Category Archives: Birlik

Dostlara Özlem

Soru: Ders bittikten sonra dostlarınızı özlemeye başladığınızda, onları bedeninizin vazgeçilmez bir parçası gibi hissettiğinizde, yani sürekli onlarla bir olmak istediğinizde hissettiğiniz bu duygu nedir?

Cevap: Bu doğru bir duygudur. Çalışmaya devam edin, gruplar için verilen tüm görevleri tamamlayın ve kendinizi bu koşuldan yukarı doğru yükselirken göreceksiniz.

Eğer Mutluluk Herkes Tarafından Paylaşılırsa

Toplumun kişi üzerindeki etkisinde özel bir olgu vardır. Eğer büyük bir toplumla birlikte bir sorunla karşı karşıya kalırsam, bu sorun herkes arasında bölünür ve bu sorunla tek başıma kaldığımı hissetmem. Nadir görülen ve ağır bir hastalığa yakalanırsam, çok endişelenirim. Ancak bu bir salgınsa ve çevremdeki herkes hastaysa, o zaman bu o kadar korkutucu olmaz.

Sorun, benim sadece bir parçası olduğum tüm toplumla anında paylaşılır. Bu nedenle, korkum artık sorunun kendisinden kaynaklanan tam bir korku değildir, herkes arasında bölünür ve milyonda bire indirgenir. Bu, benim isteğimden bağımsız olarak gerçekleşir, çünkü ben diğerleriyle tek bir sistem içinde bağlıyım. Dolayısıyla, ortak sorunda benim payım sadece milyonda birdir.

Bu, sorunun bana olmayacağı anlamına gelmez, olacaktır. Ancak korku ve tehdit duygusu, insanların algısında herkes arasında bölünür. Diğerleriyle bağlı olduğum ölçüde, zorluklar hakkında daha az endişelenirim.

Ancak mutluluk olduğunda, bu herkesle paylaşıldığında azalmaz. Çünkü mutluluk herkesle birlikte hissedilir. Dert kişinin kendi içinde hissedilir, ancak mutluluk dışarıda, aramızda hissedilir. Tüm dünyayı yaratan iyiliksever güç herkese etki eder ve bölünmez. Mutluluk olduğunda, herkes tam anlamıyla sevinir.

Dahası, paylaşılan mutluluk, her birimizin mutluluğunu artırır. Örneğin, bir savaşta zafer kazanıldığı haberi gelir. Bu mutluluk, bir milyona bölünerek bana mutluluğun milyonda birini bırakmaz. Aksine, bir milyonla çarpılır ve ben bir milyon kat daha fazla mutluluk hissederim! Sokağa çıkarım, herkesin kutladığını görürüm ve evde yalnız olsaydım hissedeceğimden tamamen farklı bir mutlulukla dolarım.

Birliğin gücü, eşsiz ve mucizevi bir niteliğe sahiptir. Acıyı herkes arasında bölüştürürken, sevinci ve mutluluğu herkes arasında katlar. Bu, yaratılışın kaynağından, Büyük Patlama noktasından, tek bir güçten ortaya çıktığımız gerçeğine dayanır.

Bu nedenle, bugün tüm doğanın tek bir sistem olduğunu ifşa ediyoruz. Bu güce ne kadar yaklaşırsak, doğanın birleşik sistemine o kadar benzeriz, o kadar çok kazanırız ve çok da büyük bir kazanç sağlarız; milyonda bir yerine, birin bir milyonla çarpımını elde ederiz!

Bütünsel eğitim yoluyla bunu doğru bir şekilde kullanmayı öğrenirsek, mutluluğun zirvesine ulaşırız.

Her Şey Bağın Gücüne Bağlıdır

Soru: Yaradan’ın açık yönetimini eninde sonunda ifşa edeceğimi biliyorsam, bu bilgiyi egoizmden uzak bir şekilde nasıl kullanabilirim? Er ya da geç Yaradan’ı edineceğime inanıyorum ve gelecekteki koşulumu şimdiden uygulayabileceğimi düşünüyorum.

Cevap: Bunu nasıl uygulayabilirsiniz?

Yorum: Yaradan’ı ifşa edeceğime olan inancımla.

Cevabım: Henüz inanç niteliğine sahip değilsiniz. Sadece gelecekte bir gün onu edineceğinizi düşünüyorsunuz. Bunu şimdi mi yoksa başka bir zamanda mı edineceğiniz bilinmiyor.

Bu nedenle, daha büyük bir birliktelikle Yaradan’ı ifşa etmek için dostlar grubunuzla birlikte daha da ilerlemeye odaklanın. Her şey bağınızın gücüne bağlıdır.

