Category Archives: Maneviyat

Işığın Etkisi

Soru: Mahsom’u geçmeden önce, özgecil bir eylemde bulunmak mümkün değildir. Ancak grubun iyiliği için özgecil bir şey yaptığımız izlenimini ediniriz. Durumun tam olarak böyle olmadığını nasıl ifşa edebiliriz?

Cevap: Böyle bir ifşayı Yaradan’dan alacaksınız. O size ışığını, ihsan etme niteliğini parlatacak ve siz de bu niteliği alma niteliğinizin arka planında hissedeceksiniz. Bu şekilde, siz ve Yaradan arasındaki boşluğu hissedeceksiniz.

Soru: Yine de bu hoş olmayan bir ifşaat çünkü kendi iyiliğim için hareket ettiğimi hissediyorum. Bu koşulu nasıl tatlandırabiliriz ki devam etme gücüne sahip olalım; umutsuzluğa kapılmayalım, ilerleyelim?

Cevap: Bunu Yaradan’la aranızdaki farkı ortaya koymak için kasıtlı olarak yapıyorsunuz.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 192

Soru: Başka bir kişinin kendi içinde içsel çalışma yaptığını görmek veya hissetmek mümkün müdür?

Cevap: Genellikle bu sadece içsel çalışmadan değil, aynı zamanda dışsal işaretlerden de hissedilir: başkalarıyla nasıl bağ kurduğunuz, derslere ve çeşitli etkinliklere nasıl katıldığınız. Bu belli olur.

Soru: Grubunuz Yaradan tarafından size hediye edilen neşe ve süslemeler midir?

Cevap: Nihayetinde her şey tam olarak buna bağlıdır. Eğer bu şekilde düşünüyorsanız, o zaman iyi gidiyorsunuz demektir.

Soru: Dua eden bir kişinin Yaradan’ın sarayında, O’na yakın olduğu söylenir. Duasına yanıt aldıktan sonra o saraydan ayrılır. Bu, dua ederken cevabı değil duanın kendisini aradığımız anlamına mı gelir?

Cevap: Duada, talepte ve yanıtta her zaman Yaradan’la bağda kalmaya çalışırız.

Soru: Süslemeler dostlarımın ıslah edilmiş arzuları mı? Bu bizim çalışmamız için bir temel olarak alınabilir mi?

Cevap: Kesinlikle. Bu, belirli nitelikleri yücelttiğiniz ve bunların tüm grubun süsü olarak kabul edildiği yükseltmedir.

İhsan Etmek İçin Bir Tat

Kişi “derenin söğütleri” formunda, tatsız ve kokusuz olmalıdır. Kişi çalışırken güzel bir tat, güzel bir koku almasa dahi, buna rağmen, çalışmadan keyif almalıdır. Böylece, bu çalışmaya “Sen’in birleştirilmiş isminin harfleri” denir yani bununla Yaradan ile tam bir bütünleşme ile ödüllendiriliriz. (Baal HaSulam, Şamati 85, “Çalışmada Narenciye Ağacının Meyvesi Nedir?”)

Soru: Tadı yokmuş gibi görünen bir çalışmadan, “Sen’in birleşmiş isminin harfleri” yüksek derecesine nasıl gelebiliriz?

Cevap: İhsan etme niteliğinden tat aldığımızda, manevi çalışmadan da tat alırız.

Tam da başlangıçta hiç tat almadığınız ve kendinizi çalışmaya zorladığınız için, ihsan etmek için, doğru bağ için bir tat geliştirebilirsiniz ki bunu hissetmeye başlayacaksınız. Bunu yavaş yavaş anlamamız ve bu bağ noktasına sürekli olarak tutunmamız gerekir.

Soru: Çalışmada tadı olmayan bir kişi sadece bu koşula katlanmakla kalmayıp ihsan etme niteliğine nasıl geçebilir?

Cevap: Gerçek şu ki, bunu zorlayamazsınız. Bu nedenle, ihsan etme niteliğinde Yaradan’a yakınlığı hissedemeseniz bile, bunun için çabalamaya devam etmelisiniz.

Bu hedefi terk etmeyenler ve her zaman ihsan etme niteliğinde Yaradan’la bütünlüğe ulaşmak isteyenler sonunda bu niteliği edinir ve onu hissetmeye başlarlar.

Kişi ihsan etmenin farklı Kelim‘lerini geliştirir ve Yaradan’la olan yeni ilişkisini onlarda hissetmeye başlar.

