Yaradan’ın Hissettiği Kolektif Arzu

Soru: Yaradan’ın hissettiği bu onlunun arzusu nedir?

Cevap: Eğer onludaki tüm dostlar manevi amaç için çabalıyorlarsa, Yaradan’ın hissettiği şey budur. MAN’larını O’na yükseltirler ve Yaradan onları reddedemez. Onların arzularına göre hareket ederek, onlara Lişma niteliğini bahşeder.

Yaradan onlu üzerinde öyle bir şekilde çalışır ki, onlu gerçekte kim olduğunu, Lişma’ya ne kadar yakın ya da uzak olduğunu hisseder. Buna göre, hayata karşı, Yaradan’a karşı, yaratılışın amacına karşı, Yaradan’a yöneltilen talebe karşı tutumlarını değiştirirler ve O da onlara başka Kelim (başka arzular) verir.

Tüm Koşullar Yaradan’dan Gelir

Yorum: Dersler sırasında korku, nefret ve neşe gibi farklı koşullardan geçiyorum.

Yorumum: Bunlar çok iyi koşullardır. Bunlardan geçmelisiniz çünkü bu Yaradan’ın içinizde konuşmasıdır. Hiçbir şekilde bu duygulardan herhangi birini reddederek, kaçınmamalısınız.

Bunlar aracılığıyla Yaradan’a tutunmalı ve şunu anlamalısınız: “O bana neden böyle hissettiriyor? Ne için?”

Ancak en önemli şey, kötü ya da iyi, hoş ya da tatsız olsun, her şeyi Yaradan’dan geliyor olarak kabul etmenizdir.

Ortak Ruh Sistemindeki Dişliniz

Toplumdaki her birey bir makineye yerleştirilmiş birkaç başka çarka bağlı bir çark gibidir. Bu tek çarkın, kendi başına hareket etme özgürlüğü yoktur; ancak makineye, genel görevini gerçekleştirmesinde yeterlilik kazandırmak için belli bir yönde ve diğer çarklar ile harekete devam eder. (Baal HaSulam, Dünya’da Barış)

Ancak bunu dünyamızda, evrenin tamamında ya da küçük bir parçasında bile göremiyoruz. Genel makinenin herhangi bir yerde, herhangi bir düzeyde doğru çalışacak tek bir parçası bile yoktur.

Başlangıçta yaratılan her şey bozulmuştu ama ıslah olmaya doğru ilerliyor. Sonunda, tüm çarklar tek bir yönde, tek bir amaçla, aralarında herhangi bir çatışma olmadan tam bir karşılıklı anlayış içinde birlikte döndüğünde her şey genel ıslah edilmiş bir koşulda sona erecektir.

Kişi bu makineyi engellememek için nasıl hareket etmelidir? Ne de olsa hiçbirimiz onun yasalarını bilemeyiz ve geleceğimizi göremeyiz çünkü bu makine sonsuzdur ve insanın onun üzerindeki etkisi de sonsuzdur. Görünen o ki, kişi yalnızca yakın çevresine, yani dostlarına yönelik eylemlerinin doğruluğundan emin olabilir.

Herkesin makinenin genel işlevinin ne olduğunu ve tüm makineyi ıslah etmek ve doğru çalışmasını sağlamak için kendi parçasını nasıl hareket ettireceğini bulması gerekir.

Bu makine ortak bir ruhtur; dişlilerinin her biri ayrı bir özel ruhtur ve bir onlu, yakın ruhların ayrı bir bağıdır. Peki, kişi bu makineyi nasıl doğru bir şekilde etkileyebilir?

Makinede kişinin zihninin, deneyiminin ve duyarlılığının yardımıyla harekete geçirmesi gereken parçalar vardır; ayrıca bu makineyi inanç düzeyinde, makinenin bazı parçalarıyla ilgili bir görev duygusuyla harekete geçirme görevi de vardır çünkü bu üsttekinin arzusudur.

Bu makine nihayetinde kişiye, bu makineyi mükemmel olarak hissetmek için herkesle hangi biçimde bağ kurması gerektiğinin bilgisini verir. Kişi kendini karar verme sürecinin merkezinde hissetmek ve nihai sonucun sorumluluğunu almak için doğru kararı vermeli ve makinenin tüm parçaları arasında doğru ıslahı sağlamalıdır.

Onlu Manevi Bir Birimdir

Soru: Toplumumuzda gruplar ve onlular var. Bir grup nelerden oluşmalıdır? Onu karakterize eden temel unsurlar var mı?

Cevap: Bir grup, birkaç alt grup veya onlular anlamına gelir. Onlu, Minyan olarak adlandırılan minimal bir birliktir, maneviyatta bundan daha küçük bir şey yoktur. Bu HaVaYaH’tır, bir birim, bir hücredir.

Şimdiki görevimiz böyle bir onluda birleştiğimiz bir koşula ulaşmaktır. O zaman maneviyatta var olan bir birimi temsil edeceğiz; o zamana kadar biz yokuz.

Böyle birçok birim bir araya geldiğinde, manevi bir bedeni temsil ederler. Ancak bu zaten büyük bir başarıdır. Böyle bir koşul zamanımızda kendini gösterirse, bu muazzam bir başarı olacaktır.

Ve son bir ıslah, Adem’in parçalanmış ruhundan toplanması gereken tüm onlular, Adem adı verilen tek bir manevi bedende birleştiğinde gerçekleşir. Dolayısıyla bir grup, ortak bir arzuyla birleşmiş en azından birkaç onlu anlamına gelir.

Reddedilmenin Üzerine Nasıl Yükselebilirim?

Soru: Birkaç yıl önce, bir kongreden hemen sonra dostumla büyük bir kavga ettik. Aramızda öyle bir karşılıklı nefret vardı ki hala üstesinden gelemedik. Bunu aşmak için ne tavsiye edersiniz?

Cevap: Bunun üzerine yükselin. Bunun sizin nefretiniz olmadığını, birlikte üstesinden gelebilmeniz için size verilmiş bir şey olduğunu hayal etmelisiniz.

İş yerinde patronuyla periyodik olarak tartışan bir öğrencim var ve çok iyi bir uzman olmasına rağmen patronu onu her seferinde işten çıkarmakla tehdit ediyor.

Bir keresinde bana geldi ve şöyle dedi: “Muhtemelen patron beni kovacak. Ama bu konuda bir şey yapamam. Onunla aynı fikirde değilim. Ne yapmalıyım? Eğer kovulursam kendimi kötü hissederim ama onunla da kalamam.”

Sonra ona dedim ki: “Manevi öğretmenin olarak sana ona gitmeni ve şöyle demeni emrediyorum: “Senden yüzde yüz nefret ediyorum. Ama tanıdığın bir öğretmenim var ve o bana seninle barışmamı ve seni sevmemi emretti.” O zamandan beri yeniden harika dostlar oldular.

Bizim de aynı şekilde davranmamız gerekiyor çünkü her aşamada karşılıklı nefreti ortaya çıkararak onun üzerine çıkıp sevgiye dönüştüreceğiz. Yine nefret, sonra yine sevgi. Yine nefret, sonra yine sevgi. İşte biz böyle yükseliriz.

Manevi Yolu Nasıl Hızlı Ve Kısa Hale Getirebiliriz?

Ortaya çıkan engelleri nasıl doğru bir şekilde kullanabiliriz? Temel olarak, onları beklememeliyiz. En iyisi onları uyandırmamızdır; yani yapay olarak birbirimize mümkün olduğunca yakınlaşmak isteriz ve bunu yaparken de Yaradan’a yakınlaşmak için çabalarız.

Doğal olarak, bu durumda, birbirimizden reddedilme, bazı engeller, hatta büyük engeller hissedeceğiz. Bize her türlü soruna neden olsa da, aramızdaki bağa doğru ilerlediğimizde tercih edilen yoldur.

Ancak bunlardan korkmuyoruz, tam da kendimize ve birbirimize birleşmek için baskı yaparak bu engelleri kendimize yaklaştırabileceğimizi anlıyoruz. Bu şekilde onları aktif ve hızlı bir şekilde çözebilir, böylece yolumuzu kısaltabiliriz. O zaman elimizde yardım için Yaradan’a dönebileceğimiz bir şey olur ve kendimizle O’nun arasındaki hareket yolunu hızla tamamlarız.

