Category Archives: Birlik

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 204

Soru: “Mantık ötesi inanç” her zaman akılda ve duygularda telafi etmem gereken bir tür eksiklik midir? Yoksa karşıt duygulara rağmen Yaradan’ın hissinde kalmak mı tercih edilir?

Cevap: Eğer mantık ötesi inanca sahip olduğunuzu hissediyorsanız ve bu sizi dolduruyorsa, o zaman endişelenecek başka bir şeyiniz yok demektir. Sadece Yaradan’a nasıl teşekkür edeceğinize odaklanmalısınız.

Soru: Başarısızlığı, anlamını daha sonra anlayacağımız başarı olarak değerlendirebilir miyiz?

Cevap: Hayır, yine de eylemde bulunmalı ve bu eylemlerde Yaradan’ın bize karşı olan tutumunu hissetmeliyiz.

Soru: Kişi herhangi bir koşulda manevi Hisaron’u (eksikliği) inşa etmeye odaklanmayı nasıl sürdürebilir ve sabırla ondan onlu içinde sevinç bekleyebilir?

Cevap: Bu sizin sürekli çabanız olmalıdır. O zaman dostlarla birleşmekten başka neler elde edilebileceğini veya her zaman doğru niyette kalmak için Yaradan’dan veya gruptan ne talep edileceğini göreceksiniz.

Soru: Yaradan’ın iyi olduğuna ve iyilik yaptığına olan inanç nasıl güçlendirilebilir?

Cevap: O’nun gibi olmak için çabalayın.

İhsan Etme Virüsü

Soru: Dünya karşılıklı ihsan etme üzerine kuruludur. Bu kavram onlu içinde nasıl geliştirilebilir?

Cevap: Onlu içinde karşılıklı ihsan etme, her birinizin dostlarınız için sevgi geliştirmesi ve yalnızca buna odaklanması anlamına gelir.

Soru: Bir dost grup içindeki ihsan etme çemberine aktif olarak katılmıyorsa ne olur? Diğerleri onu çembere dahil edebilir mi ve nasıl?

Cevap: Getirebilirler ama bu çok zordur. Tam anlamıyla ihsan etme gerekliliğini ona bulaştırmayı gerektirir.

Ruhlar Arasındaki Birliğin Ölçüsü

Soru: Baal HaSulam sadece diğer ruhlarla birlik ölçüsünde ortak ruha ulaşılabileceğini yazar. Bu birlik ölçüsü nedir?

Cevap: Birliğin ölçüsü, bizi ayıran egoizme rağmen birleşmeye çalışmamız, aynı şekilde düşünmemiz, aynı şekilde hayal etmemiz ve aynı hedef için çabalamamızla belirlenir.

Aynı olmak, asker gibi olmamız gerektiği anlamına gelmez. Hayır! Ortak bir hedefe, ortak bir yola, ortak adımlara ulaşmaya çalışmalıyız ama her birimiz kendi doğasına göre. İşte bağ budur.

Bağın Koşulları

Soru: Bizi birleştirmesi gereken koşulları yazdım: karşılıklı garanti, iptal olma, dostlar için dua, “O’ndan başkası yok”, tek bir arzu içinde kalmak ve Yaradan ile onlu arasında bir kanal oluşturmak.

Şu an hatırladıklarım bunlar. Tüm bunları aynı anda nasıl uygulayabiliriz?

Cevap: Bu konuda karmaşık hiç bir şey yok. Hiçbir şey!

Soru: Ama en fazla iki koşula odaklanabilirim:

Cevap: Hayır, hepsine aynı anda değil. Tüm bu koşullar birbiriyle çelişmiyor. Sadece grupla olan karşılıklı ilişkiniz hakkında konuşuyorlar. Siz onlara ne kadar tutunursanız, onlar da size o kadar tutunabilirler.

Aranızdaki doğru etkileşim ve iletişim bu koşullarda ifade edilir. Üzerlerine binlerce farklı ifade ekleyebilirsiniz. Hiç fark etmez. Bu açık bir kanaldır. Hepsi bu kadar.

Benim Dışımdaki Her Şey Benim Ruhumdur

Soru: Eğer dışarıda olan her şey benim “ben”imse, o zaman her şeyi kendime çekmenin anlamı nedir?

Cevap: Kendinize çekin ve tüm bunların sizin egoizminiz olmadığını ama tüm bunların siz olduğunu söyleyin.

Dışarının siz olduğunu hissedin. Diğeri nedir? Manevi bir bıçakla sizden koparılmış ve size yabancı görünen bir parçanızdır. Size böyle bir yanılsama verilmiştir.

İnsan seviyesindeki niteliklerimiz duyularımızda yabancı olarak görünür. Bedensel olarak hissettiğimiz hayvansal arzumuz, hayvansal dünya biçiminde görünür.

Bedenimizin saçları ve tırnakları olduğu gibi bizim de bitkisel bir arzumuz vardır. Yani arzularımızın bitkisel seviyesi bizim tarafımızdan bitki dünyası olarak hissedilir. İçimizdeki cansız dünya, görünüşte bizim dışımızda var olan tüm mineraller, tüm elementler, yıldızlar ve galaksilerdir.