Sonsuzluğu Kucaklayın

Soru: Dünya grubumuz, bizi ve tüm dünyayı Kabala’dan ayıran demir duvarı henüz aşamadı mı?

Cevap: Gerçek şu ki, demir duvarı aşmak, tam bir ihsan etme niteliği kazanmak anlamına gelir. Hali hazırda bu koşulda olup olmadığınızı kendinize sorun.

Aramızda bu duvarı gerçekten aşan insanlar var, aşmış olanlar var ve ona doğru yol alanlar var, bazıları daha yakın, bazıları daha uzak.

Her birimiz, demir duvarı aşmak için sadece bir tek çaba daha kaldığını hissetmeliyiz. Onun ötesinde birçok başka adım var ve her seferinde kişi onu yeniden aşıyormuş gibi hissedecektir. Ancak sonraki tüm adımlar, bu manevi merdivende, üst dünyada, zaten ihsan etme niteliğinde, küçük bir ihsan seviyesinden giderek daha büyük bir ihsan seviyesine doğru ilerler. Buna uygun olarak, kişinin kendisiyle ve tüm dünyayla olan içsel bağları giderek artan bir hacimde ortaya çıkar. Kişi, tüm dünyayı içinde barındırdığını hisseder.

Aslında her şey içimizdedir. Bazen, geceleri yıldızlı gökyüzüne baktığınızda, aniden hepsini içinize almak istersiniz; hepsini kucaklamak istersiniz. Aslında hepsi sizsiniz, üst dünyadan bahsetmeye bile gerek yok, sonuç olarak sadece içinizdeki yıldızları değil tüm evreni hissedersiniz.

Nitelikli Bağ

Soru: Lişma’ya yaklaştıkça tüm dünyada duyulma olasılığımızın arttığını biliyoruz. Sizce tüm dünyayı daha güçlü şekilde etkileyebilmemiz için ne eksik: nitelik mi, nicelik mi?

Cevap: Nitelik eksiktir ki bu da aramızdaki bağın çok güçlü hâle gelmesini sağlar. Bu, birbirimizle birleşmemizi ve kaynağımızla, Yaradan ile bütünleşmemizi, O’ndan güç almamızı ve başkalarıyla kurduğumuz bağ aracılığıyla bu gücü tüm dünyaya aktarmamızı sağlayacaktır.

Manevi Çalışma ile İlgili Sorular – 275

Soru: Baal HaSulam, İsrail ulusu, Tora ve Lişma emirlerinin yerine getirilmesine ulaşmadığı sürece dünyadaki sıkıntıların sona ermeyeceğini yazar.

Bunca yıl boyunca, hem Yahudilere hem de dünya uluslarına yönelik farklı çağrılarımız oldu. Sizce bu İsrail ulusu kimdir ve biz kime hitap etmeliyiz?

Cevap: Şu anda derslerimize katılan ve bizim yardımımızla yaradılış amacına ulaşmak isteyenlerdir.

Soru: Tüm insanlığa etki edecek güce sahip olmadığımızı söylediniz. Bu gücü istemeli miyiz, yoksa şimdilik onlu grubundaki çalışmaya odaklanmak daha mı iyi?

Cevap: Onluya odaklanmamız gerekir; tüm güçleriniz onun içinde olsun ve kendinizi tamamen onun güçlenmesine adamaya hazır olun.

Işığı İleten Yol

Soru: Tüm insanlığa ihsan etme niteliğinin geçtiği bir kanal gibi olabileceğimizi söylediniz. Buna hazır mıyız?

Cevap: Kendinize sorun. Yukarıdan, Yaradan’dan gelen ışığın tüm kaplara yayılacağı, dünyamıza ulaşacağı ve bizi dolduracağı bu kanal, bu yol olmak için neye ihtiyaç duyduğunuzu netleştirin.

Soru: Işığın bizim aracılığımızla tüm insanlık üzerinde etki etmesi için neden gücümüz yok?

Cevap: Hâlâ gerçek, doğru niyetlere sahip değiliz.

Doğru düşünmeye nasıl başlayacağımızı, kiminle bağda olacağımızı ve birbirimizle hangi yolla birleşeceğimizi ancak şimdi öğreniyoruz. Yakında bu daha da netleşecek.

A Noktasından B Noktasına Yürüyen Bir Yaya

Soru: Her zaman mantık ötesi inançla gitmek mümkün müdür?

Cevap: Bu elbette ki mümkün değildir. Ancak Kabalistler bu yoldan gidip gidemeyeceğimizi tartışmazlar. Sadece gitmeliyiz!

Ve gidemediğimizde, yardım talep ederiz ve bu işi bizim için Yaradan yapar! Tüm çalışma, kişinin değil, Yaradan’ın çalışmasıdır. Ancak O’ndan bunu yapmasını istememiz gerekir.

