Bir Kabalistin Aklı

Yorum: Çok geniş bir zihne sahipsiniz, ancak insan beyni tüm evreni bu kadar geniş bir şekilde algılayıp hissedemez. Sizin içinizde bilgelik var.

Cevabım: Bu, manevi edinimin bir sonucudur, dünyevi seviyede zeki olmam değil. Dünyevi seviyede, Newton ya da Einstein değilim.

Soru: Peki bu engin bilginiz nereden geliyor?

Cevap: Gerçek şu ki, tamamen farklı bir arzu hacmine sahibim. Arzumun içinde, bu dünyada olan her şeye küçük çocukların oyunu gibi bakıyorum. Dünyamızı, tüm hacmiyle, tüm bağlantılarıyla yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya bütünüyle kolayca kavrayabileceğim bir seviyede görüyorum. Benim için bu, bir sandviçe benzer.

Onun dört bölümden: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyelerinden oluştuğunu görüyorum ve bunların birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğini ve insan seviyesinin sonunda yukarıya, manevi dünyaya yükselecek şekilde giderek nasıl geliştiğini ve diğer tüm seviyeleri de beraberinde yukarı çektiğini görüyorum.

Bunu tamamen spekülatif olarak, görsel şekilde görüyorum; ama bunu, içimde manevi bir Kli, manevi bir arzu geliştirmiş olduğum için görüyorum. Aksi hâlde, böylesine geniş bir hacimde ve böylesine net olarak, yukarıdan aşağıya göremez ve tabiri caizse onu bu şekilde yönlendiremezdim.

Dünyamızda, ‘birisi şöyle söyledi,’ ‘birisi böyle düşünüyor,’ ‘şuna göre,’ ‘buna göre’ gibi ifadelere dayanan çok fazla bilgi taşıyan, üstün zekâlı bilim insanlarıyla konuştum. Bilgi yığını içinde boğuluyorlar, onu sindiremiyorlar. Çünkü onlar bilgiye dayanırlar ve bu yüzden onlar için zordur.

Soru: Ama diğer insanların tüm koşullarını göremezsiniz, değil mi? Her şeyi bir tabaktaymış gibi görmek için her zaman her yerde değilsiniz.

Cevap: Evet, doğayı genel olarak görüyorum. Elbette tüm koşulları, tüm değişimleri, her insanın başına gelen ve yaşadığı her şeyi bilmiyorum. Sadece genel gelişim planını biliyorum. Ben bunu bizzat yaşadım ve bu nedenle başkalarının nelerden geçmesi gerektiğini anlıyorum; çünkü bireyin yolu ile bütünün yolu tamamen aynıdır.

Tüm dönüşümlerin ve değişimlerin doğasını biliyorum ve bu yüzden, bu benim için bir sır değil. Bir insanın özel koşullarını bilmem; başka birine bakıp ne düşündüğünü söyleyebilen, Wolf Messing gibi bir medyum değilim.

Bu arada, Kabala (dünyamızda birtakım duyu ötesi numaralar yapmak, çeşitli gösteriler gerçekleştirmek, yirmi basamaklı kesirleri, sayıları toplama gibi) böyle yetenekler hiç vermez. Geçmişi ya da geleceği bireysel anlamda görmeyi sağlamaz; yalnızca tüm gelişimin genel sistemini verir. Bu sistemin içinden nasıl geçtiğinizi hissedersiniz ve şu anda nelerden geçmekte olduğunuzdan, bunun nasıl gelişmesi gerektiğini anlarsınız.

Kişisel ruhlara girmezsiniz. Ve neden buna ihtiyaç var ki? Başkalarında ne görebileceğim ne fark eder ki?

Soru: Yani, yaşadığınız koşulları hatırlıyorsunuz ve sadece bu sayede bir insanda neler olup bittiğini mi anlayabiliyorsunuz?

Cevap: Elbette, sadece kendi deneyimimden ve sadece bugün bulunduğum dereceye bağlı olarak. Eğer bana bu derecenin üzerindekiler hakkında bir şey sorarsanız, sadece tahmin edebilirim; emin değilim, kesinlikle emin değilim.

Üstelik tüm deneyimim bana bunun kesinlikle yanlış olduğunu söylüyor. Öte yandan, bana: “Ne düşünüyorsunuz: şöyle mi yoksa böyle mi olacak?” derseniz, size her şeyi söyleyebilirim ve yine de bu öngörülemez olacaktır.

Ne yazık ki, bu ögeye yorum yapma özelliği kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed