Category Archives: Maneviyat

Manevi Doyuma Olan İhtiyaç

Soru: Eğer bir Hisaron’a (manevi eksiklik) sahipsem ve Yaradan bunu sadece %80 oranında doldurduysa ve %20’si boş kaldıysa, fakat ben öncekinden de daha çok acı hissediyorsam, öncekinden kaynaklanan bu yeni Hisaron’u nasıl görmeliyim?

Cevap: Bunu yeni bir Hisaron olarak görmelisin. Bu, önceki koşulu tam olarak tamamlamadığınız anlamına gelir.

Aynı Nesneler, Farklı Algılar

Soru: Manevi fenomenlerin, kişinin içinde bulunduğu koşula göre değiştiği ve kişinin hayal gücüne ve duyu organlarına göre her zaman başka bir form deneyimlediği söyleniyor. Bizler, duyulara göre yine 5 parçaya bölünmüş olan altıncı duyu organını oluşturuyoruz. Manevi fenomenleri ve nesneleri farklı algılamamızın sebebi bu mu?

Cevap: Hepimiz ortak bir benzerlikte yaratıldık ve aynı duyulara sahibiz: görme, işitme, tat alma, koklama ve dokunma. Bununla birlikte, onlar her bir kişi için eşsiz yansımalarını ve algılarını verirler.

Diyelim ki ağzına bir şeker attın ve nasıl olduğunu tarif ediyorsun: tatlı, hoş, canlandırıcı vb. Ancak ben bunu anlamıyorum çünkü bu ancak benim de bu şekeri duyu organlarımda aynı şekilde algılayabilmemle mümkün olur.

Bir kişinin duyumlarını diğer bir kişinin duyumlarıyla karşılaştırmanın başka bir yolu yoktur.

Bu yüzden, edindiğimiz yani aldığımız ve ifşa ettiğimiz her şeyin sadece bizim niteliklerimizle ilişkili olarak gerçekleştiği söylenir.

Soru: Aynı zamanda, bir edinim safhasında olan büyük Kabalistler, manevi nesneleri ve olguları aynı şekilde algılamışlardır. Bu, Kabalistlerin ulaştığı hissiyatın aynısına asla ulaşamayacağız mı demek oluyor?

Cevap: Her birimiz kendi algımızın içinde olduğumuz sürece, evet. Ancak biz geliştikçe, algılayışımızın sınırlarını anlamaya başlayacağız, duygularımızı daha çok geliştirmeye başlayacağız ve böylece yakınlaşacağız ve birbirimizi daha çok anlayacağız.

Bunun ne zaman olacağını söylemek zor. Gelecekte, duygularımızın eşit olacağı ve tamamen aynı algılara sahip olacağımız bir koşula ulaşacağız.

Araç ve Etki

Soru: Üst dünyanın edinimi hangi noktada gerçekleşir?

Cevap: Maneviyatın edinimi, Yaradan bunun kişiye ifşa olmasını istediği zaman gerçekleşir. Belirli bir an yoktur.

Soru: Ne için daha çok çabalamalıyız: doğamızı ıslah etmek için mi yoksa edinmek için mi?

Cevap: İkisi de aynı şeydir. Islah araçtır ve edinim de sonuçtur. Edinimin derecesi sadece kişiye bağlıdır: ne kadar yükselmek ve Yaradan gibi olmak istediğine.

Soru: Yaradan ile bağ kurduğumuzda ne ediniriz?

Cevap: Ortak Kli’mizi, Yaradan’ın onun üzerindeki etkisini ve ortak Kli’mizin de Yaradan’ı nasıl etkilediğini ediniriz.

Yaradan Uzaklaştığında

Soru: Bazen öyle görünüyor ki çok fazla çaba sarf ediyorsunuz ama Yaradan tam tersine sizden uzaklaşıyor. Bu ne anlama geliyor? Bu Yaradan’ın daha çok çaba sarf etmeni istediği ya da belki de çabalarının yanlış olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, Yaradan’ın eylemleri, kaçan bir geyiğin hareketine benzer, söylendiği gibi: “Sevgilim bir ceylan gibidir.”

