Aynı Nesneler, Farklı Algılar
Soru: Manevi fenomenlerin, kişinin içinde bulunduğu koşula göre değiştiği ve kişinin hayal gücüne ve duyu organlarına göre her zaman başka bir form deneyimlediği söyleniyor. Bizler, duyulara göre yine 5 parçaya bölünmüş olan altıncı duyu organını oluşturuyoruz. Manevi fenomenleri ve nesneleri farklı algılamamızın sebebi bu mu?
Cevap: Hepimiz ortak bir benzerlikte yaratıldık ve aynı duyulara sahibiz: görme, işitme, tat alma, koklama ve dokunma. Bununla birlikte, onlar her bir kişi için eşsiz yansımalarını ve algılarını verirler.
Diyelim ki ağzına bir şeker attın ve nasıl olduğunu tarif ediyorsun: tatlı, hoş, canlandırıcı vb. Ancak ben bunu anlamıyorum çünkü bu ancak benim de bu şekeri duyu organlarımda aynı şekilde algılayabilmemle mümkün olur.
Bir kişinin duyumlarını diğer bir kişinin duyumlarıyla karşılaştırmanın başka bir yolu yoktur.
Bu yüzden, edindiğimiz yani aldığımız ve ifşa ettiğimiz her şeyin sadece bizim niteliklerimizle ilişkili olarak gerçekleştiği söylenir.
Soru: Aynı zamanda, bir edinim safhasında olan büyük Kabalistler, manevi nesneleri ve olguları aynı şekilde algılamışlardır. Bu, Kabalistlerin ulaştığı hissiyatın aynısına asla ulaşamayacağız mı demek oluyor?
Cevap: Her birimiz kendi algımızın içinde olduğumuz sürece, evet. Ancak biz geliştikçe, algılayışımızın sınırlarını anlamaya başlayacağız, duygularımızı daha çok geliştirmeye başlayacağız ve böylece yakınlaşacağız ve birbirimizi daha çok anlayacağız.
Bunun ne zaman olacağını söylemek zor. Gelecekte, duygularımızın eşit olacağı ve tamamen aynı algılara sahip olacağımız bir koşula ulaşacağız.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

