Category Archives: Kabala

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 271

Soru: Kişinin çilecilikle mücadele ettiği egoizm ile insanlar arasında bağ kurmaya çalışırken ortaya çıkan egoizm arasındaki bağlantı nedir?

Cevap: Amaçtır. Egoizminin içinde çalışan kişi, egosunda kalmak ve gelecekte kendisini bekleyen her şeyi hissetmek ister. Egosundan kurtulmaya çalışmayan kişi ise bencil arzularına saplanıp kalır.

Soru: Baal HaSulam, TES’e Giriş’te sık sık “mutlu yaşam” terimini kullanır. En yüce Kabalistik anlayışta mutluluk nedir?

Cevap: Mutluluk, bir şeyi arzulayıp onu gerçekleştirebildiğiniz zamandır.

Soru: Yaradan’la buluşmamızı, tüm hayatımızı dolduracak şekilde nasıl gerçekleştirebiliriz?

Cevap: Bu kolay değildir. Bu buluşmaya hazırlanmaya çalışın. Dostlarınızla bir araya gelmeden önce kalbinizi nasıl açacağınızı anlatan bir şeyler okuyun, başaracaksınız.

İlgi Alanlarına Dayalı Bağ

Soru: Kabala çalışmayan insanlarla birleşemeyeceğimizi söylediniz. Bununla ne demek istediniz?

Cevap: Eğer bir şey çalışıyorsam, genellikle çalışmalarıma yakın olan insanları ararım. Eğer bir şeye ilgi duyuyorsam, aynı ilgi alanlarına sahip insanları tercih ederim. Baal HaSulam’ın kastettiği budur.

Tüm ülkelerde, tüm kıtalarda bu şekilde gruplar oluşturuyoruz. Kendimiz hakkında bilgi yayıyoruz ve bize katılmak isteyen herkes davetlidir.

Arzularınızı İnceleyin

Soru: Arzularımın maneviyata engel olup olmadığını nasıl belirleyebilirim?

Cevap: Kendilerini ifşa etmeye ve gerçekleştirmeye yönelik tüm arzularımız, doğal olarak, edinmemiz gereken şeye zıttır. Bunlar, Yaradan’ın bizi ihsan etme arzusuyla nihai ve eksiksiz bir şekilde memnun etme niyetine aykırıdır; bu arzu sayesinde O’na benzer ve O’nunla bağlı hale geliriz.

Bu nedenle görevimiz, arzularımızı Yaradan’ın ışığında yani arzularımızı O’nun arzularıyla karşılaştırarak incelemektir. Yaradan’ın amacıyla uyuşmayan arzuları, yaratılışın amacına aykırı güçler olan Klipot olarak tanımlıyoruz. Bu nedenle, onları bir kenara bırakır ve yalnızca başkalarının doyumunu amaçlayan arzuları yerine getirmekle meşgul oluruz.

Maneviyata Yaklaşım

İlk taktik, kişinin kendi hazzı için bir şey almamaya alışmasıdır, hatta yemek, içmek, uyumak ve benzeri diğer ihtiyaçlar gibi bedenin varlığı için izin verilen ve gerekli olan şeyleri bile. (Baal HaSulam, “On Sefirot’un Çalışılmasına Giriş”).

Soru: Bu egzersiz bizi maneviyata nasıl yaklaştırır?

Cevap: Bu egzersiz bizi, talep ettiğimiz, Yaradan’a döndüğümüz ve O’nun alma arzumuzu yatıştıracak bir ışıkla bizi aydınlatması için dua ettiğimiz bir koşula getirir; böylece daha fazla veya daha az almamız arasında hiçbir fark hissetmeyiz.

Anlamamız gereken tam olarak budur.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 270

Soru: İfşa edilmiş Tora’yı alma arzusu, gizli Tora’yı ise ihsan etme uğruna alma arzusu olarak düşünebilir miyiz?

