İnanç, İhsan Etmektir

Soru: İnanç nedir?

Cevap: İnanç, ihsan etmektir; alma arzusuna rağmen verebilme yeteneğidir (mantık ötesi inanç). Bizler alma arzusu olduğumuz için, ihsan etme niteliği olan inanç her zaman doğama aykırıdır.

Kişi, bunu ancak kendi üzerine yükselme, kendi arzumuzla değil başkalarının, Yaradan’ın arzusuyla (başkasının iyiliği için, Yaradan’ın rızası için) hareket etme yeteneğini veren üst ışığın yardımıyla edinebilir. Bu bağlamda, kendime (kendimin hizmetkârı) değil, üste (Yaradan’ın hizmetkârı) bağımlı hale gelirim. Eğer bana inanıyorsanız bu, yeteneklerinizle benim için hareket ettiğiniz anlamına gelir. Bana benzer hale gelirsiniz. Genellikle, her insan diğerinin tam tersidir. Ama birinin bana inandığını söylersem, örneğin %50 oranında, bu onun arzularını %50 nötralize ettiği ve bu ölçüde benimle birleşebileceği anlamına gelir.

Sadece bilgi vardır; kişinin kendi arzuları uğruna yaptığı, ne istediğini bildiği eylemler vardır. Bir de inanç vardır, başkasının arzularını doldurmak için yapılan eylem. Bu niteliğin ölçüsünde insan, kendinin dışında, diğerlerinin arzularının içinde hisseder. Onlarda hissedilen şeye “üst, manevi dünya” denir. Bu nedenle inanç, sevgiyle, başkasını sevmeyle bağlantılıdır. Sevgi, kişinin kendi arzusunu başkasının arzusu ile değiştirebilme ve onu doyurabilme yeteneğidir.

Gördüğümüz gibi, Kabala’da inanç, daha yüksek ihsan etme niteliğine hakim olmaktır. Ve bunun, dünyamızda kabul gören inanç tanımı olan başkasının bilgisine inanmak ve bunu bir gerçek olarak kabul etmekle hiçbir ilgisi yoktur. Demek ki, başkasının bir icadı bile, benim için bir gerçek, bir kesinlik hâline gelir ve üzerine sonraki eylemlerimi, hayatımı inşa ederim.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed