Bilgelere inancı üstlenmemiz gerekir. (RABAŞ, Makale No. 4, 1989, “Çalışmada Su Seli Nedir?”)
Diyelim ki bilgeliğin sözlerine inanmaya hazırım, fakat bu ne anlama gelir? Bilgelerin sözlerini anlıyor muyum? Onların mesajı nedir?
Öncelikle, Kabala bilgeliğinde bedenlerle ilgilenmeyiz. Beden yok, ruhlar var. Önümüzde beliren bedenler, hayali bir dünyanın görüntüleridir.
Ben arzunun içinde var olurum ve bu arzu; cansız, bitkisel, hayvansal ve insan olmak üzere çeşitli biçimlerde tezahür eder. Bilgeler, Adam HaRişon’un kırılmış sistemi içinde var olan ıslah edilmiş ruhlardır. Onlar bana yardım ve destek olabilir; kırılmış ruhum için rehberler ve eğitmenler olabilirler.
Bu nedenle, onların öğütlerini bu şekilde almamız gerekir. Örneğin, Zohar Kitabı bize Rabbi Şimon’un grubundaki on bilgeden; ayrıca peygamber İlyas’tan, Musa’dan, Harun’dan, Kral Davud’dan, Kral Süleyman’dan ve başkalarından bahseder.
Onları kendi dünyamızda yaşamış insanlar olarak değil, ıslah olmuş arzular, ıslah olmuş ruhlar olarak algılarız. Onlar, kırılmış sistemin içinde yavaş yavaş yeniden canlanmaya başlarlar. Kendilerini kısmen ya da tamamen ıslah etmişlerdir ve tüm sistemin ıslahına katılırlar.
Zohar Kitabı’nda “Rabbi Şimon dedi ki… Rabbi Abba dedi ki…” diye okurum. Benim için bunlar, üst dünyayı edinmiş ve onun hakkında konuşan insanlar değildir; benim için bu isimler, edinim dereceleridir.
Bu sözler aracılığıyla manevi derecelerin merdivenini incelerim: bir seviyede gerçeklik bir şekilde görünürken, diğerinde farklı şekilde görünür. Sanki Kabalistler bana bunu söylüyormuş gibidir; fakat benim için onlar, güçler, algı kaplarıdır.
Her bir bilge benim için belirli bir manevi kavramı, gücü, kuvveti ya da niteliği temsil eder. Karşımda tarihsel şahsiyetlerin isimleri değil; manevi olguların ve derecelerin isimleri vardır.
“Bilgelere inanç” demek: okuduğum derecelerdeki ihsan etme niteliğinin aynısını edinmek istiyorum demektir. “İnanç”, ihsan etmek demektir.
Çalışma sırasında kişi kendini buna dâhil etmeli ve bunun onu nasıl etkileyeceğini anlamaya çalışmalıdır. Kitap ne hakkında konuşuyorsa, her bir kelimenin manevi özüne nüfuz etmek isterim. Bilgelerin sözlerine inanmamın anlamı işte budur.
Filed under: Kabala, Maneviyat -
Bilgelere İnanmalı Mıyız? için yorumlar kapalı