Daily Archives: Şubat 8, 2026

İhsan Etme İle Özdeşleşmek

Yaradan’ın benim sevebileceğim bir görüntüsü, bir formu yoktur. Onun formu, onun yasasıdır, haz verme yasasıdır. Bu ihsan etme formunun kendini kıyafetlendime şekli, benim sevmem gereken ve kendimi özdeşleştirmem gereken şeydir. Buna Yaradan’ı sevmek denir. Bunu nasıl yapabilirim?

Mucizevi güçler kullanarak çeşitli Segulot’u uygulayarak Yaradan’ı sevebileceğinizi söylerler. Segula nedir? Sonuçla doğrudan bir bağı olmayan bir çaba sarf etmeyi içerir; sonuç, ihsan etme niteliğine duyulan sevgidir.

Bu eylemler, yalnızca üst güç tarafından gerçekleştirilebilecek bir sonuca yol açar. Yani, bunları gerçekleştirirseniz hem nicelik hem de nitelik olarak yavaş yavaş büyük bir güce dönüşürler. Ardından, bu yasaya uygun olarak, sizde ihsan etme arzusu doğar ve bu koşulu sevmeye başlarsınız. Bu, Yaradan’ı sevmektir.

Kabalistik Sürü Yasası

Soru: Anne kurt ava çıktığında, bakıcılar onun yavrularını gözetir ve onlarla oynar. Sürüdeki yavrulara karşı tutum en şefkatli şeydir. Her yetişkin, onlarla yiyeceklerini paylaşmaya, onlarla oynamaya ve onlara avlanma veya hiyerarşi kurallarını öğretmeye her zaman hazırdır. Kurt sürüsünün bu kadar birleşik ve etkili olmasının nedeni tam da budur.

Bu bir yetiştirme süreci mi? Bu bütün toplumun sadece kendi çocuklarına değil, başkalarının çocuklarına da bakmaya başladığı bir süreç mi? Kendi çocuğumdan nasıl kopabilirim? Burada, başkasının çocuğuna baktığım, bütün sürünün ona baktığı söyleniyor. Bu hangi durumda mümkün olabilir?

Cevap: Hepinizin tek bir bütün olduğunuzu anladığınızda. Bunlar Kabalistik ilkelerdir.

Soru: Kesinlikle! Bu olmadan yok olurum, değil mi?

Cevap: Evet.

Soru: Komşumun çocuğu benim için kendi çocuğum kadar mı önemli?

Cevap: Evet.

Soru: Bu bir insan için çok gerçekçi görünmüyor. Ama böyle olmalı, değil mi?

Cevap: Elbette böyle olmalı!

Dünya Vasıtasıyla Yaradan’ı Görmek

Soru: Her şeyi, her şeyi yaratan tek güce bağlamayı istemek doğru bir arzu mudur?

Cevap: Evet, bu doğru bir niyettir. Etrafımda gördüğüm her şey, Yaradan’ı keşfedebilmem için bana kasıtlı olarak sunulan dünyanın bir resmidir.

Soru: Yaradan’ı keşfettiğimi nasıl anlayacağım? Herhangi bir işaret var mı?

Cevap: Tüm olguların ve nesnelerin arkasında, seni çevreleyen iyilik ve sevgi niteliğini görmelisiniz.

“Ben” Yerine “Grup”

Aramızdaki bağ nedir? Birbirimizle bir bağımız olduğu ve bunu koruduğumuz ölçüde, bu bağın içinden sonrasında dışarıdan biriyle bağ kurarız. Dahası, aramızdan sadece biri dışarıdan biriyle bağ kurar, ancak bunu tüm grubun oluşturduğu bağın içinden yapar.

Dostlar arasındaki bağın içinden bağ kurmak, her dostun kendini bu şekilde hissetmesi, tüm grubun temsilcisi olarak kendini sunması ve tüm grup olarak biriyle bağ kurması anlamına gelir.