Cevap: Hayır, düşünemeyiz. “Gizli Tora”, Kabala öğrenme sürecinde ifşa ettiğimiz şeydir. Ve ifşa olan, çocukluğumuzda bize öğretilen şeydir.

Soru: Demir duvar her iki taraftan da kırılır mı? Kişi diğer tarafı nasıl hissedebilir?

Cevap: Diğer tarafı ancak, duvarın diğer tarafında, dışınızdakiyle birleşmeye çalıştığınızda hissedebilirsiniz.

“Baruch’un Oğulları” Olarak Anılmanın Onuru

Rav Baruch Shalom HaLevi Ashlag (RABAŞ), Kabala’nın tüm bilgeliğini aldığımız kaynaktır. Hepsi bize onun ağzından akar. Onun tüm makaleleri, tüm açıklamaları ve büyük babası Baal HaSulam’dan aldığı tüm öğretileri, onun aracılığıyla bize aktarılır. Umalım ki tüm bunları, o yüce ruhun şerefine, doğru bir şekilde kabul edelim ve gerçekleştirelim.

Elbette manevi dünyada ölüm diye bir şey yoktur. Bu nedenle, bugün bile RABAŞ olarak anılan aynı güç tarafından yönetiliyoruz. Bunu anlamalı, hissetmeli ve onun bize bıraktığı mirastan asla kopmamalıyız. RABAŞ’ın yazılarını tüm ana dillere tercüme etmek ve tüm dünyaya yaymak bizim yükümlülüğümüzdür.

Onun tüm öğüt ve tavsiyelerini mümkün olduğunca titizlikle ve dikkatli bir şekilde yerine getirmeli ve onu Öğretmenimiz ve manevi babamız olarak görmeliyiz. Manevi dünyada, sonsuzlukta, bu dünyadaki ve ötesindeki yaşamımız boyunca elde edebileceğimiz her şey buna bağlıdır.

Dereceler ve ruhlar merdiveni asla değişmez ve bu nedenle hepimiz ona bağlıyız. RABAŞ, onunla ve birbirimizle olan bağımız aracılığıyla yaşamı aldığımız kaynaktır. Bu nedenle, kuruluşumuz onun adını taşır: Bnei Baruch (“Baruch’un Çocukları”).

Bizler gerçekten onun oğullarıyız, bu onura layık olalım!

Gelin ve bize kutsal ışıklarını veren ve ruhlarını ruhlarımıza iyilik yapmaya adayan öğretmenlerimize ne kadar minnettar olmamız gerektiğini görün. Onlar, çetin azap yolu ile tövbe yolu arasında ortada dururlar. Bizi ölümden daha zor olan ölüler diyarından kurtarırlar ve en başından beri hazır ve bizi bekleyen ilahi hazlara, yüce nezakete ve payımıza düşen hoşluğa ulaşmaya alıştırırlar…

Bilgelerimiz zaten şöyle demişlerdir: “İbrahim, İshak ve Yakup gibilerin olmadığı hiçbir nesliniz yoktur.” (Baal HaSulam, Panim Meirot uMasbirot Kitabının Girişinden, Madde 8)

Bu, Kabalistlerin kendilerinin manevi yaşamın kaynağı olduğu ve Yaradan’dan gelen bolluğun bize aktığı, dünyamıza ıslah ışığı ve doyum ışığı olarak indiği anlamına gelir. Işık, Adam HaRişon’dan itibaren tüm Kabalistler zincirinden geçer ve biz onu RABAŞ’tan alırız.

Bu nedenle, bize kutsal ışıklarını aktaran ve ruhlarını ruhlarımıza iyilik yapmaya adayan öğretmenlerimize minnettarlığımız ne kadar büyüktür.

Geleceğim Neye Bağlı?

Çevre ve öğretmen, bir insanın geleceğini belirleyen tek faktörlerdir. İnsan her an kendi koşulunu, yukarıdan gerekli her şeyi aldığı ve ona kalan tek şeyin doğru çevreyle bağ kurmak olduğu bir durum olarak görmelidir.

