Category Archives: Birlik

İhsan Etme Kabını Nasıl Genişletiriz?

Soru: Üst ışığın bizi etkilediğini ve Kelim’imizi, kaplarımızı genişlettiğini söylüyorsunuz.

Ancak benim kaplarım dostlarımın içinde, o zaman ortaya çıkıyor ki ortak dahiliyeti ancak kendimi iptal etme yoluyla talep edebilirim. Kapları genişletmek bu şekilde mi düşünülebilir?

Cevap: Hangi yol sizin için daha uygunsa o şekilde düşünün ve Yaradan her şeyi ayarlayacaktır. Üst ışık, her an binlerce eylem gerçekleştirir, o yüzden bunun nasıl gerçekleştiğine değil de ışığı çekmek istediğiniz gerçeğine odaklanın.

Soru: Onlu, diğer onlular, tüm Bnei Baruch ve tüm dünya için dua etmekten ne elde eder? Bu ihsan etme kaplarının oluşması mıdır?

Cevap: Evet, bu ihsan etme kabını genişletir. Herkes için dua ederek öncelikle kendine yardım edersin.

Mutluluğun Sizi Takip Etmesini Nasıl Sağlayabilirsiniz?

Yorum: Mutluluğu bir çukurda otururken gören üç kardeş hakkında küçük bir kıssa vardır. Biri gelip Mutluluktan para istemiş ve almış. Diğeri güzel bir eş istemiş ve o da almış.

Üçüncüsü çukurun üzerine eğilmiş. “Neye ihtiyacın var?” diye sormuş Mutluluk.

Adam sormuş, “Senin neye ihtiyacın var?”

“Kardeşim, beni buradan çıkar,” diye rica etmiş Mutluluk.

Kardeş elini uzatmış, Mutluluğu çukurdan çıkarmış, arkasını dönmüş ve uzaklaşmış. Mutluluk da onu takip etmiş.

Bir insan mutluluğun onu takip etmesi için ne yapmalı? Daha doğrusu o kardeş ne yaptı?

Cevabım: O hiçbir şey talep etmedi. Aksine, iyi bir iş yaptı; Mutluluğa bir hizmet sağladı.

Soru: Mutluluğun sizi takip ettiği koşul bu mudur?

Cevap: Bilmiyorum.

Soru: Hiçbir şey talep etmemeliyiz vs. diye genelleyemez miyiz?

Cevap: Hayır.

Soru: Bu kıssada olduğu gibi mutluluk istediğinizde, bir parça para veya bir eş alırsınız. Daha sonra her şey değişebilir. Boşanabilir, iflas edebilir ve benzeri şeyler yaşayabilirsiniz. Ama bunu bir başkasına vermek istediğinizde, işin sırrı bu mudur?

Cevap: İnsanlara mutluluğu nasıl verebileceğinizi, mutluluğu nasıl aktarabileceğinizi veya mutluluğu nasıl alabileceğinizi hayal edemiyorum. Bence bu kişiye bağlı değil.

Soru: Bu neye bağlıdır?

Cevap: Bence bu kadere bağlı.

Soru: Bu, size verilene göre davranacağınız anlamına mı geliyor? Mutluluğu ya verirsiniz ya da kendiniz için talep edersiniz.

Cevap: Evet ve asıl önemli olan bununla hemfikir olmaktır.

Soru: Asıl soru bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: Peki, ben değişebilir miyim?

Cevap: Pratik olarak değişemem. Belki Yaradan bunu bazen bizim samimi isteğimiz üzerine yapabilir. Ama ben kişisel olarak hiçbir şeyi değiştiremem.

Soru: Ama kendimi olduğum halimle sevmediğim bir duruma gelebilir miyim? “Nefret” demiyorum. Sadece kendim için mutluluk talep ettiğimde kendimi sevmiyorum. Bu duruma gelebilir miyim?

Cevap: Bu duruma gelmek kolay değildir ama mümkündür.

