Daily Archives: Temmuz 13, 2025

Embriyo Koşuluna Ulaşın

Soru: Manevi bir düşük meydana gelmemesi için, bağın üzerinde çalışmaya nasıl devam edebiliriz?

Cevap: Ana görevimiz onluda birleştiğimiz Ibur (embriyo) koşuluna ulaşmaktır. On kişi olmalı, daha fazla değil. Daha azı da mümkündür.

Bu gerçekleştiğinde, “tohumun emiliminin üç günü” olarak adlandırılan dönemden geçeceğiz. Rahme nüfuz eden tohumun, rahmin iç duvarına tutunması gerekir.

Bu üç gün sürer ve bu da üç çizgiyi sembolize eder. Bizim dünyamızda tüm bunlar manevi dünyanın eylemlerinin bir sonucu olarak gerçekleşir.

Bu koşuldan geçmeli ve kendimizi bir grup olarak Yaradan’a üç çizgide tamamen bağlamalıyız.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 142

Soru: Onluya katıldığınızda, kalbinizi dostlarınıza hangi yollarla açabilirsiniz ve hangi alanlarda her zaman suskun olmalısınız?

Cevap: Kişi kendi duygularını alçakgönüllülük içinde tutmalıdır.

Soru: Eğer dostlar içsel duygularını paylaşmayıp çoğunlukla çaba gösterirlerse, bir bağın, ortak bir Kli’nin inşası nasıl gerçekleşir?

Cevap: Dostlar yavaş yavaş birbirlerini, yani yerlerini ve manevi çalışmalarını hissetmeye başlarlar.

Soru: Dost sevgisi üzerine içsel ve dışsal çalışma arasında büyük bir fark varsa, tüm bunları nasıl birleştiririz?

Cevap: Kafanızı karışmayın ve sorunu çözün, Yaradan’ın yukarıdan nasıl çözdüğünü göreceksiniz.

Soru: Bazen bir dost “kendine bir Rav yap” ilkesini bir başkası için uygulamak ister. Bu prensibi onluda uygulamaya nasıl başlayabiliriz?

Cevap: Sadece dostunuzu yüceltmeniz, onun ne kadar büyük olduğunu ve diğerlerinden ne kadar farklı olduğunu anlatmanız yeterlidir. Bu şekilde kendinize bir Rav yaparsınız.

Soru: Yaradan’dan, örneğin kongrede yaşadığınız duyguları dostlarınıza aktarmasını istemek mümkün mü?

Cevap: İsteyin, bunu isteyebilirsiniz.

Soru: Onluda alçakgönüllülüğü nasıl koruyabiliriz? Ne hakkında konuşmaya değer, ne hakkında konuşmaya değmez?

Cevap: Alçakgönüllülük hakkında herhangi bir kısıtlama olmaksızın konuşabilirsiniz.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 19

Neyi Aramak Doğru? Kötülüğün Farkındalığı Mı Yoksa Yaradan’ın Yüceliğinin Hissedilmesi Mi?

Kabalist Yehuda Aşlag’ın (Baal HaSulam) “O’ndan Başkası Yok” adlı makalesinde yazdığı gibi, ilerlemek için en doğru hareket tarzı üst güç olan Yaradan’a bağlanmak, tutunmak ve yapışmaktır. Ayrıca her gün yarım saatin öz yansıtma ile geçirilmesi gerektiğini, yukarıya değil, içe bakılması gerektiğini yazar. Ayrıca, içimize bakarken bile, Yaradan’da ne hissettiğimizi, incelediğimizi ve gördüğümüzü kontrol etmeliyiz.

Kendimize rutin bir şekilde odaklanmaya “bu dünyanın seviyesine tam bir düşüş” denir. İlerleme değil, umutsuzluk getirir. Düşüncelerimiz neredeyse biz de oradayız. Biz kimiz? Düşüncelerimiz. Eğer düşüncelerimiz materyalizme odaklanmışsa, materyalizmin içindeyiz demektir. Eğer Tanrısallığa odaklanırsak, Tanrısallık içinde oluruz. “Yükselişler ve düşüşler” dediğimiz şey budur.

Bu nedenle Tanrısallığa mümkün olduğunca özen göstermek faydalıdır. Kabalist Baruh Şalom Aşlag’ın (RABAŞ) yazdığı gibi, grup sürekli olarak Tanrısallığı yükseltmek için çalışmalı ve Yaradan’ın yüceliğini nasıl yükseltebileceğine odaklanmalıdır. Kendimiz hakkında değil, Yaradan’ın yüceliği hakkında düşünmeliyiz. Neden mi? Çünkü yukarıdan aldığımız şeylerden ilham alırız.

Elbette, içsel hedefi ve kötülüğün farkına varma arzusunu ihmal etmemeliyiz, ancak umutsuzluğa neden olduğu için olumsuzlukta çok uzun süre oyalanmamalıyız ki bu da yararlı değildir. Yalnızca Yaradan ile bağ kurmak faydalıdır. Kötü olduğumuz için kendimizi sürekli cezalandırarak, aslında Yaradan’ı cezalandırarak kendimizi ıslahtan uzaklaştırırız. Dolayısıyla, neşe, uyanış ve ruhun yükselişi doğru yönde ilerlediğimizin işaretleridir. Tersine, üzüntü, zayıflık, kendini cezalandırma ve suçluluk duygusu ilerlemenin değil durgunluğun işaretleridir.

Tanrısallık yönünde ilerlemek için genel yaklaşım budur. Grupta sağlıklı bir mücadele ve üstesinden gelme ruhu varsa, herkes şüphelerini daha kolay ve hızlı bir şekilde terk edecektir. Şüpheler sürekli olarak ortaya çıkar ve sürekli olarak bir kenara bırakılmalıdır. Sonsuz gibi görünebilir ama birkaç yıllık çabadan sonra gelen bir son vardır. Gereken zaman kısalmaktadır. Daha önceki zamanlarda Tanrısallığa erişmek yirmi ya da otuz yıl sürerdi ama zaman ilerledikçe daha gelişmiş ruhlar dünyaya girer ve ilerleme hızı artar, öyle ki bugün sadece birkaç yıl içinde Tanrısallığa erişmek mümkündür.