Yaradan’ın Işığıyla Ben Ve Benim Dokuz Sefirotum
Soru: “Sulam Tefsirine Önsöz”de, insanlara dışsal gibi görünen bir sistem tanımlanmaktadır. Bu sistemi kendimle, içimde olacak şekilde nasıl hayal edebilirim?
Cevap: Benim hayvansal bedenimde bir ruh yoktur, ruhun on Sefirot’u da yoktur. Ben sadece bunları inşa etmem gereken bir noktaya sahibim.
Bu nokta, benim egoist arzularımın içinde ortaya çıktı. Eğer egoizmimle diğer kalpteki noktalara bağlanabilirsem, egom bana maddi arzular verir; diğer insanlarla kurduğum bağ ise içimde dokuz Sefirot’tan oluşan bir yapı meydana getirir.
Ben kendim, Malhut noktasına yani onuncu Sefirot’a dönüşürüm; ilk dokuz Sefirot’um ise diğer insanlara karşı olan tutumumdur. Diğer tüm ruhlar, onların önünde bulunan her şey, bütün dünya ve etrafımdaki her şey, benim dokuz Sefirot’umdur (Tet Rişonot).
Ve eğer onları, sevgiyle ve bir olduğumuz anlayışla kendime bağlarsam, egoizmimin üzerine çıkarsam; ihsan etmek için Malhut’umun üzerine yükselebilirsem, o zaman bu ihsan etmenin dışsal niteliklerini birbirine bağlarım ve ruhum içimde ortaya çıkar, on Sefirot’tan oluşan tam bir Partzuf.
Yaradan’ı nerede ifşa ederim? Başkalarına ihsan ederek edindiğim arzuların tam içinde.
Kişinin etrafındaki her şey, onun kendi ruh yapısıdır. Ancak kırılmadan, egoizme düşüşten sonra, bu parçalarımı, içlerindeki her şeyi elde etmek için egoistçe kullanmak isterim.
Şimdi onlara yeniden ihsan etmeye, onları sevgiyle kendime bağlamaya ve ruhumun ışığını onların içinde ifşa etmeye ihtiyacım var. Kendi içimde, Malhut’ta, ışığı asla ifşa edemem; çünkü birinci kısıtlama (Tzimtzum Alef) iptal edilemez.
Bu nedenle her şey, nasıl kendimden çıkıp diğer ruhlarla bağ kurduğuma, onların arzularını kendi arzularım gibi ne kadar hissettiğime bağlıdır. Bu ortak arzu içinde, Yaradan’ı ifşa ederim.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

