Daily Archives: Temmuz 6, 2025

Geleceğin Toplumu: Ekonomik Islah

Tüm dünya için ekonomik ıslah garanti edilmeden önce, dünya dini konularda ıslah edilmemelidir. (Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları)

Özgecil bir sistemi benimsemeye karar veren bir devlet, ne yapacağını ve vatandaşlarını nasıl etkileyeceğini, yani bu değişim yoluyla herkese arzu edilen yolu göstermek için kendisini bir yönde veya başka bir yönde nasıl ayarlayacağını anlamalıdır.

Baal HaSulam bu ekonomik bileşenin o kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır ki, bu bileşen olmadan etik ilkelerde ilerlemenin mümkün olmadığı bir temel haline gelecektir.

Sonuç olarak, bir kişi belirli bir ekonomik duruma ulaşana kadar, maddi ihtiyaçları endişelerini meşgul edeceğinden, manevi meseleler hakkında düşünemeyecektir.

Işık Karanlığı Yarıp Geçer

Soru: Sevgiyi ifşa etmek için çabaladığımızda, nefret de ortaya çıkar. Bu da bizi korkuya ya da felç hissine sürükler. Bundan sonra ne yapmalıyız?

Cevap: Yaradan’ın karşınızda olduğunu ve bunu size sunduğunu hayal ederseniz, o zaman neden korku duyasınız ki? Kişinin sevgiyi sevdiği gibi nefreti de sevmesi gerektiği söylenir. Buna “size vuran sopayı öpmek” denir.

Gerçek şu ki, karanlık olmadan ışık olamaz. Bu nedenle manevi ifşaya doğru ancak çeşitli olumsuz izlenimler biriktirerek ilerleyebiliriz. Ve onları topladığımızda ve kendimizi olumsuz izlenimlerle yeterince zenginleştirdiğimizde, o zaman “Yaradan” veya “ışık” olarak adlandırılan olumlu izlenimleri ifşa edebileceğiz.

Bu noktada, karşılaştığımız küçük olumsuz etkilerden dolayı umutsuzluğa veya güçsüzlük duygusuna kapılmamak için bizi destekleyecek bir gruba ihtiyacımız vardır. Tüm bunların bize Yaradan tarafından ifşa edildiğini anlamalıyız. O bize karanlığı ekler ki daha sonra ışığı ifşa edebilsin, çünkü ışığın ifşası çok büyük bir karanlık gerektirir. Söylendiği gibi: “Işığın faydası karanlık aracılığıyla ifşa olur.”

Dolayısıyla, kişinin tüm duyguları, arzuları ve dürtüleriyle egoist olduğunu fark ettiği çok derin bir karanlık gereklidir. Kendilerini bir hırsız, bir yüzsüz, her şeyi “kendi çıkarları için” yapan biri olarak görürler ve sadece kendi çıkarları için değil, başkalarına hiçbir fayda sağlamamak için de yaparlar.

Esasen kendilerini tüm kusurlarıyla, egoist zehirli havalarıyla görürler ve bundan iğrenirler. Yine de, ışığın içinde tezahür etmesi için çok daha fazla karanlığa ihtiyaç vardır.

Dolayısıyla buna hazırlıklı olmalıyız. Ve burada asıl önemli olan gruptur, çünkü grup olmadan dayanmak mümkün değildir.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 201

Soru: Lişma koşulunda sabır neye dönüşür?

Cevap: Alçakgönüllülüğe.

Soru: Her gün onluda bir dua yazıyoruz. Dünya Kli’si için toplu bir dua oluşturmak amacıyla bu duaları genel sohbette paylaşmanın bir değeri var mı?

Cevap: Evet, faydalıdır çünkü bir grubun duasının başka bir grubun duasıyla karşılıklı olarak bütünleşmesini teşvik eder.

Soru: Henüz Lişma’da olmadığımız halde, her ihsan etme eyleminin acı bir tadı var mıdır?

Cevap: Lo Lişma’da olduğunuz sürece, her ihsan etme eyleminin ya acı bir tadı vardır ya da hiç tadı yoktur.

Soru: İlerledikçe, iyi ve kötü arzuları ayırmalı mıyız, yani iyi olanlara yaklaşmalı ve kendimizi kötü olanlardan uzaklaştırmalı mıyız? Bunu sağlayan güç nedir?

Cevap: Yükselme, birleşme ve iyi, nazik ve üst bir şey hissetme arzumuzdur. Bunun için çabalamalıyız.

Siyah Noktanın Etrafında

Soru: Siyah nokta, benim “Ben”im, Yaradan’ın önünde kendini iptal eder mi? Yok olur mu yoksa siyah bir nokta olarak mı kalır?

Cevap: Neden yok olsun ki? Eğer yok olursa, ben de var olmaktan çıkarım. Bu siyah nokta her zaman kalmalı çünkü beni Yaradan’dan ayırıyor, o olmadan “Ben” yok olur.

Bu nedenle kalır, ancak bu “Ben”in etrafında Yaradan’a tam bir form eşitliği yaratırım.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 4

Yaradan’a Karşı Tutuma Neden Dua Denir?

Kalbimizde hissettiğimiz tüm duygular Yaradan’dan kaynaklanır ve bu nedenle kalpteki duyguya “dua” denmez. Dua bizim Yaradan’a yakarışımızdır. İbranice “dua” (Lehitpalel) kelimesi, “yargılamak” (Lehaflil) kelimesinden gelir, yani kendi kendini yargılamaktır, duygularımızın kaynağı olan Yaradan’la olan bağımızın bir değerlendirmesidir.

Duygularımızın kaynağı iyi ve yardımsever olduğu için, duamız duygularımız ile bu iyilik ve yardımseverlik arasındaki farkı ifade eder. Kalbimizdeki kusurun boyutunu keşfederiz. Dua, kişi ile Yaradan arasındaki farkın hissedilmesidir.

Başka bir deyişle, Yaradan’ın kalbimizi doldurduğu şey ile kalbimizin hissettiği ve bizim nasıl karşılık verdiğimiz arasındaki farkı ölçecek olsaydık, kusurumuzun boyutunu görürdük. Aynı şekilde, eğer tamamen ıslah olmuş olsaydık, kendimizi tamamen iyi ve yardımsever hissederdik. Hissimiz ne kadar zıt olursa, kusurumuzun göstergesi de o kadar büyük olur.

Bu sadece kusurumuzun seviyesini değil, aynı zamanda manevi konumumuzu da gösterir. Yaradan 620 kanalın hepsinden iyilik ve yardımseverlik gücü verdiğinden, hangi kanalları daha çok ya da daha az, nerede iyi ya da kötü hissettiğimizi bilebiliriz.

Eğer ruhun tam bir resmine sahipsek, her şeyi algılar ve hissederiz, her seviyede nerede olduğumuzu biliriz ve mevcut durumumuza kıyasla ıslah olmuş durumumuzun net bir resmine sahip oluruz. Yaradan’a karşı tutumumuzu değerlendirdiğimiz tüm yönlere toplu olarak “dua” denir.

Korku Faydalı Bir Duygudur

Soru: Karşılıklı olarak belli bir dâhiliyet seviyesine ulaştığımızı hissediyoruz. Ancak bağın daha güçlü olması gerekiyorsa, korku ortaya çıkıyor, bağlanma korkusu. Bu korku ile sorumluluklarımız arasındaki bağ nedir?

Cevap: Korku çok faydalı bir duygudur. Bizi pek çok sorundan uzak tutar, hata yapmamızı, zorluklardan kaçmamızı engeller ve bunun yerine bizi bunların üstesinden gelmek ve ilerlemek için güç talep etmeye teşvik eder. Kişinin şunun farkına varması gerekir: Artık ne korkunun ne de önümdeki sorunların benim için bir önemi var. Ölmekten korkmuyorum ve artık bu şekilde yaşamak istemiyorum.

