Category Archives: Birlik

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 69

İnsandaki Kötü Eğilimi Uyandırmak Neden Gereklidir?

Baal HaSulam bu sürecin tamamını “Zohar Kitabı’na Giriş”de şöyle açıklar:

  • 1. Koşulda Yaradan, Ein Sof’u yarattı ve beş dünya Adam Kadmon, Atzilut, Beria, Yetzira ve Assiya (AK ve ABYA) aracılığıyla yaratılanı bu dünyaya kadar indirdi.
  • 3. Koşulda yaratılan, kendi çabalarıyla Ein Sof seviyesine geri döner.
  • Yaratılanın Ein Sof’a geri dönüş sürecinin tamamına 2. Koşul denir.
  1. Koşul ile 3. Koşul arasındaki fark nedir? Ein Sof’ta yaratılan varlık, “yarattıklarına iyilik yapmak” olan yaratılış düşüncesinde tamamen ve mükemmel bir şekilde vardır. Işık ve kap, değişmeyen bir koşul içinde birleşmiştir – Yaradan’ın yarattığı, ebedi ve kusursuz olan tek ve biricik koşulda. Ancak bu koşulda, yaratılan, anne karnındaki bir fetüs gibidir; arzunun bayağılığının kök derecesinde (Aviut de Shoresh), yalnızca Nefeş ışığını, temel, asgari bir ışığı hisseder. Yaradan’la yapışmaya ulaşmak için yaratılan varlık, sanki Yaradan’a bağlanma arzusunu kendisi yaratıyormuş gibi, kabının inşasından geçmelidir.

Yaratılan varlık, bu eksiklikten yani Yaradan’a yapışma arzusundan yoksundur. Bunu geliştirmek için yaratılan varlık, Ein Sof’a zıt bir duruma inerek ve kendi iradesiyle, bu eksiklikle birlikte tekrar Ein Sof’a yükselmelidir, bu sürece “MAN yükseltmek” denir. Bu, dua ve iyi işler aracılığıyla yapılır. Başka bir değişle, ıslahlar sayesinde ruh, Ein Sof’a yükselir.

Bu çalışmayı başarabilmek için iki zıt güce, iki “meleğe” sahip olmamız gerekir. Işık ve kabın nitelikleri olan bu iki güç, zaten Ein Sof’ta mükemmellik ve bütünlük içinde zaten mevcuttur. Ancak onların zıt hale gelmesi için, “kapların kırılması” denilen manevi bir eylem gerçekleşir. Bu süreçte, perde (kap ile ışık arasındaki bağlantı) parçalanır. Artık onları bağlayan hiçbir şey olmadığından, içimizde iki ayrı gücü hissetmeye başlarız: iyi ve kötü güçler arasındaki mücadele; yani iyi eğilim ve kötü eğilim. İyi güç, “Yukarıdan gelen Şehina’nın bir parçası” olarak adlandırılan Yaradan’ın kıvılcımıdır. Kötü güç ise taştan kalptir, Amalek ve üç kötü kabuktur (Klipot).

Biz ortadayız, bu iki gücün, iyi ve kötünün, Klipat Noga olarak adlandırılan, ne tamamen iyi ne de tamamen kötü olan bir durumda. Bu, hangi güçle -iyi ya da kötü- aynı safta olduğumuza bağlıdır. Bu nedenle, Klipat Noga’ya “yarı iyi, yarı kötü” denir.

İyi ve kötünün nerede olduğunu nasıl bilebiliriz? Yolumuz sürekli inişler ve çıkışlarla doludur: inişler, çıkışlar, tekrar inişler, tekrar çıkışlar… Önce sol çizgiye girer, onun kötü olduğunu görür ve sağ çizgiye geçeriz; sonra tekrar sola döner ve yeniden sağa geçeriz. Böylece bu iki güç arasında hareket ederek, ıslahın sonuna kadar yükseliriz.

Bir basamağa doğrudan çıkmak mümkün değildir. Önce sola düşmeli, onun kötü olduğunu görmeli, sonra sağa geçmeliyiz. Peki, neden en baştan sağa geçemiyoruz? Çünkü doğamız gereği, başlangıçta kötü eğilime çekiliriz; nitekim şöyle yazılmıştır: “İnsanın kalbinin eğilimi gençliğinden beri kötüdür.”

