Daily Archives: Şubat 18, 2026

Engellere Rağmen

Soru: Dışarıdaki Yaradan’ın bir tür mantık, yasalar olduğu ve içindeki Yaradan’ın bir tür duygu olduğu söylenebilir mi? Ve bu iki ilke birleştiğinde, Yaradan ile bir bağ mı oluşur?

Cevap: Elbette, o anda size nasıl görünüyorsa öyle söyleyebilirsiniz; ancak Yaradan, her birimizin içinde ve hepimizin arasında birlikte etki eden tek bir güçtür.

Yaradan hakkında söylenecek çok fazla şey yok, çünkü bu “öz” kesinlikle her şeyi kapsar. Ve şimdi size söylediklerim, duyduklarınız ve düşündükleriniz bile doğanın bu gücünden geliyor.

Bunun dışında, pratikte hiçbir şey yok. Biz onun içindeyiz, onun parçalarıyız. O’nu hissetmeyelim ve bu koşuldan O’nu ifşa edebilelim diye bize belirli bir körlük, düşünce ve duygularımızda bir kısıtlama verilmiştir. Sonra, tabiri caizse, var olmaya başlarım.

Ben varım ve engin bir dünya var. Bu dünyanın tamamını, Yaradan’ın benimle ilişkili bir tezahürü olarak algılıyorum. Bu şekilde, bu dünyanın — yani Yaradan’ın, bu evrensel ve her yerde hazır bulunan gücün — algısına kendimi ayarlamaya çalışıyorum. Kendimi bu şekilde ayarladığımda, birdenbire bu güce, Yaradan’a uyum sağlayacak şekilde değiştiğimi hissetmeye başlıyorum. İşte tam olarak ulaşmamız gereken durum budur.

Yaratılışın amacı, Yaradan’a benzerliğe ulaşmaktır. O, Kendisiyle bizim aramıza tüm engelleri koymasına rağmen, O’nu var olan tek Bir olarak, tüm evreni dolduran olarak ifşa ettiğimde, bu durumda O’nunla birleşirim. Ama Yaradan’ın birliği aynı zamanda bu nedenle ihlal edilmez.

Ve O’nun, bizim O’ndan ayrılığımız gibi olağanüstü bir niteliği yaratmış olması, yalnızca O’nu sanki dışarıdan, sanki bir mesafeden anlayabilmemiz, hissedebilmemiz ve ifşa edebilmemiz içindir.

Geleceğin Yapısını Görmek

Yolumuz, düz olmasına rağmen yükselişlerden ve düşüşlerden, sapmalardan ve çelişkilerden oluşur. Şöyle düşünürsünüz: ‘Düştüm, dışarı atıldım.’ Oysa düz bir çizgi üzerinde yürüyor olsanız bile, sürekli olarak darbelere, düşüşlere, sorunlara ve kafa karışıklığına katlanmak zorunda kalırsınız. Görünüşe göre bu olmadan imkânsızdır.

Önemli olan tek şey, bundan ‘yaşlanıp yaşlanmadığınızdır’; yani bilgelik (Hohma) edinip edinmediğiniz, kaynağı ve nedeni görüp görmediğinizdir. Tüm bu darbelerin arkasında, şimdikinden bile daha güzel olacak gelecekteki bir yapıyı görerek bununla ilişkilendiriyor musunuz?

Bazen eski bir binanın bulunduğu yerde yenisini inşa etmek imkânsızdır; alanı temizlemek ve baştan inşa etmek gerekir. Bu meselelere böyle yaklaşılmalıdır. Asıl önemli olan, inşa edip etmediğimizdir. Bunu tartışmaya başlayan bir grup, eylemlerine ve başına gelen her şeye karşı eleştiriye girmeye hazır olmalıdır; fakat bu süreçten daha birleşmiş ve güçlenmiş olarak çıkarlar.

Yaradan’la Sürekli Bağ

Soru: Yaradan ile sürekli bir bağ kurmak, bilinçli bir çaba mı, yoksa her şey doğal mı geliyor?

Cevap: Bunlar, var olmaya çalıştığımız sürekli çabalardır. Ancak bunların içinde doğal bir şekilde her zaman yaşayamayız; Yaradan bu çabaları keser ve bunun yerine bize dünyanın başka resimlerini verir. Biz de bu resimler aracılığıyla Yaradan’ı tanımlamaya yeniden döneriz. Ve bu süreç sürekli böyledir: giriş – çıkış, giriş – çıkış.

Soru: Bu alışkanlık haline gelebilir mi?