Bize Yaradan bizden uzaklaşıyormuş gibi görünür ama bu bir geyiğin avcıdan kaçmasına ve avcının onu kovalayıp kovalamadığını görmek için geriye bakmasına benzer.

Küçüklük Koşulu, Yaradan’ın Eylemlerini Haklı Çıkartmaktır

Soru: Büyüklük (Gadlut) koşulu sadece bir eklemeyken, küçüklük koşulu (Katnut) derecelerin temeliyse ve sürekli olmalıysa, kişi küçüklük koşulu için nasıl sürekli olarak hazırlanmalı?

Cevap: Her şeyden önce Yaradan’ın bize karşı olan bütün eylemlerini haklı çıkarmamız gerektiğini anlayarak, küçüklük koşulunu ediniyoruz. Sonra büyüklük (Gadlut) koşulu için çabalamalıyız.

Doğru küçüklük koşuluna, Yaradan’ı tüm eylemlerinde haklı çıkarmak için ihtiyaç duyduğumuzdan fazlasını istemediğimizde ulaşılır.

Soru: Şükür duası bu koşulun doğru sonucu olabilir mi?

Cevap: Evet.

Dua Bir Çabadır

Soru: Kişinin Yaradan’dan merhamet görmesi için dua nasıl olmalıdır?

Cevap: Dua kalpten gelmelidir.

Yorum: Ama biz her zaman kalpten dua ediyoruz.

Yanıtım: Tam olarak bu “her zaman” her şeyi öldürür. Duanın kalitesi sadece kalbinize, Yaradan’a nasıl döneceğinizi düşünüp düşünmemenize bağlıdır.

Dua bir çabadır. Ama ne zaman ve ne için olduğuna bağlıdır.

Niyet Eylemle Eşleştiğinde

Soru: Niyetimin doğruluğunu nasıl kontrol edebilirim?

Cevap: Genellikle bu kontrol, bir eylem gerçekleştirdiğimizde, buna bir niyet eklediğimizde ve sonuçtan eylemin niyetle örtüştüğünü gördüğümüzde gerçekleşir. Bunun için bir kutsamayı hak ederiz.

Soru: Eğer sonunda bir sonuç varsa, o zaman niyet doğrudur. Ancak eylem sırasında kendimizi kandırmaktan nasıl kaçınabiliriz?

Cevap: Bunu yapmanın hiçbir yolu yoktur. Tüm eylemi tamamlamalısın ve ancak tamamlandıktan sonra sonucu görürsün ve emri yerine getirip getirmediğini anlarsın.

Emir (Mitzva), Yaradan’dan gelen talimat anlamına gelen “talimat” (Tzivui) kelimesinden gelir.

Soru: Emirleri yerine getirme eylemlerinin yüzeysel olmadığından ve manevi gelişime katkı sağladığından emin olmak için hangi içsel kontrolleri kullanabiliriz?

Cevap: Bu çalıştığımız şeyden açıkça anlaşılmaktadır. Dostlara yakınlaşmayı, bağ kurmayı ve Yaradan’a dönmeyi ilgilendiren her şey olumlu ve gerekli eylemlerdir. Geri kalan her şey, kural olarak, olumsuz eylemlerdir.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 87

Soru: Farklı dünyalar, arzularımızın farklı dereceleri midir?

Cevap: Hayır, farklı dünyalar ruhlar tarafından Yaradan’ı edinmenin farklı dereceleridir.

Soru: Gruptaki bağımızdan ötürü altıncı duyu organına gelip, her şeyi aynı şekilde hissedebileceğimizi varsayabilir miyiz?

Cevap: Bunu söylemezdim. Gerçek şu ki Yaradan’ı hissetmeye başladığımızda, her birimizin kendi payına düşen edinimi aldığı netleşmeye başlar.

Soru: Yaradan’a verebileceğimiz en büyük haz, O’nun bize memnuniyet vermeyi amaçladığı anlayışına gelmektir. O’nun planına dahil olduğumuzda nasıl bir çalışma yapmış oluruz?

Cevap: O zaman O’na, bize ve tüm yaratılışa birlikte memnuniyet getiririz.