Soru: Kendimi tüm grup gibi hissetmek ne anlama gelir?

Cevap: Bunlar zaten içsel hislerdir. Ancak grupta dostlar arasında bir bağ varsa, o zaman her birinde, “ben” yerine “grup” kavramı vardır ve “ben” yok olur. “Ben” silinir ve yerine “grup” ortaya çıkarsa, o zaman “grup” olarak adlandırılan bu nitelikle, dışardan biriyle bağ kurmuş olur.

Üzerimize Düşen Tek Şey

Kişi, dostlarını Yaradan’ın kendisi için bir araya getirdiği, kendi Kli’sinin parçaları olarak görmelidir. Ona, tam da yanında bulunan kişilerle bu eylemi gerçekleştirme fırsatı verilmiştir ve onlar gerçekten de onun çalışma alanıdır.

Onlarla bağ kurarsa, her bir dostu dünyadaki milyonlarca veya milyarlarca insanın temsilcisi gibidir. Bunu görmüyoruz, ancak bu açık hale geldiğinde, durumun gerçekten böyle olduğunu anlayacağız.

Bu nedenle, dostlara, gruba, dostların bir araya gelmesinin önemine bu şekilde yaklaşmalıyız. Kendimizden ve inşa ettiğimiz çevreden tam da bunu talep etmeliyiz.

Kendimi, sahip olduğum her şeyi almış ve hiçbir şeyim eksik değilmiş gibi görmeliyim. Çünkü “komşunu sev” kuralına göre dostlarımla olan bağımı gerçekten fark edersem, o zaman form eşitliği yasasına göre ışığın hemen görüneceği ve her şeyin ifşa olacağı bir Kli’ye sahip olacağım.

Yani, her şey sadece inşa etmem gereken Kli’ye bağlıdır. Üzerime düşen tek şey budur.

Sonsuzluğun Üzerine Yükselmek

Soru: Kabala doğru bir şekilde kullanıldığında toplum nasıl dönüşecek? Bu dönüşüm içsel ve dışsal olarak nasıl ifade edilecek?

Cevap: Her şeyden önce, tüm kitle iletişim araçları, çok sayıdaki ülkenin tek bir kararıyla yön değiştirmelidir. Her şey, kitlelere sadece birliğimizin dünyayı kurtaracağını ve doğanın üzerimizdeki olumlu etkisini geri getireceğini açıklamaya yönelik olmalıdır.

Kitle iletişim araçları, küresel topluluğun yararına hızla değiştirilebilen ve böylece gelişimimizin yönünü tersine çevirebilen bir sistemdir.

Terörün sona ermesi, hava koşulları, sağlık, toplum ve daha fazlası her alanda olumlu etkilerini hemen göreceğiz. Aniden her şeyin sakinleştiğini, dengelendiğini ve huzurlu hale geldiğini göreceksiniz: çocukların ebeveynleriyle ilişkileri, genç nesil ile ilgili sorunlar, her şey anında sakinleşecek. Muazzam egoizm, büyük kötülük ve birbirine karşı direnç aniden ortadan kalkacak. Melekler yeryüzünde yürümeye başlayacak değil, hayır; insanlar bu sistemi anlamaya başlar, onunla iç içe geçer ve ölümün üstesinden gelebileceğini hisseder.

İnsanlığa göstermemiz gereken şey şudur: “Ölümün üstesinden gelme, sonsuzluk ve mükemmellik hissine ulaşma fırsatınız var! Dışarı çıkıp geri dönebilecek misiniz, yarın nefes alabilecek misiniz?  Bunları bilmeden yaşamak yerine, bu dünyada size sunulan şey, gerçekten cennet gibi olacak bir yaşamdır.”

Tüm Korkuların Üstesinden Nasıl Gelinir?

