Daily Archives: Nisan 6, 2012

Sadece Herşey İçin Hazır Olan Kişi Egosundan Kaçabilecektir

Rabaş, Dargot HaSulam (Merdivenin Basamakları) 924, ‘‘Ve Yaratan Musa’ya konuştu’’: Aslında bizler Yukarıdan, doğadan hiçbir şey alamayız ta ki kişi doğanın içinde olamayacağı kararına gelene kadar. Kişi doğadan umudunu kaybettikten sonra ancak Cennetten yardım talebinde bulunabilir ve bu anda ona üst doğadan yardım edilecektir.

Bağ kurmaya çalışmalı ve Islah Eden Işığı uyandırmak için aramızda ihsan etme aksiyonlarını yerine getirmeliyiz. Işık bizi etkilediği zaman hissedeceğiz ki aramızda çok ve çok az bağın kıymeti var. Şöyle denir: ‘‘Firavuna Gel, onun kalbini Ben ağırlaştırdım.’’ Yaratana benzemeyi isteyerek, O’na yakınlaşıyoruz ve aynı zamanda O’ndan uzaklaştığımızı hissediyoruz.

Burada kişinin özel bir çaba sarf etmesi gerekmektedir: Kişi savaştan kaçmaz ve kalbinin bu ağırlaştırılmasının sebebinin ihsan etmenin gücünün gerekliliği ifşa etmek için olduğunu anlar, konunun ne olduğu önemli değildir. Nihayetinde kişi herşey için hazırdır, konu ne olursa, koşulların bağlantısız olması, grup, dünya. Öyle veya böyle önemli olan şey ihsan etmenin gücünü, bağın gücünü edinmektir.

  • Ne için? Bundan kazancın ne?
  • Hiçbir şey, ihsan etmenin kendisinin gücünün dışında hiçbir şey.

Bunun hakkında sadece konuşmak yeterli değildir. Dağıtımda ve grup içinde çalışarak diğerlerine yönelik bu yaklaşımı edinmeye çalışmalıyız. Dışsal olarak açıklanmak zorunda değil fakat kişi diğerlerine ulaşmak için çaba harcarsa işte o zaman gerçek anlamda Mısır’ın kralı ile yüzyüze gelir ve görür ki kişinin egosu hiç bir şey yapmasına müsaade etmeyecektir.

Daha sonra kişi ‘‘Mısır’ın On Vebasından’’ geçer ve ne kadar çok Yukarının özel bir gücünün etkisi altında olduğunu görür, kişinin egosu aşama aşama kendisini bırakır. Her defasında ‘‘Firavun’’ başını kaldırır ve ısrar eder ve bir diğer darbeyi alır. Bu durum kişiyi egosundan ayırır ve sonunda egosundan kaçmasını sağlar.

Nereye kaçar? Kişi Firavundan kaçar yani kendini diğerlerinden ayıran bu güçten kaçar. İlkönce bu sadece bir kaçış, bunun üzerine yükselmek ve daha sonra kişi bağ kurmak üzerine pratik olarak çalışmaya başlar. Mısır’da, kendi arzusu içinde, kişi bunu yapamazdı. İşte bu şekilde ‘‘Işığın Alınmasına’’ ulaşırız yani ortak sorumluluk ve ‘‘çölde kırk yıl’’ın süreci başlar.

04.04.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4. Bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

Dünya’nın Tek Şansı

Soru: Bizim çalışmalarımızın etkisi, bilim insanları ve araştırmacıların sağduyuları üzerinde ne zaman bir etkiye sahip olacak?

Cevap: Onların resmin bütününü görmelerine yardım etmemiz gerekir. Onlar da şimdiden integral bir dünyanın emareleri üzerine konuşmaktadırlar; ancak kişisel gözlemlerini tek bir sistem, tek bir metodoloji içinde bir araya getiremiyorlar.

Bir de bu konunun daha da derinine girmekten korkuyorlar çünkü integral bir dünya düşüncesi onları iktidarlarla yüzleştirmeye götürmektedir. Mevcut hükümetler kendi kendilerine zarar verdiklerini kavramada o kadar başarısızlar ki egoistçe ve bireysel bir şekilde davranmaktalar. Politikacılar bütünleyici bir sezgiden yoksunlar. Onların aksine bilim insanları doğayı gözlemleyip ne gördükleri hakkında konuşuyorlar. Onların sesine kimlerin kulak verdiği ise ayrı bir konu.

Bir başka sorun da şu: Çeşitli uzman ve bilim insanı tarafından söylenen harikulade sözler olmakla birlikte aramızdaki bağlantıdan ve birliğe ne kadar ihtiyaç olduğuyla ilgili söz ettikleri konu yok; uygulama konusunda isteksizler. Para ve ordu burada yardım edemez. Dünyadaki tüm insanlar “Evet, biz global bir köy olmak istiyoruz” diye haykırsa bile, bu ittifak halindeki iradelerin bildirilmesinden sonra ne olacak? Bir dünya savaşı haricinde hiçbir şey. Onları birbirine bağlayan bağı çok şiddetli biçimde hissettikten sonra bile bu bağı kesmek için bir dünya savaşı çıkaracaklar.

Bilim insanlarının bir çözümü yok; insanı nasıl değiştireceklerini bilmiyorlar. Bir ilacınız yoksa egoizmin ne kadar da zararlı olduğunu haykırsanız ne yazar? Geçmişte, doktorlar ölümcül hastalarına bu durumu söylemezlerdi. Hastalığın ilerlemesini yavaşlatma konusunda bile bir niyet yoktu ve bu nedenle kişi karanlıkta bırakılırdı ki daha az acı çeksin. Tora: “Kör bir adamın önüne engel koymayın” der. Bir insanla ilgilenemeyecek kadar acizseniz gerçeğin ifşasına ne gerek var?

Yani Kabala Bilgeliği olmaksızın, bizlerden karşılıklı davranış güvencesi mesajı çıkmaksızın, insanlığın herhangi bir şeyi düzeltmek için tek başına şansı yok! Ve şimdi problemimiz şu ki: İnsanlarla bağlantıyı nasıl sağlayabiliriz ve egoizmi düzeltmenin, dolayısıyla dünyayı düzeltmenin mümkün olduğunu onlara nasıl izah edebiliriz?

Biz insanın düzelmesi gerekliliği hakkında çok açık konuşuyoruz. Başka hiçbir şey yardımcı olamayacak. Birçokları tüm kötülüğün insanın doğası içinde var olduğunu anlamış durumda. Bununla birlikte ellerini havaya kaldırıyor: “İnsan egoistik bir varlıktır ve bunun hakkında yapılacak hiçbirşey yok” diyorlar. Eğer bizler egoizmin düzeltilmesi yöntemini insanlara sunmazsak, eğer bunun gerçekten de mümkün olunabilirliğini açıklamazsak, dünyanın hiçbir şansı yok. Bununla beraber, şimdiye dek yarı-gönüllü olarak çalışmış durumdayız.