Daily Archives: Şubat 17, 2026

İnsanlar Dünyayı Yönetmek İçin Yaratıldı

Soru: Sözlerinize göre, insanlar bu dünyayı yönetmek için mi yaratılmış oluyor? Sizin dediğiniz gibi bu aşağı varlıklar mı?

Cevap: Evet. Onlar yaratılışın tacı olmak, dünyayı yönetmek ve Yaradan’a dünyamıza iyilik niteliğiyle etki etmesi için yalvarmak üzere yaratıldılar, bu niteliği, insan olmanın tarafından, halkın ve tüm insanlığın tarafından, bütün güçleriyle destekleyeceklerdir. Dünyada sevgi ve ihsan etme, iyilik ve merhamet niteliklerinin ifşa olmasına izin vermeleri gerekir.

Soru: Bu yüzden bu alçaklıktan geçmeleri mi gerekiyor?

Cevap: Evet. Kendi doğalarını tanımak, onu içlerinde bastırmak ve karşıt doğaya -Yaradan’ın doğasına – ihtiyaç duyar hâle gelmek için.

Soru: Ve yol bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: İnsan bunun yol olduğunu nasıl fark eder?

Cevap: Acı çekerek. Yapacak bir şey yok. Kişinin kendi güçlerinin, niteliklerinin ve yeteneklerinin önemsizliğini idrak etmesiyle.

Yaradan, yardım için O’na dönmemizi, iyilik, ihsan etme ve sevgi niteliğini O’ndan talep etmemizi bekler; işte bu sayede O’nun seviyesine yükseliriz.

İnançların Ve Öğretilerin Kaynağı

“Ancak Yaradan’ın hizmetkârları yayıldıktan sonra agnostiklerin soyu idealist olur.” (Baal HaSulam, “Son Neslin Yazıları”)

Kabala bilimi, insanlar birleştikçe, form benzerliği ilkesine göre tek bir doğa gücünün ifşa olacağı bir birlik sağlamaları gerektiğini öğretir. Doğada bu güç yukarıdan aşağıya doğru bizim dünyamıza iner; biz ise aşağıdan yukarıya doğru yükselerek ona benzemeliyiz.

Eğer kendimizi arzuların, özlemlerin ve karşılıklı yardımın tek bir birleşik sistemi hâline getirirsek, üst gücü hissetmeye başlarız.

Ama eğer insanları doğru şekilde birleştirme fikrini, üst güçle ilişkilendirmeden; kardeşçe karşılıklı yardımdan, ‘insan insanın dostu, yoldaşı ve kardeşidir’ vb. gibi anlayışla ilişkilendirmeden ele alırsak, o zaman hemen komünizme, sosyalizme ve diğer “-izm” lere kayarız.”

Sonuçta tüm felsefeler Kabaladan kaynaklanmıştır. Orta Çağ filozofları, Mirandola, Alman filozofları ve diğerleri de bu konuda yazmıştır.

Ayrıca sözde tüm ‘dinler’ ve her türlü akım Kabala’dan ortaya çıkmıştır. İnsanları birleştirme ve doğru bir topluluk inşa etme fikrinden, sosyal psikoloji doğmuş; bununla birlikte birlik metotları ve bunlara bağlı yaklaşımlar ortaya çıktı.

Kuru Bir Tohumdan Meyve Veren Ağaca

İnsan manevi gelişiminde çeşitli aşamalardan geçer. Başlangıçta cansız bir şey gibidir; onu etkilemeye ve geliştirmeye başlayan bir gruba katılır, ancak henüz bağımsız eylemlerde bulunabilecek durumda değildir ve gerçekte nerede olduğunu da anlamaz.

Birkaç yıl bu şekilde geçer; ta ki yapılması gereken bir çalışma olduğunu fark edip aktif olarak harekete geçmeleri ve hangi yöne baktıklarını sürekli netleştirmeleri gerektiğini anlayana kadar. O andan itibaren cansız olmaktan çıkar ve bir bitkiye dönüşürler. Özbakım sayesinde, başkalarıyla kurulan bağlar aracılığıyla, öğretmenin öğütlerini izleyerek ve yola dikkat ederek kendi kendilerine büyümeye başlarlar.

