Daily Archives: Mart 30, 2021

Onludaki Çalışma İçin Önemli Olan Nedir?

Soru: Şimdi onluda manevi çalışmayı uygulamaya çalışıyoruz. Bu çalışmanın usule uygun kısmı ne kadar önemli? Ben sanal bir onluya aidim ve onluda kimin olduğunu tam olarak bilmiyorum. Bunu bilmek önemli mi?

Cevap: Duygu içinde bağ kurmaya çalışmalısınız. Sanal veya fiziksel onlu olması fark etmez. Önemli olan, kalbin çabalarıyla ne kadar bağ kurmaya çalıştığınızdır.

Tam olarak onluda kimin olduğunu, medeni durumlarını, sosyal durumlarını vb.ni bilmenize gerek yok. Sizin için önemli olan tek şey, onlara katıldığınız ve onlarla birlikte ilerlediğiniz, onların Yaradan’a olan manevi özlemleridir. Bütün bunlar manevi alanda gerçekleşir ve içinde hiçbir fiziksel parametre yoktur.

Tehlikeli Bir Çizgi

Soru: En sevdiğim karakter Don Kişot, tek bir mızrak darbesiyle bir sorunu çözmeye çalışarak egoizme karşı savaşır.İnsanlara iyiliği zorlamamak için bu sınırı nasıl koruyabiliriz?Bundan nasıl kaçınabilirim?

Cevap: Sadece eğitim yoluyla. Başka bir şey yok. Sadece egoist doğanın bize kasıtlı olarak verildiğini açıklayarak, böylece onu tersine çevirebiliriz. Aksi takdirde, aşağı yukarı normal bir gelecek için umudumuz yok.

Günümüzde, en son teknolojimizle, kendimizi tehlikeli bir çizgiye getiriyoruz. Dünyadaki tüm bilgisayarların bir anlığına kapandığını hayal edin, bunu yapmak o kadar da zor değil, ve işte bu kadar, dünya durma noktasına gelir.

Bugün atom bombasına bile ihtiyacımız yok. Bu eski, barbarca bir yoldur. Tek yapmanız gereken bilgisayarları kapatmak; enerji santrallerini, su kaynağını ve diğer her şeyi kontrol ediyorlar, bundan sonra da ne yapacağımızı bilemeyeceğiz.

Kişi Nereye Gitmeli?

Yorum: 2020, üretimi durdurdu bu da depresyonla sonuçlandı, yoksulluğa yol açtı, tüm endüstrileri yok etti, aileleri parçaladı ve hükümetleri mahvetti. BM, “Hepimiz başarısız olduk” diyor.

Öte yandan, 2021 için tahminler çok daha kötü olacağını söylüyor. Virüs daha korkunç olacak. Her yıl veya altı ayda bir aşı olacağız, vb. pek çok korkunç tahmin var. Ve burada insan bu sorunlar arasında duruyor ve ne yapacağını bilmiyor. Felçli biri gibi.

Ayrıca şöyle diyorlar: “2020’ye bakın ve size bir peri masalı gibi görünecek.”

Sıradan bir insan bu yangınlar arasında nasıl davranmalı?

Cevabım: Kişi yine de kendine şunu sormalı: “Bu neden dünyada oluyor? Bununla ilgili bir şey yapabilir miyim? ”

Şimdi buna bir şekilde cevap verebiliriz. Hala olup bitenlerle hayatımızı ilişkilendirmemiz gerekiyor, neden bu tür virüsler aniden ortaya çıktı? Nükleer bir savaşta öldürülmüş olsaydık, bu başka bir mesele olurdu, herkes anlardı. Ve neden aniden garip bir virüs ortaya çıktı? Yarın başka bir tane, sonra üçüncü bir tane vb. gelebilir. Oradan nereye gidebiliriz?

Yorum: Nükleer savaş anlaşılabilir: İşte düşman ve o size bomba atıyor veya siz ona atıyorsunuz. Ve sonra görünmez biri …

Cevabım: Doğa.

Soru: Peki doğayla nasıl konuşabiliriz? Kişi nasıl onunla diyaloga girer: “Bana dokunma” veya “Bana neden dokunuyorsun?” der?

Cevap: Doğaya yakınlaşmıyoruz, ona yakınlaşmıyoruz. Doğaya sürekli karşıyız. Tüm doğa bütünseldir, küreseldir, her şey onun içinde birbirine bağlıdır ve insanlık, tam tersine, her şeyde doğaya zıt bir sistem kurar!

Doğa, içinde yaşayan bir organizma gibi var olduğumuz, canlı bir organizmadır. Ve bu iki canlı organizma birbirine karşı çıkmaya başlar çünkü kendimizi doğanın bir parçası olarak kabul etmek istemiyoruz.

