Dostlarla Bağı Güçlendirmek

Soru: Klipot’a düştüğümüzde, onların içinde uzun süre kalmamak için nasıl hemen kalkabiliriz?

Cevap: Gruptaki dostlar arasında her zaman çeşitli sorunlar olacaktır. Ama grupla bağınız varsa ve her şeyin sadece dostlarla olan bağa bağlı olduğunu açıkça anlarsanız ve Yaradan’a karşı birlikte doğru davranırsanız, o zaman bu sorunların üzerine hızla yükselirsiniz.

Böylece, düşüşlerinizin her birine, egoizmden özgeciliğe geçen daha da büyük bir yükseliş, aranızda daha da büyük bir bağ eşlik edecektir. Sonuç olarak hedefinize hızlı ve kolay bir şekilde ulaşacaksınız.

Zohar’a Giriş

Soru: Kişi Zohar Kitabı’na giriş yaptığında kendisi için ne keşfeder?

Cevap: Kişi bu kitabın anlattığı uçsuz bucaksız dünyayı hissetmeye başlar. Dünya aniden küresel bir ekran gibi dört bir yandan önüne açılır.

Üstelik sadece bir ekran gibi uzaklaşarak hareket etmez, giderek buharlaşan karanlık ışıkla dolu bir küreymiş gibi yavaşça kaybolur ve sizinle genel güç olan Yaradan arasında karşılıklı bağ hisleri olan bir kozmosun içindeymişsin gibi bir his olur.

Bu arada, uzayda bulunmuş birçok insan bu şekilde hisseder. Dünya sakinlerinin etkisinden kopukturlar ve Dünya’nın sürekli baskısı altında olmalarına rağmen, hala insanlığın farklı bir amacı olduğunu, evrenin düşüncelerle dolu olduğunu hissederler ve bu büyük bir vizyondur. Bu his hakkında, uzayda var olduğu için değil, Dünya orada onlara baskı yapmadığı için bahsediyorlar.

Soru: İnsanlar defalarca manevi bir durumu görselleştirmeye ve bazı görüntüler veya 3D grafikler icat etmeye çalıştılar, ancak bunların hepsi çok sınırlı. Ve duyulara göre, kişi sadece ışığı mı algılar? Bunu kelimelerin ve görüntülerin yardımıyla aktarmak nasıl mümkün olabilir?

Cevap: Hiçbir şey aktarılamaz! İpucu yok! Makaleler var ve makaleye göre bir şeyler hissederseniz hissedersiniz; hissetmezseniz, o zaman yoktur.

Bu hisler aktarılamaz çünkü onlara yeterince uyum sağlayamıyoruz. Beş duyunuzda tuzlu, acı, tatlı veya bazı sesler, bazı kokular ya da dokunuşlar vb. hisler varsa, o zaman size bir şey aktarılabilir. Hatırlarsınız ya da anlarsınız.
Ve bu duyu organına ve arşivine sahip değilseniz, buna bağlı belirli bir dizi izlenim yoksa hiçbir şey yapılamaz.

İbrahim’in Grubunun Manevi Gelişimi

Bir seviyeden diğerine geçişin dört aşaması, on Sefirot’un durumuna veya Yaradan’ın dört harfli – “Yod-Hey-Vav-Hey” adına göre zorunludur. Yaradan tüm doğadır, onun dört gelişim seviyesi ve önceki durumdan sonraki duruma geçiştir. Ve böylece o, tüm adımların arasında ve her adımın içindedir.

Eğer bir geçiş durumu varsa, gelişimin en küçük aşamalarında bile mutlaka bu dördünden geçmelidir.

Bu nedenle, ileriye doğru hareket eden dört gelişim durumu vardır. Birincisi, mutlak hayvan durumundan insan seviyesine kısmi bir çıkıştır. İnsan, dayanışmaya, bağa, ihsan etme ve sevgiye yönelik bir harekettir ama yine de ilk koşulu içindedir.

