Category Archives: Birlik

Sürgünlerin Amacı

Ruhların ıslahı, ince kaplardan bayağı kaplara doğru ilerler. İlk olarak, ruhun “İsrail” olarak adlandırılan ince kısmı, Tora’yı alır ve daha sonra, onunla bağ ve karşılıklı dahiliyet yoluyla, istisnasız tüm ruhlar, büyük Aviut ile karşılıklı garanti koşuluna katılır ve “tek kalpte tek adam” koşuluna ulaşır.

Babalardan oğullara geçmek için, Mısır sürgünü sırasında Mısırlılarla karışarak ve onlardan Kelim alarak edindikleri ek Aviut’a ihtiyaç vardı. Buna ek olarak, Mısırlıların bir kısmı İsrail’e katıldı.

Bu, Mısır’da kaldıkları için çoğaldıkları, bir aileden bir ulusa dönüştükleri ve karışarak ve karşılıklı dahiliyet ile ek Aviut aldıkları anlamına gelir.

Aynı şey, son sürgün için de geçerlidir. Şöyle denir: “İsrail sadece ulusların ruhlarını kendilerine katmak için sürgüne gitti.” Dünya ulusları arasındaki son sürgün, bayağı kapları ince olanlara ekleme amacını taşıyordu. Elbette, ince kaplar da inişte, düşüştedir; aksi takdirde buna “sürgün” denmezdi.

Ancak, son sürgünden sonra, Mısır’dan ayrılırken olduğu gibi aynı durum tekrar ortaya çıkar. Sürgünden ayrılmaya hazır olanlar “tek kalpte tek adam” durumuna ulaşabilirler ve o zaman karşılıklı garanti ve Tora’yı alma koşulu onlarda da gerçekleşebilir.

Sürekli Arayış

Soru: Herkesin tek bir hedef hakkında düşünmesini nasıl sağlayabiliriz?

Cevap: Bunu aramalıyız. Hayatımızın her anı için hazır çözümler yoktur. Bu bizim çalışmamız.

Her saniye, ne tür bir bağa ve ne şekilde bağa sahip olmamız gerektiğini araştırmalıyız ki saran ışığı üzerimize çekebilelim, bu da bize maneviyatla, karşılıklı garanti yasasının gerçekleştirilmesiyle, komşu sevgisiyle ve Yaradan’la birleşmeyle ilgili olarak biraz ilham versin.

Egonuzdan Vazgeçin

Gruptaki her bir kişi kendini iptal ederse, Yaradan’a memnuniyet getirmekten başka hiçbir arzunun olamayacağı kolektif bir Kli (kap) oluşur.

Dostlar bir araya gelir, her biri kendi egosuna sahiptir. Her biri kendi egosu uğruna diğer herkesle savaşmaya başlar. Ancak yavaş yavaş, saran ışık sayesinde, kullandıkları çeşitli araçların yardımıyla, egolarından vazgeçmenin, herkesle birleşmenin ve grubun dikte ettiklerini kabul etmenin değerli olduğunu keşfetmeye başlarlar.

Ve herkes birlikte, bir düşüncenin önünde eğilmeye başladığında, bunun ne olduğunu henüz gerçekten bilmeden,  egolarından bu fesihlerinin birikimiyle, Yaradan’a karşı tek bir iptal oluşumuz ifşa olmaya başlar. İhsan etme uğruna doğru bağla, mantık ötesi inançla, grubun kolektif arzusu sadece Yaradan’a yönelecektir.

Ancak gelişim yanlışsa, o zaman dostlar birleşip birbirlerine boyun eğseler bile, bu Sodom’un günahına benzeyecektir. Yaradan’a değil, sözde toplumun iyiliği için, bir tür soyutlama olarak kendilerine yöneleceklerdir. Bu da Rusya’da ve Kibbutzim’de olduğu gibi yıkıma yol açacaktır. Ancak bunun artık gerçekleşmediğini görüyoruz.

Eğer gelişim doğruysa, o zaman bir grup halinde birleştiğimizde, bunu yapmayacağımız ifşa olacaktır; bunun için Yaradan’ın gücüne, O’nun bir garantör olarak, bizi birbirimize bağlayan varlığına ihtiyacımız vardır.

Bu nedenle, doğru bir şekilde ilerlediğimize dair kesin bir güven olduğunu söyleyebiliriz.

Grup Amacın Önemini Yükselten Bir Güçtür

Kişi nihai amacı kendisi için daha iyi netleştirirse, bu sayede daha fazla güç kazanıp, Arvut’a (karşılıklı garanti), grup içinde çalışmaya, gruba yatırım yapmaya daha fazla ihtiyaç duyma hissi kazanır mı?

Bu, karşılıklı bir temel üzerine inşa edilmiştir. Nihai amaçtan ne kadar ilham alırsanız alın, grupta bu amacın önemine dair bir farkındalık almadan ondan pek bir şey elde edemezsiniz.