Soru: Edinimlerimizi bir dostla paylaşmak mümkün mü?

Cevap: Bunu yapmamak daha iyidir.

Soru: Diyelim ki dostlar genişletmek için ortak bir Kli oluşturmaya çalışıyorlar. Onların arzusunu duamla nasıl güçlendirebilirim?

Cevap: Onlara katıl, yardım etmeye çalış ve onlara her konuda başarılar dile.

Mutluluğun Sizi Takip Etmesini Nasıl Sağlayabilirsiniz?

Yorum: Mutluluğu bir çukurda otururken gören üç kardeş hakkında küçük bir kıssa vardır. Biri gelip Mutluluktan para istemiş ve almış. Diğeri güzel bir eş istemiş ve o da almış.

Üçüncüsü çukurun üzerine eğilmiş. “Neye ihtiyacın var?” diye sormuş Mutluluk.

Adam sormuş, “Senin neye ihtiyacın var?”

“Kardeşim, beni buradan çıkar,” diye rica etmiş Mutluluk.

Kardeş elini uzatmış, Mutluluğu çukurdan çıkarmış, arkasını dönmüş ve uzaklaşmış. Mutluluk da onu takip etmiş.

Bir insan mutluluğun onu takip etmesi için ne yapmalı? Daha doğrusu o kardeş ne yaptı?

Cevabım: O hiçbir şey talep etmedi. Aksine, iyi bir iş yaptı; Mutluluğa bir hizmet sağladı.

Soru: Mutluluğun sizi takip ettiği koşul bu mudur?

Cevap: Bilmiyorum.

Soru: Hiçbir şey talep etmemeliyiz vs. diye genelleyemez miyiz?

Cevap: Hayır.

Soru: Bu kıssada olduğu gibi mutluluk istediğinizde, bir parça para veya bir eş alırsınız. Daha sonra her şey değişebilir. Boşanabilir, iflas edebilir ve benzeri şeyler yaşayabilirsiniz. Ama bunu bir başkasına vermek istediğinizde, işin sırrı bu mudur?

Cevap: İnsanlara mutluluğu nasıl verebileceğinizi, mutluluğu nasıl aktarabileceğinizi veya mutluluğu nasıl alabileceğinizi hayal edemiyorum. Bence bu kişiye bağlı değil.

Soru: Bu neye bağlıdır?

Cevap: Bence bu kadere bağlı.

Soru: Bu, size verilene göre davranacağınız anlamına mı geliyor? Mutluluğu ya verirsiniz ya da kendiniz için talep edersiniz.

Cevap: Evet ve asıl önemli olan bununla hemfikir olmaktır.

Soru: Asıl soru bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: Peki, ben değişebilir miyim?

Cevap: Pratik olarak değişemem. Belki Yaradan bunu bazen bizim samimi isteğimiz üzerine yapabilir. Ama ben kişisel olarak hiçbir şeyi değiştiremem.

Soru: Ama kendimi olduğum halimle sevmediğim bir duruma gelebilir miyim? “Nefret” demiyorum. Sadece kendim için mutluluk talep ettiğimde kendimi sevmiyorum. Bu duruma gelebilir miyim?

Cevap: Bu duruma gelmek kolay değildir ama mümkündür.

Soru: Bu, bana bir şekilde mutluluk verme fırsatı verilmesini istediğimde başlangıç noktası olabilir mi?

Cevap: Ne için? İnsanlara mutluluk mu vereceksiniz? Böyle bir misyon mu üstleniyorsunuz?

Yorum: Anlıyorum. Mutluluk yerine başka bir şey vereceğim: mutsuzluk.

Cevabım: Evet.

Soru: Sizin sorunuz: “Ne için?” Eğer egoistçe cevap verirsem: “Mutluluğun bana gelmesi için, onu vermem gerektiğini anlıyorum.” Böyle bir formül mümkün mü?

Cevap: Hayır, bu zaten egoistçe.

Soru: Buna hala “Bana mutluluk ver” mi deniyor?

Cevap: Evet.

Soru: Bunun bir çıkmaz sokak olduğu ortaya çıkıyor. Bir insan bundan nasıl çıkabilir?