Soru: Bu, bana bir şekilde mutluluk verme fırsatı verilmesini istediğimde başlangıç noktası olabilir mi?

Cevap: Ne için? İnsanlara mutluluk mu vereceksiniz? Böyle bir misyon mu üstleniyorsunuz?

Yorum: Anlıyorum. Mutluluk yerine başka bir şey vereceğim: mutsuzluk.

Cevabım: Evet.

Soru: Sizin sorunuz: “Ne için?” Eğer egoistçe cevap verirsem: “Mutluluğun bana gelmesi için, onu vermem gerektiğini anlıyorum.” Böyle bir formül mümkün mü?

Cevap: Hayır, bu zaten egoistçe.

Soru: Buna hala “Bana mutluluk ver” mi deniyor?

Cevap: Evet.

Soru: Bunun bir çıkmaz sokak olduğu ortaya çıkıyor. Bir insan bundan nasıl çıkabilir?

Cevap: Hiçbir yolu yok. Yaradan nasıl öngörmüş ve karar vermişse öyle olacaktır.

Soru: Her şeye rağmen mutluluğu aramak gerekli mi değil mi? Yoksa bu da mı Yaradan’ın elinde?

Cevap: Mutluluğun bulunabileceğini sanmıyorum. Mutluluğu yaratmanız gerekir. Yani, kendinizi onu ortaya çıkarmak için nasıl zorlayacağınızı tam olarak bildiğiniz bir duruma sokmanız gerekir. O zaman onu göreceksiniz.

Soru: O zaman çok önemli bir soru şu: “mutluluk” kelimesiyle neyi kastediyorsunuz?

Cevap: Mutluluk derken, bir kişinin hayatının başarılı olduğunu hissetmesini kastediyorum. Bu bir başarıydı.

Soru: Kişi hayatının sonuna doğru mu bu duyguya kapılır, yoksa hayatı boyunca mı bu duyguya sahiptir: “Ben doğru hayatı yaşıyorum, hayatım bir başarıydı”?

Cevap: Hayır, bence sona daha yakın.

Soru: Peki yaşam boyunca sürekli bir çalışma var mı? Size göre hayatımız sürekli bir çalışma mı?

Cevap: Evet. Bu, bir kişinin hayatını tekrar tekrar yeniden inşa etmenin yollarını aramasıdır, böylece hayat, hayal ettiği mutluluğu, diyelim ki insanları mutlu etmek, akrabalarını mutlu etmek, hayal edebileceği her şeyi, getirir.

Soru: Ama şimdi hala vektörü “benden” şuraya yönlendiriyorsunuz: başkalarını mutlu etmek. Bu şekilde kendim için yaşamın anlamını mı buluyorum? Bu yolla bu durumda mutlu olduğum sonucuna mı varıyorum?

Cevap: Evet.

Soru: Bu sürekli bir çalışma mı?

Cevap: Bu sürekli bir çalışmadır ve durması mümkün değildir. Kişi bunu nasıl yapacağını açıkça anlamalıdır.

Yorum: Ama yol boyunca hayal kırıklığına uğramalı, tekrar ayağa kalkmalı ve bu böyle devam etmeli.

Cevabım: Hayal kırıklığına uğraması gerekip gerekmediğini bilmiyorum. Sadece yolunu hayal etmelidir. Ve sonra “Yol, onu yürüyene teslim olur.”

Yorum: Yani, mutluluk sizi takip ediyorsa, bu sizin mutlu olduğunuz anlamına gelmez; başkalarını mutlu etmek için her zaman çalışmanız gerekir. Ve anladığımız kadarıyla bu hiç de kolay değil.

Cevabım: Kolay olmaması önemli değil. Hayatta kolay olan nedir? Kolay olan hiçbir şey yoktur.

Soru: Ama yol bu mu? Yol tam olarak bu mu?

Cevap: Evet.

Soru: “Işığın yolu” ve “karanlığın yolu” dediğinizde, bununla ne demek istiyorsunuz?