Aslında etrafımda gördüğüm her şey arzunun dört seviyesinde yer alır. Kısmen içimde var olanları “ben” olarak görürüm ve kendi dışımda gördüklerimi “ben” olarak görmem.

Bu nedenle, dışımda olan her şeyin farkına varmam, kendimi ona bağlamam ve bunun benim için içimdeki parçadan bile daha değerli olan, yakın ayrılmaz parçam olduğunu anlamam gerekir. Ve onu bütünleştirdiğimde, ona bağlandığımda ve onun için geliştirdiğim sevgiyle onu kendime yapıştırdığımda, tam da onun içindeki üst gücü, yüksek yaşamımı ve sonsuz halimi hissedebileceğim.

Ve ben de dışarıdaki tüm bu “ben”e göre sadece küçük bir noktayım. Peki, şimdi içimde ne var? “Ben” ne anlama geliyor? Aslında, var olduğunu düşündüğümüz hayvan bedeni bir yanılsamadır. Ve bir de nokta vardır – ruhun başlangıcı. Ve tüm ruh benim dışımda olan her şeydir.

Birinin Koşulu Herkesin Koşulunu Yansıtır

Soru: Onluda dostlarımızdan birisi düşerse ve biz de bunu hissedersek ona nasıl yardımcı olabiliriz?

Cevap: Eğer bir dost kötü bir manevi koşuldan geçiyorsa, ona destek olmalıyız.

Her birimizin, kendimiz için değil grup için bir manevi koşul deneyimlediğimizi anlayın. Koşullarımızda inişler, çıkışlar ve değişimler yaşarız çünkü buna sadece kişinin değil tüm grubun ihtiyacı vardır.

Dolayısıyla, bir dostuma baktığımda onun düşüşte olduğunu görürsem, o düşüşte değildir. Onun aracılığıyla tüm grup bu düşüş üzerinde çalışmalı ve onu kaldırmalıdır. Ve böyle her birimiz aracılığıyla. Düşüş ve yükselişleri tüm gruba birlikte verilmiş olarak algılamalıyız. Maneviyatta biz bir olmak için çabalıyoruz.

Bir dostuma bakıp onun düşüşte mi yoksa yükselişte mi olduğunu nasıl söyleyebilirim? İşte bizim olduğumuz yer orası! O bunu tek başına deneyimliyor çünkü biz henüz birleşmedik. Ve birleştiğimiz ölçüde, herkesin tüm düşüş ve yükselişlerini birlikte hissedeceğiz.

Egoizmin Üzerinde Bağ Kurma

Hepimiz, tüm insanlık, küçük parçacıklara bölünmüş ortak bir arzudan kaynaklanıyoruz ve bunların her biri bizden birini temsil ediyor. Bu yüzden bu parçacıkları yeniden birleştirmeliyiz.

Her birimizin, egoizminin üzerine çıkıp, Yaradan’a benzer olmak için kolektif bir bağa doğru arzularımız üzerinde çalışmaya başlayabildiğimiz ölçüde, birbirimize yaklaştıkça, Yaradan içimize kıyafetlenecektir.

Başarmamız gereken şey budur. Esasen bu Kabala bilgeliğinin konusudur. Mevcut durumumuza nasıl geldiğimizi, tek bir sisteme nasıl bağlanabileceğimizi ve bu sistemde birleştikçe Yaradan’ın bizi nasıl doldurduğunu açıklar.

Bu süreçte egoizmimiz yok olmaz; daha da gelişir ve onun varlığına rağmen onun üzerine bağlanmalıyız. O zaman, birçok arzudan oluşan tek bir birleşik arzuyu temsil edeceğiz.

Bağımız her zaman egoizmin üzerindedir. Egoizm büyüdükçe, arzularımızı birleştirmek için daha da yükseğe çıkmalıyız. Bu nedenle, egoizme “kişiye zıt yardım” denir, çünkü bizi daha büyük bir birliğe doğru iter ve bu şekilde Yaradan’ı aramızda daha da fazla ifşa edebiliriz.

Grup Nedir?

Soru: Bir insan topluluğu ne zaman doğru çalışan bir grup olarak adlandırılabilir?

Cevap: Ortak bir amaçları olduğunda ve nasıl ve hangi sisteme göre bağ kurmaları gerektiğini anladıklarında, bir insan topluluğuna grup denir. Bu zaten Kabala çalışan bir grup olduğu anlamına gelir. Bir liderleri ve bir araya gelmelerini, çalışmalarını ve çeşitli faaliyetlere katılmalarını sağlamaktan sorumlu bireyleri vardır.

Başka bir deyişle, bir grup sadece bir barda veya stadyumda bir araya gelmiş bir grup insan değildir. Doğalarına rağmen aralarındaki Yaradan’ı ifşa etmek için bağ kurmaya hazır ciddi bir insan topluluğudur.

