı, hayatın en başında zaten anlaşılmalıdır.
Soru: Öyleyse hayatın anlamı hâlâ herkes için farklı mı?
Cevap: Herkeste ortak olsa bile herkesin kendi hayatının anlamı vardır. Hepimiz çok benzer özelliklere sahip küçük hayvanlar gibiyiz. Hiç kimsede ya da hiçbir şeyde özel bir şey yoktur.
Gerçekten hayatın anlamına sahip olan tek bir doğa vardır; o da kendini doğru şekilde bir sonraki hale getirmek, bir sonraki seviyeye yükselmek ve bizi de oraya yükseltmektir.
Bu seviyeye yükselebilmek için evrimimizin nereye doğru gittiğini anlamalıyız; böylece doğada genellikle olduğu gibi, şu anda karşılaştığımız çeşitli felaketler yoluyla bu seviyeye girmeyelim.
Bu geçişin böylesine aşırı, ani ve dramatik durumlar içinde gerçekleşmemesini sağlayalım. Bilimde, sanatta, insan toplumunda, birbirimizle iletişimde, kuşaklar arasında, her alanda bir krizin içindeyiz, bir duvarın önünde duruyoruz.
Soru: Hayatın anlamı sorusu tam olarak şu anda, bu duvarın önünde mi gündeme geliyor?
Cevap: Evet ve bu netleştirilmeli. Bu çok önemli. Kabala bilimi bununla ilgilenir. Bu yüzden herkese ifşa oluyor ve kendini insanlığa sunuyor.
Soru: Öyleyse doğanın yaşamının anlamı, bizi bu soruya getirmektir ve insan yaşamının anlamı ise bu soruyu netleştirmektir. Peki, o zaman hayatın anlamı nedir?
Cevap: Hayatın anlamı, insanın kendi başına bir sonraki evrimsel seviyeye yükselmesidir. Tıpkı cansız, bitkisel ve hayvansal doğa seviyelerinde her zaman otomatik olarak yükseldiğimiz gibi, şimdi insan seviyesinde olduğumuz için bir sonraki, daha yüksek seviyeye yükselmeliyiz.
Buna maneviyat diyebilirsiniz, ancak dinlerle hiçbir ilgisi yok. Kişinin içsel anlamında, manevi varoluşunda, üst dünyayı kendi içinde ifşa etmesidir.
İçimizdeki doğanın üzerine çıkabilirsek, tamamen farklı bir dünyayı hissetmeye başlarız.
Soru: Bu, bugüne kadar egoizmimiz tarafından yönlendirildiğimiz, egoizmin artık sınırına ulaştığı ve artık egoistçe yaşamamamız gerektiği anlamına mı geliyor?
Cevap: Bir sonraki seviyeye yükselmeliyiz, ancak artık egoizmle değil. Bunu, ışık adı verilen doğanın özel bir gücünün yardımıyla yapmalıyız, bu gücü üzerimize çekmemiz gerekir. O, bizi düzeltir, değiştirir ve bir sonraki, daha yüksek seviyeye benzer hâle getirir.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