Kendi aramızda ve O’na doğru derken ne demek istiyoruz? Birbirimize yakınlaşarak, Yaradan’ı hissetmek istediğimiz bir yer yaratırız ve O da bu yerde, aramızdaki bağda Kendisini ifşa eder.

Bu nedenle, sorunların gelmesini beklememelisiniz çünkü kişi bağ için çabalamazsa, bunlar yıllarca ortaya çıkmayabilir. Ancak kişi yapay da olsa birlik için çabaladığında, arzusundan dolayı değil, sadece gerekli olduğu için, o zaman bu sorun ortaya çıkar ve belirginleşir. Onu çağırarak, Yaradan’ın yardımına ihtiyaç duymaya başlar ve böylece ilerler.

Kişinin kendisi, eğilerek yürüyen ve sanki bir şey kaybetmiş de arayan yaşlı bir adam gibi, engelleri uyandırdığında, buna “Tora’nın yolu”, ‘ışığın yolu’ denir. Yolunu bu şekilde hızlandırır çünkü Yaradan’dan eksik olan şeyi bulmasına yardım etmesini ister – yeni arzular ve onların üstesinden gelmek.

Yani hem sol çizgide hem de sağ çizgide, kişi Yaradan’ın yardımına ihtiyaç duyar ve her zaman O’na döner. Bu durumda, yolu hızlı, kısa ve mantıklıdır.

Kişi, Başkalarını Kendi Bozukluğuna Göre Görür

Soru: Güçlü bir özgecil arzusu olan bir kişi, birkaç yıl boyunca grubun dışında durur, grubu gözlemler ve onlu gruptakilerin bile farkında olmadığı gizli egoizmi görürse ne yapmalıdır? Gruba karşı güçlü bir nefret hissetse bile gruba katılmalı mıdır?

Cevap: Neden gruba katılmasın?

Yorum: Çünkü onların ne kadar egoist olduklarını görür.

Cevabım: Onlarda kendisinin bir yansımasını görüyor. Denildiği gibi, “İnsan başkalarını kendi kusurları ölçüsünde görür.” Oysa gruptaki dostlar egoizmin üzerine çıkmak için çalışıyorlar.

Belli bir manevi seviyeye her ulaştıklarında, egoizmleri daha da yoğunlaşacak ve bir sonraki aşamada Yaradan’ı keşfetmek için daha da yüksek bir seviyeye çıkacaklar. Sadece bu şekilde hem egoizm hem de ruhlar arasındaki bağın karşıt nitelikleri ifşa olur.

Bu kişinin gruba katılmayı reddetmesi sadece büyük egoizminden kaynaklanan bir bahanedir. Kendini alçaltmanın zor olduğunu anlıyorum ama başka yolu yok. Basitçe dostlarından yardım istemelidir ve bunun için de egoizmini iptal etmelidir.

Her halükarda, bir yerden başlamaları gerekir, belki ortak yemeklerle, dağıtımla veya henüz dostlar arasındaki bağ için olmasa da kolektif çalışma veya eğitim için gruba katılarak. Buna hazır olmayabilir ama yavaş yavaş başlayacaktır.

Dersler sırasında genellikle insanları birbirleriyle konuşmaya ve konuları tartışmaya teşvik ediyorum ve bu şekilde zaten başkalarıyla bağ kurabiliyorlar.

Başlamak zorunda, aksi takdirde hiçbir şey işe yaramaz. Herkes bu sorunla karşı karşıyadır. Kendisi ne ilk, ne son, ne de en büyük egoisttir; daha da büyükleri vardır. Bu yüzden başını eğmesi ve grubu ileriye götürmeye yardımcı olması gerekir.

Daha İyi Bir Yol İçin Dua Edin

Soru: Seçimimiz, kararı Yaradan’a bırakmak olabilir mi?

Cevap: Yaradan’a sürekli dua etmeliyiz ki O bize gerçekten hangi eylemin gerekli olduğunu göstersin.

Soru: Bu dua iyi bir yol seçmekle mi yoksa en iyi çözümü bulmak için onludaki belirli koşullarla ilgili mi olmalıdır?

