Category Archives: Maneviyat

Aşağılık Olanı Erdemliye Dönüştürün

Erdemli, Yaradan’ı tüm eylemlerinde haklı çıkarmak isteyen kişidir. Henüz O’nu tam olarak haklı çıkarma yeteneğine sahip olmayabilirler ama şimdiden bir dereceye kadar bunu yapma arzusuna sahiptirler. Kişi kendini hemen erdemli olarak hissedemez; her zaman tam tersi bir koşuldan başlar, aşağılık olarak.

Yaradan’dan ne aldığınızı, arzularınızın ve niyetlerinizin ne olduğunu ve nereye yönlendirildiklerini açıkça hissetmelisiniz; o zaman kendinizi daha da aşağılık hissedecek ve sadece kendi iyiliğiniz için almayı dileyeceksiniz.

Soru: İçimizdeki aşağılık olanla ne yapacağız?

Cevap: Onları erdemliye dönüştürmeyi dileriz.

Doğru Yönde

Soru: Yaradan ile güçlü bir bağ hissettiğimiz ama aynı zamanda eksiklik duygusu da hissettiğimiz bir koşul olabilir mi?

Cevap: Evet, bu olabilir.

Soru: Bu durum nasıl tanımlanabilir? Bir sonraki sıçrama için bir hazırlık olarak mı?

Cevap: Açıklayamasanız bile önemli değil. Böyle bir durumda iş başında olan içsel güçleri gerçekten anlıyor musunuz? Önemli olan, dostlarla olan bağımız aracılığıyla sürekli olarak Yaradan’a yönelmiş olmamızdır.

Çalışın Ve Öğretin

Soru: Kabalistik kaynaklara göre dünyanın tamamen ıslahı için 6.000 yıl ayrılmıştır. Yahudi takvimine göre şu anda 5785 yılındayız. Yani ıslah aşaması 2240 yılında bir yerde sona ermeli.

Bu kesin bir tarih mi, yoksa ıslah daha erken bitebilir ya da on binlerce yıl daha sürebilir mi?

Cevap: Hayır, kesin bir tarih olması gerekmiyor. Ancak tüm belirtilere göre, dedikleri gibi, günlerin sonundayız.

Soru: Manevi gelişimin en azından ilk aşamasına yani kötülüğün farkındalığına geçmek için ne yapmalıyız?

Cevap: Çalışın ve öğretin.

Soru: Başka bir deyişle eğitim sürecini yürütmek mi?

Cevap: Kesinlikle! Başka bir şeye ihtiyacınız yok! En önemli görevimizin birbirimizle doğru ilişki yasalarını kabul etmek olduğuna ikna olur olmaz, hemen yeni ilişkiler sistemine katılmaya başlayacak ve böylece gelişimimizi hızlandıracağız.

Nasıl Erdemli Olunur?

Soru: Midraş Rabba (Büyük Yorum) şöyle der: “Dindar bir erkek, dindar bir kadın.” Dindarlık terimi ile tam olarak ne kastedilmektedir?

Cevap: Dindarlık, Yaradan’a itaat etmektir, O’nun arzusunu yani O’nun emirlerini yerine getirme özlemidir.

Soru: Yaradan’ın ne emrettiği konusunda pek çok anlaşmazlık var. O’nun birincil emri nedir? O’nun arzusu bir şekilde ifade edilebilir mi?

Cevap: Yaradan, bir karı kocanın O’nun emirlerini yerine getirmesini ve kendilerini sürekli olarak bu emirlere karşı kontrol etmesini arzular. Yaradan’ın birincil emri, komşunuzu kendiniz gibi sevmenizdir.

Soru: Bir çift olarak, birbirine en yakın kişilerin karı ve koca olduğu anlaşılıyor. “Komşunu sev” emrini yerine getirmeye birbirleriyle olan ilişkileriyle mi başlamalıdırlar?

Cevap: Genel olarak evet.

Soru: Kocamı kendim gibi sevmeyi öğrenirsem, diğer insanlara da aynı şekilde davranmam kolaylaşır mı?

Cevap: Erdemli olacaksınız.

Bizi Yaradan’a Yakınlaştıran Acılar

Soru: Acı çekmeden gerçek hazza ulaşabilecek miyiz?

Cevap: Bu ıstırabın türüne bağlıdır. Sevdiğim kişi için çabaladığımda aşk acısı çekerim ve bu benim için acıdır.

Soru: Sevgi eksikliğinden pişmanlık duymaya nasıl başlayabiliriz ki bu acı bizi Yaradan’a yaklaştırsın?

Cevap: Bunun hakkında düşünmeli ve dostlarımızla tartışmalıyız. Bu şekilde her biriniz diğerlerinden bağın ne olduğu, ayrılığın ne olduğu, Yaradan’dan ne kadar uzak olduğunuz ve benzeri konularda çeşitli tanımlar alacaksınız.

Yaradan nerede olduğunuzu, birbirinize ve O’na nasıl bağlı olduğunuzu anlamanızı bekliyor, bu da ilerlemenizi sağlıyor. Her şey yukarıdan, O’ndan gelir.

Işık İşini Yapacak

Soru: Kabalistleri takip etmenin benim için avantajlı olduğunu ya da başka bir seçeneğim olmadığını düşündüğümde, hemen mantık altına düşüyorum. Nasıl sürekli olarak mantık üstünde bir noktada kalabilirim?

Cevap: Herhangi bir niyetle çalışmaya başlayın; önemli olan çalışmaktır ve daha sonra bu değişecektir.