Soru: Diyelim ki bir dostumuz tüm etkinliklerimize aktif olarak katılacak güce sahip değil. Ne için umut edebilir? Bir sonraki aşamada güç bulabilir mi, yoksa içsel bir değişim olabilir mi?

Cevap: Çocukluğunuzu hatırladığınızı, biriyle arkadaş olmak istediğinizi ama o kişinin bunu istemediğini ya da anlamadığını düşünün. Peki, ne yapabilirdiniz? Onu kendinize çekmek için bazı hileler icat etmeniz gerekiyordu. Aynı şekilde, dostumuzu çalışmalarımıza dahil etmeli ve onu yavaş yavaş Yaradan’a karşılıklı ihsan etmeye yaklaştırmalıyız.

Son Kurtuluşun Büyük Işığı – Hoşana Raba

Sukot bayramının yedinci günü, yani bayramı tamamlayan gün Hoşana Raba (Büyük Kurtuluş) olarak adlandırılır. Her gün Yaradan’dan kurtuluş dileriz ve şimdi, bayramın son gününde, tüm taleplerimizi tek bir büyük haykırışta birleştirmeliyiz: “Kurtar bizi!” Sonuçta, talep etmeye devam ettik ama kurtuluş gelmedi.

Bu yedinci gün, tüm İsrail halkı için henüz büyük ve nihai bir kurtuluş olmadığını düşünen Kral Davut’a adanmıştır. İsrail’in kralı Sefira Malhut olarak, bunu en çok o hisseder ve bu nedenle Yaradan’a haykırır ve bizim de bu haykırışa katılmamız gerekir.

Hoşana Raba gecesinde, herkesin bir gölgesi, mükemmel inancı, ışık için giysisi olup olmadığını kontrol etmesi gelenekseldir. Gece, karanlık, tam da ışığın ortaya çıkması gereken yere gelir. Ve eğer gerektiği gibi dua eder ve talep edersek, ışık bu karanlığın içine gelir ve o zaman normalden çok daha güçlü görünür.

İnanç, ışığın parlayabileceği ve hiçbir şeyin onu gölgeleyemeyeceği koşuldur. Bu geceye Hoşana Raba diyoruz çünkü ışık ona ihtiyaç duyan, onu talep eden ve ifşa olmasını isteyen Kelim‘e gelir. Bu, ışığın ortaya çıkmasının bir sonucu olarak Sukot‘un tüm geçmiş günlerinin sonucudur. Ve bu ışık ölçüsünde büyük kurtuluş, Hoşana Raba gelir.

Bir kişi gölgesini yani gizlenmeye rağmen ne kadar çaba gösterdiğini ve kurtuluşu, ışığı hak ettiğini kontrol eder. Sukot bayramı boyunca gölgede olmayı yani inancı talep etmiştir. Ve şimdi, gölgesiyle, yolda ne kadar doğru yürüdüğünü kontrol eder ve kendisini Hoşana Raba sırasında ortaya çıkması gereken büyük ışığa hazırlar.

Bu talebin sonucu olarak, bizi ıslah olmaya götüren Hoşana Raba’nın büyük ışığını alırız. Bu ışık bize içinde büyük kurtuluşun, Hoşana Raba’nın büyük ışığını ortaya çıkarabileceğimiz büyük bir gölge verir.

Safsızlıktan Islaha

Kişinin uyguladığı Tora ve Mitzvot [emirler] sayesinde, kendisini arındırmak istemesi için ona düşünceler ve arzular getirirler. (Rabaş, Notlar 158, “Ödül Kedere Göredir”)

Soru: Arınma arzusu, kişi Yaradan tarafından kendisine yukarıdan gönderilen saflık koşulunu hissettikten sonra gelmez mi?

Cevap: Hayır, bu şekilde hareket edemeyiz. Safsızlığımızdan, içsel kirimizden ıslaha doğru hareket ederiz. Bu nedenle, ıslah edilmemiş koşuldan önce içimizde tezahür eden ıslah edilmiş bir koşuldan söz edemeyiz.

Soru: Yani bu, şu anda saflık koşulu olarak deneyimliyor olabileceğimiz her şeyin yalan olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Bu noktada, evet, elbette. Henüz gerçekten ıslah edilmiş kaplara (Kelim) sahip değiliz. Bu nedenle, saflık olarak adlandırdığımız her şey, egoizmimize kıyasla nispeten ıslah edilmiş olan ıslah olmamış kaplardan ibarettir.

Ancak sürekli olarak arınmayı düşünmeden çalışıyor olsak bile, Tora’daki ışık ve çalıştığımız kitaplar bizi etkilemeye devam eder.

Yukarıya Yakınlaşın

Soru: Çalışmamızda iki çizgiyi nasıl birleştirebiliriz: bütünlük (şükran) ve eksiklik (Hisaron)?

Cevap: Bu üst derece ile bağ yoluyla olur. Bir tarafta üst derece var, diğer tarafta siz, alt derece; onunla olan bağınızı mümkün olduğunca yakınlaştırın.

Bu, duygular seviyesinde dua ederek yapılır. Kelimelere bile ihtiyacınız yoktur; sadece üst dereceye yaklaşmak istediğiniz bir koşula girersiniz.

Soru: Mezmurlar’dan bahsettiniz. Onları ben de seviyorum ama sol çizginin mi yoksa sağ çizginin mi koşulu olduklarından emin değilim.

Cevap: Bizim için onlar orta çizgidir. Mezmurlar’da sağ ya da sol çizgileri tanımlayabilseniz bile, bizim seviyemiz için, bizden daha yüksek olan orta çizgiyi temsil ederler.

Hangi Hazları Tercih Etmeliyiz?

Yorum: Yaradan bize gerçek giysileri seçebilmemiz için sahte giysiler verir. Ancak bazı hayvansal hazlarımızdan vazgeçemeyiz: yemek, seks, aile, uyku vb.

Yanıtım: Bunlardan vazgeçmemeliyiz. Sadece onların üzerine çıkmamız gerekir, hepsi bu.

Soru: Para, güç, bilgi ve şöhret gibi toplumla ilgili diğer arzular ne olacak?

Cevap: Onlar da bize, onları ayıklayabilmemiz, gerekli olanları alabilmemiz ve manevi hazlara diğerlerinden daha fazla öncelik verebilmemiz için verilmiştir.

Soru: Bir zamanlar yanlış bir şeyden haz aldıysak ve sonra daha doğru bir şey kendini göstermeye başlarsa, yanlış giysiye geri dönebilir miyiz? Buna izin var mıdır?

Cevap: Hayır, buna izin verilmez. Bu Yaradan’ın ne arzularında ne de planlarında vardır.

Karanlığın Gerçek Bir Kli Olması İçin

Soru: Karanlık ne zaman ve hangi koşullar altında gerçek bir Kli haline gelir?

Cevap: Eğer arzular kendini tatmin etmeye yönelik değilse, o zaman gerçek bir Kli haline gelirler.

Soru: Kişi neden Yaradan’ın gölgesinde kalmaya isteklidir? Bundaki gerçek çalışma ve haz nedir?

Cevap: Kişi ihsan etme, başkalarına haz verme veya birine yardım etme manevi arzusunu edinmek için daha da ısrarcı olmak istemediği zaman Yaradan’ın gölgesinde kalmaya isteklidir. Bu kişide tezahür etmediği için, kişi daha önce bulunduğu yerde kalır.

Yaradan kasıtlı olarak bizim için bu tür koşullar yaratır ki biraz daha çaba sarf edelim, biraz daha gayret edelim ve sonra O’na yaklaşalım.

Başkalarının Yararı İçin

Soru: “Arzularınızı başkalarının yararına kullanın” ne demektir?

Cevap: Kendiniz için neyin iyi olduğunu anladığınız gibi, başkaları için neyin iyi olduğunu da düşünün.

Soru: Başkasının yararına olan bir arzuyu duygularında gerçekleştirmenin nihai sonucu nedir?

Cevap: Onlar için sadece iyilik dilemenizdir.

Soru: Bu iyiliği onlara haz verme arzumda hissetmeleri gerekir mi?

Cevap: Ne hissetmeleri gerektiğini bilmiyorum. Ama prensip olarak bundan bir şeyler hissedeceklerdir.

Islahı Talep Edin

Soru: Yaradan’a doğru yükselişimiz sırasında ne gibi bir doyum isteriz?

Cevap: Yaradan’dan bizi ışıkla doldurmasını isteriz, bu bizi ıslah edecek ve O’na dahil olduğumuzu hissettiğimiz ölçüde bizi Yaradan’a yaklaştıracaktır ve Yaradan’la olan bağımız sayesinde O’na bağlı kalacak ve O’nun hissettiklerini hissedeceğiz.

Soru: O’nun hislerine nasıl dâhil olabiliriz?

Cevap: Bunu talep edin. O’nun bunu nasıl yapacağını bilmiyoruz. Belki daha sonra öğreneceğiz, ama şimdilik sadece isteyin.

Soru: Bir Kabalist Yaradan’a dâhil olur ve O’nun ruh halini ve hislerini mi hisseder?

Cevap: Evet.