Aydınlanmaya Ulaşmak

Kabalistik metinleri okuyarak, Kabalistler tarafından doğadan elde edilmiş katı yasalara göre, üst gücü üzerimize çekeriz. Onlar bu gücün, sistemin baş kısmı olan ve Atzilut dünyasının “Roş”u olarak adlandırılan, bir sistemden kaynaklandığını açıklarlar.

Peki, bizler bu gücü nasıl çekebiliriz? MAN olarak adlandırılan, birleşik arzumuz aracılığıyla. Tora ’da bu, “gökten inen manna” olarak tarif edilir.

Kabala’da, sonuçlarını içimizde hissetmeye başlamamız gereken gerçek manevi eylemlerde bulunuruz. Bu bizim birliğimizi anlamamıza, onu hem arzulamamıza aynı anda onu arzulamamamıza yardımcı olur.

Başka bir deyişle, egoist gücümüz büyümeli ve aynı zamanda onun üzerinde özgecil güç de büyümelidir. Her ikisi de içimizde – aşağı ve yukarı doğru-  gelişir ve Sina Dağı olarak bilinen, ortak egoizmimizin üzerinde birliği hissetmeye başladığımız manevi bir kap oluşturur. “Sina” kelimesi, karşılıklı reddi simgeleyen İbranice “Sina” “nefret” kelimesinden gelir.

Musa gibi, biz de bu nefret dağını, Sina Dağı’nı aşmalı, birbirimizle birleşmeli ve Yaradan’ı ifşa edip, O’nu bilir hale gelmeliyiz. Bunun gerçekleşebilmesi için, altımızda kocaman bir karşılıklı nefret ve reddediş dağı oluşmalıdır. Buna rağmen, birlik ve sevgiye ulaşma çabasıyla onun üzerine yükselmeliyiz.

Bu koşula ulaştığınızda, “Sina Dağı’nda kırk gün” olarak adlandırılan bir adaptasyon ve kendini ıslah etme safhasından geçersiniz. Bu, ihsan etme niteliği olan Bina seviyesine karşılık gelir. Bu safhada, topluluğun tüm üyeleri arasında yapışmaya ulaşır ve onun içinde, üst gücün tezahürünü hissetmeye başlarsınız.

Bu gücün yardımıyla, topluluk içinde kendinizi ıslah etmeye devam edersiniz, böylece daha da ilerlersiniz. Aranızda, dağcılar gibi etkileşime girdiğiniz ve birlikte ilerlediğiniz, gerçek bir sistem ortaya çıkar. Hedefinizi bilir, yolu anlar, birbirinizi destekler ve manevi olarak “gören” oluyorsunuz. Ulaşmamız gereken durum budur.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed