Kabala Bilgeliği
Yorum: Gerçek bilgelik basittir ve her birimize yöneliktir. Zamanın derinliklerinden, son kullanma tarihi olmayan derin düşünceler bize ulaşır. Bunlar bugün de hala geçerlidir. Lütfen bunlardan bazıları hakkında yorum yapın.
“Ben kendim için değilsem, kim benim için? Ben sadece kendim için isem, ben neyim? Şimdi değilse, ne zaman?”
Cevabım: Kişi eyleme geçmelidir. “Ben kendim için değilsem”, dünyaya faydalı bir unsur olmak için kendimi nasıl ıslah edeceğimi bilmeliyim ve bunu benim için kimse yapmayacaktır. Bunu ben yapmalıyım.
Herkes için amacımı yerine getirmiyorsam, o zaman ben kimim? Şimdi, fırsatım varken yapmazsam, ne zaman yapabileceğim? Bu andan sonra ne olacağını kimse bilemez.
Tüm bunlar, kişinin amacını doğru ve derhal yerine getirmesini gerektirir.
Soru: Bu nedir?
Cevap: Kendini ıslah etmek ve böylece kendi aracılığıyla dünyayı ıslah etmek. Çünkü dünyamızın ıslah edilen her unsuru aracılığıyla, üst, ıslah edici bir güç akar ve tüm dünyaya yayılır.
Soru: Islahı ne oluşturur?
Cevap: Unsurlar benim aracılığımla birbirine bağlanmaya başlar.
Soru: Yani başkalarını birbirine bağlayan benim miyim?
Cevap: Evet.
Yorum: “Bu dünyada kendine güvenen herkes cennette bir yabancıdır. Ve bunun tersi de geçerlidir.”
Cevabım: Elbette. Gerçek şu ki, egoizm sizi dünyadan ayırır. Siz dünyaya hiçbir katkıda bulunmazsınız; aksine, bu dünyanın bir parçası olduğunuz için ondan çalarsınız.
Bu nedenle, egoist olduğunuz için kendinize güveniyorsanız (egoistler kendilerine güvenirler), o zaman bu dünyayı birleştirmek için üst, doğru, manevi enerjiyi bu dünyaya getiremezsiniz. Tersine, üst gücün merhametine kaldığınızı hissederseniz onu bu dünyaya aktarabilirsiniz.
Soru: Yani kişi güvensiz mi hissetmeli? Kendine güvenmemeli mi?
Cevap: Evet. Tek kesin olan şey, kendinizi üst güce adamanız olmalıdır.
İnsan neye güvenebilir ki? Bu aptallıktır. Bir sonraki anda size ne olacağını, kim olacağınızı ve genel olarak eylemlerinizin ne olacağını bilmiyorsanız, nasıl kendine güvenebilirsiniz? Hiçbir şey! Bu sadece çocukça.
Yorum: Yine de internet, size nasıl kendinize güvenebileceğinizi ve nasıl yaşayacağınızı öğretenlerle doludur.
Cevabım: Bu doğaldır, çünkü herkesin buna ihtiyacı vardır. Ama kimse buna sahip değildir, bu yüzden herkes birbirine öğretmeye çalışır.
Soru: İnsan ancak üst güce ulaşıp, ona bağımlı olduğunda mı gerçekten kendine güvenebilir?
Cevap: Evet, kişi üst güce bağlı olduğunda, her şeyin neye bağlı olduğunu gördüğü için tam bir güvene sahiptir ve huzur içindedir. Her halükârda, üst gücün kendisine yapmak istediği her şeyi yapacaktır. Zaten yapmaktadır ama artık bunu bilinçli olarak yapacaktır.
Yorum: “Başkasını utançtan yüzünü kızartacak şekilde alenen utandıran kişinin, gelecek dünyada payı yoktur.”
Cevabım: Evet. Kendinizi herkesten daha küçük hale getirmek çok önemlidir, çünkü bu şekilde üst enerjiyi ve üst gücü kendinizden onlara aktarabilirsiniz.
Yorum: Basit bir insan bunu duyup “Nasıl kendimi bir başkasından aşağı koyabilirim?!” diye sorarsa, bu insan doğasına aykırıdır.
Cevabım: Tam da doğaya aykırı olduğu için. Burada başka bir şey yok. Islah başka türlü gerçekleşemez.
Yorum: Mantıken bile, ancak ondan daha küçük olursam başkasını duyabilirim, daha büyük olursam değil.
Cevabım: Elbette! Her durumda böyledir.
Her sabah öğrencilerin yanına gittiğimde, kendimi onlardan aşağıya koymuyor muyum? Onların öğrenebilmesi, daha akıllı olabilmesi, anlayabilmesi, birleşebilmesi ve Yaradan’a yaklaşabilmesi için her şeyi yapmıyor muyum?
Soru: Öyleyse öğrencilerin yanına gittiğinizde, kendinizi onların önünde alçaltmanız mı gerekiyor?
Cevap: Elbette! Ben bir garson gibiyim: Getiriyorum ve servis ediyorum.
Yorum: Dedikleri gibi, hizmet etmeye hazır.
Cevabım: Evet. Onlardan üstün olduğumu hissetmiyorum. Böyle bir tavır sergiliyorsam, bu sadece onlara bir şekilde canlanma ve neyle uğraştıklarını anlama fırsatı vermek içindir.
Yorum: Öğretmenin, öğrencileri kendisine bağladığı yöntemler, teoriler ve manevi uygulamalar vardır. Yani, öğretmenin açıkça onlardan üst olduğu durumlar.
Cevabım: Kabala’da asla. Kesinlikle yoktur! Her an, kişi güvenle ayrılabileceğini hissetmelidir. Vedalaşmadan! Sadece kalkıp giderek. Peki nasıl ayrılırlar? Görüyorsunuz, bu sessizce olur.
Yorum: Doğru. Bir anda kişi gitmiştir.
Cevabım: Bazen geri gelirler. Geri gelenler vardır. Onlara farklı davranmam. Bunu görüyorsunuz.
Yorum: Anlıyorum, evet. Kişi içeri girer, oturur, ona bakarsınız ve işinize devam edersiniz. “Aaa! Geri dönmüş!” gibi bir şey olmaz.
Cevabım: Ne için? Bu beni ilgilendirmez. Benim işim hizmet etmektir. Restoranda olduğu gibi: müşteriler gelir ve ben garsonum.
Yorum: Masayı hazırlamak için.
Cevabım: Doğru. Kesinlikle öyle.
Yorum: “Kötü söz üç kişiyi öldürür: söyleyeni, söyleyene inananı ve hakkında konuşulanı.” Talmud’da böyle yazıyor.
Cevabım: Evet, çünkü aslında Yaradan’dan başkası yoktur. Bu nedenle, kendinizden başka birisi hakkında kötü konuşursanız, kesinlikle açık ve net bir şekilde Yaradan’ı kastetmiş olursunuz.
Soru: İftira, Yaradan hakkında kötü konuşmak anlamına mı gelir?
Cevap: Evet.
Yorum: Başkasını lanetliyor olsanız bile.
Cevabım: Önemli değil. İş veya evle ilgiliyse, iftira olarak kabul edilmez. Biz ideolojik, içsel, manevi iftiradan bahsediyoruz. İşte buna izin veremezsiniz!
Yorum: “Sizi azarlayanları sevin, övenlerden nefret edin, çünkü ilki sizi gelecek dünyada hayata götürür, ikincisi ise sizi yok eder.”
Cevabım: Doğru! Kesinlikle doğru. Kişi kendisini döven veya azarlayanlara ödeme yapmalıdır. Ve bunun tersine, kendisini övenlerden uzak durmalı veya onları azarlamalıdır.
Yorum: Ama bu neredeyse imkansız.
Cevabım: Kişi kendini kısıtlama ve perdeyle doğru bir şekilde yöneltirse, tam olarak bunu yapar.
Soru: Yani, eğer biri Yaradan’a yönelmişse, onu azarlayan kişiye teşekkür mü eder?
Cevap: Hayatta birbirimize gerçekten bu şekilde teşekkür etmiyoruz. Ama aynı zamanda, kişi bir başkası aracılığıyla övgülerin aksini duyduğunda Yaradan’dan büyük bir yardım alır.
Soru: Şamati’de (“Duydum”) bile, bir Kabalistin aşağılanmasının iyi olduğu yazıyor. Aşağılanırken iyi hissetmek mazoşistçe değil mi?
Cevap: Hayır, kişi bundan haz almaz. Kişi, bu tür bir aşağılanma yardımıyla Yaradan’a daha yakın olabileceği gerçeğinden haz alır. Egoizmin küçümsenmesi büyük bir yardımdır. Ancak genellikle dışarıdan tamamen farklı bir tablo gösterilir.
Yani, eğer o gerçek bir Kabalist ise, öfkelenip itiraz edebilir.
Soru: Öfkeli ama içten içe minnettar mı olmalı?
Cevap: Elbette.
Yorum: “Düşmanınız sarsıldığında sevinmeyin, tökezlediğinde kalbiniz sevinmesin.”
Cevabım: Gerçek şu ki, sizler genel ıslahı düşünmelisiniz, yani bu tam olarak doğru tutumdur.
Soru: Düşman düştüğünde sevinmemeli miyiz?
Cevap: Hayır. Sonuçta, o sizi ıslaha yaklaştırmak için böyle davrandı. Bu yüzden onun başarısızlıklarından mutlu olmayın. Aksine, ne kadar güçlü olursa ve size ne kadar baskı yaparsa, sizin için o kadar iyi olur.
Soru: “Günahtan korkmak, cezadan değil, günah işlemekten korkmaktır.” Bu ne anlama geliyor? Cezadan mı korkmalıyız, yoksa günahtan mı?
Cevap: Kişi, günah denen eylemden korkmalıdır, o eylemin cezasından değil, çünkü aksi takdirde cezalandırılmaktan korkarsınız. Ceza olmasaydı, bunu yapar mıydınız, yapmaz mıydınız?
Yorum: Bu çok derin bir konu.
Cevabım: Bu nedenle korkmanız gereken eylemdir.
Soru: Oysa kişi çoğunlukla cezadan korkar?
Cevap: Elbette. Yakalanmasaydım…
Soru: Her şeyi alırdım. Yani yakalanmasaydım çalar mıydım?
Cevap: Elbette çalardım.
Yorum: İnsanlar bunun bir sonucu olmayacağını bilselerdi, tam bir kaos olurdu.
Cevabım: Yaradan’ın yönetimi, biz gönüllü olarak yolumuzu seçene kadar bizi belirli bir çerçeve içinde tutmaya devam ediyor.
Yorum: Kral Süleyman’ın ünlü sözü: “Önce ne olduysa, yine olacak. Önce ne yapıldıysa, yine yapılacak; güneşin altında yeni bir şey yok.”
Cevabım: Evet ve her şey normale döner çünkü tüm bunlar, sürekli olarak aşamalar halinde ıslah edilen saf bir evrensel egoizmden ibarettir. Döngüler.
Soru: Bir insan için bunun anlamı nedir? O şöyle diyor: “Önce ne olduysa, yine olacak. Önce ne yapıldıysa, yine yapılacak; güneşin altında yeni bir şey yok.”
Cevap: Bu, yeni yasalar olmadığı anlamına gelir. Elbette yeni eylemler vardır. Koşullar değişiyor, Dünya değişiyor, her şey değişiyor; ama hepsi aynı yasalara uyuyor ve aynı yönde akıyor.
Soru: Kral Süleyman aslında tek bir yasa olduğunu mu söylüyor?
Cevap: Egoizmi mutlak bir ihsan etmeye dönüştürmek için tek bir yasa.
Soru: Bu, kişinin ihsan eden ve seven biri olması anlamına mı geliyor? Hayatın amacı bu mu ve her şey bu noktaya mı gidiyor?
Cevap: Evet, kişinin egosunun üstünde, tam da bu nedenle.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

