Klipa’nın Özellikleri

Soru: Gruptaki dostlar arasında ne tür bir ilişkiye Klipa denilebilir?

Cevap: Bir grup içinde, pratik olarak Klipa gibi hiçbir ilişki olamaz. Klipa, çekememezlik, kıskançlık, reddetme, yardım etme isteksizliği, vb. gibi yani insanlar arasındaki duygusal, manevi, kalpten kaynaşmayı reddeden tüm özelliklerdir.

Soru: Klipa genel olarak nasıl çalışır? Mekanizması nedir?

Cevap: Kişide Klipa oluşturan birkaç nitelik vardır. Genel olarak bunlar egoist niteliklerdir, ancak belirli türlere ayrılırlar. Bunlar çekememezlik, kıskançlık, kendini yüceltme, yalan ve gururdur.

Soru: Yani bizi ayıran her şey mi?

Cevap: Evet. Aslında bunlardan pek çoğu mevcut ama hepsi tek bir bütünü oluşturur kişinin egoist “Ben” ini.

Soru: Az önce sıraladığınız niteliklerle, doğrudan yüksek gücün ifşasında olan bir kişide açığa çıkan nitelikler arasında bir fark var mı?

Cevap: Bu nitelikler orada da faaliyet gösterirler.

Sadece Kabul Edin – Ve O Ortaya Çıkacak!

Zohar‘ı okumaya hangi bölümden ve tam olarak nereden başladığımızın bir önemi yoktur. Kişi bir dersi ilk defa duysa bile hiç fark etmez. “Tora’da zaman yoktur”; o manevi durumlardan bahseder ve tüm bunlar içimizde olur ama biz henüz hissetmiyoruz.

Fakat bu önemli değil. En yüksek, en inançlı ve güçlü kaynak olan, Zohar Kitabı‘ndaki ışığı uyandırmak bizim için önemlidir. Hiçbir kitap, ruh üzerindeki etkisi açısından Zohar Kitabı ile asla karşılaştırılamaz.

Onun ışığı bize tesir edecek şekilde kişinin onu kendi üzerine çağırması ancak niteliklerde ona benzemekle mümkündür. Bu nedenle, Zohar Kitabı’nı birlikte okuyoruz yani her şeyden önce, bu Kitabı açmadan önce, herkes kendini başkalarıyla bağa hazırlamalıdır.

Tora’nın armağanı hakkında da yazılmıştır ki, “tek kalp tek adam gibi” olmayı ve (gelecekte) kardeş sevgisini elde etmeyi kabul ederseniz (bunu yapamayacağınız açıktır, ancak sadece kabul edersiniz!) o zaman Tora’yı yani kaynağa, Yaradan’a dönen ışıkla ıslah metodunu alacaksınız. O zaman bu ışık sizi etkileyecek ve sizi kaynağa, iyiliğe, Yaradan ile eşitliğe döndürecektir.

Bu nedenle, Zohar Kitabı‘nı okurken, her zaman şu koşulu yerine getirmeye çalışmalıyız: ışığın bizi etkilemesi için birleşmeye hazır olmak ve birliğimizde, tek bir ruhta olduğu gibi, ışığı, Yaradan’ı ifşa edeceğiz. Ne de olsa, bireysel bir ruh, yalnızca şimdi algıladığımız mevcut gerçekliğimizi hissedebilir.

Bina’nın 50. Kapısı

Bu sarayda üst üste pek çok gizli hazine vardır. Bu sarayın içinde gizlemek ve ışıkları durdurmak için yapılmış kapılar vardır. Onlar elli tanedir…(Zohar Kitabı’na Girişi, Bölüm “Kilit ve Anahtar”).

Zohar Kitabı’nı çalıştığımızda, bu kitabın biz alttakiler ile üstteki Yaradan arasında bir aracı olduğuna ve tüm bu bağın Rabbi Şimon grubu sayesinde gerçekleştiğine inanmalıyız.

