Yakınlık Neye Yol Açar?

Soru: Hepimiz bilgilerimizi doğru kaynaklardan, derslerden ve çalıştaylardan alıyoruz. Bir dostumuzu yüceltmek, onu küçümsemeden desteklemek için ne ekleyebilir veya ne çıkarabiliriz?

Cevap: Belki de eklememiz ya da çıkarmanız gereken hiçbir şey yoktur. Eğer yakınlaşmak için çaba gösterirsek, o zaman gerçekten birleşmiş bir Kli oluştururuz.

Birbirimize yaklaştıkça, Yaradan’a yaklaşırız ve O’nun onlumuzdan tam olarak ne istediğini anlayabiliriz.

Taştan Kalpleri Eritin

Soru: Taştan kalpleri nasıl kırarız?

Cevap: Tüm dostlarınızı ortak bir bağa çekmeniz gerekir. Onun içinde bulunduğunuz zaman, bu bağı içinde taşların eridiği kaynar bir banyo gibi yapmaya çalışmalısınız.

Taşlar tüm dostlarınızın kalpleridir. Birlikte kaynayarak erirler ve tek bir büyük taş haline gelirler. Bu süreçten geçmeliyiz.

Manevi gelişimimizi hızlandırmak için birbirimize mümkün olduğunca yakın olmamız gerekir. En iyisi tek bir kalbe sıkışmak ve ondan Yaradan’dan talepte bulunmaktır.

Sevgi Budur

Sevgi, dışarıda yemek yerken birine patates kızartmanızın çoğunu verip onun da size patates kızartmasından vermesini beklememenizdir (Chrissy, Yaş 6).

Soru: Bu sevgi midir?

Cevap: Evet, sevgidir.

Soru: Neden, bunu bir çocuğa açıklar gibi açıklayabilir misiniz?

Cevap: Çünkü kendi sevdiği bir şeyi başkasına veriyor. Ona sahip olmak kendisini iyi hissettiriyor ama onu veriyor.

Soru: Bu basit bir cevap mı? Onu gerçekten yemek istiyorum ama arkadaşıma veriyorum. Ve buna sevgi mi deniyor?

Cevap: Evet, bu sevgidir.

Yorum: Sevginin ne olduğu sorulan bir grup çocuktan gelen bir başka cevap:

Sevgi, yorgun olduğunuzda sizi gülümseten şeydir (Terri, Yaş 4).

Cevabım: Bu da sevgidir. Çünkü bunu yaparak başka bir insanı yüceltiyor, yükseltiyor, kendi iradesi dışında iyi hissetmesini sağlıyorsunuz.

Soru: Yani bunu başka bir kişi için gülümsemekle mi ilişkilendiriyorsunuz?

Cevap: Evet.

Sevgi, bir çocuğa tişörtünü beğendiğini söylediğinde onun her gün o tişörtü giymesidir (Noelle, Yaş 7).

Cevabım: Bu daha çok gömleği giyen çocuğun iltifat eden kişiye duyduğu sevgiden bahsediyor.

Soru: Bu sevgi neden?

Cevap: Çünkü gömleği giyen çocuk, onu seveni memnun etmek ister.

İçten olmadığınız sürece ‘seni seviyorum’ dememelisiniz. Ama eğer içten söylüyorsanız, bunu çok söylemelisiniz. İnsanlar unutur (Jessica, Yaş 8).

Cevabım: Böyle bir davranışın bir çocuğa öğretilmesi gerektiğini düşünmüyorum.

Soru: Ama bu çocuğun cevabı, sekiz yaşında bir çocuğun. Yani sevmiyorsanız, sevdiğinizi mi söylemelisiniz?

Cevap: Hayır, yalan söylememelisiniz.

Soru: Ve eğer seviyorsanız, sevdiğinizi söylemeli misiniz?

Cevap: Muhtemelen evet ama bence bu durumda bile tamamen değil.

Yorum: Leo Buscaglia tarafından değerlendirilen en şefkatli çocuğu bulma yarışmasının galibi, yan komşusu yakın zamanda eşini kaybetmiş yaşlı bir beyefendi olan, dört yaşındaki bir çocuktu. Adamın ağladığını gören küçük çocuk komşusunun bahçesine girmiş, kucağına tırmanmış ve orada öylece oturmuş. Annesi çocuğa komşusuna ne söylediğini sorduğunda, çocuk cevap vermiş: “Hiçbir şey. Sadece ağlamasına yardım ettim.”

Cevabım: Bunlar dört yaşındaki bir çocuk için biraz inanılmaz hikayeler.