Grupta İyi Gücü Uyandırın

Soru: Sessiz kalmak ve kendini tutmak, Yaradan ile içsel bir diyaloğa girmek için bir fırsattır. Kendimi bu diyalog içinde gördüğümde arzumda ne olur: azalır mı, artar mı, yoksa daha yoğun bir hal alıyormuş gibi küçülür mü?

Cevap: Alma arzumuzdan çıkmaya, ihsan etme arzusuna yükselmeye ve dostların benzer arzularıyla birleşmeye çalışmalıyız. Arzu ne kadar büyür ve yoğunlaşırsa, grupta iyi gücü nasıl uyandırabileceğimi ve böylece dostların benimle birlikte yükselmelerine nasıl yardımcı olabileceğimi o kadar çok düşünebilirim.

Birleşmek İçin Hazır Olduğunuzu Yaradan’a Gösterin

Soru: “Güçlü el” ifadesi, Firavun’un üzerine gelen darbeleri mi ifade ediyor?

Cevap: Genelde, bu durum kişiye bağlıdır; kişi bu darbeleri şu veya bu şekilde yorumlar. Ama asıl önemli olan, bizi birbirimizden ayıran kötü eğilimlerimizi aşmaya ve birbirimizle birleşmeye ne kadar hazır olduğumuzu Yaradan’a göstermek istememizdir. Gerçekten bize yardım eden şey budur.

Soru: “Güçlü el” dua olmadan ifşa olabilir mi?

Cevap: Hayır, duanızın ölçüsü dışında, onun güçlü olduğunu hissetmezsiniz.

Yaradan Rızası İçin Birleşin

Soru: Eğer tamamen kendimizi iptal etme noktasına ulaşırsak, Yaradan’ı dostlarım yerine ben mi ifşa ederim?

Cevap: Dostlarını ifşa edersin ve onların içinde bir sonraki dereceyi yani Yaradan ile bağı ifşa edersin. İşte bu, onlunun birleşmesi gereken dua noktasının tam kendisidir.

Yaradan’ı ifşa edebileceğimiz bir Kli’ye sahip olmak için, Yaradan rızası için birleşmeliyiz. Sonuçta, asıl amacımız, egoizmimize rağmen birleşebildiğimiz ölçüde, O’nu ifşa etmektir. Bu bizim  çalışmamızdır.

Erdemli Birinin Mezarı Başında Dua

Soru: Dua ettiğimiz yerin, o duanın gücüyle nasıl bağlantılı olduğunu açıklayabilir misiniz? Dün grubumuzun bir kısmıyla Radun’a gidildi ve erdemli bir kişinin mezarı başında dua ettik. Herkes o duanın gücünü hissetti.

Cevap: Tam da olması gereken budur. Her şeyden önce, özel bir yer. İkincisi, gerçekten istediğiniz içindir. O anda, arzularınızın uyumlu olduğunu hissettiniz. Birbirleriyle çelişmiyor, aksine birbirlerini tamamlıyorlardı.

Tüm arzularınızla ilgili olarak bu şekilde davranmaya devam ederseniz, o kadar birleşik bir arzu oluşturacaksınız ki, bunun Yaradan üzerinde kesinlikle bir etkisi olacaktır.

Ortak Bir Kli Nasıl Yaratılır?

Arvut (karşılıklı garanti), her bir kişi ıslah olmuş duruma geri dönmeyi tutkuyla arzuladığında gerçekleşir. Bu, tek kalpte tek adam olarak başkalarıyla bağ kurmak anlamına gelir.

Kabalistler, saran ışığı çekmek, ilerlemek ve Yaradan’a yakınlaşma niyetiyle; çalışma, dağıtım ve grup çalışması yapmamızı öğütlerler. Bütün bunlar, sadece güç kazanmak ve başkalarıyla bütünleşip birleşik bir Kli (kap) oluşturmak için kişisel ıslahlar yapmak amacıyla yapılır.

Kli’nin ıslahı dışında düşünecek başka bir şeyimiz yok. Onun ıslahı, diğer parçalarıyla bağ kurmak anlamına gelir. Işık mutlak dinlenme halindedir ve sadece Kli’nin ıslah edilmesi gerekir.

Kişisel çalışmalarımızın sonucu, genel Kli’ye dahil olmak ve onun ayrılmaz bir parçası haline gelmek olmalıdır; öyle ki, herkes her birinin içinde ve her bir kişi de herkesin içinde yer alsın. Bunu tam olarak gerçekleştirme gerekliliğine ulaştığımda, buna kişisel ilerlemem denir.