Kapılar, uymamız gereken şartlardır. Kapılardan geçebilmek için onlara yaklaşmanız ve kendinizi belirli niteliklere göre ayarlamanız gerekiyor. O zaman kapıların bir kısmı açılıyor, bir kısmı iptal oluyor, bir kısmını da entegre ederek düzeltmemiz gerekiyor.

Her kapıdan sonra, kendi içimizde ihsan etme arzusunu giderek daha fazla ifşa ederiz, Yaradan’a gitgide daha çok yaklaşırız ve yaradılışı Yaradan’a bağlayan tüm sistemi daha iyi anlarız. Böylece geçtiğimiz her kapıda, Yaradan’ın sarayına doğru daha da ileriye gidiyoruz.

Sonuncunun, 50. kapının ardında, kesinlikle her şey ifşa olur, tüm Malhut, üst güçle tamamen yapışır.

Bir Kabalist Ne Arar?

Soru: Eğer dünya milletleri bilinçaltında Yahudilere, Yahudiler işlerini yapmıyor diye onları itiyormuşçasına olumsuz davranıyorlarsa, o zaman tam tersine siz bu işi yapıyor olmanıza rağmen, neden size karşı yetersizden daha az tepkiler veriyor ve garip yorumlar yapılıyor?

Cevap: Yaratılışın doğası gereği, insanların bana iyi davranamayacaklarını biliyorum, çünkü bu hem Yahudilerin hem de Yahudi olmayanların doğalarına aykırıdır.

Herkesi, tek bir bütün içinde herkese yaklaşmaya ve bu formda, en azından kısmi bir bağımız olması koşuluyla kendini aramızda gösterecek olan üst gücü ifşa etmeye ve böylece, giderek artan bir şekilde, tüm insanlığın ıslahına, doğaya, Yaradan’a bütünüyle eşdeğer olmaya çağırıyorum.

İnsanları buna çağırırken bana iyi davranmalarını umut edemem. Faaliyetlerimde ne kadar başarılı olduğumu görmek için, sadece genel olarak onların tepkileriyle ilgileniyorum. Çocuklarda olduğu gibi, onlara uyum sağlayıp sağlamadığınızı, sizi en azından biraz duyup duymadıklarını anlamak için tepkilerine ihtiyacınız vardır. Ve tüm bunlar başka teknikleri öğrenmek içindir. Ve gerçek şu ki, tepkilerinin olumsuz olması doğaldır.

İnsanları, egoizmlerini bir kenara bırakmaya, komşularını sevmeyi öğrenmeye, nefrete ve eylemsizliğe karşı hoşgörüsüz olmaya ve neden var olduğumuzu anlamaya teşvik ediyorum. İster sıradan insanlar olsun, ister doğruluklarından emin olan erdemliler olsun, onları uykularından uyandırıyorum.

Engelleri Aşın ve Üst Dünyayı İfşa Edin

Soru: Zohar nedir?

Cevap: “Zohar”, “üst aydınlık” anlamına gelir. Bu, Arık Anpin olan Atzilut dünyasının baş seviyesinin ışığıdır. Kitap adını bu parlamadan alır çünkü birçok farklı filtreden geçerek yavaş yavaş kendini küçülten ve bizi etkileyen kaynaktan bahseder.

Soru: Zohar neden hikâye tarzında bir anlatım biçimine sahiptir?

Cevap: Hayır! Bu insanlarla ilgili değildir. Ne Tora, ne Zohar ne de Talmud insanlardan bahsetmez, sadece manevi seviyelerden bahseder.

Eğer bir tür manevi seviyede olsaydınız, seviyenizi örneğin Rabbi Şimon’un veya başka birinin seviyesine göre ölçerdik. İnsan bu şekilde ölçülür, adıyla değil. Adının ne olduğunun benim için ne önemi var ki!?