Soru: Ama birinin ağlamasına yardım etmek, bu şefkat anı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Bu iyi bir şey.

Soru: Gerçekten yardımcı oluyor mu?

Cevap: Elbette yardımcı oluyor!

Soru: Yani çocuk oturuyor, size bakıyor ve sizinle birlikte ağlıyor mu?

Cevap: Evet, ama bu çok fazla. Bu biraz gerçek dışı.

Soru: Anlıyorum. İşte bir soru: tüm bunlar daha sonra nereye gidiyor? Tüm bu cevaplar bile – çocuksu bir saflık içeriyorlar. Bunlar nereye gidiyor? Nasıl nefret edenlere, savaşçılara, katillere, suçlulara dönüşüyoruz? İçimizdeki çocuk nereye gidiyor? Böyle büyüyen bu çocuk?

Cevap: Egoizm büyür ve var olan her şeyi tüketir.

Soru: Ve bu kadar mı?

Cevap: Bu kadar.

Soru: Bu çocuk içimizde mi kalıyor yoksa o da…?

Cevap: Anti-egoist olarak gelişmeye başlamak, içimizdeki bu egoyu bastırmak için bir olasılık var.

Soru: Bu çocuğa biraz da olsa geri dönebilir miyiz?

Cevap: Evet, ama artık çocuk olmayacağız.

Soru: O zaman yetişkin bir çocuk mu olur?

Cevap: Evet.

Soru: Yaşlı bir adamın çocuk gibi olduğunu söylediğinizde. Bilge bir kişi çocuk gibidir. Bunu söylerken ne demek istiyorsunuz? Çocuk içimizde ölmez, kalır mı?

Cevap: Evet, çocuk içimizde ölmez ve kalır çünkü doğayı ve yaşamı çocuklar gibi doğrudan deneyimlemeyi arzularız.

Soru: Bu cevaplarda bu doğallık var mı?

Cevap: Evet, var.

Onluda Farklı Görüşler Olduğunda

Soru: Dostlar çok farklı görüşlere sahip olduğunda, bu onluda sorunlara neden olur. Onludaki sorunları çözmek için doğru yaklaşım nedir?

Cevap: Herkes kendi görüşünü muhafaza edebilir. Bu kimseyi rahatsız etmez. Ancak aynı zamanda, kişi onludaki bağa ve bağın içinde Yaradan’ın ifşasına odaklanmalı.

Hiçbir zaman görüşlerinizi uyumlu hale getiremezsiniz. Aynı şekilde düşünüyor gibi görünseniz bile, düşüncelerinizi kontrol edemezsiniz. Bir süreliğine aynı gibi gelebilir ama bundan fazlası olmaz.

Onlu Bağda Kalmanıza Yardımcı Olur

Soru: Kendimi sık sık gruba gitmek istemediğim ya da dağıtım yapmak istemediğim bir düşüş koşulunda buluyorum. Ancak beni sürekli geri getirdiği için onlunun tek kurtuluşum olduğunu hissediyorum.

Cevap: Bu çok iyi. Bu duyguların her ikisi de Yaradan tarafından verilir. O sizi daha da fazla onlunun dışına itecek ve onlu da sanki sizi bir hapishaneden ya da içinde boğulmakta olduğunuz günlük yaşamın çalkantılı nehrinden çekip çıkarır gibi bağda kalmanıza yardımcı olacaktır.

Yani her şey yolunda; sadece daha fazla çaba göstermeniz gerekiyor.

Manevi Gelişim İçin Bir Pusula

Soru: Onlunun doğru algılanışı nedir?

Cevap: Onlunun doğru algılanışı, Yaradan’ın içinde ikamet ettiği tek ve birleşik bir bütün halinde birleştiklerini hayal etmeye başladığım zamandır. Yani, ihsan etme ve sevgi niteliği onları birbirine bağlar ve içlerinde ifşa olur. Bu yapı ruhun Yaradan’la olan bağıdır.

Eğer bunu bu şekilde hayal eder ve buna dahil olmayı arzularsam, bu benim için bir pusula gibi, gelişimimde doğru bir yön gibi olur.

Eğer Çelişkiler Yoksa

Soru: Çalışmamızı geliştirmek için onludaki içsel çelişkileri dile getirmeli miyim?

Cevap: Hayır, dile getirmemelisiniz. Ancak makalelerden ilgili alıntıları okuduğunuzda bu konuyu tartışabilirsiniz. O zaman kişisel durumlarınız hakkında değil, makalelerde bu konuda yazılanlar hakkında kendiniz için konuşabilirsiniz.