Cevap: Işığın yolu insanlara ışık getirdiğiniz zamandır. Karanlığın yolu ise bunu yapamadığınız zamandır.

Soru: Yapamam mı, yapmayacağım mı?

Cevap: Bence yapamazsınız ve yapmak istemezsiniz aynı şeydir.

 

Dostlarla Bir Çemberin İçinde

Soru: Dostlarla aynı çemberde olmak ne demek?

Cevap: Birlikte çalışmak, çalıştaylar yapmak ve sizi birbirinize yaklaştıran ve sizi Yaradan’a doğru ilerleten çeşitli aktivitelere katılmak, dostlarla aynı çemberde olduğunuz anlamına gelir.

Onlara yardım edin ve onlar da onludaki diğer kişilere yardım edecek. Bu şekilde hep birlikte yükseleceksiniz çünkü kişi grubunun yükseltmesi aracılığıyla manevi derecelerde yükselebilir.

Soru: Onludan gelen övgüleri kabul etmeyi ve utanç hissetmemeyi nasıl öğrenebiliriz?

Cevap: Hayır, onluyu övmeli ve sayesinde ilerleyebildiğimiz dostları bize verdiği için Yaradan’ı övmeliyiz. Çevreden aldığımız her şeyi Yaradan’a atfederiz çünkü dostlara tüm onluyu yükseltme arzusunu veren O’dur.

Tamamen Islah Olmuş Bir Dünya Görün

Soru: Bir dostumuzun kusurlarından bahsettiğimizde onun içsel niteliklerinden mi, yoksa bazı dışsal davranışlarından mı bahsediyoruz? Mesela derse zamanında gelme sözü verdik ama dostum gelmiyor ve tabii ki bunu görüyorum. Bu kusuru haklı çıkarmalı mıyım?

Cevap: Aslında Kabalistler, başkalarında yanlış olarak gördüğüm her şeyin sadece benim içimde olmasından dolayı olduğunu söylerler. Yani başka bir insanda, kendi kötü niteliklerimin bir yansımasını görürüm.

Yorum: Evet ama…

Cevabım: Tepkin tamamen haklı ve bu genel olarak doğru. Islah olmuş bir kişi, en iğrenç ve bariz egoist özelliklerle karşı karşıya kalsa bile, hiçbir şeyde veya hiçbir yerde kötü nitelikler görmeyecektir! Çünkü o bu özelliklere benzemez.

Soru: Diyelim ki siz ve ben aynı gruptayız. Sabah dersinde olmadığımı fark eder misiniz? Benim için mazeret üretir misiniz? Derse katılmamamın sizin hatanız olduğunu düşünür müsünüz?

Cevap: Evet, ben de suçluyum.

Soru: Bana karşı herhangi bir şikâyetiniz olur mu?

Cevap: Hayır. Sadece kendimle ilgili. Ama burada çok yüksek bir seviyeden bahsediyoruz.

Soru: Bu seviyeye ulaşana kadar, bir dostumuzun gruba zarar verdiğini gördüğümüzde nasıl tepki vermeliyiz? Herkes haklı çıkarmak zorunda mı?

Cevap: Tüm dünyanın ıslah olduğunu görene kadar kendinizi ıslah etmelisiniz.

Soru: Ben tek başıma bir dostumda bir kusur görsem, yine bu bendedir diyebilirim ama bütün dostların bu kusuru görmesi bambaşka bir koşul. Değil mi?

Cevap: Fark etmez. Dünyanın ıslah olduğunu ve orada yalnızca Yaradan’ın ifşa olduğunu göreceğimiz bir koşula ulaşmalıyız. Bu durumla ilgili olarak kendimizi bir şekilde hala ıslah olmamış olarak görüyoruz. Dolayısıyla dünyamızda haklı çıkarılamayacak hiçbir durum yoktur.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 85

Soru: Manevi çevremiz çok farklı kültürleri ve gelenekleri temsil eden dostlardan oluşuyor. Tüm bu zenginlik ve çeşitliliği doğru şekilde takdir etmeyi ve kabul etmeyi nasıl öğreniriz?