Yaradan’la, üzerinize parlayacak ve O’nun kim ve ne olduğunun farkındalığını sağlayacak hiçbir gücünüz ve bağlantınız yok. Sadece dostlarınız size O’nun ne kadar yüce olduğunu söyleyebilir. Bu nedenle, nihai yapışmanın ne olduğunu, tek başınıza açıklığa kavuşturmaya çalışırsanız başarılı olamazsınız. Bu size hiçbir şey katmayacaktır.

Yaradan’ın öneminin sizi gerçekten eyleme zorlaması için, gruba dönmelisiniz. Bu, Yaradan’ın yüceliğinin farkındalığını arttıracaktır. Çünkü bir kişinin bir hedefi varsa, grubun onu yüceltmesi için gruba gelmeli ve kişi sürekli olarak bu hedef hakkında düşünmelidir.

Soru: Bu hedef nasıl detaylı bir şekilde netleştirilebilir?

Cevap: Bunu yapamazsınız! Detaylara neden ihtiyacınız var? Sizin için asıl önemli olan “yakıt”, baskı ve gereklilik duygusuna sahip olmaktır.

Teraziyi İyiye Doğru Eğin

Soru: Mevcut halimizle terazinin dengesini iyiye doğru etkileyebiliyor muyuz?

Cevap: Varoluşumuzun her anında yalnızca tek bir şeyin farkındalığına varıyoruz – karşılıklı garantinin (Arvut). İstesek de istemesek de, biz ve tüm dünya ya acı çekerek ya da Tora yolunda ilerleyerek bunun önemini idrak etmeye doğru ilerliyoruz.

İnsanlığın karşılıklı garantiden başka yönlendirildiği hiçbir şey yoktur. Bunun bir gereklilik olduğunu, karşılıklı birliğin “Komşunu sev”den “Efendi Tanrını sev”e götürdüğünü görmeliyiz. Bu, tüm ruhların geçmesi gereken bir süreçtir.

Dolayısıyla, tüm ruhların ve her bir bireyin yaşamlarının her saniyesinde başına gelen her şey esasen bu yasanın yerine getirilmesine yönelik bir harekettir.

Bizim ve tüm insanlığın kafası ne kadar karışık olursa olsun – nerede olduğumuzu, ne yaptığımızı, neyle meşgul olduğumuzu bilmiyoruz- tüm bunlar sadece nihai sonuca varmamız için yapılan aydınlanmalardır: terazinin hangi tarafa eğileceği her bir kişiye bağlıdır.

Başka bir deyişle, her şey, her bireyin karşılıklı garanti yasasını yerine getirmek için aldığı sorumluluğun derecesine bağlıdır.

Ve şimdi bile, henüz ıslah olmamışken, yerine getirmekle yükümlü olduğumuz bu yasanın anlayışına bir şekilde yaklaştığınız ölçüde, tüm ruhlara dâhil olmanız yoluyla tüm dünyayı etkiliyorsunuz. Bu şekilde, yasa onlara daha fazla ifşa olur ve başkalarının da yasanın yerine getirilmesine ulaşmasına yardımcı olursunuz.

Ancak, kalpteki noktalarının durumu nedeniyle, Yaradan’a bağlılık için çabalamaktan aciz olan, karşılıklı garanti yasasını kendi başlarına yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak diğer tüm ruhlar onların içinde yer aldığından, bir miktar aydınlanma alacaklar ve sonuç olarak bu yasayı yerine getireceklerdir.

“Eğer herkes bunu yapıyorsa, o zaman elbette biz de yapmalıyız.” diyecekler. Fakat içsel olarak bunu hissetmeyeceklerdir çünkü diğer ruhların içlerine nüfuz etmesi gerçekten minimum düzeydedir.

Tüm Kalbinizle Birleşmek İsteyin

Soru: Gün boyunca herkesin aynı anda, aynı niyete sahip olması için ne yapabiliriz?

Cevap: Gün boyunca sürekli bağlı, tek bir arzuda, tek bir istekte kalmak çok zor bir ön koşuldur, ancak bu koşula yaklaşıyorsanız, bu iyidir.

Soru: Ama bunu tüm kalbimizle istiyorsak – güçlü bir onluya, derslere ve size sahip olmak ve sürekli bağda kalmak – neyi kaçırıyoruz?

Kalıcı bir bağa geçiş nerede? Birlik olmaya ne eklemeliyiz?

Cevap: Bu, arzularınızın ve Yaradan’a doğru yönünüzün doğru bileşimine bağlıdır.

Dostluk Ve Sevgi Oyunu

Yorum: Kolektif sistemin, kendimizi kandırsak bile dostluk ve sevgiyle oynar gibi her eylemimizi anladığını söylüyorsunuz. Bizi etkilemeye başlıyor ve bizi gerçekten yeniden yapılandırıyor.