Ve böyle bir çevre her zaman yakınımızdadır; tek ihtiyacımız olan onu seçebilmektir. Bu bizim tek özgür seçimimizdir çünkü diğer her şey zaten bundan kaynaklanmaktadır.

İşte bu yüzden, besinimi nereden aldığım, kiminle bağlantılı olduğum, kimlerin beni etkilediği dışında hiçbir şey için endişelenmem gerekmez! Yani, her zaman kendimle ilgili değil, bağlı olduğum dış çevre hakkında düşünmeliyim. Bir insan gelişimini, hayatını ve kaderini yönetmek istiyorsa, yalnızca kimlerle temas halinde olduğunu düşünmelidir.

Ama bu, insan için tamamen doğasına aykırıdır! Sonuçta, biz sürekli kendimizi düşünürüz: Ben kimim, neden varım, bana ne olacak? Hayatımın anlamı nedir?

Sizin tüm bu sorularınız, iç dünyanıza yöneliktir ve doğrudur! Ama onları nasıl çözeceksiniz? Onların çözümlerini neye bağlayacaksın?

Kabalistler, çözümün yalnızca çevreye bağlı olduğunu açıklar. İşte bu yüzden, hemen üzerimde etkili olan dış güçlere dikkatimi yöneltmem gerekir; çünkü onların bana olan etkisi, bütün geleceğimi belirler.

Ve özünde, bu dışsal değildir, tek bir ruhlar sistemidir, manevi bedenimin ayrılmaz bir parçasıdır, orada, parçalanmanın meydana geldiği ve ıslah edilmesi gereken yerdir. Ve ancak orada bir şeyleri değiştirebilirim çünkü diğer tüm arzularla hiçbir şey yapamam.

Bu, sanki kendini bir arşive gömmek ve önceden belirlenmiş uzun olaylar dizisinin protokolünü okumak gibidir. Çevreyi ancak bir şekilde etkileyebilirim. Ve dikkatimi bundan başka bir şeye harcamak üzücüdür.

Yeni Eğitim

Soru: Kötü eğitim, insanlar arasındaki bağ eksikliğiyle nasıl bağlantılıdır? Ben burada bir bağlantı göremiyorum.

Cevap: “Eğitim” dediğimiz şey öğretim sağlar, ancak eğitmez veya geliştirmez. Okul, bir çocuğu insan yapmaz, ona sadece fizik, kimya vb. konularda bilgi verir.

Eğitim sistemine bir yetiştirme sistemi diyoruz, ancak aslında hiç yetiştirme sağlamaz. Bu, hem sonuçlardan hem de orada öğretilen derslerden de açıkça anlaşılıyor.

Okulda kaç ders ve tartışma bir insanı yetiştirmeyi amaçlıyor? Bunu önemseyen var mı?

Ders program sadece fizik, kimya, okuma ve yazmayı içeriyor ve sonra çocuklarla neden bu kadar zorlandığımızı merak ediyoruz. Okul, işletmelerde çalışması öğretilen robotlar üretiyor. Okulun görevi şu: “taşıma bandında” çalışacak bir işçi (mühendis vb.) yetiştirmek.

Ve nasıl bir insan olacağı ve nasıl yaşayacağı, eğitim sisteminde kimsenin umurunda değil. Çünkü bu, prensipte bir yetiştirme sistemi değil!

Bu eğitim sistemi, hiçbir zaman bir insan yetiştirmeyi hedeflememiştir. Köylülerin işçiye dönüştürülmesinin gerekli olduğu Sanayi Devrimi sırasında ortaya çıkmıştır.

İşte o zaman, tüm hayatı boyunca ineklerle ve toprakla uğraşmış birinin makinelerle çalışabilmesi, en basit fizik ve kimya kanunlarını anlayabilmesi ve talimatları takip edebilmesi için biraz okuma, yazma vb. öğretmek amacıyla modern okul icat edildi.

