Soru: Bilinir ki, manevi gelişim arayan insanlar, düşünceleri ve içsel arayışlarıyla baş başa kalabilmek için tanıdık çevrelerinden uzaklaşarak yalnız olmaya çalışırlar. Tarih, hayatın ve gerçeğin anlamını aramada yalnızların uzun bir listesini sunuyor: Baal Shem Tov, İlyas Peygamber, Şimon bar Yochai, Buda vb. Yalnızlık neden manevi gelişimle ilişkilendirilir?
Cevap: Manevi gelişim, kişinin kendi içine daldığı içsel bir süreçtir. Başkalarının müdahale etmemesi, insanın kendi içine dalması, kendini hissetmeye başlaması, kendisiyle konuşması için yalnızlığa ihtiyaç vardır.
Bu yüzden yalnızlık, birçok yöntemle uygulanmaktadır. Hatta bilim insanları ve yazarlar arasında, yeni kitaplar yazmak için yaratıcı bir inzivaya çekilmek ve kendini izole etmek alışkanlıktır.
Elbette kişi bir şeye odaklanmak istiyorsa, öncelikle kendiyle baş başa kalmalı, kendisini türlü anlamsız hedeflerle oyalayan dünyanın etkisi altında kalmamalıdır. İşte bu yüzden yalnızlık bu denli faydalıdır ve hayatındaki tüm önemli çabalarında eşlik eder, özellikle bir şeyleri yaratmak, inşa etmek ya da keşfetmek istediğinde. Bu sadece maneviyatta değil, aynı zamanda maddesellikteki arayışlar için de geçerlidir.
Manevi gelişim, doğal olarak, daha da büyük bir içsel yalnızlığı ve içsel güçlerin yoğunlaşmasını gerektirir. Kişi kendini hissetmeli, incelemeli, araştırmalı: Ben kimim? Ne için yaratıldım? Hangi amaçla? Nasıl yönetiliyorum? Beni kim yönetiyor? Özgür müyüm, değil miyim? Kişi nasıl bağımsız olabilir?
Bunlar bizim neslimizden çok önce ortaya çıkmış ezeli sorulardır. İnsanlar binlerce yıldır kendilerine bu soruları soruyor ve cevap arıyorlar. Kabala biliminin dışında, bu soruların bazılarını cevaplamaya çalışan daha birçok metot vardır. Ancak henüz bir sonuç alınamamıştır. Bu yöntemlerin hiçbiri henüz insanlığa, yaşamın anlamı ve amacı sorusuna bir çözüm, bir cevap sunamamıştır.
Soru: İnsanların aradığı manevi gelişim ne demektir?
Cevap: İnsan, neden yaşadığını, kendisini kimin kontrol ettiğini, kaderini değiştirmenin mümkün olup olmadığını, özgür seçime sahip olup olmadığını bilmek ister. Bu dünyadaki zorlu yaşamın sonunda ne olacağını bilmek ister, şöyle söylendiği gibi: “Kendi tercihine göre doğmadın, kendi tercihine göre yaşamıyorsun ve kendi tercihine göre de ölmeyeceksin.”
Peki, bizlere neden böyle sorular verildi? Sonuçta bir hayvan neden yaşadığını sormaz. Yalnızca bir insan bu sorularla kendine işkence eder. Öyle anlaşılıyor ki, canlılar arasında en sefil ve önemsizleri biziz; çünkü bunun bir anlamı olmadığını bilerek yaşıyoruz ve yine de yaşamaya devam ediyoruz. Durumumuz herhangi bir hayvanınkinden çok daha kötü.
Filed under: Kabala, Maneviyat -
Kendinle Baş Başa, Bölüm 1 için yorumlar kapalı