Kişi bu çalışmayı yapmaya çalışırken sonuna kadar gitmek zorundadır! En başından itibaren hedefe kendi başına ulaşamayacağı net olsa bile. Ancak başarı, Yaradan’ın bunu yapacağını keşfetmekte ve O’ndan nasıl isteyeceğini bilmekte yatar.

Ben her zaman bu sürecin içindeyim; başlangıç (mevcut) noktası ile kaçınılmaz olarak ulaşmam gereken nihai hedef arasında düz bir çizgide ilerlerim.

Nihai nokta, ihsan etmek, Yaradan’a ve yaratılanlara sevgi, mantık ötesinde inanç ve almanın ötesinde ihsan etmedir. Ve başlangıç noktasından bir kez ayrıldığımda, son noktaya varmalıyım.

Ve yolda şunları yaşarım:

  1. Birinci safha: Gücün yettiğince her şeyi yap! Bu ilk sırada gelir.
  2. İkinci safha: Kendi gücünden tamamen hayal kırıklığına uğramak.
  3. Üçüncü safha: Beni yalnızca Yaradan’ın kurtarabileceğini anlamak.
  4. Dördüncü safha: O’nunla, ihsan etme (Hafetz Hesed) ve sevgide birlikte çalışmaya başlarım.

Ama en başında olduğum için, kesinlikle sona ulaşacağımı bilmeli ve kendi çabalarıma güvenmeliyim! Ellerimi kavuşturup yukarıdan bir eylem bekleyemem.

İlk safhada mutlak her şeyimi vermezsem, gücüm yettiğince mümkün olan her şeyi yapmazsam, asla umutsuzluğa kapılmam, asla kendi çaresizliğimin farkına varmam. Ve bu nedenle, Yaradan’dan yardıma ihtiyacım olduğunu asla fark etmem. Peki, kaynağa geri dönen ışığı nasıl çekeceğim?

Bir safha diğerinin ardından gelir; her safha bir sonraki koşulu tanımlar ve inşa eder. İnsan, bir sonraki safhada, hemen ardından nerede olduğunu veya onu neyin beklediğini tam olarak bilemez. Ancak tüm ilerleme, kişinin kendi çabası sayesinde gerçekleşir.

Doğanın Dengesi Sadece Bize Bağlıdır

İnsan hariç, doğanın tüm parçaları, aralarında özel bir bağ kurabilir ve tek bir beden, tek bir arzu olarak birleşmelerinden doğan eşsiz güç sayesinde doğayı muazzam bir güçle etkileyebilirler. Bu etki, bir kasırganın, hortumun, atom patlamasının, volkanik patlamanın veya tsunaminin etkisinden çok daha büyüktür.

Aramızda yaratabileceğimiz ve doğayı etkileyebileceğimiz birliğin olumlu gücü, son zamanlarda sıkça meydana gelen ve hayatlarımızın temellerini yerle bir eden tüm doğal afetleri yatıştırabilir.

Her şey, sonunda doğanın türlerinden biri, onun: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyelerinden biri olduğumuzu anlamamıza bağlıdır. Bizler, doğaya aitiz ve onun üzerinde durmaktan ziyade, onun mekanizmasının bir parçasıyız. Doğaya uygunsuz katılımımızla, birbirimize karşı olumsuz tutumumuzla ve bağ kurma isteksizliğimizle, doğadaki tüm yıkıma sebep olan tamamen biziz.

Birleşmeye ve birbirimizi hesaba katmaya başlarsak, doğanın bize yaklaşan tüm darbelerini durdurabilecek olumlu ve iyiliksever bir güç oluşturabiliriz. Dünyaya düzeni böyle getireceğiz, çünkü her şey insanlığın ulaşabileceği en yüksek seviyeye yani düşünce, farkındalık ve arzu seviyesine bağlıdır.

Bu nedenle şiddetle şunu tavsiye ediyorum: Birleşelim, birlikte oturalım, konuşalım ve bağımızla tüm gerçekliği nasıl etkileyebileceğimizi düşünelim. Bu bizim elimizde, öyleyse böyle bir deney yapalım ve bir laboratuvardaymış gibi gözlemleyelim. Doğayı nasıl etkileyeceğimiz ve tepkisini nasıl göreceğimiz konusunda bundan çok şey öğrenebileceğimize inanıyorum.

Bize yaklaşan felaketler ışığında, doğaya karşı daha duyarlı olalım ve ona ortağımız gibi davranmaya başlayalım. Doğa bize çok sert davranıyor, sanki içinde zalim bir güç varmış gibi. Ama özünde, doğa bizi uyandırmak istiyor ki ona doğru bir şekilde tepki vermeye başlayalım.