Ve genel ıslah herkesin bağı vasıtasıyla gerçekleşir. Bunu kabul etmeliyiz, çünkü Arvut’u (karşılıklı garantiyi) eylemde uygulayarak, ışığın içinde barınacağı bir Kli haline geliriz. Işık içimizde ifşa olmaya başlar. Buna Mahsom’u (bariyer) geçmek denir ve aramızdaki Arvut’un ölçüsüne göre, manevi dereceleri ifşa ederiz.

Kli ne kadar birleşirse, ne kadar çok parça ona katılırsa, içindeki arzu o kadar büyük olur, içindeki ego büyür ve aynı zamanda Arvut, karşılıklı dahiliyet ve adanmışlık artar, Kli ihsan etme niyetinde daha güçlü ve daha etkili hale gelir.

O zaman onun içinde daha büyük bir ışık ifşa olur ve bu da yükselen manevi dereceler olarak tanımlanır.

Yükseliş ne anlama gelir? Yukarı ve aşağı hareket yoktur! Aramızda alma arzusunu giderek daha fazla ifşa ettiğimizde ve bu arka plana karşı, birliği, Arvut’u ifşa ettiğimizde, Kli’yi yaratan şey budur.

Bizi Bir Orduya Dönüştüren Şey Nedir?

Yani, Tzava (ordu) savaş adamlarıdır. Bunlar, her gün kötü eğilimle savaşmaya giden insanlardır. Onlara “ordu” denir. (Rabaş, Makale No:6, Çalışmada Mantık Ötesi Nedir?)

Soru: Genellikle kişinin kötü eğilimleriyle, egoizmiyle yani kendisiyle savaştığını söyleriz. Ancak burada bir ordudan yani bir tür birleşmeden bahsediliyor. Beni veya bizi bir orduya dönüştüren nedir?

Cevap: Bu, dostlarınızla olan bağınızdır. Kötü eğiliminize, egoizminize karşı gelme arzusuyla birlik olduğunuzda ve bu eğilime rağmen karşılıklı olarak çabalayarak birbirinize yaklaştığınızda grup, onlu, kötü eğilimi yenmiş olur.

Soru: Bu, bir tür kolektif, birleşik egoizmle mücadele ettiğimiz anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet, birleşik egoizm, sizin, grubunuzun ve buna bağlı olanların egoizmidir. Ancak buna rağmen, hedefe doğru çabalamalısınız. Ve hedef, yalnızca bağ kurmakta, hepimizin birbirimizle birleşmesinde yatmaktadır.

Soru: Şimdi, bizim zamanımızda, kendimizi güçlendirip O’na orduların Yaratıcısı olarak mı hitap etmeliyiz? Eğer öyleyse, bu ne anlama gelir?

Cevap: Herkes bunu en önemli şey olarak gördüğünde, aramızdaki bağı güçlendirmek için çaba göstermeliyiz. Gerçek şu ki, kişi kendini diğerlerinden ayrı, kopuk bir parça olarak hissettiğinde, bu onun için artık önemli olmaktan çıkar. Birbirimizle bağ içinde olma hissini kazanmak için çabalamalıyız.

Hayal Kırıklığı Olmayacak

Soru: İntihar geni olduğu iddiası hakkında ne düşünüyorsunuz? Amerikan bilim adamlarının intiharla ilişkili 22 gen tespit ettikleri söyleniyor. Bu gen gerçekten var mı? Etkisi olduğuna inanıyor musunuz?

Cevap: Gen konusunda bilgim yok, bu alanda uzman değilim. Ancak buna bir yatkınlık olduğu kesin. Japonlarda bu yatkınlık var, ayrıca başka halklar ve kabileler de var, ya da tarihsel dönemlerde görüldüğü durumlar var.

Soru: Peki bu yatkınlığı veya geni nasıl aşabiliriz?

Cevap: Hayatın anlamıyla.

Soru: Anlam mı? Sadece anlam arayışıyla mı?

Cevap: Sadece bu. Başka ne olabilir ki? Hayatın anlamı ve onun doğru şekilde kavranması, sizi şimdiden yeni bir hayata götürüyor. Ölmenize ya da bir şey hayal etmenize gerek yok. Gelecekteki dünyanızı şimdiki hayatınızda görebilirsiniz. O, tam önünüzde duruyor, sadece doğru şekilde kavramanıza bağlı.

