Category Archives: Maneviyat

Yaradan’ı İfşa Etmek İçin Bir Araç

Soru: Hohma ışığını, mantık ötesinde olmak ve şans elde etmek için nasıl doğru bir şekilde azaltabiliriz?

Cevap: Mantık ötesi inançla ilerlemeliyiz ve bu şekilde tüm bilginin ifşasını hak edeceğiz. Ancak ifşa süreci Kabalistik bir sırdır.

İlk olarak, kendi içinizde bilgi için bir arzu geliştirmeli ve bilgi yoluyla yaratılışın amacına ulaştığınız fikrini iptal etmeli ve bunun yerine öncelikle alma arzusuna uygulanan aynı ıslahları edinmeye odaklanmalısınız.

O zaman, yansıyan ışık (Ohr Hozer) olarak adlandırılan bu reddetme yoluyla, gerçek bilgiye ulaşacak ve doğada var olan her şeyi açığa çıkaracaksınız.

Kabala bilgeliği bu amaç içindir ve bir kısıtlama (Tzimtzum), bir perde (Masah), yansıyan ışık (Ohr Hozer) yapmanız ve ulaşmak istediğiniz niteliği yavaş yavaş ortaya çıkarmanız gerektiğini açıklar.

Soru: Diyelim ki bana belli bir koşul geldi. “Hayır, bunu almak istemiyorum; dostlarımla bağ kurmak ve bu bağ aracılığıyla, ifşa edilene bakmaksızın Yaradan’a ihsan etmek istiyorum” mu demeliyim?

Cevap: Hayır, reddetmemelisiniz. Yaradan’a ya da O’nun eylemine yöneltilen bu arzudan, Yaradan’ı ifşa etmek için uygun bir kap, bir araç yapmalısınız.

Yaradan İçin Bir Ev

Bu, büyük bir binayı taşımak isteyen birinin durumuna benzer; elbette bu imkânsızdır. Peki, ne yapar? Binayı küçük tuğlalara ayırır ve böylece her bir parçayı taşıyabilir. Burada da kişi ışığı azaltarak, küçük bir çaba gösterebilir. (Baal Hasulam, Şamati 202, “Ekmeğini Alnının Teri İle Yiyeceksiniz -2”)

Soru: “Büyük bir binayı başka bir yere taşımak” ne demektir?

Cevap: Düşünün ki Yaradan bir kişiye 50 kg ağırlığında bir ödül vermek istiyor. Ancak o kişi bunu tutabilecek ve taşıyabilecek kapasitede değil.

Bu durumda Yaradan ona, Yaradan’dan aldığı her şeyi kendi yerinde toplayana kadar alıp alıp taşıyabileceği küçük parçalar verir.

Soru: Sonsuzluk dünyasında tuğla tuğla ne inşa ediyoruz?

Cevap: Yaradan’ın içinde yaşayacağı evi.

Tek Bir Arzu

Soru: Onlunun ortak duasında birleşen küçük taleplerimiz, Yaradan’a geri verdiğimiz ışık mıdır?

Cevap: Hayır, ışık sizin aranızda değildir; onu Yaradan’a geri vermiyorsunuz. Siz sadece aranızda Yaradan’ın size vermek istediği ışığın bir kısmını alabilecek bir arzu yaratmak için eyleme geçiyorsunuz. Ve bu eylemle, Yaradan’ı memnun edersiniz.

Soru: Yaradan’ın ışığını onluda nasıl hissederiz?

Cevap: Her şeyi sadece dostların iyiliği için yapma arzusu gibi.

Soru: Hangi eylem daha fazla ışık çeker?

Cevap: Sadece birbirimize daha da yakınlaşmak için olan.

Umudumuzu Nasıl Kaybetmeyiz?

Soru: Bir odada yanan dört mum varmış. Birincisi şöyle demiş: “Ben Barış’ım. İnsanlar beni nasıl koruyacaklarını bilmiyorlar.” Ve sönmüş. İkincisi şöyle demiş: “Ben İnanç’ım. Kimsenin bana ihtiyacı yok.” Ve sönmüş. Üçüncüsü şöyle demiş: “Ben Sevgi’yim. İnsanlar beni takdir etmiyor.” Ve o da sönmüş.

Küçük bir çocuk odaya girmiş, karanlıktan korkmuş ve ağlamaya başlamış. Sonra dördüncü mum şöyle demiş: “Ağlama. Ben Umut’um. Ben yandığım sürece, diğer tüm mumları yakmak her zaman mümkün.”

Bir insanın umut ettiği sürece hayatta olduğunu söyleyebilir miyiz? Bu ifadenin bir dayanağı var mı?