Konuştuğu seviye benim için önemli çünkü bu seviyede tüm perdeleri aşar ve manevi dünyayı görür. Bunun ona ne açtığı benim için önemli. Bazı mikro parçacıkların hızlandırıcısı gibi çalışır.

Bu nedenle, onun bir kişi olarak değil, tüm engelleri aşan ve bana üst dünyayı gösteren “mermi topunda” hangi güç ve kaç elektron volt olduğu hakkındaki verilerine ihtiyacım var.

 

Yaratılan Varlıklar Uğruna

Soru: On Sefirot Çalışması‘nda Baal HaSulam, Yaradan’ın tekilliğinin mucizevi niteliği hakkında yazıyor. Nasıl bir tekillikten bahsediyoruz?

Cevap: Gerçek şu ki, Yaradan tüm eylemlerinde kesinlikle iyidir. O, sadece verir ve ihsan eder; O, her şeyi yalnızca yaratılışın mutlak yararı için düşünür ve yapmaya niyet eder.

Kendisi hakkında bir düşüncesi yoktur, sadece yarattığı varlıkları düşünür. Kendisi için hiçbir arzusu yoktur ve bu nedenle olumsuz eylemlerin kaynağı olamaz. Sonuçta, O’nun yaptığı her şey sadece yaratılanlar içindir.

Soru: Bu bizim de kendimizi hiç düşünmediğimiz bir duruma gelmemiz gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet, ıslahımızın bir sonucu olarak aynı duruma gelmemiz gerekecek. “Mucizevi nitelik”, kendimi düşünmek değil, başkalarını düşünmektir.

Yaratılış Nedeni

O’nun eylemlerinin mükemmelliğini, O’nun isimlerini ve unvanlarını gün ışığına çıkarmak için dünyaları yaratma ve yaratılan varlıkları ortaya çıkarma konusundaki basit arzusuna (30) yükseldiğinde, bu dünyaların yaratılışının sebebiydi (On Sefirot Çalışması, Kısım 1, Bölüm 1).

Soru: Bu, Yaradan’ın dünyaları ve varlıkları Kendi eylemlerinin mükemmelliğini göstermek için yarattığı anlamına mı gelir?

Cevap: Temel olarak, evet. Yaradan, O’nun eylemlerini edinebilecek ve bu eylemler aracılığıyla O’na ulaşabilecek varlıklara Kendi mükemmelliğini ve eylemlerinin mükemmelliğini göstermek için, dünyaları ve yaratılanları yaratmıştır. 

Yaradan’ın kendisi gizlidir, O ulaşılmazdır. Sadece O’nun eylemlerine ulaşılabilir çünkü O, kendini bunlarla ifşa eder. Yaradan’ın gerçek özü, bizim için ulaşılamaz olsa da, O’nun eylemleri aracılığıyla O’nun kim olduğunu hayal edebiliriz.

Yaradan’a Girişi Açan Anahtar

Manevi çalışmada, içine bir anahtarın sokulması gereken bu dar anahtar deliği nedir?

“Dar”’ın tanımı, Hasadim (merhamet) eksikliği anlamına gelir. Bu eksikliği gidermeyi başardıysam, bu kilidi açmaya hazırım demektir.

Önümüzdeki tüm yol bir kilittir. Her adımda, daha fazlasını ortaya çıkarmak ve böylece hedefe doğru ilerlemek için, onunla belirli bir anahtara yani ihsan etme niteliğine uymamız gerekir.

Her aşamada kendimizi daha fazla ifşa ederiz ve kendi içimizde artan bir ihsan etme niteliği tezahür ettiririz ve böylece Yaradan’a yaklaşırız. Ve bunun için kilide tam olarak uyan anahtarı bulmamız gerekiyor.

Bizden ihsan etme niteliğini gizleyen kilit gruptur ve anahtar, bu gruptaki ilişkiler, dostlar arasındaki bağ ve sevgidir. İnsan kendinden kopmalı, on dostuna bağlı kalmalıdır. Benim için onlu manevi bir Kli’dir. Bu Kli’ye girmek için kendimi doğru bir şekilde yeniden biçimlendirirsem, kilidi bir anahtarla açarım ve Yaradan’a ulaşırım.