Birbirimizle bağ kuralım, kalplerimizi birleştirelim ve doğayı iyiliğin gücüyle etkileyelim. Belki o zaman kasırgaların, hortumların ve doğanın bizim için hazırladığı korkutucu darbelerin yatışmaya başladığını görürüz.

Hepimiz tek bir mekanizmanın parçasıyız. Tüm insanlık, özünde, doğanın gelişiminin tek bir seviyesine aittir: insan seviyesi. Ve birbirimizle bütünleşik bir bağ içinde var olduğumuzu çoktan keşfettik. Artık hepimiz, birbirimize bağlı olduğumuzu anlıyoruz. Öyleyse birleşelim, ister Miami’de, ister Kuzey Carolina’da, ister Küba’da veya Dominik Cumhuriyeti’nde olalım, hep birlikte birleşelim.

Tek bir insanlık olduğumuzu anlamalıyız ve doğanın böylesine güçlü darbelerini üzerimize indirdiğimiz için birleşmeli ve tövbe etmeliyiz. İster doğal afetlerin vurduğu yerlerden uzakta yaşayın, ister Avustralya’da, Asya’da veya henüz bu tür felaketleri hissetmemiş Güney Amerika’da, herkes birlikte bunu yapmalıdır.

Hepimiz gezegenimiz Dünya için ortak ve ciddi bir tehdit altındayız, bu yüzden Dünya’mıza olumlu bir güç verelim: sevgi, bağ ve karşılıklı ihsan etme gücü. Ve bu, her birimiz nerede olursak olalım, tüm insanlık için geçerlidir.

Bu yolla, doğanın önümüze koyduğu yargıları yumuşatabilir ve güzel bir hayata kavuşabiliriz. Küçük gezegenimiz bir cennet bahçesine, hepimiz için tek bir ortak yuvaya dönüşecek. Onu güzel yapalım.

Dünyada meydana gelen tüm doğal afetleri gördüğümde, insanların tek bir mekanizmaya ait olduklarını anlamaları için dua ediyorum. Ve eğer bu mekanizma iyilik gücüyle birbirine bağlanırsa, doğanın tüm darbelerini dengeleyebilir ve dünyamıza, Dünya’ya ve insan toplumuna büyük bir huzur, harika bir gelişim, güven ve memnuniyet getirebilir.

Mucizevi bir hayata kavuşabiliriz; Bu tamamen bize bağlı! Birleşelim ve doğanın birbirimize karşı tutumumuza ne kadar zarif ve hassas bir şekilde karşılık verdiğini görelim.

İnanç, İhsan Etmektir

Soru: İnanç nedir?

Cevap: İnanç, ihsan etmektir; alma arzusuna rağmen verebilme yeteneğidir (mantık ötesi inanç). Bizler alma arzusu olduğumuz için, ihsan etme niteliği olan inanç her zaman doğama aykırıdır.

Kişi, bunu ancak kendi üzerine yükselme, kendi arzumuzla değil başkalarının, Yaradan’ın arzusuyla (başkasının iyiliği için, Yaradan’ın rızası için) hareket etme yeteneğini veren üst ışığın yardımıyla edinebilir. Bu bağlamda, kendime (kendimin hizmetkârı) değil, üste (Yaradan’ın hizmetkârı) bağımlı hale gelirim. Eğer bana inanıyorsanız bu, yeteneklerinizle benim için hareket ettiğiniz anlamına gelir. Bana benzer hale gelirsiniz. Genellikle, her insan diğerinin tam tersidir. Ama birinin bana inandığını söylersem, örneğin %50 oranında, bu onun arzularını %50 nötralize ettiği ve bu ölçüde benimle birleşebileceği anlamına gelir.

Sadece bilgi vardır; kişinin kendi arzuları uğruna yaptığı, ne istediğini bildiği eylemler vardır. Bir de inanç vardır, başkasının arzularını doldurmak için yapılan eylem. Bu niteliğin ölçüsünde insan, kendinin dışında, diğerlerinin arzularının içinde hisseder. Onlarda hissedilen şeye “üst, manevi dünya” denir. Bu nedenle inanç, sevgiyle, başkasını sevmeyle bağlantılıdır. Sevgi, kişinin kendi arzusunu başkasının arzusu ile değiştirebilme ve onu doyurabilme yeteneğidir.

Gördüğümüz gibi, Kabala’da inanç, daha yüksek ihsan etme niteliğine hakim olmaktır. Ve bunun, dünyamızda kabul gören inanç tanımı olan başkasının bilgisine inanmak ve bunu bir gerçek olarak kabul etmekle hiçbir ilgisi yoktur. Demek ki, başkasının bir icadı bile, benim için bir gerçek, bir kesinlik hâline gelir ve üzerine sonraki eylemlerimi, hayatımı inşa ederim.