Soru: Peki çelişkiler yoksa, bu çalışmanın durma noktasına geldiğinin bir göstergesi midir?

Cevap: Eğer çelişkiler yoksa, bu çok kötüdür. Eğer Yaradan’la günde birkaç kez kavga etmiyorsanız, O’nunla sorunlarınız var demektir. Kişi Yaradan’dan memnun olmadığını, O’nun yönetimiyle hemfikir olmadığını, her şeyin yanlış olduğunu ve farklı olması gerektiğini hissetmelidir.

Tüm bunlar ona Yaradan tarafından gönderilir, böylece kişi tüm bu duygularını haklı çıkarmasına yardım etmesi için O’na yalvarır. O zaman kişi, erdemli olur ve Yaradan’ı haklı çıkarır.

Eğer Kişi Layık Değilse…

Soru: Eğer kişi layık değilse, yukarıdan aşağıya atılacağı yazılıdır. Bu ne demektir ve kişi bu koşulun üstesinden nasıl gelebilir?

Cevap: Layık değil demek, bir insanın sahip olduğu eğilimlerle, egoizminden ihsan etme ve sevgi niteliğine yükselemeyeceği anlamına gelir.

Soru: Bunun olmaması için bir önlem var mıdır?

Cevap: Önlemek çok basittir; koşullarımıza değer vermemiz ve onları ihmal etmememiz gerekir.

Herhangi bir koşulda, düşseniz bile, yükselmek için bir yol aramalısınız. Burada Yaradan’a bir talep, bir dua gereklidir.

Egoizm Kabuğunu Kırın

Soru: “Tek kalpte tek adam” ifadesini sık sık duyarız. Eğer kalp bir arzu ise, tüm dünya Kli’si Yaradan’ı ifşa etmek istemez mi? Yaradan’ı edinme arzusuyla tek bir kalbe sahip tek bir adam olmak için hala neyimiz eksik?

Cevap: Sadece kalpte doğru çalışmadan yoksunuz: onu dostlarla ilişkide açmak, herkesi kalbimizde bağlamak ve Yaradan’la bağa ulaşmak.

Soru: Bunun için yeterince olgun değil miyiz, yoksa tembel miyiz ya da henüz bunu ifşa etmemiz gerekmiyor mu?

Cevap: Belki de henüz yeterince olgun değilsiniz. Ama çoğunlukla, kendinizi kendinizin üzerine çıkmaya ikna edemediğiniz belirli bir atalet tarafından geri tutuluyorsunuz.

Soru: Kendi adıma karar verebilirim: Toplumumuzda kendimi çok rahat hissediyorum; o kadar iyi, o kadar sevecen ki, gerçekten kalbi açıyor. Ve bu sevgi kozası içinde, “Neden daha ileri gidelim ki?” düşüncesi ortaya çıkıyor. Bu konuda ne yapmalıyız?

Cevap: Bu bir sorundur. Mesele şu ki, içinde bulunduğunuz kabuğu (Klipa) zorla kırmalı ve temiz havaya çıkmaya çalışmalısınız. Üstelik bunu herkes birlikte yapmalıdır.

Kendinizin üzerine, yeni bir dereceye yükselin. Bu derecede, gerçekten de bir yükselme durumunda olduğunuzu hissedin ve bu koşuldan birbirinizle bağ kurmaya başlayın ve bu bağı Yaradan’a doğru yönlendirin.

Soru: Bunun şu an için onluyla ilgili olduğunu görmezsem bunu yapmam mümkün mü?

Cevap: Böyle bir şey olamaz! Üzerinde çalışmanız gereken şey tam olarak budur. Bu, ancak her bir kişi “kendinden çıktığında”, dostlarıyla bağ kurduğunda ve ortak bir arzu içinde Yaradan ile bağ kurduğunda, eşzamanlı çabanızla anlamlı hale gelecektir.

Bir Emri Nasıl Ölçersiniz?

Soru: Kolay emir nedir ve katı emir nedir?

Cevap: Bir emir ağırlığıyla ya da ne kadar değerli metal ya da başka bir şey içerdiğiyle ölçülmez.

Bir emir, kişinin Yaradan’a ulaşmasını, O’na doğru bir adım daha atmasını, sonra bir adım daha atmasını ve bu şekilde devam etmesini ne kadar sağladığıyla ölçülür. Bir emrin büyüklüğünü bu şekilde ölçeriz.

Soru: Bir emir olarak kişi için hangisi daha kolaydır: almayı bırakmak mı yoksa mantık ötesi inancı ve ihsan etmeyi edinmek mi?

Cevap: En zoru mantık ötesi inançtır.