Cevap: Bizler, bu kültür ve geleneklerle kesinlikle ilgilenmiyoruz. Bizim ilgimiz yalnızca tek kalp, tek adam olmak için bağ kurmakta yatmaktadır. Başka hiçbir şeyi düşünmeden, her şeyden önce hissetmek istediğimiz şey budur.

Soru: Toplantılarımızda her bir kişinin amaçlarını inceleyebilir miyiz?

Cevap: Hayır, bugün bizi en çok ilgilendiren ortak tek bir amaç seçmeli ve onun için dua etmeliyiz.

Soru: Yaradan neden bize doğru çevreyi ve buna ek olarak bu dünyanın yanılsamasını verdi? O ne istiyor?

Cevap: O, manevi arzularınızı tanımlamanızı, onları kendi içinizde arındırmanızı ve Yaradan’ın onlara cevap vermesi için dua etmenizi istiyor.

İçsel Baskıya Alışın

Soru: Rabaş, Yaradan’ın bize verdiği çalışmadan her zaman kaçmaya çalıştığımızı yazıyor. Ne tür bir çalışmadan kaçmaya çalışıyorum ve bu çalışmayla hemfikir olduğumdan emin olmak için ne yapmalıyım?

Cevap: Bu, dostlarla, üst dünyanın dışında olan herkesle olan bağın içinde bir çalışmadır. Öyle ki, siz onlarla bağ kurmaya ve onların yükselmeleri için eksik olan her şeyi onlara sağlamaya hazırsınız.

Yorum: Ama her zaman gerginim, bu da dostlarımı düşünmemi ve onlarla ilgilenmemi sağlıyor. Bu içsel baskı beni sürekli uzaklaştırıyor. Sürekli onun içinde olmak istemiyorum.

Cevabım: Buna alışmanız gerekiyor.

Tereddüt Etmemek Daha İyidir

Soru: Her birimiz manevi gelişimden bireysel olarak geçiyoruz. Ruhlarımızın birleşmesi ve birlikte ilerlememiz için bir ihtimal var mı?

Cevap: Evet, yapmanız gereken şey tam olarak budur.

Soru: Ve sonra hiç sır olmayacak mı?

Cevap: Sırlar var olmaya devam edebilir ama onlar kolektif birliğe ve ilerlemeye engel olmazlar.

Soru: Böyle bir seviyeye ne zaman geçebiliriz?

Cevap: Tam şu an, beklemeye gerek yoktur. Sürekli olarak önce kendi aranızda, sonra da Yaradan ile aranızda giderek daha büyük bir bağ kurmak için çaba göstermelisiniz.

Tek Bir Noktaya Vurmak

Yorum: Seminerler, bağ kurma buluşmaları ve kongreler esnasında farklı koşullardan geçiyor, kendi aramızda bir birlik noktası buluyor ve sürekli ona ulaşmaya çalışıyoruz. Ancak görünen o ki, bu eylemler artık ilk zamankiyle aynı güce sahip olmayacak.

Yanıtım: Hayır, öyle değil. Bu eylemlerden daha da fazla izlenim alınmalıdır! Burada sürpriz ya da bir tür yenilik etkisini kullandığımız zamanlardaki anlık egoist bulgularla ilgilenmiyoruz.

Bizim yeniliğe ihtiyacımız yok! Tam tersine! İlerledikçe, egomuz zaman zaman yükselir ve onun artışıyla, aynı olan dışsal eylemler esnasında çok daha büyük içsel eylemler hissederiz.

Einstein’ın Acımasız Sözü

Yorum: Bir söz vardır: “Eğer tüm çabalar bir sonuç vermezse ve insanlar yine de birbirlerini yok ederse, o zaman Evren onlar için tek bir gözyaşı dökmeyecektir.”

Lütfen evrenin umursamadığını ifade eden bu acımasız alıntıyı açıklayın.

