Çalışmamız Doğru Yönde Gitmemize Ne Kadar Bağlıdır?
Yaratılışın amacının ne olduğunu, Yaradan’ın bizden ne istediğini ve kalbimizin arzusunun ne olduğunu anlamamız gerekir ki buna “kötülüğün farkındalığı” denir. “Benliğimizin” şu anki koşulumuzda olması gerekenden ne kadar uzakta ve ne kadar farklı olduğunu inceler ve öğreniriz, ideal olarak ıslahın tamamlanmasında kökünde nasıl olması gerektiğini değil, şu anki halini.
Her zaman mevcut koşulumuza göre gelişmeli ve kendimizi başkalarının koşullarıyla ya da kendi koşulumuzdan farklı bir gelişim aşamasıyla kıyaslamamalıyız. Beş yaşındaki bir çocuğun on yaşındaki bir çocuk olarak değil de beş yaşındaki bir çocuk olarak görülmesi gibi, bu çocuğun büyüme geriliğinden muzdarip olması ve çeşitli tedavi ve düzeltmelerin desteğine ihtiyaç duyması cesaret kırıcı olacaktır.
Her an, nasıl olmamız gerektiğini ve doğru yönde ilerleyip ilerlemediğimizi keşfetmek, incelemek, görmek ve anlamak için gereken tüm verilere sahibiz. Bu yalnızca bizim çabamıza ve emeğimize bağlıdır. Yukarıdan gelen bir bozulma yoktur; tüm bozulma kişinin içinde mevcuttur ve bize bunu keşfetme ve iyileştirme izni verilmiştir.
Ancak, ıslah eden ışığın gelip yolumuzu aydınlatmasına ihtiyacımız vardır. Bu ışık doğamızı ifşa eden ve çeşitli düşünceler, dürtüler ve arzular tarafından ne ölçüde lekelendiğimizi netleştiren bir ışıktır. Bu ışığı, Kabalistik metinleri çalışarak çekeriz. Dolayısıyla, her şey bizim elimizde; sadece çalışmak mevcut “benliğimiz” ile ideal “benliğimiz” arasındaki uçurumu görmemize yardımcı olabilir.
Dahası, kimlikler arasındaki sapmanın boyutunu hemen görmeye yönelik aşırı güçlü bir arzu da yardımcı olmayacaktır; çünkü günahlar, hatalar ve mesafe, eşitsizlik ve doğru koşuldan ayrılma duyguları yavaş yavaş birikir ve yüzeye çıkar. Bunlar özellikle ifşayı hissettiğimiz yerlerdir. Bu nedenle, bu tür bilgi toplama uzun bir zaman gerektirir. Bu algılama yeteneğini, çabamızın niceliğine ve niteliğine bağlı olarak yıllar içinde geliştiririz.
Mekanizma her zaman dua ve duanın, kalpteki arzunun ıslahı üzerine olacaktır. Dünyadaki varlığımızı her hissettiğimizde, her an, esasen kim olduğumuz, kalbimizde ne olduğu ve kim olmamız gerektiği arasındaki boşluğu keşfederiz. Günün sonunda, dünyanın sağladığı baskılar veya hazlar üzerimizde etkili olan ıslah güçleridir.
Islah olmuş bir kişi için dünyalar yok olur. Tüm dünyalar kişinin içinde var olur. Onlar bizi sürekli çevreleyen ve ıslah eden bir mekanizma, bir sistemdir. Bizi hedefe daha da yaklaştırırlar. Hedefe ne kadar yaklaşırsak, dünyalar da o kadar saflaşır. Asiya dünyasından Yetzira, Beria ve Atzilut dünyalarına kadar arınırlar, ta ki yok olup yerlerini basit ışığa bırakana kadar.
Hedefe ulaşmış bir kişide dünyalar yoktur. Artık basit ışık ile kişi arasında bir dünyalar mekanizması yoktur; bunun yerine kişi basit ışığa uyumlanır.
Filed under: Kabala, Maneviyat, Yaradan -
Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 21 için yorumlar kapalı