Soru: Bu dünyadaki yaşam korkusu içimizde içgüdüsel olarak, kontrol edilemez bir şekilde ortaya çıkar. Aynı paniği ve korkuyu, ihsan etmeye ulaşamama konusunda nasıl elde edebiliriz?

Cevap: Bu dünyadaki korku karşısında güçsüz değiliz. İnsan manevi olarak ilerlemeye başladığında, o kadar garip korkular gönderilir ki, kişi bunun gerçek bir korku değil, bir oyun olduğunu anlamaya başlar.

Bu korkunun yukarıdan, sanki bir ışınla kendisine yansıtıldığını hisseder ve yapılabilecek tek şey, “mantık ötesi inanç”la, ihsan etmekle ve bunun üstesinden gelmektir. Sonuçta, şayet ihsan etmede ise, korkacak hiçbir şeyi yoktur! Kendimizle ilgili endişelerin üstesinden gelmemizi sağlamak, ihsan etmeyi özlemle yaşamayı öğretmek için gelen tüm korkulara sakin bir şekilde gözlerini kapatabilir.

Bu sadece hayvansal, bilinçsiz bir korku değil, daha çok kişinin bilinçli olarak algıladığı, “kaynaktan gelen bir aydınlanma” ile duygularının onu ilerletmek amacıyla bir kaynaktan kendisine yansıtıldığını algıladığı bir durumdur. Bu nedenle, hiçbir şeyin sebepsiz olamayacağını, boşuna korkuların olmadığını anlar.

Yasak Olan Ve İzin Verilen Eylemler

Soru: Hazırlık döneminde bizim için izin verilen şeyler, yasak olan şeyler, emirler ve gerekli eylemler nelerdir?

Cevap: Yasak eylemler, bizi gerçek amaca ulaşmaktan uzaklaştırabilecek eylemlerdir: bir dosta karşı nefret, grup içinde tembellik, görevlerimizi ihmal etmek, Yaradan’ın yüceliğini, grubun yüceliğini ihmal etmek, yani bizim için çok önemli olabilecek ve bizim desteğimiz olan, tutunmamız gereken her şey. Bu yasaktır çünkü kişiyi amaca ulaşmaktan uzaklaştırır.

Emirler, Kabalistler’in bizim için belirledikleri şeylerdir. Emirler demek yerine, tavsiyeler demek daha doğrudur. Hedefe ulaşmak istiyorsanız, şunu ve şunu yapmalısınız. “Yapmalısınız” ne anlama gelir? Kabalistler size emir vermezler; gerçekliğin böyle düzenlendiğini, yasanın böyle işlediğini açıklarlar. Gerçekliğin genel yasası şudur: manevi dünyaya girmek istiyorsanız, belirli yasalara göre yaşamalısınız.

Burada sadece birinin arzusu, Yaradan’ın arzusu, bize öğreten Kabalist’in arzusu veya size kapıyı açan bir meleğin arzusu gibi bir şey yoktur. Maneviyatta işler böyle yürümez.

Farklı seviyelerde, farklı niyetlerle yapılan eylemler ve hatta bedenin fiziksel eylemleri, ihsan etme uğruna manevi hedefe ulaşmanıza yardımcı olurlar ve bunlar emirler veya öğütler (Eitzot) olarak adlandırılır. Bu öğütleri takip ederek manevi niteliklere ulaşabilirsiniz ve bunlar sonra yasalar (Pkudim) olarak adlandırılır.

Tüm emirler, prensip olarak iki bölüme ayrılır: manevi bir niteliğe ulaşmaya çalıştığınız bölüm ve bunu içsel olarak edindiğiniz zaman, bu sizin olur. Siz zaten ondan oluşursunuz ve sonra daha fazlası ve daha fazlası.

Bu şeyler bize emredilmiştir. Manevi yasaları yerine getirmekten sizi uzaklaştıran hiçbir şeyi yapmaya değmeyeceği gibi, bunları yerine getirmeye kesinlikle değer.