Evrenin En Parçalanmış Kısmı

Yaradan tek bir arzu yarattı, bu arzu gelişti ve sonra küçük parçalara ayrıldı. Ortak arzunun ayrı parçacıklara bölünmesiyle başlayarak, aralarında egoizm ortaya çıktı, birbirlerini karşılıklı olarak reddettiler ve kendilerini dünyamızda yerleşmiş hissetmeye başladılar.

Hissetmeye başladığımız tüm cansız, bitkisel, hayvansal ve insani arzuları, çevremizdeki dünya biçiminde kendi dışımızda görmeye başladık. Birbirimize yönelik arzularımız cansız, bitkisel, hayvansal ve insan, ya da 0, 1, 2, 3, 4 olarak adlandırdığımız dört seviyeden oluşur.

Bizim işimiz egoist dereceden çıkmaktır, çünkü onun üzerinde durarak nerede olduğumuzu dahi hissetmeyiz.

Egoizm başından itibaren bizi kendi içimize kapatır -her birimizi. Onun içindeyken kendi dünyamızdan başka hiçbir şey hissetmeyiz. Bu, Evrenin en alçak, en önemsiz ve en kırık parçasıdır. Bu nedenle kim olduğumuzu, ne olduğumuzu, ne için var olduğumuzu bilmiyoruz – kesinlikle hiçbir şey bilmiyoruz! Belki de kendimizi bunalmış hissediyoruz. Ve hatta bu gerçeği bile hissetmiyoruz.

Ancak bize bizi geliştiren güç verilmiştir. Birbirimizle birlik olma ihtiyacını hissetmemizi sağlayan ihsan etme niteliği olan daha fazla üst ışık, yavaş yavaş, her seferinde daha fazla üzerimize iner.

İnsanın Süper Güçleri Nasıl Geliştirilir?

Yorum: Çeşitli bilim insanları ve araştırmacılarla görüşen popüler fütürist ve fizikçi Michio Kaku, teknoloji sayesinde yeni cihaz ve makinelerin daha iyi olmamıza yardımcı olabileceği bir süper geleceğe doğru ilerlediğimiz sonucuna varmıştır.

Yanıtım: Herkese telefon yerine bizi sürekli daha iyi hale getirecek cihazlar dağıtabilseydik, bu harika olurdu.

Yorum: Bir insanın dijitalleştirilmesi, anılarının dijitalleştirilmesi olasılığından bahsediyoruz.

Yanıtım: İstediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Ancak insanları geliştirmezseniz, insanlığa korkunç bir gelecek getirirsiniz.

Bugün öyle bir eşikteyiz ki, eğer teknik imkânlarımız doğrultusunda kendimizi geliştirmeye başlamazsak, herkesin bir hap alıp ölmek isteyeceği bir dünyaya doğru yol alacağız.

Üzerimizde çalışan muazzam bir süper bilgisayar var. O sonsuzdur; gerçektir! O en yüksek zekâdır. O, Yaradan’dır ve biz burada hiçbir şey ve hiç kimse değiliz! Başımıza gelen her şey, önemsizliğimizin farkına varalım ve O’nunla bağ kurmak isteyelim ve O’nun seviyesinden hayatlarımızı görelim diye O’nun tarafından yapılır.

Soru: Süper insan nedir?

Cevap: Süper insan, Yaradan’ın niteliklerini özümseyen kişidir.

Eğer kendimi dünyanın tüm bilgilerinin bir koleksiyonuna dönüştürürsem, sadece bir aptal olurum. Bu Dünya’dan manevi olarak yükselelim! Şimdilik geçici olarak bedenlerimizde kalacağız, ama manen ve anlayış olarak yükselmeye başlayalım! Başka bir bilgi ve eylem düzeyi göreceğiz, dünyevi meselelerimizle ilgili olmayan bir düzey. Bugün bunu şimdiden hayal edebiliyoruz.

Yönetim seviyemize, yönetildiğimiz yere yükselelim ve her şeyi tamamen farklı tanımlarda, farklı hacimlerde, farklı sınırlamalarla görmeye başlayalım. Orada dünyevi hiçbir şey yoktur. Ve oradan nereye kadar gidebileceğimizi göreceğiz. Ama bu tamamen farklı bir boyuttur! Bu dört boyutlu değil, başka bir şey.

Yorum: Makalelerinizden birinde, sonsuzluğun yaratılış ve Yaradan arasındaki sonsuz sayıda bağ olduğunu yazıyorsunuz.

Yanıtım: O sınırsızdır, Yaradan ve yaratılanlar arasında ayrı bağların olmadığı, her kim ve nasıl olursa olsun, hepsinin tek bir bütün halinde birleştiği yerdir. Kablolar olmadan, her şey tek bir sistemde birleşir.

Soru: Nöronlarda aksonlar bağlayıcı görevi görür. Fakat sınırsız bağlarda bağlantı unsuru nedir?

Cevap: Hiçbiri yoktur; ortadan kaybolurlar. Koşul, kontrol eden ve kontrol edilen arasında hiçbir farkın olmadığı bir kaynaşma haline gelir; birbirlerini o kadar tam olarak tamamlarlar ki tek bir bütüne dönüşürler. Buna “Bir” denir.