Monthly Archives: Ekim 2025

Yaradan’ı Hissetmeliyiz

Soru: Rabaş ve Baal HaSulam, makalelerinde sürekli olarak yalnızca Yaradan’ın bize yardım edebileceğini yazarlar. Her birimiz, kendi gücümüzden hayal kırıklığına uğrayıp kalbimizin derinliklerinden gerçek bir yakarışa gelene kadar, Yaradan’ı ikna etmeye, yalvarmaya veya mümkün olan her şekilde baskı yapmaya çalışarak yıllar harcıyoruz. Ama bu kişisel bir çabadır.

Ve şimdi hepimiz “tek bir birleşik kalp” koşuluna ulaşmak istiyoruz. Gerçek bir ortak duanın doğduğu bu kalbin derinliği nedir?

Cevap: Birleşik kalp, her birinizin, özellikle de her birinizin, diğerlerinin kalpleriyle bağ kurduğu birleşik bir arzudur. Bu kolektif arzuyu Yaradan’a yükseltirsiniz, böylece O da onu alıp üzerinde çalışmaya başlar.

Doğru yolda ilerlediğimize ve buna yakın olduğumuza inanıyorum. Belki de bu kongrede Yaradan’ın bizimle olan bağını hissedeceğiz.

Soru: Hissedebiliriz de hissetmeyebiliriz de öyle mi?

Cevap: Hayır, O’nu hissetmeliyiz. Zaten pratikte O’nun içindeyiz ve O’nu öyle bir şekilde hissetmeliyiz ki, büyük veya küçük arzularımız aracılığıyla, birbirimizle olan bağlarımız aracılığıyla O’nunla etkileşime girmeye, yani O’nunla olan bağımızı yönetmeye başlayabilelim.

Soru: Kişi, Yaradan ile gerçek ve istikrarlı bir bağ kurduğunda, bunu başka bir şeyle karıştırabilir mi?

Cevap: Genel olarak hayır.

Yaradan’a Sürekli Bir Talep

Soru: Yaratılış planı, neden ihsan etme eyleminin dirençle karşılanacağı şekilde düzenlenmiştir?

Cevap: Arzu ve niyetimizde doğru yöne ulaşabilmemiz için, hem bizi ileriye götüren güçlere hem de ilerlemekten uzaklaştıran güçlere ihtiyacımız vardır.

Bu nedenle, şu anda içinde olmamız gereken durumu açıkça anlamalıyız: Yaradan’a kendi aramızda ve O’nunla birleşmek için sürekli bir talepte bulunmak.

Soru: Yaradan’a doğru şekilde dönmek için ortak arzumuzu nasıl netleştiririz?

Cevap: Birbirimizle konuşarak. Baal HaSulam’ın makalelerinden alıntılar okuyup bunları konuştuğunuzda, içinizde Yaradan’a döndüğünüz ve ilerlemeyi talep ettiğiniz ortak arzular ortaya çıkar.

Yaradan’a Yaklaşın

Soru: Gerçek bir dua, kişinin dostlarına duyduğu sevgiyle nasıl bağlantılıdır?

Cevap: Gerçek bir dua, ancak kişinin dostlarıyla bağ kurma arzusuyla var olabilir. Başka yolu yoktur.

Öyleyse, birbirimizle ve Yaradan’la tamamen birleşmiş olduğumuz bu durumu tanımlayalım.

Bu koşulu içimizde inşa edip, bunu Yaradan’a yönelttiğimizde, bizi O’na ne kadar yaklaştırdığını hissedeceğiz. O noktada, durup O’na gerçekten yaklaşıp yaklaşmadığımızı kontrol edebiliriz.

Eğer bir ölçüde yaklaştıysak, şimdi ne yapmalıyız? Bir kez daha, Yaradan’la birlikte olma özlemiyle arzumuzu O’na yükseltiriz. Bu şekilde, Yaradan’a doğru sürekli ilerler, O’na daha da yaklaşırız.

Neyi Seçmelisiniz?

Soru: Kişi neyi seçeceği konusunda bir seçimle karşı karşıyadır. Bir seçimle karşı karşıya kalsaydınız, en önemli şeyi ne olarak belirler ve bu kararı uygulardınız?

Cevap: Kendimden nasıl kopabilirim ve ancak o zaman doğru seçimi yapabilirim? Ancak o zaman seçimim doğru olur.

Soru: “Ben”im bana emir vermesin diye mi?

Cevap: Elbette.

Soru: Bu nasıl yapılabilir? Zor bir soru.

Cevap: Kendinizden ayrılarak.

Soru: Yani, iç sesimi çok fazla dinlememeli miyim?

Cevap: Hayır, burada hiçbir şeye güvenemezsiniz.