Yanıtım: Evet, çünkü umut hala size gelişmenin yolunu gösterir.

Soru: Peki başka bir şey var mı?

Cevap: Elbette var! İnsanlar bir kara parçası bulmak, bir şeyler keşfetmek için yelkenlilerle okyanusları aşıyor. Bu umuttur.

Soru: Bu beni her zaman hayrete düşürmüştür. Amundsen ve kutuplara ulaşıp orada donan tüm o kâşifler küçük teknelerle okyanusları aştılar. Onları harekete geçiren neydi?

Cevap: Hayal!

Soru: Her şey çoktan tükenmişken, tüm mumlar sönmüşken, sevgi, inanç ve barış -her şey- insan umudunu nasıl kaybetmez?

Cevap: Her şeyin Yaradan’ın elinde olduğunu anlayarak. Çünkü kişi hiçbir şeyin kendi elinde olmadığını fark eder. Ve sonra yıllarını sakince yaşar.

Soru: Bu muma umut mu diyorsunuz? Yani her şey Yaradan’ın elinde; bir sonraki adım bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: Neden Yaradan bize hep bu küçük adımı, bu son mumu bırakıyor?

Cevap: Bizimle yolculuğumuza devam etmek için bizi son dakikada, saniyede ve anda yakalamak için.

Bu mum, bu dünyadaki bir kişi ile üst dünyadaki bir kişi arasındaki bağlantı mumudur.

Soru: Bu mum her zaman yanar mı?

Cevap: Kişinin ilerlemesine eşlik eder.

Soru: Bu mumun yanmadığı, umudun olmadığı durumlar var mıdır?

Cevap: Hayır, her zaman yanar.

Soru: Bu, Yaradan’ın iyi olduğu ve iyilik yaptığı anlamına mı gelir?

Cevap: Evet, aksi takdirde böyle bir kişi doğmazdı. Çünkü Yaradan o kişinin tüm yaşamını sonuna kadar önceden bilir.

Soru: Neden bazen bu mumu fark edemiyoruz ve umudumuzu kaybediyoruz?

Cevap: Varoluşumuza bu şekilde uyum sağlamıyoruz.

Soru: Peki doğru tutum nedir?

Cevap: Doğru tutum, önümüzde her zaman Yaradan’ın iyiliğinin olduğudur.

Yaradan’a Hem Aklınızda Hem De Kalbinizde Bağlanın

Soru: Hazzın nedeninin hazzın kendisi değil de her zaman yalnızca Yaradan olmasını, yani hazzın Yaradan’ın ona sahip olmasından kaynaklanmasını ve bunun tersinin olmamasını nasıl sağlayabiliriz?

Cevap: Gerçek şu ki, alma arzusundan oluşan bizler sürekli olarak Yaradan’la bağ halindeyiz ve her zaman O’na doğru yönlendiriliyoruz.

Bizim sorunumuz bunu hissetmememiz veya fark etmememizdir. Bu nedenle, Baal HaSulam tüm çalışmamızın aklımızı ve kalbimizi Yaradan’a yönlendirmek olduğunu söyler.

Sonuçta, düşüncelerimizi O’na yönelttiğimizde, çalışmamıza akıldaki çalışma denir. Ve her şeyimizi O’na vermek için kalbimizi O’na yönelttiğimizde, bu da kalpteki çalışmadır. Böylece, Yaradan’la bağ kurmak için sahip olduğumuz temelde iki farklı özellik olan aklımız ve kalbimiz ile O’na bağlanırız.

Hem aklın hem de kalbin her zaman sadece Yaradan için çalışması için, duygularımızın, düşüncelerimizin ve arzularımızın O’nda olması gerekir.

Yaradan’ın Koşullarını Nasıl Yerine Getirebiliriz?

Soru: Temel kaynakları okurken, Yaradan’ın bizim için çok katı koşullar koyduğu ve egoizmin küçüldüğü görülüyor. Yaradan’ı, bu koşulları yerine getirmeyi memnuniyetle kabul edecek şekilde nasıl sevebiliriz?

Cevap: Yaradan’ın koşulları bize katı görünüyor çünkü bireysel olarak yerine getirilemeyecek kadar ağırlar. Ancak bunları karşılıklı yardımla uygularsak, yapılabilir olarak algılanırlar.

Yaradan’a karşı bu tür duyguları beslemekten daha büyük bir haz, mutluluk ve açık bir dünya hissi yoktur.

Kendinizi Yaradan’a Açın

Soru: Yaradan’ın sevinç duygusu gruba nasıl aktarılabilir?