Cevabım: Evet, tıpkı çocuklara davrandığımız gibi. Oynarlar, dağıtırlar, zıplarlar, koşarlar, anlaşılmaz bir dilde konuşurlar ve ne yaptıklarını bilmezler ama biz onlarla yaratılışın yetiştirilmesi gereken çok önemli bir unsuruymuş gibi iletişim kurarız. Bu şekilde gelişirler. Aynı şey bizde de olur.

Yorum: Ama biz bunu yapay olarak istiyoruz ve birbirimizi seviyormuş gibi davranıyoruz.

Cevabım: Sadece rol yaptığımızı anlıyoruz, bunu kendimizden saklamıyoruz ve diğer metotlarda olduğu gibi rol yapmıyoruz. Bu aşamada böyle olduğumuzu biliyoruz ve sürekli olarak içimizdeki egoizmin daha fazla katmanını ifşa ediyoruz.

Bununla birlikte, doğanın bütünsel olduğunu, bir tür devasa tek bir organizma olduğunu ve farkındalığımızda bu organizmanın en yüksek bütünsel unsuru olduğumuz noktaya gelmemiz gerektiğini anlıyoruz.

Dolayısıyla, bir yandan henüz bu nitelikte olmadığımızı bilerek, yine de kendimizi bilinçli olarak bu niteliğe doğru ilerletmeye çalışırız. Ve ileriye doğru olan bu bilinçli hareket bizi değiştirir.

Kongreye Bir Kurt Sürüsü Gibi Saldıralım

Bir kongreye doğru yol alıyoruz ve şu anki ana hedefimiz, daha kongreye gelmeden önce, kongreye yönelik derin ve acil bir ihtiyaç uyandırmaktır. Bunu başarmak için bağımızı güçlendirmeli ve arzumuzda birleşmeliyiz ki kongreye avına saldırıp onu parçalayan bir kurt sürüsü gibi, aynı yoğunlukla yaklaşabilelim. Kendimizi kongreye bu şekilde hazırlamalıyız.

Kendimi kongrenin tüm katılımcıları arasına arzumla entegre etmek ve herkesle birlikte kongrenin içerdiği her şeyi dışarı çıkarmak istiyorum. Her birimiz, kongredeki avdan kendi payına düşeni alacak ve tam da bunun için geldiğimizi anlayacağız. Hem erkekler hem de kadınlar bu eylemde yer alacak.

Kongre konusu etrafında birleşmek ve ondan yaşam gücü almak için, dişlerimizi ona geçirmek istiyoruz. Her birimiz bunu tüm gücümüzle kavramalıyız çünkü mütevazı davranır ve birbirimize teslim edersek, bu hiç kimseye ait olmayacaktır. Kendi payımı kendim almalıyım ama onu kendi iyiliğim için tüketmemeliyim, aksine onu Yaradan’a vermeliyim.

Gerçek inancın gücü ancak hepimizin birleştiği inanç kaynağından alınabilir ve her bir kişi yakaladığı avın bir kısmını diğerlerine verir ve bu şekilde hepimiz onu aramızda paylaşırız.

“Sessizlik Oyunu”

Soru: Sessizliğin gücü hakkında sıkça konuştunuz. Onlu içindeki sessizlik, Yaradan ile olan bağı nasıl güçlendirebilir?

Cevap: Sessizliğe önem verdiğimiz ölçüde, bu, Yaradan ile olan bağı güçlendirebilir. Bir yemek ya da birliktelik amaçlı bir etkinlik sırasında “sessizlik oyun” oynamayı deneyin.

Başka bir deyişle, sessiz kalın, düşünün ve Yaradan’a yönelik niyet enerjisini toplayın. Kendinizi dostlarınızla birleştirin, hepsini tek bir düğüm haline getirin ve Yaradan’a yöneltin. Bu çok iyi bir çalışmadır. Bunu günde en az bir kez yapmanızı öneririm.

Bağın İki Sinyali

Soru: Hayal gücümüzü kullanmamız ve kalplerimizdeki Yaradan ile iletişim kurmamız gerektiğini söylediniz. Bunun aramızdaki bağda Yaradan’ı aramakla nasıl bir ilişkisi var?

Cevap: Bizden Yaradan’a neyin gittiğini ve O’ndan bize neyin döndüğünü tanımlayabileceğimiz Yaradan’la olan bir bağa kendimizi ayarlamayı hedefliyoruz.

Bu sadece iki sinyali içerir: Yaradan’a gönderdiğimiz sinyal ve O’ndan aldığımız sinyal. Görevimiz, almakla ilgili olanla ihsan etmekle ilgili olanı net bir şekilde ayırt etmektir.

Tüm bunlar aramızdaki bağ içerisinde gerçekleşir.