Cevap: Belki öyle, ama genellikle en iyi yol hakkında.

Soru: Yaradan’dan gelen her şey iyidir. Bunun ölüm iksiri mi yoksa yaşam iksiri mi olacağını ne belirler?

Cevap: Bu onluya gelen şeyi nasıl algıladığımıza bağlıdır.

Centilmenlik Adabına Rağmen

Yorum: Her üyenin çok değerli olduğu küçük bir grubumuz var. Her birine büyük değer veriyoruz. Dışarıdan bakıldığında, beyaz eldivenlerimizi çıkarmadığımız, belli bir centilmenlik adabını koruduğumuz düşünülebilir. Ancak, bana göre, bu eldivenleri çıkarmamak büyük bir içsel çalışma gerektiriyor.

Yanıtım: O zaman hayvan seviyesinde kalırsınız. Kendi aranızdaki çatışmalardan kaçınarak, sıradan, günlük ve daha da önemlisi manevi zorluklardan kaçınırsınız. Esasen, küçük çocuklar gibi sıfır seviyesinde kalırsınız. Aranızda bir egoizm farkındalığı ya da ifşası yoktur. Anlaşmazlıkları ve ayrılıkları göze almaktansa böyle yaşamanın daha iyi hissettirebileceğini anlıyorum. Ancak bir şekilde ilerlemeniz gerekiyor.

Bu nedenle, centilmenlik ilişkilerinizin dostça ve sevgi dolu kalmasını sıkı bir şekilde izlemeniz ve aynı zamanda bunları Yaradan’a yönelik ortak bir özlemin ifşasıyla birleştirmeniz gerekir ki bu da birlikte çözmeniz gereken her türlü zorluğa neden olacaktır. Dahası, bölünmekten korktuğunuz için bu süreci yakından takip etmeniz elzemdir.

Endişelerinizi anlıyorum, ancak başka bir alternatif yok. Çeşitli engeller karşısında bile birbirinize yakınlaşmak için çaba göstermeye devam etmelisiniz. Ve sonra bu engelleri aranızda daha da büyük bir yakınlığa dönüştüreceksiniz.

Peki, nasıl yakınlaşabilirsiniz? Sadece engellerin üzerine çıkarak, onlara rağmen. Sağ ve sol çizgilerle kastedilen budur.

Yorum: Dostlarımda nasıl bir içsel mücadele olduğunu görebiliyorum. Bir kişi dişlerini sıkıyor, aklından geçenleri söylemek istiyor ama tüm çabasını eldivenlerini çıkarmamak için harcıyor.

Yanıtım: Bu çok iyi bir şey. Ve onları çıkarmamalısınız. Her insan, hayvan seviyesinde, başkalarını oldukları kişi için eleştirdiklerini anlamalı ve aynı zamanda centilmenlik ilişkilerini sürdürme eğilimine rağmen başkalarına yaklaşmaya çalışmalıdır.

Daha da yakınlaşmaya çalıştığınızda, aranızda üstesinden gelmeniz gereken gerçek manevi zorluklar, reddedilmeler ortaya çıkacaktır.

Yaradan’ın Oyununun Keyfini Çıkarın

Soru: Dostumun rızası için niyetiyle herhangi bir edinimi reddetmek, Yaradan’ın doldurmak zorunda olduğu bir talep midir?

Cevap: Hayır. Öncelikle, Yaradan’ın kimseye karşı mecburiyeti yoktur. İkinci olarak, Yaradan’ın bizimle oyunu olarak gözüken şeyden keyif aldığımızda neşenin ne olduğunu daha net bir şekilde algılamamız lazım.

Soru: Çalışmanın tadının olmadığı koşuldan Yaradan’ın bizimle olan oyunundan haz aldığımız koşula nasıl geçiş yapabiliriz?

Cevap: Bu sadece Yaradan’ın ve dostların yüceliğini yükselttiğimizde olur. Başka bir yolu yoktur.

Soru: Yaradan’ın oyunundan tatların üzerinde haz almak ne demektir?

Cevap: Böyle bir haz sadece ihsan etme niteliklerinde gelir.