Büyük miktarda doğal olmayan eylemler yapıyoruz. Başkalarından nefret ediyoruz, toprağı kazıyoruz ve havayı, ağaçları ne varsa yok ediyoruz. Her gün neler olduğuna bakın! Bununla ilgili konuşuyoruz ama kendimizi zapt edemiyoruz.

Doğayı, her şeye ve herkese boyun eğdiriyoruz. Doğanın bütünlüğüne her şekilde karşıyız ve bu bütünlüğü her seviyede ve mümkün olan her biçimde sürekli olarak ihlal ediyoruz. İşte bu yüzden doğa bu şekilde tepki veriyor! Bu, doğadaki bir tür kötü niyet değildir.

Yorum: Ama şimdi bize saldırıyor.

Cevabım: Saldırmak değil, sadece kendisini ana zararlısından – insandan koruyor.

Burada herhangi bir intikam söz konusu değil. Sadece doğanın normal bir tepkisi. Her hangi bir kötü niyet değil. Doğada böyle bir şey yoktur. Ve sadece net bir tepki var. Doğanın bizi yok etmesi gereken noktaya geldik. Doğadaki tek ve en büyük kötülük biziz.

Soru: Peki sırada ne var? Sıradan bir kişi hangi eylemleri yapmalıdır?

Cevap: Doğaya zıt olmayı bırakın. Üstelik fiziksel, genetik, biyolojik, bitkisel, hayvansal seviyelerde, her ne olursa olsun, ona karşı gelmenin ne anlama geldiğini anlamanız için bunu yapın. Ve en önemlisi, bir insan olarak. Düşüncelerimizle doğaya çok büyük zararlar veriyoruz. Tüm doğanın ayrılmaz özü olmak istemiyoruz. Bununla birlikte, genel olarak, tasarım açısından en iyisiyiz.

Soru: Ben normal hayatımı yaşayan sıradan bir insanım. Dünyanın birbirine bağlı olduğunu anlamaya başlamam yeterli mi?

Cevap: Anlamalıyım! Aksi takdirde bu salgınlar bitmeyecek. Doğa size ne öğretir? Büyük bir kapalı sistem içinde olduğunuzu. Bu sistemde her türlü olumsuz kuvveti, özelliği, tepkiyi uyandırırsınız.

Soru: Yani bunu defalarca tekrar etmekten yorulmayacak mısınız?

Cevap: Söyleyecek başka bir şeyim yok. Farklı bir bakış açısıyla konuşuyorum. İnsanlığa başka ne söyleyebilirim? Sonuçta, durumumuzun sürekli olarak kötüleşmesinin, her düzeyde bozulmasının başka bir nedeni yok. Başka bir neden yoktur.

Kendi kendini yiyen, sözde toplum denen, birbirimize bağlılığımızdan bir sistem yarattık.

Soru: BM değil, dünya hükümeti değil, sıradan bir insan hangi kararı vermelidir? Onu neye çağırıyorsun?

Cevap: Burada hiçbir şeyin hükümete bağlı olmadığını düşünüyorum. Bu, insanın çevresindeki dünyaya – doğanın cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyelerine – karşı tutumuna  bağlıdır. Bütün seviyelere.

Bu dünyayı korumalıyız. En korkunç ve tehditkâr parçası olarak, bu dünyayı tam olarak doğru tavrımızla dengeye getirmeliyiz. Biz hariç tüm doğa, tüm evren denge içindedir. Ve düşüncelerimiz ve eylemlerimizle bizler bu dengeyi bozuyoruz.

Soru: Yani en azından düşüncemi buna yöneltmem yeterli mi?

Cevap: Ve diğer her şey düşünceye bağlıdır. Kişi tamamen düşüncesizce hiçbir şey yapmaz. Birbirimize zarar vermeyi düşünmeyi bırakırsak, dünya bu düşünceden hemen sakinleşmeye başlayacaktır.

En önemlisi, düşüncelerimizde sakinleşelim.

“(İçsel) Mesafenin Silinmesi” (Linkedin)

Dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler, eski İsrailoğulları’nın Mısır’daki kölelikten çıkışının kutlandığı Pesah için hazırlanırken, sanki tüm dünya bir şekilde “küresel bir Mısır” yaşıyor gibi görünüyor.  Covid bizi tam olarak köleleştirmese de bizi kesinlikle kısıtladı.  Ama daha da önemlisi, Covid’den kaçmanın yolu, İbranilerin Mısır’dan kaçmasıyla aynı yol.

Hem İbranilerin lideri hem de Firavun’un genel valisi olan Yusuf,  Mısır’da öldükten sonra, Yahudilerin durumu sürekli olarak kötüleşti.  Dağılmış ve parçalanmış hale geldiler ve Mısırlılar arasında kaynaşmak istediler.  “Mısırlılar gibi olalım” dediler (Midraş Rabbah, Shemot).  O zamana kadar İbranilere çok düşkün olan Mısırlılar da onlara karşı giderek düşmanlaştılar.  Midraş metinleri bize bundan bahsetmeye devam ediyor: “[Dağılmaları] yüzünden, Rab sevgiyi, Mısırlıların onlara olan sevgisini nefrete dönüştürdü.”

Sonunda İsrailoğulları kendilerini ayrılmış, nefret edilmiş ve daha önceden dost olan ev sahipleri tarafından istismar edilmiş halde buldular.  Hem İbrani hem de Mısır’ın prensi olan ve Firavun’un evlatlık torunu olarak büyüyen Musa, İbrani köklerine dönüp halkı için savaşmaya başlayana kadar bu şekilde kaldılar.  Mücadelesi zordu.  Sadece Firavun’a karşı değil, liderliği altında birleşmek istemeyen kendi halkına karşı da savaşmak zorunda kaldı.

Ancak birlikleri üzerinde çalışmaya başladıklarında Mısır’dan kurtuldular, çöle kaçtılar ve sonunda bağlarını o kadar sağlamlaştırdılar ki, eşi görülmemiş bir birlik seviyesine ulaştılar, bu da onları,  Raşhinin 11. yüzyıldaki büyük yorumunda dediği gibi  “tek kalp tek adam” haline getirdi.

Bugün insanlık da benzer bir durumda.  Mısır hikâyesi bizim için bir alegori görevi görmeli.  İnsanlık, eski İbranilerin yaptığı aynı aracı yani birliği seçerse, bizler de Covid’in zincirlerinden ve aslında son yüzyılda üzerimize düşen ve birliği seçmezsek üzerimize inecek olan tüm olumsuzluklardan kurtarılacağız.

Dünyamız gittikçe birbirine bağlı hale gelirken, kalplerimiz giderek birbirlerinden kopmuştur.  Yabancılaşma ve narsisizm bizi ayırıyor ve ilişkilerimizi, fosil yakıtların gezegeni kirletmesinden çok daha fazla kirletiyor.  Sadece kendimizle ilgilenmemiz, o kadar zararlı ve o kadar anti-sosyal hale geldi ki, bizi birbirimizden tamamen ayırmak gerekli hale geldi.  Bu, Covid dünyamıza girdiğinde, tüm insanlığı küresel olarak kapatmaya zorladı, ancak esas olarak dünyanın en gelişmiş, en bencil bölgeleri olan ABD, Batı Avrupa ve Çin’i kapadı.

İsrailoğulları’nın kendi toplumsal parçalanmalarının bir sonucu olarak acı çektiklerinde, Mısır’da yaptıklarına benzer şekilde, aşırı tüketim, sömürü ve karşılıklı istismardan arta kalan süreyi kalplerimizi yakınlaştırmak için kullanmalıydık.  Bunu yapmadık.  Bunun yerine, aşıların geliştirilmesini bekledik ve toksik yaşamımıza devam edebileceğimiz anları özledik.  Şimdi aşılarımız var ama Covid öncesi günlerimize devam edemeyeceğiz.  Kalplerimizi yakınlaştırmak için çalışmadığımızdan dolayı kalplerimiz sadece daha da uzaklaştı.  Eski yaşam tarzımıza devam etmeye çalıştığımızda, artık bundan zevk almadığımızı keşfedeceğiz.

Hayatta zevklerin yokluğunda, insanların depresyonu şiddetlenecek ve aşırılık pek çok şekilde gelişecektir. İnsanlık, “Yeter!” diyene ve herkes arasındaki içsel mesafeyi silmeye ve birleşik bir insanlık inşa edene kadar, insan doğasının en kötüsünü ifşa edecektir.

Tıpkı eski İsrailoğulları’nın birliği üzerinde çalışma rızası, onları Mısır’dan kurtarmak için yeterliyse, insanlığın tüm insanlar arasında birlik üzerinde çalışma rızası, bizi Covid’den ve şu anda bizi etkileyen herhangi bir sıkıntıdan kurtarmaya yetiyor.  Birlik yolunda kaldığımız ve onu geliştirmeye devam ettiğimiz sürece, büyük bir başarıya imza atacağız.  Yabancılaşmaya dönersek, felaketler geri dönecektir.

Tarihte ilk kez, net bir çalışma planımız var, tüm insanlık için sefaletten bir çıkış yolu: Bağ kurmaya çalışın ve başaracaksınız.  Bağınızı keserseniz, acı çekeceksiniz.  Kalbimizdeki mesafeyi silmek için çalışmaya başlarsak, keşfedeceğimiz şey budur.