Bir koşul belirledim: Manevi yükseliş istiyorum, içinde bulunduğum egoizmden ayrılmak istiyorum. Onun üzerine çıkmayı ve ondan bağımsız hareket etmeyi arzuluyorum. Bu duygu gelecektir; size yakındır. Ona hâkim olacağız.

Manevi Gelişimin Nüansları

Soru: Onluda çalışmaya başladığımızda darbelerle karşılaşırız. Bununla nasıl çalışmalıyız?

Cevap: İleriye doğru hareket eden bir kişi bile onu geriye doğru fırlatan bir geri itmeyle karşılaşır ve bu durum onluda yakınlaşmakla meşgul olduğumuzda daha da artar. Bu tıpkı bir silahtan çıkan merminin ileriye doğru uçması ve silahın geri tepmesi gibidir. Enerjinin korunumu yasasına göre her zaman böyle olması gerekir.

Bizler fiziksel dünyada varız. Bu dünyayı manevi olarak adlandırmamızın bir önemi yoktur; bu dünyada hala etki ve tepkinin açık yasaları vardır. Bu nedenle, herhangi bir manevi ilerleme aynı zamanda reddedilmeye de neden olacaktır.

Bunu hesaba katmalı ve bir tür reddedilme hissetsek bile, bunu yine de fiziksel bir yasa olarak kabul etmeliyiz. Bu nedenle onları, çevremizdeki dünya hakkında çalıştığımız yasalar gibi ele almamız gerekir.

Kabala bilimi, bize deneyimlediğimiz olumsuz tepkilerden ilerlememizin boyutunu nasıl anlayabileceğimizi öğretir. Bu, kişinin önünde duran kesinlikle açık bir süreçtir ve bununla nasıl başa çıkacağı onun için açık olmalıdır.

Uygulamamız gereken en önemli formülün “sevgi tüm günahları örter” olduğunu öğreniyoruz. Sevgi ne kadar gelişirse, nefret de o kadar ortaya çıkar ve birini diğeriyle örtmemiz gerekir. Ve bu her zaman böyledir; aile yaşamında ve insanlar arasındaki ilişkilerde her zaman böyle bir yasanın yürürlükte olduğunu anlamalıyız.

Eğer insanlar bunu bilselerdi, doğru toplumu, doğru aileyi, doğru ilişkileri yaratabilirlerdi. Asla tartışmazlar, kavga etmezler; her şeye artı ve eksinin, eksi ve artının eşlik ettiğinin farkına varırlardı.

Ödül Olmadan Nasıl Çalışabilirsiniz?

Soru: Kişinin bir seçimle karşı karşıya olduğunu varsayalım. Birinci seçenek, ödül almadan kesinlikle çalışamayacağıdır; ikinci seçenek ise gerçek çalışmanın ancak herhangi bir ödül olmadan yapılabileceğidir.

Bu noktada, ikinci seçeneği seçmek için farklı bir doğaya sahip olmadıklarından korku ortaya çıkar. İkinci seçeneği seçecek gücü nereden bulabilirler?

Cevap: Bu gücü yukarıdan, Yaradan’dan, yalnızca O’ndan alırlar.

Arzularınızı dostlarınızla birlikte yükseltmeli ve aranızda güçlendirmelisiniz. Sonra dostlar aracılığıyla Yaradan’a ve Yaradan aracılığıyla dostlara dönün. Sonuç olarak, içinizde herhangi bir ödül olmadan çalışma arzusu ortaya çıkacaktır.

Soru: Onluda eylem yaptığımızda, tekrar tekrar çaba sarf ederiz ama hiçbir sonuç görünmez. Rahatsızlıkların üstesinden gelmek için bilgimizi başka neye dayandırabiliriz?

