Manevi Olgunlaşma
İlk başta, kişi hâlâ “kadın, köle veya çocuk” olarak adlandırılan manevi seviyedeyken, onlara, korkudan dolayı Yaradan için çalışmanın değerli olduğu söylenir. (Rabaş, Makale 12 (1987), Çalışmada Yarım Şekel Nedir? – 1)
Şartlı olarak “kadın, yaşlı adam veya çocuk” olarak adlandırılan manevi seviyeler, kişinin bağımlı koşullarını temsil eder. Bir kadın bir erkeğe, bir çocuk ebeveynlerine ve yaşlı bir adam gençlerin yardımına bağımlıdır.
Bir de efendisine yani egoizmine bağımlı olan bir “köle” koşulu vardır. Bu nedenle, herhangi bir kişiye çok hassas ve dikkatli bir şekilde yaklaşmalı ve Kabala’nın onun kendi yararına gelişimiyle ilgilendiğini açıklamalıyız.
Kabala, kişiye bu dünyada nasıl davranacağını daha iyi anlamasına yardımcı olabilir. Ve kişi düşünmeye başlar. “Bu dünyada nasıl doğru bir şekilde davranacağımı anlarsam, daha zengin, daha güçlü, daha başarılı ve daha sağlıklı olabilirim.”
İnsanın, Yaradan’a korkuyla hizmet etmesi gerektiği söylenir. Bu, kaybetme, bir şeyi kaçırma, ödül alamama korkusu anlamına gelir.
Ancak daha sonra, kişi manevi olarak olgunlaşıp bilgelik kazandığında, ona Yaradan’a başka motivasyonlarla hizmet etmenin gerekliliğini açıklamak mümkün hale gelir – daha doğrusu kendisi anlar – ve yavaş yavaş Tora’nın sırları ona ifşa olur.
Bu noktada, çok ince bir geçiş yaşanır; kişinin tüm dünyanın tam bir kaos ve karmaşa içinde olduğunu keşfettiği dramatik ve zor bir an. Her şey, her an kapabileceği her şeyi ele geçiren kaprisli bir egoizm tarafından yönetilir. Bu koşula karanlık denir.
Bu kara noktada, kişi tam bir umutsuzluk, kafa karışıklığı ve kendisi, başkaları veya kader üzerinde kontrol eksikliği hisseder. Herkesin, sudaki kurbağa yavruları gibi oradan oraya savrulduğunu görür ve artık böyle bir hayata dayanamaz.
Kendini tam bir karanlıkta hisseder, kaçmaya çalışır ve Yaradan’a haykırmaya başlar: “Ne yapmalıyım?!”
Ve sonra yavaş yavaş yukarıdan yardım alır ve manevi netliğe kavuşur. İşte bu şekilde Yaradan’ın ifşasına geçiş yapar.
Üst yasa, insana, onu uyumla karşılaştırılarak açıklandığında, dünyamızı yöneten kaosu açıkça görür – uyum ve kaos.
Bu bir dramdır, içsel bir ağlamadır. Bir yanda üst yasa vardır, diğer yanda ise tam bir düzensizlik vardır.
Ve bu aslında bir insan için en iyi koşuldur çünkü Yaradan’ın yardımını ve kurtarışını orada hisseder.
Ve kişi, bu karanlık koşul için Yaradan’a şükreder, zira önce sol ayakla adım atmadan sağ ayakla ilerlemek imkânsızdır.
Kişi bunu anladığında, her ikisini de önceden tahmin eder ve hem iyi hem de kötü koşullarla doğru bir şekilde ilişki kurar çünkü manevi yolun tam ikisinin arasında, tamamen ortada olduğunu görür.
"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