Soru: Hayatın anlamının ne olduğunu söyleyebilir misiniz?

Cevap: Hayatın anlamı, kişinin doğasını almaktan vermeye, nefretten sevgiye, reddetmekten başkalarıyla yakınlaşmaya dönüştürmektir. O zaman bu nitelikler içinde tamamen başka bir varoluş biçimi keşfedeceksiniz. Tamamen zıt bir dünya olacak.

Başkalarını mutlu etmekten mutlu olacaksınız ve böylece hayal kırıklığı olmayacak.

Yorum: İnsan gerçekten böyle yaşayabilseydi ne kadar harika olurdu!

Cevabım: Bunu başaracağız.

Yaradan’a Karşı Tutumunuzu Değiştirin

Topluma fikirlerimizle ne söylersek söyleyelim, bunu, kişinin gelişimine uygun olarak Yaradan’a karşı tutumunu değiştirmesi gerektiği açıkça anlaşılacak şekilde yapmak zorunda kalacağız.

Ve kişinin yetenekleri ölçüsünde, tutumunu değiştirmeye dalacak ve yeterli olmadığı ölçüde, bu tutumun saf haliyle değil, bu tutumun ifadesi olan fiziksel çalışmaya dalacaktır: inşa etmek, yapmak, katılmak. Hepsi bu kadar.

Esasen, fiziksel eylemleri yoluyla da güçleri harekete geçirdiği ve bu dünyanın çerçevesi içinde var olan bir şey yapmadığı gerçeği ondan gizlenmiştir. Sonuçta, bu sadece bir gizleme meselesidir. Diyelim ki size bir hediye getirdim ve bu hediyenin bir tür nesne olması gerektiği bizim için nettir ve ben daha fazlasını yapamam; sonuçta, bu işe kalbimle hiç katılmıyor olabilirim.

Bu hediyenin, bu tutumun içinde daha yüksek bir eylem olduğu ve bizim var olduğumuz o yüksek seviyelerde, bunun zaten güçler ve niyetler şeklinde tezahür ettiği bizden gizlenmiştir. Ama ben topluma gelip de: “Biz güçler ve niyetler dünyasında varız. Onların yardımıyla gerçekliği harekete geçiririz, maddi eylemlerle değil. Maddi olan hiçbir şey yapmaz ve hiçbir anlam ifade etmez.” diyemem.

Bu şekilde genel halka hitap edemem, ancak genel halka uygun bir açıklama ile onlara ulaştığımız için, giderek daha fazla insan (ve acı çekerek de) cevaplayamadıkları bir şeylerin olduğunu göreceklerdir. Yine de acı çekiyoruz ve bunda bir anlam var.

İnsanlar kendilerini kötü hissettiklerinde, aniden “kem göz” olduğunu ve birinin kendileri hakkında kötü düşündüğünü hatırlarlar; yoksa neden hiçbir şey onlar için yolunda gitmesin ki? Kişi bu konuyu ne kadar derinlemesine araştırırsa, o kadar çok güçlerin var olduğunu ve işleyenin maddiyat değil, bu güçler olduğunu o kadar çok hisseder.

Dahası, bir şekilde doğru formda, üst güce göre doğru kıyafetlerle MAN’ı (ıslah için duaları) yükseltme eylemlerine katılacak insanlar gelecektir. Başka seçenek yoktur. Dünya buna gelecektir.

Bir Bütün Olarak Hissetmek

Soru: Kendimizi bir bütün olarak hissedip, böylece benim hissettiklerim ile dünya Kli’sinin hissettikleri arasında hiçbir fark kalmayana kadar hazırlığımızı derinleştirmemiz gerektiğini söylediniz. Bu koşula nasıl ulaşabiliriz?

Cevap: Egoist arzularınızdan çıkıp sadece Yaradan ile olan hesaplaşmanıza sahip olduğunuzda, kendinizi ayrı ve yalnız hissetmezsiniz; kendinizi var olan, güçlü ve tüm dünya Kli’si için bir şeyler yapabilecek durumda hissedersiniz.

Bu dünya Kli’si aracılığıyla, Yaradan da sizin herkes için arzuladığınız şeyi hisseder. Ve sonuçta, tüm dünya Kli’sine ve Yaradan’a karşı tutumunuz bir ve aynı hale gelir. O zaman her şey ortak bir bağa gelir.