Cevap: Bağın üzerine! Ve bağınızın olduğu noktadan Yaradan’a dönün. Bu sayede, O’nun ne arzu ettiğini anlamaya başlayacaksınız.

Her Şeyin Ötesinde Niyet

Soru: Deneyimlediğimiz tüm hazların Yaradan’ın rızası için yönlendirildiği bir koşula ulaşmamız gerekiyor. Bu koşulu kendi içimizde nasıl geliştirebiliriz?

Cevap: Bunu kendi başımıza başaramayız. Ancak, kendimizi yavaş yavaş bu hedefe yönlendirir ve eylemlerimizi kabul etmesi için Yaradan’la ilişkilendirirsek, o zaman buna uygun hisler, arzular ve niyetler içimizde birikir. Sonuç olarak, niyetlerimizde yeterince güç topladığımızda, bize Lişma (Yaradan’ın rızası için) niteliği bahşedilir.

Ben bir egoist olarak yaratıldım ve öncelikli kaygım kendi egoizmimi tatmin etmektir. Ancak egoist arzularımın üzerine çıkar ve sadece dostlarıma ve Yaradan’a öncelik verirsem, onların iyiliği için çalıştığım ortaya çıkar. Bu, “kendi rızam için”den “Yaradan’ın rızası için”e geçişi oluşturur.

Soru: Fakat “Yaradan’ın rızası için”e geçmek için, her bir arzumdan önce “Yaradan ve dostlar” filtresi olmalı ve ancak ondan sonra mı kabul edilmeli?

Cevap: Evet, kesinlikle. Öncelikle bir niyet olmalı: bu eylemi ne için, kimin için ve kimin uğruna yapıyorum?

Soru: Yani Lişma’nın niyeti özünde Yaradan için olanla olmayanı, neyi alabileceğimi ve neyi alamayacağımı inceleme ve ayırma gücünü mü içerir? Başka bir deyişle, bu bir hesaplama mıdır?

Cevap: Evet, bu bir hesaplamadır. Dahası, Lişma ile ilgili olarak içinde bulunduğunuz koşulu tam olarak belirleyebileceğiniz hisler, bilgi ve duyumlar içinde bir hesaplamadır.

Bizi Kim Birleştirir?

Soru: 2013 yılında onlularda çalışmaya başladık. Bir onlu oluşturmak ve doğru niyete ulaşmak adına kuralları belirlemek için çok çaba ve kaynak harcadık. Bu içeriği her zaman gruplara temel olarak vermeye çalıştık, ancak başarısız olduk.

Şimdi bu kuralları onluda kullanmak için iyi bir fırsat olabilir mi?

Cevap: Aslında ortak kurallarımız var ama bunlar her seferinde farklı algılanıyor çünkü arzularımız ve dolayısıyla aramızdaki kombinasyonlar sürekli değişiyor. Yani, ortak arzular ağımız değişmektedir. Dolayısıyla bağ koşulları bize her zaman farklı görünür. Bu böyle devam edecektir.

Onların değiştiğini ve bilerek bizden kaçtıklarını görünce, Yaradan’dan bizi birleştirmesini istemeliyiz. Aynı zamanda, görünüşte aletlerimizle cıvataları sıktığımızda ve aynı anda aramızda bir bağa geldiğimizde sağduyumuza, bilgimize veya anlayışımıza güvenmiyoruz. Kendimizi birleştirmeyi başaramamamızın bir amacı vardır. Bunu yalnızca Yaradan yapar.

Sonunda, O bunu yapmadan önce, O’nun yardımı için bir haykırış oluşturmalıyız, yoksa başaramayız!

Bu haykırışa ulaşmak için, başarımızı garantilemek için, elimizden gelenin en iyisini yapmalı ve sonunda bundan hiçbir şey çıkmayacağını fark etmeliyiz. İşte o zaman gerçekten haykıracağız ve her şey yoluna girecek.

Genel olarak tüm söyledikleriniz doğru, ancak bir unsur eksik – bizi yalnızca Yaradan birleştirir.