Neden Ben?

Soru: Mevcut formunuzla bu dünyaya gelmeden önceki enkarnasyonlarda manevi edinim deneyiminiz oldu mu?

Cevap: Muhtemelen evet, kendimi anladığım kadarıyla. Özünde bu, sözde “İspanyol varyantı”ydı. Ama bunun bir önemi yok. Ne fark eder ki? Hiçbir şeyi değiştirmez. Sonuçta hepimiz bir yerden geliyoruz.

Tüm ruhlar her türden sayısız enkarnasyondan geçmiştir. Gerçekte, olayların neden bu şekilde geliştiğini bilmiyoruz. Şahsen, şu anda yapmakta olduğum işi yürütme sorumluluğuyla “ödüllendirildiğimi” söyleyebilirim. Elbette, bir yandan bu onurlu, özel ve saygıdeğer bir şey. Ancak diğer yandan, bunun ağırlığını derinden hissediyorum; yine de yukarıdan bana verilen bu duruma karşı çıkamam.

Seçme şansım olsaydı, kendime farklı bir rol seçerdim. Bu mevcut pratik dağıtım seviyesi gibi günlük yaşamın küçük ayrıntılarıyla ilgilenmeden, inzivaya çekilerek çalışan, derinlemesine içe dönük bir Kabalist olmayı tercih ederdim. Dağıtımın en önemli şey olduğunu anlasam da bir şekilde benim doğamla örtüşmüyor.

Belki de henüz kendimi tam olarak anlayabilmiş değilim çünkü bu konuda Yaradan’la aynı fikirde değil gibiyim ancak içsel süreçleri inceleyen, edinen ve geliştiren münzevi bir bilimsel Kabalist olmayı tercih ederdim. Fakat işte buradayım; kendimi, yaya trafiğini oraya buraya yönlendiren bir kavşak polisinin pozisyonunda buluyorum. Açıkçası, bu role uygun donanıma sahip olduğumu hissetmiyorum.

İbraniceyi ya da Aramiceyi gerektiği kadar iyi bilmiyorum. Genel olarak, tabii Rusça hariç, dillerle zorlanıyorum hatta İngilizceyle bile.  Peki, Rusçanın Kabala ile ne ilgisi var ki? Kesinlikle hiçbir ilgisi yok.

Sanki “başım kesilmiş” ve aslında uygun olmadığım bir role yerleştirilmişim gibi hissediyorum. Ve içten içe, bu durumla hemfikir değilim. Bu işi yapmaya mecbur hissediyorum çünkü amacın önemi beni zorluyor. Ama esasen, bu iş için asla kendimi seçmezdim. Başka birini seçerdim: bilgili, anlayışlı, disiplinli, güçlü, büyük yeteneklere ve potansiyele sahip birini.

Ama derler ya, “Murat insandan, takdir Tanrı’dan.”; O, kudret ve güçle karar verir ve uygun gördüğü şekilde hareket eder. Elbette, ne olduğu tamamen belirsiz olsa da bunu kabul etmeliyiz.

Baal HaSulam açıkçası büyük bir bilge, büyük bir filozof, büyük bir bilgindi, dünyamızın en alt seviyelerinden manevi dünyanın zirvelerine kadar tüm yaratılış hakkında derin bir anlayışa sahip, çok yönlü bir bireydi. Gerçekten de insanlara liderlik etmeyi hak ediyordu.

Ve şimdi bu dünyaya, bu insanlığa, sisin içinde dolaşan tüm bu sefil, kafası karışmış insanlara bakın. Peki, ben kimim? Esasen tıpkı onlar gibi biriyim, yalnızca tek bir adım öne geçme görevi verildi.

Bilinmeyen bir yolda yürürken, elinizde bir asa ile önünde gideni takip etmelisiniz; adımlarını tam olarak onun bastığı yerlere basarak atmalısınız; ancak o zaman düşmekten kaçınabilirsiniz.

Kural şudur: Hiç ayak basılmamış yollarda ilerlerken, elinizde bir asayla, adım adım rehberinizi yakından takip etmelisiniz. Ama burada neredeyse önünüzde ne bir asa, ne bir rehber, ne de onların izleri var. Ve bu doğal çünkü gerçekten de yeni bir yolda ilerliyoruz. Belki de bu şekilde olmalı: deneme yanılma yoluyla, arayışla ilerlemek. Bu, yeni bir insanın yarattığı yoldur.

Yaradan’ın bizimle ne yaptığını anlamıyoruz. Doğum, hiçlikten, boşluktan ortaya çıkar. Sahip olduğumuz kitaplar bile bize hiçbir şey sunmaz. Elbette, görünüşte dünyevi aklımızla biraz anlayabiliriz ve kendimizi az da olsa bir anlayışla, biraz da memnuniyetle doldurabiliriz. Ama tüm bunlar kesinlikle önemsizdir.

Bunların hepsi bizi biraz sakinleştirmek, devam etmeye ikna etmek içindir.

Ama gerçekte, tüm yol yalnızca kendinizin üzerine yükselmekte yatar; tıpkı bir mıknatısın sizi üst ışıkla kaldırması gibi – hislerinizin, bilginizin ve anlayışınızın, tüm hisleriniz ve aklınızda sahip olduğunuz her şeyin üzerine. Sadece bu şekilde yükselirsiniz, tıpkı havaya yükselen bir balon gibi. Ve bir yerde, bilinmeyenin içinde, bir zirveye ulaştıktan sonra, başka bir koşul size açılır.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

Sonraki yazı: