Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 47
Hayvansal Korkudan Manevi Korkuya Geçiş Nasıl Gerçekleşir?
Tüm korkular bir süreç içinde birbiriyle bağlantılıdır: korku içinde korku içinde korku. Örneğin, korku polis korkusu olarak başlayabilir, daha sonra toplumsal utanç korkusuna dönüşebilir ve bu böyle devam eder. Yine de tüm korkuların kökü yukarıda, Yaradan’la birleşme yerinde yatar; burada nihai korku O’na verememektir. Korku bu kökten pek çok seviyeye iner ve bu dünyada polis, utanç ya da başarısızlık gibi dışsal şeylerden duyulan korku olarak tezahür eder.
Tıpkı bir çocuğun dışarıdaki hayali bir ayıdan korkması gibi, bu hayali korkuya kapılırız. Tehlike gerçek değildir ve korkmak için bir neden yoktur. Yine de korkmaya gerek olmadığını rasyonel olarak anlamamıza rağmen, duygusal kap hala korkuyu deneyimler. Ne kadar çok mantıksal güvence alırsak alalım, bu hissin içinde sıkışıp kalırız.
Zamanla, çalışma, çaba ve öğretmenlerle ve destekleyici bir grupla bağ yoluyla, kabımız açılmaya başlar. Yavaş yavaş, korkumuzun kökenine iner ve örneğin polis korkusunun aslında Yaradan’a bağlı olduğunu fark ederiz. Yaradan’ın bu korkuyu bizi O’na yaklaştırmak için düzenlediğini görmeye başlarız.
Bu aşamada, Yaradan’dan korkmanın ne anlama geldiğini ayırt etmeye başlarız. Yaradan’ın bizi neden dışsal şeylerden korkuttuğunu sorgular ve bunun bizi şu soruyu sormaya sevk etmek için olduğunu fark ederiz: “Hangisi daha güçlü – polis mi yoksa Yaradan mı?” Bu içsel inceleme, tüm korkuların Yaradan’dan kaynaklandığını algılayana kadar büyür.
Sonunda, iki korku, polis korkusu ve Yaradan korkusu, tek bir korku haline gelir. Artık onları iki ayrı güç olarak değil, birleşik, üst bir kaynak olarak deneyimleriz: Yaradan. Yaradan’ı korku merceğinden görmeye başlarız, O’nu terk etmenin bizi dışsal şeylerden korkmaya geri götüreceğinden korkarız.
Bu süreç sayesinde, daha da yüksek bir kökün farkına varırız. Yaradan’ın korku uyandırmaktaki amacının bizi korkutmak değil, bizi O’na bağlamak olduğunu anlarız. Dahası, bu bağ korku aşılamak için değil, bizi birleşmeye ve sevgiye yönlendirmek içindir. Sevgi yasası ihsan etmek olduğundan, Yaradan’a nasıl vereceğimize dair içsel bir arayışa gireriz. Bu noktada, tüm korkular ve rahatsızlıklar yok olur, çünkü bunlar vermenin zıttıdır.
Geçiş nerede gerçekleşir? Sıradan korkudan Yaradan korkusuna geçiş – ihsan edememe korkusu – ille de korku anlarında gerçekleşmez. Herhangi bir hoş olmayan duyumdan, hatta belli belirsiz bir rahatsızlıktan bile kaynaklanabilir. Tüm hoş olmayan hisler yukarıdan gelen ve bizi kökümüzü aramaya çağıran sinyallerdir.
Yaradan neden hoş olmayan hisler gönderir? Yaradan hoş olmayan hisleri doğrudan göndermez. Bunun yerine, yukarıdaki mükemmel safhanın ipuçlarını gönderir. Ancak bu ipuçları kişiye ulaşmadan önce dünyaların ve seviyelerin katmanlarından geçerken olumsuz olarak algılanır, çünkü kişinin kapları zıt bir şekilde şekillenmiştir.
“O’ndan başkası yoktur” üzerinde çaba ve emek sarf ederek, yavaş yavaş doğru çözüme ulaşırız ki bu da durumun bize öğretmek için Yaradan’dan nasıl kaynaklandığını görmektir. Bu anlayış kendiliğinden değil, derin içsel çalışma ve deneyimlerden çıkarılan incelemeler yoluyla gelir.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