Cevap: Kalbinizi açın ve bunu aktarın. Yaradan’la ve onludaki dostlarınızla bağ kurmaya çalışın ve kalbinizin nasıl açıldığını ve kalbinizdeki her şeyin dostlarınıza ve onlar aracılığıyla da Yaradan’a nasıl aktığını hissedin.

Soru: Kendini Yaradan’a açmak ne anlama gelir? Bu eylem nedir?

Cevap: Yaradan’dan zihninizi ve kalbinizi açmanıza ve bunlarda O’na yakınlık hissetmenize, yani duygu ve düşünceler aracılığıyla O’na bağlanmanıza yardım etmesini isteyin.

İhsan Etme Çemberini Güçlendirin

Soru: Yaradan’ın kişi üzerindeki gücünü onaylama koşulunu ne belirler ve bunu nasıl geliştirebiliriz?

Cevap: Bu, konu hakkında ne kadar düşündüğünüze, bu tür düşünce ve arzulara ne kadar yaklaştığınıza ve Yaradan’dan bunları içinizde en güçlü hale getirmesini istemenize bağlıdır. Yavaş yavaş, bu çalışma doğru Kli’yi inşa etmek için gerekli arzu ve niteliklerin seçilmesine yol açar.

Soru: Yaradan’dan aldığımız her şey nasıl doğru bir şekilde kabul edilebilir ve O’na geri yönlendirilebilir? Benimle O’nun arasındaki ihsan çemberini sürekli olarak güçlendirmek ve korumak ne anlama gelir?

Cevap: Yaradan’ın niyetlerini, arzularını ve düşüncelerini ve bize olanları neden yaptığını belirlemeye çalışırız. Bu şekilde O’na her zaman daha da yaklaşmış oluruz.

Soru: Islah edilmiş niteliklerimin tanımlayıcısı nedir? Ve ıslah edilmiş niteliklerde ihsan etme niteliği nedir?

Cevap: Islah edilmiş nitelikteki ihsan etme niteliği, dostlarınızla bağ ve karşılıklı yardımlaşmaya ne kadar yükseldiğinizle belirlenebilir. “İnsan komşusuna yardım etsin” denildiği gibi, en önemli şey budur.

Düşünce Ve Duygularınızın Saflığı İçin Kendinizi Kontrol Edin

Soru: Kalbin ve zihnin sadece Yaradan’a hizmet etmesi için gerçek ihsanı nasıl deneyebiliriz?

Cevap: Bu sadece sizin isteğinize, duanıza bağlıdır, başka hiçbir şeye değil.

Burada altın anahtar veya gizli kilit şifresi yoktur. Sadece Yaradan’a yönelik düşünce ve duygularınızın saflığı için kendinizi kontrol edin, onları her zaman düzeltin ve O’ndan düzeltmesini, yönlendirmesini, ıslah etmesini ve kabul etmesini isteyin.

Kalplerimizi ve zihinlerimizi bir araya getirmeli ve hedefe doğru aynı şekilde çalışmalarını sağlamaya çalışmalıyız. Bu bizi Yaradan’a yükseltecektir.

Dikensiz Bir Gül

“Dikenler arasındaki zambak” dünyadaki tüm zambaklardan daha güzeldir çünkü dikenler, yani kötülerden çektiği acılar, ona her seferinde yukarıdan yeni güçler almasına neden olur ve bu sayede ruhu büyür (Rabaş) , Makale No. 22, 1991, “Çalışmada ‘Dikenler Arasındaki Zambak’ Nedir?”)

Soru: Manevi yolda sürekli bizi rahatsız eden, bizi Yaradan’la olan bağımızdan uzaklaştıran dikenlerle karşılaşıyoruz. Yaptığımız çalışmanın sonucunda güle dönüşen şey nedir?

Cevap: Gül, özellikle dikenlerin arasından ona doğru yol aldığımız için, onu en iyi şekilde idrak ettiğimiz Malhut‘u sembolize eder. Malhut, Yaradan’ı bize ifşa eden ortak arzumuzdur.

Soru: Bu gül (Malhut) bize Yaradan’ın hediyesi olarak mı verildi, yoksa bizim çabalarımızın sonucu mu?

Cevap: Hayır, bu bizim tüm egoist niyetlerimizden ıslah ettiğimiz egoist arzumuzdur ve geriye kalan şey saf bir güldür.

Malhut, Keter ile birleştiğinde ve aralarında hiçbir fark kalmadığında, kişi bütünlük içerisinde Yaradan’a dahil olur ki bu da kişinin doğru hedefidir.