Bu yüzden İbrahim, 5.000 kişiyi Babil’den çıkarıp ilk Kabalistik toplumunu örgütlediğinde, bu,  onun yönetimi altındaydı. Yani bu, herkesin farklı olmasına rağmen birbirine eşit davrandığı, herkesin sadece birbirini ve toplumu önemsediği, kendisini umursamadığı manevi bir toplumdu. Esas olarak, bu onların idealiydi.

İbrahim, bu temel üzerine, bu ideale doğru ilerlemeye hazır olanları Babil’den çıkardı.

Olumlu ve Olumsuz Kıskançlık

Yorum: Kıskançlığın, Kabala’da bizi ilerleten iyi bir nitelik olduğunu söylediniz.

Cevabım: Evet, eğer kıskançlık iyiyse bir grup oluşturur, kötüyse onu yok eder. Bu nasıl bir kıskançlık olduğuna bağlı. 

Başkalarının çalışma şeklini kıskanırsam, ben de onlar gibi çalışmak isterim, kendim de böyle ilerlemek isterim. Kıskançlığın zeki, gelişmiş insanlar yarattığı söylenir. Dünyayı bilgiyle zenginleştirir. Bu ancak en iyi, akıllı, yetenekli, başarılı insanlar gibi olmak istediğim zaman iyi bir kıskançlıktır. Bir çocuğun böyle bir hissi varsa, o zaman harika! Ya tersi olursa?

Olumsuz kıskançlık, küçük, dar kafalı bir bencillik niteliğidir.

Soru: Kişi için, birisini başkalarının gözünde küçültmek neden bu kadar kolay? 

Cevap: Çünkü bundan fayda elde eder, kendini yükseltmeye gerek duymaz. Eğer başka birisi aşağıda ise, bu demektir ki ona göre ben daha yüksekteyim ve benden üstün birine kıyasla kendimi yükseltmem çok zordur.

Yorum: Modern, devasa mega kentlerin kültürü öyledir ki, kural olarak başkalarını küçülterek kendilerini yükselten insan grupları vardır. Herkes onların ateşi altına düşmekten korkar.

Cevap: Elbette. Biz böyle yaşıyoruz.

Kabalistik Bilgi Aktarmak İçin Diller

Yorum: Zohar Kitabı‘nda pek çok farklı isim var, ancak Baal HaSulam, özellikle Talmud Eser Sefirot’ta daha fazla manevi terminolojiye sahiptir.

Cevabım: Fark nedir? Bu sadece bir tanımlama. Manevi dünyayı tanımlamak için dört dilimiz var: Tora’nın dili, Talmud’un dili, efsanelerin dili ve Kabalistik dil.

Kabalistik dil en doğrudur çünkü tüm seviyeleri, nitelikleri ve etkileşimleri matematiksel ve fiziksel olarak tarif eder. Elbette bu lirik bir dil değil; bu kuru bir dildir. Ama ne yapabiliriz? Bilimde bu hep böyledir!

Diyelim ki şimdi ağlıyorsunuz ve üzgün hissediyorsunuz. “Ona on gram filan şeyden verin” diyorum. Sana enjekte ediyorlar, sen sakinleşiyorsun ve ben diyorum ki: “Şimdi bu heyecan seviyesinden şu heyecan seviyeye indi.”

Zohar, ne kadar “enjeksiyona” ihtiyacınız olduğunu ve hangi seviyeden hangi seviyeye ineceğinizi işte böyle anlatır. Ama aynı zamanda, duyularınızı aktarmaz. Ancak farklı bir formda yani farklı bir tanımla bunları aktaracaktır.

Bu nedenle fark etmez çünkü aynı şeyden bahsediyoruz; sadece kişiye farklı açılardan yaklaşıyoruz.

Zohar Kitabının Harfleri, Bağları Açıklar

Soru: Zohar’ın bahsettiği harfler, aramızdaki bağ türlerini mi ifade ediyor?