Anahtarı bulmam, onu incelemem, kilide uydurmaya çalışmam ve anahtarı anahtar deliğine nasıl sokacağımı ve nasıl çevireceğimi öğrenmem gerekiyor. Anahtarı kilide sokacak güce sahip olduğumda kilidi açabilirim.

Sadece anahtarı kilide sokarken dostlarınızla çok güçlü bir bağ kurmanız gerektiğini hatırlayın. Eğer dostlarımla bağ kurarsam ve kendimi giderek daha fazla iptal edersem, sonunda anahtarı anahtar deliğine sokabileceğim ve onu çevirmeye hazır olacağım.

Ama kilitteki anahtarı çevirebilmek için, Yaradan’a dönüp bu kilidi açacak gücü O’ndan istemem gerekiyor. İşin üç aşaması vardır: Kendinizi kilide uygun bir anahtar olarak ayarlayın, ardından kilide girin ve son olarak kilidi açın.

Grubun Merkezi Nerededir?

Grubun merkezi, grubun hiçbir üyesinin içinde değil, yalnızca hepsinin arasındadır. Eğer hepimiz herkesi bir bütün olarak hissedecek şekilde birbirimizle birleşmeye çalışsaydık, burası grubun merkezi, aramızdaki tam bağlantı noktası olurdu.

Soru: Çalıştay sırasında grubun merkezine konsantre olmak için, kendimize tarif ettiğiniz bu durumu tasvir etmemiz mi gerekiyor?

Cevap: Evet, elbette. Sonuçta, bağ kurduğumuzda, herkesin kişisel “Ben” i kaybolur ve “Ben” yerine “Biz” kalır.

Grup Homojen Olmalıdır

Soru: İnsan, birisine iftira atıldığını duyarsa ne yapmalı?

Cevap: Duymak istemediğinizi söyleyin, kesip atın ve bu şekilde bir dostunuza aynısını yapmayı öğreteceksiniz. Bu grup için harika bir ıslahtır.

Soru: Eğer kadınlar birisiyle tartışıyorsa, zümreler halinde gruplaşmaları doğal mı?

Cevap: İstediklerini yapabilirler, fakat o zaman bizimle manevi yolda yürümediklerini anlamaları gerekir. Kabalistik grup eşit, kesinlikle homojen olmalıdır.

Biri iftira atıyorsa, o zaman teoride kötülüğü çoğaltır, bu bir virüs gibi ayrışır. Bununla ancak herkesle iyi bir ilişki kurarak ve her şeyi sevgiyle örterek savaşabilirsiniz. Eğer kişi bir grupta ise, o buraya getirilmiştir ve onu en yakınımız olarak kabul etmeliyiz.

Soru: Dıştan eleştiri yapmamayı, eleştiriyi dile getirmemeyi kendime nasıl öğretebilirim?

Cevap: Alışkanlık, başkalarına örnek olma, sürekli öz eleştiri ve iç gözlem yoluyla.

Soru: Belli bir dönemden önce, kişinin yine de öğrendiğini söylediniz. İlk aşamada dedikodu yapmak kabul edilebilir mi?

Cevap: Hayır. Gruba bir kişi gelir gelmez bunu hemen ona bildirmeliyiz ve bir çocuk gibi ona öğretmeliyiz ve ona sürekli iftiranın kabul edilemez olduğunu göstermeliyiz.

Bu olmadan hedefe ulaşamayacağımızın önemi konusunda bir farkındalık olmalıdır. Umarım herkes bunu anlar ve sonunda hedefe ulaşır. En yüksek durumlarını ifşa edebilecekleri bu bağları kendi kendilerine koparırlarsa, o kadar çok üzülmeyeceğim.