Yanıtım: Hayır, umursamadığından değil, bu sadece evrende var olan bir yasa. Eğer insanlar bunu doğru kullanamazlarsa birbirlerini yok edecekler ve evrenin pişman olacağı bir şey yoktur.

Soru: Birbirimizi yok edeceğimize üzülmeyen bu evren nedir?

Cevap: Kim neden üzülsün ki?

Soru: Ama merhamet yasası yok mu?

Cevap Hayır. Bu nereden çıktı?

Yorum: Merhamet yasasının yukarıdan geldiğini sanıyordum. Her şeyin bu yasaya dayandığını sanıyordum. Bunun genel olarak yaşamın ana yasası olduğunu sanıyordum.

Yanıtım: Neden öyle olsun ki?! Cansız, bitkisel ve hayvansal doğaya bakıyorum ve onlarda bu tür yasalara uyulduğunu görmüyorum. Bence insanın en kötü özelliği, kendisi için geleceği ya da çevresinde arzu ettiği varoluşu icat etmesidir.

Soru: Yani bu şiddet mi? İnsan doğaya şiddet mi uyguluyor?

Cevap: Evet. Ve sonra doğadan talep ediyor: “Onu bana ver!”

Yorum: Yani, sen merhametlisin ve ben etrafımdaki herkesin merhametli olmasını istiyorum.

Yanıtım: Cevap evettir. Eğer doğa hakkında aklıselim bir şekilde düşünecek olsaydık, doğadan değil, kendimizden talep ederdik; kendimize, başkalarına, doğaya, her şeye karşı doğru tutumumuzu talep ederdik. İşte o zaman evrenin nasıl var olduğuna ve bizim onun üzerine nasıl çıkabileceğimize dair bir tahminimiz olabilir.

Yorum: Yani evrenden “Bana karşı merhametli ol” diye bir talepte bulunmuyorum ama kendimden “Başkalarına karşı merhametli ol” diye bir talepte bulunuyorum öyle mi?

Yanıtım: Evet.

Soru: Neden başkalarına karşı merhametli olmalıyım?

Cevap: Kendim için istediğim tüm iyi ve nazik şeyleri, başkaları için yapmalıyım. Ve hiçbir durumda bunun için bir tür ödül alacağımı düşünmemeliyim. Hiçbir şekilde!

Yorum: Bu ikinci kısım çok zor, karşılığında hiçbir şey almamak.

Yanıtım: İlk bölümün bütün amacı budur.

Soru: Dediğiniz şekilde hareket etmeye başlarsam, bu beni evrenle dengeye getirir mi?

Cevap: Eğer öyleyse, evet. Ve o zaman yıkım olmayacak, öz yıkım olmayacak.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 72

Soru: Kişi, dünyanın barışa doğru gelmesine etki etmek için, dünya Kli’sinin içinde nasıl eriyebilir?

Cevap: Bu senin dualarına, sözlerine ve düşüncelerine bağlıdır. Eğer dünyada barış olmasını ve tüm dostların tek bir kalpte birleşmesini istiyorsan, bu böyle olacaktır.

Soru: Tüm koşullarımın üzerindeki kontrolümü nasıl bırakabilirim ve mantık ötesi inançla hareket edebilirim?

Cevap: Bırak gitsin. Yaradan’ın sana yapacağı şey gerçekleşecektir.

Soru: “Kişi sadece topluma zarar vermemeye dikkat etmelidir” diyor. Topluma nasıl zarar verebiliriz?

Cevap: Gururumuzda sıfırın üstüne yükseleceğimiz gerçeğiyle.

Soru: Onlunun ve tüm Bnei Baruch’un bağa gelmesi aynı anda mı gerçekleşmeli?

Cevap: Hayır kesinlikle. Sen bugün manevi bir yükseliş alabilirsin ve onlunun geri kalanı da bir ya da iki ay içinde.

Soru: Doğru duayı yükseltmek için onlu nasıl bir niyet inşa etmeli?

Cevap: Hepimiz bir olabilsin diye. Böylece herkes sonuncu olmayı arzular ama o ilk olacaktır.