Cevap: Elbette! Sadece aramızdaki bağı! Ruhlar arasındaki bağ olmasaydı, Zohar’ın yazarları hiçbir şeyi edinemezlerdi. Her şey aramızdaki bağ ağında edinilir.

Neyi ediniriz? İhsan etme güçlerini. Bu ihsan etme güçlerinin toplamına, aramızdaki bağda ifşa ettiğimiz Yaradan (Bo-Re, Gel ve Gör) denir; bu, ihsan etme ve sevgi niteliğidir.

Bunu güçler formunda edinirsek, o zaman bu bizim arzumuzdur, ışığı ifşa etmek için bir kaptır. Onun içinde bir izlenime, ışığa ulaşırsak, o zaman bu Yaradan’dır, bir kapta, bir arzuda açığa çıkan ışıktır. Bunun dışında hiçbir şey yok.

Zohar’da veya Kabalistlerin tüm kitaplarında okuduğumuz her şey, niteliklerin denkliğine göre, bir kişinin, bir Kabalistin, arzuları dâhilinde ihsan etme gücüne erişmesinden edindiği izlenimlerdir. O bize arzularını, elde ettiği gücü, dışsal bir biçimde açıkladığı izlenimini anlatır.

Bunu müzikle, şarkılarla, güzel sözlerle ifade etmek mümkün olabileceği gibi Kabala, Talmud veya efsanelerin diliyle de anlatılabilir. Ama nihayetinde Kabalistler edinimleri bize anlatırlar.

Zaman ve Yıl Değişikliği

Soru: Yeni yılın arifesindeyiz. Neden yıl değiştiğinde insanlar bir tür heyecan ve tatmin hissederler? Bu fenomenin kökü nedir? Ne de olsa maneviyatta zamanın olmadığını biliyoruz. İnsanlar neden böyle algılıyor?

Cevap: Birincisi, maneviyatta dünyevi zaman yoktur ve dünyevilikte manevi zaman yoktur. Bu nedenle zamandan bahsetmek kolay değildir.

Esas olarak, zaman kavramı oldukça karmaşıktır. Bir yandan bu, içinde bulunduğumuz koordinatlara, zamanı neye ve nasıl ölçtüğümüze ve hiç var olup olmadığına bağlıdır.  Bu, tamamen öznel içsel duygularımız mı yoksa varoluşumuzun gidişatını bize her zaman dikte eden gerçekten bir tür sabit midir? Bütün bunlar basit değildir.

Ancak yıl değiştiğinde insanların heyecanlanması, manevi köklerle hiçbir ilgisi olmayan yaygın bir olgudur.

Zamanların başlangıcı, zamanların sonu ve bazı zamanlar, elbette varlar. Ancak “Yeni Yıl”ın kendisi, insanlar tarafından yalnızca bir tür referans noktasına sahip olmak için benimsenmiştir.

Egoizmin Büyümesinin Durması Bizi Neye Mecbur Eder?

Soru: Dünyadaki bütün devrimlerin, belli bir plan dâhilinde ilerlediğine inanılıyor. Terörist kisvesi altında özel servisler birilerine saldırıyor. Bu yöntemin bir sınırı var mı?

Cevap: Bunun bizim dünyamızda ne şekilde belirlendiği ne fark eder ki? Sorunlu bölgeler her yerde. O kadar çok silah birikti ki, ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bir insan evde her şeyi yapabilir.

Mesele, cinayet aletlerinde ya da mantıkta değil, yaratılış programını iyi veya kötü yönde daha fazla uygulamak için gerekli olduğu gerçeğindedir. Tam olarak hangi yol? Bu sadece bununla ilgili.

Dünya zaten birleşme yolunu izliyor. Ondan kaçamazsınız. Tek sorun buna ulaşmak ve buna katkıda bulunmak gerektiğini anlama ölçüsündedir, yol bu ölçüde daha iyi hale gelir. Dünya bunu anlamıyorsa, anlayana kadar bir çocuk gibi cezalandırılır.

