İllüzyondan Doğru Gerçekliğe
Bizler içsel bir illüzyon içinde yaşıyoruz ve bu nedenle kendimizi gerçekte var olan sisteme getirmemiz gerekiyor. Bugün, Kabala’da “hayali dünya” (Olam HaMedume) veya bizim dünyamız olarak adlandırılan illüzyon bir sistem içinde yaşıyoruz.
Üstelik bunun için, 21. yüzyılda Hollywood filmlerindeki gibi bir matris yaratmaya gerek yok. Tüm bunların adım adım anlatıldığı 5.000 yıl önceki kitaplara başvurmak yeterli. Açık bir kapıyı kırmaya gerek yok.
Bizim dünyamız tamamen bir illüzyondur. Sürekli içimizde işler. Tek yapmamız gereken, kendi içimizde, illüzyon yerine bize gerçekliğin doğru resmini verecek normal, doğal, gerçek duygular ve düşünceler yaratmaktır.
Ancak bu gerçek resim de bizim içimizdedir, bize göründüğü gibi dışarıda değildir. Hepsi tamamen arzularımızın içindedir. Işık, arzuların niteliklerini ve isteklerini, farklılıklarını veya benzerliklerini karşılaştırarak arzunun içinde belirli imgeler çizer. Bu, dünyanın resmidir.
Bu nedenle bizim görevimiz, büyük bir illüzyondan daha küçük bir illüzyona, oradan da daha küçük bir illüzyona geçmek ve sadece ışığın bizi doldurduğu doğru gerçekliğe yaklaşmaktır. Ve ondan başka her şey, sadece çeşitli ölçülerde, sanal bir gerçekliktir. Bu nedenle tüm dünyalar, “olama” (gizlenme) kelimesinden gelen “dünyalar” olarak adlandırılır, bu da doğru gerçeklikten, sonsuzluk dünyasından gizlenmiş olarak yaşadığımızı gösterir.
İnsanlar başka bir gerçekliği resim şeklinde hayal ederler: duvarlar, tavanlar, zeminler veya başka şeyler. Ama ben bunu içsel deneyimler ve hisler şeklinde hayal ediyorum.
Örneğin, size şunu soruyorum: “Dünden önceki gün hangi koşuldaydınız, hatırlıyor musunuz?” Bu koşulu bu şekilde hatırlarsınız ve bu, sizin için aynı anda bir yer ve zamanla yani “zaman”, “yer” ve ‘hareket’ koordinatlarıyla ilişkilendirilebilir. Sonra size “Deneyimleriniz, hisleriniz nelerdir?” diye sorsam ve siz de bunları bana aktarırsınız, sanki hafızanızdan, arşivinizden çıkarır gibi ve bunları tarif edersiniz. Yani, bu deneyime tekrar dalarsınız ve onu açıklarsınız.
Bu, manevi alanda olanlara benzer. Orada maddi bir hacim yoktur. Bu hacim “arzudur” ve içinde geçmişteki koşulumu tekrar hissetmeye başlarım ve bir şekilde size aktarırım. Hepsi bu. Sadece arzunun içinde.
Bu tıpkı bizim dünyamızdaki gibidir. Etrafımızdaki her şeyden kendinizi kopardığınızı ve sizinle benim, yukarısının, aşağısının, hiçbir şeyin olmadığı, sadece boşluk olan kozmik bir uzayda olduğumuzu hayal edin. Ama içimizde belirli bir ortak empati, duygu, düşünce, hafıza ve diğer her şey vardır. İşte bunlar, sanki birer manevi koşul gibidir.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