Cevap: Bu alışkanlık değil, zorunluluk haline gelir.

Manevi Korku

Rabbi Elazar şöyle dedi: “Yaradan, ‘Bütün dünya sadece bunun için yaratıldı’ dedi. Bu, bütün dünyanın Tanrı korkusu için yaratıldığı anlamına gelir” (Rabaş, “Toplumun Amacı – 1”).

Egoist duygularımızla, her şeyi “kendimize” alma arzusuyla algılayamadığımız yüce bir amaç vardır. “Kendimizden” çıkmak ve “benim dışımda” olan şeylere ilgi duymak, manevi korku (Yirat HaShem) olarak adlandırılır.

Şu anda, kendimi nasıl dolduracağım ve koruyacağım konusunda endişeliyim. Buna kendimiz için korku denir.

Bilinçaltında, kendimize, egoizmimize faydalı olanı çekmek ve zararlı olanı uzaklaştırmakla sürekli meşgulüz.

Manevi korku, benim dışımda olan şeylerden korkmam anlamına gelir. Bir annenin tüm düşüncelerinin küçük çocuğunda ve onunla ilgili şeylerde olduğu gibi, ben de başkaları ve Yaradan için endişelenirim.

Bu korkuda, kendi dışımdaki, egoizmim dışındaki bir başkası için duyduğum bu endişede, üst gerçekliği hissederim.

Yaradan’ın Fotoğrafı

Maneviyat, yalnızca kendi arzularınızla kendiniz için oluşturduğunuz bir forma sahiptir. Yukarıdan bize yalnızca bilgilendirici bir kayıt (Reşimo) verilir ve formu kendimiz oluşturmalıyız. Yukarıdan, üst dereceden, gerçekleştirmemiz için kuvvet ve akıl da verilir, ancak bu bizim isteğimize göre olur.

Bize, yukarıdan hazır bir dünya aniden üzerimize düşecekmiş gibi gelir. Bekleyecek bir şey yoktur. Onu kendi çabalarımla kendim inşa ederim. Bu dünyayı ışığın arka planında kendim çizerim.

Yukarıdakinin görüntüsünü çizerim ve çabalarımın ölçüsünde, bu görüntü giderek daha gerçek hale gelir. Yapabileceğim her şeyi yaparım. Her türlü formu çizerim. Bazen daha iyi, bazen daha kötü olur ve bazen hatalar yaparım. Başarılı olana kadar onları yaratırım ve silerim.

Ve çalışmamın sürecinde, birdenbire üstte olanın bana yardım etmeye başladığını görürüm! O, eldiven içindeki el gibi içime girer ve çalışır. Çocukla birlikte oynayan, ona bloklardan ev yapmasına yardım eden bir anne gibi bana yardım eder. Bir şey yapmaya çalıştığımda ve bu işe yaramadığında, birdenbire bunun böyle olmaması gerektiğini, tam tersi olması gerektiğini anlamama yardım edenin O olduğunu hissederim.

Ancak tüm bunlar, bir şeyler inşa etmeye çalıştığım için benim çabalarım sayesinde gerçekleşir. O da bu çabanın başlangıcını içimde uyandırır, ancak bunu ben sürdürmeli, filizini bulmalı ve ondan yola çıkarak çalışmaya başlamalıyım. Bu “Ben, Yaradan, ilk ve son olanım” denilen şeydir.

Yaradan’ın ifşa olacağı yer olan bu “ev”i, “Yaradan’ın resmini” kendi malzemelerimizi kullanarak kendimiz inşa etmeliyiz. Bu olmadan O’nun hiçbir görüntüsü yoktur. O’nu kendime, arzularıma, O’na benzetebileceğim kısma yansıtırım.

Ve bu arzuda, bir temel üzerinde, bir perde üzerinde (ve maneviyatta buna gerçekten perde denir), O’nun resmini görmeye başlarım. Bu, perde üzerinde, geliştirici solüsyona batırılmış bir fotoğraf gibi görünmeye başlar. Perdemde ortaya çıkan bu resme yansıyan ışık denir. Ve böylece iki manevi güç elde ederim: perde ve yansıyan ışık.

Bütün bunlar benden gelmelidir. Bu yüzden manevi dünyaya girmek için hazırlık süresi, “üç ila beş yıl”, gereklidir. Gizlilik süresi, bu resmi oluşturmaya çalıştığım süredir. Ve sonra manevi dünya ifşa olur ve gerçekte bu, ne olduğu bizim hayal bile edemeyeceğimiz bir şeydir.