Bizler hali hazırda bu fikri dünyaya anlatabilecek durumdayız ve açıklıyoruz. Bunu az çok başarılı bir şekilde ve iyi bir tempoda yaptığımızı düşünüyorum. En azından nasıl çalıştığını görüyoruz. Dünya, gidecek hiçbir yeri olmadığını anlamaya başlıyor; insanlarda yeni, tamamen olağandışı değişikliklerin meydana geldiğini ve egoizmlerinin büyümeyi durdurduğunu hissetmeye başlıyor.

Sadece insanlığın değil, küçük bir egoist çekirdekten güneş sisteminin gezegenlerine kadar gelişen (ve egomuzun gelişimi buna sürekli olarak eşlik ediyordu) evrenin varoluş tarihinde, ilk kez, egoizm kendi kendine büyümeyi aniden durdurdu.

Küresel olmaya ve bağ kurmaya ve her parçası birbiriyle uyumlu doğanın geri kalanıyla aynı olmalarını insanlardan talep etmeye başladı. Ve insan bu koşulda değildir, kendi arasında veya doğa ile birlikte değildir.

Bu nedenle, etrafımızı saran cansız, bitkisel ve hayvansal doğanın tümü, bizi şimdi bunu yapmaya itiyor. Evrende, tüm dünyada ilk defa, son zamanlarda sürekli katlanarak büyüyen egoizm, hafif eğimli bir çizgiye ulaşmış ve daire olmaya başlamıştır. Artık büyümüyor, ancak bizi karşılıklı garanti içinde bütünsel olarak birbirine bağlı olmaya mecbur ediyor.

Yaradan Herkesi Gözetir

Soru: Genellikle Klipot‘a düştükten sonra yükseliyoruz. Bunların içine düştüğünüz ve geri dönemeyeceğiniz bir durum var mı?

Cevap: Hayır, bu pratikte olamaz çünkü Yaradan, üst güç, herkesi gözetir ve bir şekilde herkesi yükseltir. Yani birisinin düşüp düşmemesi önemli değildir. Hatta bunun için denir ki: Erdemli insan bin defa düşer ve kalkar.

Soru: Öyleyse sadece zaman farkı mı var, biri bir saniyede düşüp kalkıyor, diğeri bir yılda?

Cevap: Bu, kişinin kendini yükselmeye hazırlama hızına bağlıdır.

Kendinizi Klipot’tan Nasıl Koruyabilirsiniz?

Soru: Klipot, ıslahın sonuna kadar bizimle kalacak. Kendimizi onlardan nasıl koruyabiliriz?

Cevap: Sadece dostlara yakınlaşarak, kişi sadece dostlarına tutunup onlarla bir olmak istediğinde. Başka bir yol yok çünkü Klipa uzaklaşmak, uzağa itmek, kendi içine yoğunlaşmak için, kendini diğerlerinden soyutlamak arzusudur.

Grupta, dostları ayırmak için hareket eden ortak bir Klipa vardır; bu gururdur, kıskançlıktır, vs.dir.  Ve özellikle ihsan etme niteliğinin, üst gücün, Yaradan’ın büyüklüğüne karşı hareket eden Al Menat Lekabel‘in (Amalek) Klipa‘sı vardır. Kişiye der ki: “Senin çıkarın, senin kazancın daha önemli.”

Soru: Bu, manevi çalışmanın ve arınmaların tamamından geçmenin ve Klipot‘a düşmemenin imkansız olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Doğal olarak düşmeli ve yükselmeliyiz, düşmeli ve yükselmeliyiz. Bu şekilde düşüşlerimizden Klipa‘nın küçük bir parçasını kendimizle birlikte yükselteceğiz, biraz bu kabuktan, biraz egoizmden, biraz kıskançlık, haset ve diğer her şeyden. Egoizmimizin bu parçalarını yükselterek onları ıslah edeceğiz.