Çalışma sırasında üst ışık sizi etkileyecek ve bu da sizi yavaş yavaş dönüştürecektir.

Soru: Bedeninize “yap” diyebilmek ve onun da buna itaat etmesi – bu özel bir nitelik midir? Diyelim ki bunu yapabileceğimi hissetmiyorum. Bu ihsan etmede belirli bir derece midir?

Cevap: Bu, yukarıdan ışık aldığınız bir derecedir ve hiçbir şey hissetmediğiniz eylemleri gerçekleştirmenize yardımcı olur.

Onlu Sizin Ruhunuzdur

Soru: Onlu çalışmamda neye odaklanmalıyım?

Cevap: Onluyu sizin için kendinizden daha değerli kılmaya odaklanın çünkü o sizin manevi kabınız, ruhunuzdur. Ebedi manevi seviye olan ruhunuzun sizin için bedeninizden nasıl daha değerli olması gerektiğini düşünün. Beden geçici hayvani seviyedir ama ruh ebedi manevi seviyedir ve onun aracılığıyla Yaradan’ı edinmeye girersiniz.

Bu nedenle, en önemli şey, içinde ruhunuzun ikamet ettiğini hissettiğiniz birkaç dostunuzun olmasıdır. Diyelim ki birkaç kişi var, belki beş ya da altı ve onların içinde ruhunuz var. Bu çok önemlidir. Onlar olmadan ruhunuzun olmadığını hissedersiniz.

Kendinizi sürekli onlunuza ilişkili olarak bu şekilde tasvir ederseniz, kısa süre içinde aranızda meydana gelen değişiklikleri fark edeceksiniz. Sizinle bu şekilde konuşmaya başlayan Yaradan’ın Kendisi olacaktır.

Kendimizi Gururdan Nasıl Koruyabiliriz?

Soru: Erdemli olma duygusu, manevi gururun bir tezahürü müdür? Kendimi bu durumdan nasıl koruyabilirim?

Cevap: Kendinizi erdemli olmak istediğiniz veya zaten erdemli olduğunuz düşüncelerinden korumak için, bir grup içinde kolektif çalışmaya katılmanız ve Yaradan’ın yardımıyla yükselmeye çalışmanız gerekir. O zaman, ne zaman yükselebileceğinizi ve ne zaman yükselemeyeceğinizi hissedeceksiniz. Bu süreçte, “erdemli – aşağılık”, “erdemli – aşağılık ” koşullarını dönüşümlü olarak deneyimleyeceksiniz.

O noktada her şey sizin için yoluna girecektir. Hangi koşulda olduğunuzu açıkça bileceksiniz.

Onlunun “Ortak Dürbünü”

Bu, on kişinin durup uzaktan uçan bir uçağa bakmasına benzer. İzleyenler için uçak küçük bir nokta gibi görünür. Ancak bazı insanların uçağı birkaç kat büyüten dürbünleri vardır. Bununla birlikte, her birinin farklı bir dürbün seti vardır – birinin dürbünü önemli ölçüde büyütürken, diğerininki daha az büyütür.

Sonuç olarak biri uçağı dört metre uzunluğunda görürken, diğeri üç metre, bir diğeri ise sadece iki metre uzunluğunda olduğunu söyler. Hepsi gerçekten gördüklerini bildirir, ancak yine de aralarında farklılıklar vardır. Yine de bu farklılıklar uçağın kendisinde hiçbir değişiklik yaratmaz, çünkü tüm değişiklikler yalnızca algılayanların gözündedir (Rabaş, Mektup No. 19).

Soru: Onlunun “ortak dürbünü” aracılığıyla aramızdaki manevi bağın formlarını nasıl ayırt edebiliriz?

Cevap: Farklı yönlere yönelmiş olduğumuz için, onlunun ortak dürbününü dikkate alamayız.  “Ortak dürbün” elde edebilmek için, bakış açılarımızı ve kalplerimizi tek bir hedef doğrultusunda birleştirmeliyiz. İşte o zaman Yaradan’ı göreceğiz.

Soru: Rabaş, isimlerin (Partzufim) sadece edinim elde eden kişiyle ilişkili olarak göründüğünü yazar. Bu bireysel bir deneyim olduğuna göre, manevi bir şeyi nasıl birlikte görebiliriz?

Cevap: O da olacaktır.

Soru: En azından temel bir konuyu tartışmamız doğru olur mu? Örneğin, onludaki hedefin önemini veya bağın seviyesini nasıl hissediyoruz?

Cevap: Elbette, bunu tartışın.

İhsan Etme Niteliğinin Önemi

Soru: Egoizmimin Yaradan’ı arzuladığı bu koşul nedir? Ve hatta sadece Yaradan’ı değil, ihsan etme niteliğini de. İhsan etmeyi reddederken, onu nasıl isteyebilirim? Bu koşul nedir?

Cevap: Yavaş yavaş, bir grup içinde çalışmanın ve eğitimin etkisi altında, ihsan etme niteliğinin önemi içinizde ortaya çıkacaktır.

Bu niteliğe nasıl saygı duymaya başladığınızı hissedeceksiniz; bu sizin için değerli hale gelir çünkü ona sahip olarak zaman ve mekanı aşabilirsiniz. Sizin için hiçbir zorluk veya sorun olmayacaktır çünkü ihsan etme niteliği bizim dünyamızın üstündedir.

Bizim dünyamız alma niteliğidir, üst dünya ise ihsan etme niteliğidir.