Okul, bunun üzerine inşa edilmiştir ve bu şekilde günümüze kadar varlığını sürdürmektedir. Ancak bugün gerçek anlamda “eğitici” bir yetiştirme sistemine geçmeliyiz ve bu tamamen farklı bir şeydir.

Bu, fizik veya matematikte ne kadar bilgili olduğunuzla değil, ne kadar insan olduğunuzla tanımlanır! İnsan, başkalarıyla bağlı olan kişidir! İnsan olarak adlandırılmanızı sağlayan tek şey bu bağdır, bilimsel bilginin miktarı değil.

Sadece bilimde başarılı olursanız, bu size sadece daha korkunç bir silah yaratmanızda yardımcı olur. Sonuçta, okulda edindiğiniz bilgileri, ıslah edilmemiş egonuza ekleyecek ve onun yardımıyla gidip herkesi kullanacaksınız. Ve bu, hayattaki başarınızı belirleyecektir.

Günümüzde insanlar böyle yetiştiriliyor; ilk sorular: Hangi bölümü seçtiniz ve ne kadar kazanabilirsiniz? Ve buna eğitim mi deniyor?!

İnsanlar, çocuklara gerçekten eğitim vermeyi mümkün kılan bir sistemin ortaya çıktığını gördüklerinde hemen tepki vereceklerdir. Sonuçta, bu sorun herkes için apaçık ortadadır.

Günümüzde insanlar çocuk sahibi olmak bile istemiyor, çocuklara verecek hiçbir şeyleri yok. Onları bu dünyaya getirip anlamsız acılara mahkûm etmek istemiyorlar.

Bu nedenle, toplumdaki ve özel hayatımızdaki tüm sorunların yalnızca aramızdaki bağ eksikliğinden kaynaklandığını insanlara anlatmak gerekir. Ve bu bağ ancak ışık yoluyla sağlanabilir.

Kabalistlerin Duası

Dua etmek, belirli bir zamanda bir araya gelip ağlamak, diz çökmek ve feryat etmek anlamına gelmez.

Dua, üst ışığın, Or Makif’in (saran ışık) etkisi altında içimizde ortaya çıkan kolektif, büyük, amaçlı ve doğru bir arzudur. Böyle bir arzu, her an kendini gösterebilir ve bunu, Yaradan’ın hiçbir aracı eylem olmadan kendini hemen ifşa edeceği ortak bir bütün olarak hissedeceğiz.

Manevi dünya, insanların tek bir yerde toplanıp mekanik olarak dua ettiği bizimki gibi değildir. Biz birlikte çalışırız, üst ışığı çekeriz ve o, ortak sistemimizdeki son vidayı sıkar, bizi arzuladığımız gibi “yakalar”.

Bizler bir yerde doğru bir şekilde hareket ettik, kendimizi birbirimize kilitledik ve üst ışık içimizde tezahür etti; bu, ihsan etme ve sevgi niteliğidir. Prensipte bunu kendimiz başardık ve ışık, onunla bir form benzerliği geliştirdiğimiz için ortaya çıktı.

Dolayısıyla bu, sıradan, geleneksel bir dua değildir, Kabalistlerin tek bir birleşmiş arzu yaratmak için yaptıkları ortak bir eylemidir; bu arzunun, onların bireysel arzularından birbirine bağlanması, örülmesi ve yapıştırılması gerekir.

Neden Geçmişe Bakmamalıyız?

Soru: Sürekli geçmişe bakmamamız, onu kesip atmamız ve geriye bakmamamız gerektiğini söylüyorsunuz. Bunu nasıl yapabiliriz?

Cevap: Sanırım bu sadece bir görüş, geçmişle hiçbir bağım olmadığına dair kendini ikna etme hali. Geçmiş yiter gider, kesilir, kaybolur, silinir ve bir sis gibi yok olur.

Soru: Şimdiki zamana hakim olmak zorunda mıyım?

Cevap: Evet.