Sözler Ve Jestler Gereksiz Hale Geldiğinde
Soru: İlham ve bilgi aktarımının kısa, net ve özlü olması gerektiğini, kişinin konuştuğu ve herkesin sanki “Evet, dinlemeliyiz” dercesine sessiz kaldığı, beş ila on dakika süren uzun konuşmalardan kaçınılması gerektiğini söylediniz. Gerçekten ilham verici bir konuşma nasıl olmalı?
Cevap: Bu büyük bir sorun, çünkü bizim millet alıntılar yapmaya, resmi jargon kullanmaya ve her türlü açıklamayı getirmeye başlıyorlar. Burada, en az kelimeyle en fazla duyguyu iletmek için, kalpten kalbe, olabildiğince sade bir şekilde içsel ifadenizi dile getirmeniz yeterli, hepsi bu.
Bu nedenle, gereksiz entelleştirme olmadan her şeyin çok kısa olmasından yanayım. İnsan önceden hazırlanmalı ki, “düşünmeden” kalbinden fışkırsın. Ama bu kolay değildir; yavaş yavaş gerçekleşir.
Ayrıca, dinleyiciler henüz anlama konusunda yeterince donanımlı değiller. Henüz birbirimizle içsel olarak, duygular aracılığıyla iletişim kurmuyoruz. Tıpkı bir annenin bebeğini kelimeler olmadan hissetmesi ve bebeğin de annesini bilinçaltı duyumlarla hissetmesi gibi, biz de birbirimizi hissetmeliyiz. Hem de çok daha fazla!
O zaman dışsal iletişimimiz, kelimelerimiz, jestlerimiz, yüz ifadelerimiz gereksiz hale gelecek. Zamanla bunların hepsi sona erecek ve siz, fiziksel temastan tamamen bağımsız olarak, hatta o kişi artık bizim dünyamızda değil, başka bir boyutta olsa bile, hislerinizi başkalarına iletebilecek ve onlardan tamamen bağımsız olarak hisler alabileceksiniz.
Yani, onu artık bedeniyle ilişkilendirmeyeceksiniz. İster sizden birkaç bin kilometre uzakta, bedeniyle olsun, ister bedenin dışında, başka bir boyutta olsun, ne fark eder ki?
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