Soru: Peki ya örnekler? Diyelim ki başkaları bana “Bak, oraya gittim. Zaten bir bilim insanıyım ve doktoram var. Zaten Nobel Ödülü sahibiyim. Bu yolu seçmelisin.” diyor. Başka biri de “Ben zaten bir iş adamıyım.” diyor. Etrafımda bir sürü farklı ses var. Etrafımdaki insanları dinlememeli miyim? Görüyorsunuz, kolay bir soru değil ama var.

Cevap: O zaman hiçbir şey seçmemek daha iyidir. Dediğimiz gibi, Tanrı’nın iradesine güveniyorsunuz. Hiçbir şey yapmıyorsunuz; sadece oturuyorsunuz, hepsi bu. Denildiği gibi: “Otur ve hiçbir şey yapma, daha iyi.” Sırada ne var, Tanrı verecektir.

Soru: O’na güvenebilir miyim?

Cevap: Çalışmak zorundasınız; gereken her şeyi yapmak zorundasınız. Ancak böylesine önemli, hayati kararlar bir insan için her zaman zordur.

İnsanlardan meslek, üniversite veya başka şeyler hakkında sorular alırdım. Genellikle tavsiye vermezdim. İnsan, ruhunun veya yeteneğinin onu nereye çektiğini kendisi anlamalıdır.

Soru: Yine de, deneyiminizi takip edip,  kişisel olarak sizinle ilgili sormak istiyorum. Bir seçeneğiniz olduğunda neyi seçersiniz? Kararlarınızı nasıl verirsiniz?

Cevap: Her zaman toplumun en büyük yararına karar veririm çünkü Yaradan’ın bunu istediğinden eminim.

Hata yapıp yapmadığımı bilmiyorum. Genelde hata yapıp yapmadığımızı bilemeyiz.

Soru: Genel olarak, muhtemelen hata yaparız, değil mi?

Cevap: Bu önemli değil. Diğer senaryoda ne olacağını bilmiyorsunuz. Bu yüzden Yaradan için en büyük faydanın nerede olacağını tahmin ediyorum. Yaradan benden ne yapmamı ister? Ve genel olarak bu, toplumun, insanların yararınadır.

Yorum: Belki de bunda bir doğruluk payı vardır. Kendim için en iyi olana göre karar verdiğimde, kesinlikle hata yaparım. Ancak toplumdan yanaysam, muhtemelen cevap budur.

Cevabım: Gördüğünüz gibi, karar verdiniz.

Doğru Niyet

Soru: Ana kaynakların çalışılması, içsel enstrümanlarımızı nasıl ayalar ve kalbimizin derinliklerinden bir dua oluşturur?

Cevap: Gerçek şu ki, tıpkı kalbinizin içinde olduğu gibi, ana kaynakların içinde de Yaradan mevcuttur.

Kendinizi ana kaynaklara ve kalbinizin sesine göre ayarlarsınız, pratik olarak Yaradan ile bağ kurarsınız. Sadece O’ndan bunu istemeniz yeterlidir. Talep etmelisiniz ki kendi duygularınızın içinden O’nunla bu bağı kurabilesiniz.

Her şey önünüzde açık. Talep edin.

Duanın Özü Nedir?

Soru: Dua için kelimelerden yoksunmuşuz gibi hissediyorum. Dua kendini kelimelerle mi yoksa duygularla mı ifade eder?

Cevap: Dua, içimde Yaradan’la bağ kurabilecek duyguları ve O’na nasıl döneceğimi arama sürecinde ortaya çıkar.

Bu koşullar, bu istekler, Yaradan’ı edinmek için açığa çıkarmak istediğim arzuların ta kendisidir.

Soru: Yani bu sadece enim biçimde mi oluyor?

Cevap: Evet, sadece sizin içinizde.

Soru: Sadece kendi hayatımın değil, dostlarımın hayatlarının da duama bağlı olduğunu nasıl hissedebilirim?

Cevap: En azından kongre süresince, tüm dostlarınızla ne kadar bağlanmış olmanız gerektiği konusundaki düşüncelerinizi derinleştirmeniz yeterli. O zaman, bir dereceye kadar, ulaşmak istediğiniz bağın gücünü hissetmeye başlayacaksınız.

Yaradan’la Bağı Nasıl Edinebilirsiniz?

Soru: Dua sırasında, aşılması çok zor olan belirli bir noktaya ulaşırsınız. Yaradan’la bağ içinde olduğunuzu hissetmek için ne yapmalısınız?

Cevap: Yaradan’la bağı edinmek için en kolay yol, dostlarınızla bağ kurmaktır. Başka bir deyişle, onlu grubunuza dahil olmanız ve ardından onlu grubunuzdan birleşik gücünüzü Yaradan’a yöneltmeniz yeterlidir; böylece O, hepinizi Kendisine çekecektir.