Kendi başlarına çevrenin etkisi altına girmeye çalışırlar; çünkü bu grubun sadece bir insan topluluğu olmadığını, gelişimleri için gerekli olan özel bir içsel güce sahip olduğunu fark etmişlerdir. Böylece bir “bitki” olurlar ve onlarla daha da güçlü biçimde bütünleşebilmek için, topraktan besin alır gibi, güçlerini gruptan almaya başlarlar. Meyvenin olgun bir ağaçta ortaya çıktığını ve ağacın da ancak kişinin grupla bütünleşmesi koşuluyla büyüdüğünü anlarlar.

Ve büyüdükçe, bağ, sevgi, karşılıklı ihsan ve Yaradan’ın ifşa olduğu ortak ihsan gücünün ifşası olan meyveleri almayı arzularlar. Tüm bunlar hâlâ bitkisel seviyededir.

Ama sonra, zaten yönetebildikleri ve sorumluluğun bir kısmını üstlenebilen duruma geldikleri hayvansal seviye vardır. Bu artık, tek bir yere kök salmış ve onu yetiştiren kişiye göre pasif kalan bir “ağaç” değildir.

Kişinin içindeki insan derecesi, ağaca bakan kişidir. Ancak kişideki hayvansal seviye, artık yalnızca bir ağaç değildir; kendi başına büyümeye yönelen ve tüm sisteme aktif olarak katılmaya çalışan bir varlıktır. Kişi ortak kusurları görür ve onları düzeltmeye çalışır. Yalnızca kendisini nasıl düzelteceğini ve sisteme pasif biçimde nasıl uyum sağlayacağını değil, aynı zamanda başkalarına nasıl yardımcı olacağını da görür; bu sayede genel bağlara ve ıslahlara dâhil olur. Bu durum, hayvansal seviyeye atfedilebilir.

Ve sonra insan seviyesi vardır; bu seviyede kişi, eylemlerine göre artık Yaradan’a bağlanmış durumdadır. Sonuçta, tüm gelişimimizin temelinin “ağaca bakmak”, yani onu yetiştirmek olduğu ortaya çıkar.

Başlangıç olarak, hayatı maddi ve manevi olarak ikiye ayırmak yeterlidir. Maddi dünyaya gerekli olan verilmelidir—ne fazla ne eksik. Manevi çalışmaya ise, sınırlama olmaksızın, geriye kalan her şey verilmelidir.

İki Nokta

Yaradan’ın onu doldurabilmesi için bir Kli yaratmak zorundayım. Yaradan’dan ilham alırsam, bu benim değil, O’nun erdemidir. Dostlarımdan ilham alırsam, bu da benim değil, onların erdemidir.

Dostlarımdan ilham alırım. Ben, hiçbir şeye sahip olmayan, dostlarla birlik olamayan ve Yaradan’ı arzulayamayan önemsiz biri olarak, onlardan bu ilhamı alırım ve ona göre hareket ederim. Ben bu ilhamı kendim edindim.

Burada mutlaka iki nokta olmalıdır: Ben tamamen yokum, bir sıfırım, altın en altıyım; ancak, onları gözümde çok yücelttiğim için onlardan ilham aldım. O zaman onlardan aldığım ilham, onlarla ilgili çalışmalarım aracılığıyla benim için Keter gibi olurken, ben kendim Malhut gibiyim. Burada sanki bir Reşimo deHitlabshut ve bir Reşimo deAviut var gibidir. Ben böyle hareket ederim. Bunun başka bir yol yoktur.

Eğer sadece Yaradan’dan ilham alırsam, bu O’nun ilhamıdır. Ve eğer sadece bir dostumdan ilham alırsam, bu dostumun ilhamıdır. Öyleyse, bu nasıl benim olur? Burada iki nokta olmalı: Ne Yaradan’dan ne de başka bir şeyden ilham almayan ben, şimdi bir dostumdan ilham aldım.

Mutlaka iki nokta olmalı. Benim “ben” noktam nerede? Komşunu kendin gibi sev kuralına göre davranmazsam bunu nasıl ifşa edeceğim?

Dostlarının yüceliğini göster ki, onlar da sana bu yüceliği göstersinler.

Soru: Onlara yüceliklerini gösterdiğimde, kendimin buna muktedir olmadığımı daha da fazla görmem neden?

Cevap: Bunu dostlarınızla denediğinizde ve pratikte hiçbir şey yapamadığınızı gördüğünüzde, muktedir olmadığınızı anlayabilirsiniz. Yaradan ile ilgili olarak bunu göremezsiniz. Dolayısıyla, dostlarınızdan, gruptan hem Malhut noktasını hem de Keter noktasını almanız gerekir.