Cevap: Hiçbir yolu yok. Yaradan nasıl öngörmüş ve karar vermişse öyle olacaktır.

Soru: Her şeye rağmen mutluluğu aramak gerekli mi değil mi? Yoksa bu da mı Yaradan’ın elinde?

Cevap: Mutluluğun bulunabileceğini sanmıyorum. Mutluluğu yaratmanız gerekir. Yani, kendinizi onu ortaya çıkarmak için nasıl zorlayacağınızı tam olarak bildiğiniz bir duruma sokmanız gerekir. O zaman onu göreceksiniz.

Soru: O zaman çok önemli bir soru şu: “mutluluk” kelimesiyle neyi kastediyorsunuz?

Cevap: Mutluluk derken, bir kişinin hayatının başarılı olduğunu hissetmesini kastediyorum. Bu bir başarıydı.

Soru: Kişi hayatının sonuna doğru mu bu duyguya kapılır, yoksa hayatı boyunca mı bu duyguya sahiptir: “Ben doğru hayatı yaşıyorum, hayatım bir başarıydı”?

Cevap: Hayır, bence sona daha yakın.

Soru: Peki yaşam boyunca sürekli bir çalışma var mı? Size göre hayatımız sürekli bir çalışma mı?

Cevap: Evet. Bu, bir kişinin hayatını tekrar tekrar yeniden inşa etmenin yollarını aramasıdır, böylece hayat, hayal ettiği mutluluğu, diyelim ki insanları mutlu etmek, akrabalarını mutlu etmek, hayal edebileceği her şeyi, getirir.

Soru: Ama şimdi hala vektörü “benden” şuraya yönlendiriyorsunuz: başkalarını mutlu etmek. Bu şekilde kendim için yaşamın anlamını mı buluyorum? Bu yolla bu durumda mutlu olduğum sonucuna mı varıyorum?

Cevap: Evet.

Soru: Bu sürekli bir çalışma mı?

Cevap: Bu sürekli bir çalışmadır ve durması mümkün değildir. Kişi bunu nasıl yapacağını açıkça anlamalıdır.

Yorum: Ama yol boyunca hayal kırıklığına uğramalı, tekrar ayağa kalkmalı ve bu böyle devam etmeli.

Cevabım: Hayal kırıklığına uğraması gerekip gerekmediğini bilmiyorum. Sadece yolunu hayal etmelidir. Ve sonra “Yol, onu yürüyene teslim olur.”

Yorum: Yani, mutluluk sizi takip ediyorsa, bu sizin mutlu olduğunuz anlamına gelmez; başkalarını mutlu etmek için her zaman çalışmanız gerekir. Ve anladığımız kadarıyla bu hiç de kolay değil.

Cevabım: Kolay olmaması önemli değil. Hayatta kolay olan nedir? Kolay olan hiçbir şey yoktur.

Soru: Ama yol bu mu? Yol tam olarak bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: “Işığın yolu” ve “karanlığın yolu” dediğinizde, bununla ne demek istiyorsunuz?

Cevap: Işığın yolu insanlara ışık getirdiğiniz zamandır. Karanlığın yolu ise bunu yapamadığınız zamandır.

Soru: Yapamam mı, yapmayacağım mı?

Cevap: Bence yapamazsınız ve yapmak istemezsiniz aynı şeydir.

 

Manevi Onlu

Soru: Kişi pratikte şu anki onlusu ile manevi bir seviyeye yükseliş durumundaki aynı onlu arasındaki farkı nasıl ayırt edebilir?

Cevap: Kendinizi onlunun seviyesine indirmeye çalışın ve dostlarla her koşulda birleşmeyi kabul edin. Bu durumda, kendinizi onlarla bağda hissedeceksiniz ve bu da manevi yükselişe birlikte başlamak için yeterli olacaktır.

Soru: İçinde daha yüksek bir seviyede bağ kurmamız gereken manevi onlu nedir?

Cevap: Manevi onlu benim onlumdur. Ancak, şimdiye kadar bu durumu ne yaşadım ne de hissettim.

Soru: O zaman, onlu içinde ne ifşa olacak?

Cevap: Işıkla, üst dünya ile bağlantı.