O’nun sizleri, kelimenin tam anlamıyla nasıl içine çektiğini ve bırakmadığını hissedeceksiniz.

Duanın Mükemmelliği

Soru: Duamızın mükemmelliği nedir?

Cevap: Bu, doğru duaya ulaşırsak, Yaradan’ın mutlaka ona yanıt vereceğine dair kesinliğinde yatar. Bu yolla hedefe ulaşırız. Bunu, her biri bizi Yaradan’la yapışmaya daha da yaklaştıran koşullarımızdan anlayacağız.

Soru: Bu, mevcut koşullarımızdan nasıl farklıdır?

Cevap: Mesele şudur ki, Yaradan ile hâlâ gerçek bir bağımız yok. Bizi bir gücün yönettiğini hissetmek, onunla bağlı olduğumuz anlamına gelmez.

O’na sesleniyoruz, O’ndan yoksun olduğumuzu, O olmadan tamamen terk edilmiş olduğumuzu hissediyoruz, ancak bir noktaya ısrarla vurursak, kesinlikle Yaradan’la yapışmayı elde edeceğiz.

İyi Ve Kötü Var Mıdır?

Soru: Algımızdan bağımsız olarak, iyi ve kötü var mıdır?

Cevap: İyi ve kötü diye bir şey yoktur. Bu hisler, kişi onları doğru yöne, Yaradan’ın doğru algısına doğru ıslah edene kadar, yalnızca kişiyle ilgili olarak ortaya çıkar.

Bizim dünyamız tamamen özneldir. Sizin için iyi olan, benim için kötü olabilir. Bu yüzden sürekli birbirimizle fikir ayrılığına düşeriz.

Soru: Nasıl ortak bir anlaşmaya varabilirsiniz?

Cevap: Kendi üzerinize çıkarak! Ve orada tek bir ölçüm sistemimiz vardır – onlu. Orada herkesin tek bir algısı vardır. Bu farklı seviyelerde ama aynıdır.

Soru: Yani, siz ve ben egoizmimizin üzerine çıktığımızda, ikimiz de bunun iyi olduğunu mu söyleyeceğiz?

Cevap: Evet, aynı şeyi söyleyeceğiz, ancak bu, seviyemize bağlı olarak içimizde farklı derecelerde tezahür edecektir.

Ruhlar Sistemi


Bir zamanlar, maneviyatı edinmek isteyen insanlar, egoist arzularını kırmak ve yeni, ihsan eden bir doğaya kavuşmak için, bedenlerini kısıtlamalara ve acılara maruz bırakmak zorundaydılar. Mişnah’ın ataları ve bilgeleri döneminde de durum böyleydi.

Ancak daha sonra Talmud dönemi geldi ve o dönemin bilgeleri, Kabalistleri, manevi çalışmalarıyla doğamızı almaktan ihsan etmeye dönüştürme koşulunu değiştirdiler.

Her dönem, ortak ruhlar sistemine kendi ıslah olmuş kısmını kattı. Sonuç olarak, sistem kısmen ıslah edilmiş hale geldi ve içindeki diğer tüm ruhlar, yani henüz ıslah olmamış olanlar, ıslah olmuş kısımdan yardım alabilirler. Artık bedenimize eziyet edip onu sınırlamamıza gerek yok, muazzam egoizmimizle de bunu başaramayız.

Ancak Talmud bilgeleri yolumuzu kolaylaştırmıştır, aksi takdirde bedeni zorlu bir yaşamla işkence ederek kırılması gereken egoist arzunun o kısmını, artık ıslah eden ışıkla ıslah edebiliriz.

Atalarımız ve Mişnah bilgeleri kendilerini iki eylemle ıslah ettiler: bedenin acı çekmesi ve Tora’nın ışığını çekmek. Ancak Talmud bilgeleri sistemi öyle ıslah ettiler ki, böylece bizler bedensel acı yerine, onu aynı Tora’nın ışığıyla ıslah edebiliriz.

Bizim zamanımız için bu çok önemlidir, zira bugün kim modern medeniyetin tüm kazanımlarından vazgeçebilir ki? Talmud Kabalistleri kendilerini ıslah ettiler, ortak sisteme dahil oldular ve sistemin ıslah edilmiş kısmı daha büyük hale geldi.

Her ne kadar doğuştan ıslah olmamış ve kötü olsam da, kendimi onu ayakta tutan birçok ıslah olmuş parçadan oluşan bir sistemin içinde bulurum ve eğer ıslah olmak istersem, yardım isteyebileceğim ve onlarla birleşebileceğim bir yere sahibimdir!

Artık bu sadece bana bağlıdır!