Bağın İki Sinyali

Soru: Hayal gücümüzü kullanmamız ve kalplerimizdeki Yaradan ile iletişim kurmamız gerektiğini söylediniz. Bunun aramızdaki bağda Yaradan’ı aramakla nasıl bir ilişkisi var?

Cevap: Bizden Yaradan’a neyin gittiğini ve O’ndan bize neyin döndüğünü tanımlayabileceğimiz Yaradan’la olan bir bağa kendimizi ayarlamayı hedefliyoruz.

Bu sadece iki sinyali içerir: Yaradan’a gönderdiğimiz sinyal ve O’ndan aldığımız sinyal. Görevimiz, almakla ilgili olanla ihsan etmekle ilgili olanı net bir şekilde ayırt etmektir.

Tüm bunlar aramızdaki bağ içerisinde gerçekleşir.

Tüm Dünya İçin Sevgi Duygusuyla

Soru: Etrafımdaki her şey değişmeden kalırken kendimi aniden zengin hissettiğimin farkına varmak bir sınav gibi geliyor. Yaradan beni ne için test ediyor? Neden bunu yaşıyorum?

Cevap: Yaradan, sizi ve hepimizi dünyanın yönetimine ilişkin algımızın dünyanın yararına olup olmayacağı konusunda sınıyor. Bu en önemli şeydir.

Neye karşı dikkatli olmalıyız? Dünyaya ve Yaradan tarafından yaratılan her şeye karşı yanlış bir tutum. Bu dünyayı sevgi, özen ve Yaradan’ın yarattığı her şeyin sürekli gelişimi duygusuyla algılamayı arzuluyoruz. Bu nedenle, dünyaya ilişkin ifşaatımızın tüm yaratılışa yönelik bir özen ve sevgi duygusuyla ortaya çıkmasını sağlamak için çok dikkatli olmalıyız.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 58

Neden Çaba Gösterdikten Sonra İlerlemek Yerine Geriliyormuşuz Gibi Geliyor?

Eğer çaba harcıyor ve gerilediğimizi hissediyorsak, bu yeni bir kabın ifşası sürecinden geçtiğimizi gösterir. Ne zaman “geriye doğru gidiyormuşuz” gibi görünür? Bu boş bir kabın ifşa olduğu zamandır. Bu, sol çizgiye girerken, yeni bir kabı ifşa ederken veya yeni Ahoraim‘i (bir sonraki manevi derecenin arka tarafı) deneyimlerken gerçekleşir. Bu olumsuz hissettirse de aslında ilerlemedir; daha sonra ıslahlar ve ışıkla doldurulacak olan artan boşluktur.

Böyle bir koşulda, sol çizgideyizdir ve daha sonra sağa geçeceğizdir. Sol ve sağın değişimi “düşüşler ve yükselişler” denilen şeyi yaratır. Ancak bunlar gerçek anlamda düşüş ve yükseliş değil, ıslahın iki aşamasıdır. İlerleme süreci böyledir – sol, sağ, sol, sağ. Solda boşlukta hissederiz ve kendimizi geriliyor olarak algılarız. Ve gerçekten de maneviyattan uzaklaşarak geriye doğru gideriz. Daha düşük kapları toplamak için aşağı indiriliriz ki bu da bu kapları bile ıslah etmeye hazır olduğumuzu gösterir.

Bu nedenle, eğer manevi çalışmalarda deneyimliysek, umutsuzluk, kafa karışıklığı veya kargaşa hissettiğimizde seviniriz. Bu karışıklık ve dağınıklık koşullarından memnuniyet duyarız çünkü bu hisler yeni kapların eklendiğine işaret eder.

Merdivenin Basamakları Hakkında Sohbetler, Kısım 57

Bir Dosttan Ne Alınabilir?

Bir dosttan hiçbir şey alınamaz. Onların çalışma veya düşünme biçimlerinden yalnızca dışsal ilham alabiliriz. Bir dostumuzdan ilham alabilmek için, onun haberi olmadan onu gözlemlememiz ve eylemlerinden bir şeyler öğrenmemiz gerekir. Örneğin, bir dostun ders sırasında sürekli yazdığını, bizim ise yazmadığımızı gözlemleyebiliriz. Daha sonra neden yazdıklarını düşünebilir ve notlarına daha sonra evde baktıklarını varsayabiliriz. Bu tür örnekler ararken, sadece olumlu yönlere odaklanmalı ve olumsuz olanları göz ardı etmeliyiz.

Ne kadar çalıştıklarına ve çabaladıklarına dikkat ederek dostlarınızı her zaman olumlu değerlendirin. Çeşitli küçük ayrıntıları gözlemleyin ve bunlardan fayda sağlayın. Buna “dostu olumlu yargılamak” denir; bu, onlarda yalnızca iyi olanı görmektir çünkü onların iyiliğinden fayda, yakıt ve motivasyon elde ederiz.

Bu nedenle, hiçbir zaman harekete geçme veya harekete geçmekten kaçınma zorunluluğumuz yoktur. Bu herkesin kişisel ıslahıyla ilgilidir. Tora hiçbir şeyi yasaklamaz; sadece kişisel manevi ilerleme için tavsiyelerde bulunur. Tüm yasaklar ve tavsiyeler kişiyi geliştirmeyi amaçlar. Bir dostu olumlu yargılamazsak, ona zaten hiçbir şekilde zarar veremeyiz ama ondan yardım veya ek güç de alamayız. Böyle bir durumda kayıp tamamen bize aittir.

Yaradan İle Bağı Koparmayın

Soru: Yaradan’a hitap ettiğinizi bildiğiniz halde nasıl hata yapmazsınız? Bir çeşit doğrulama var mı?

Cevap: Hayır, O’na nasıl isterseniz öyle hitap edin, hata yapın; önemli olan O’nunla her zaman iletişim halinde olmaktır.

Ne isterseniz yapın, sadece O’nunla bağınızı koparmayın. En önemli şey kesintisiz diyaloğu her zaman sürdürmektir.

İki Yönlü İletişim

Soru: Kolektif duygularımızla Yaradan’ın isteğimize yanıt vermesine layık hale geldiğimizi söylediniz. Bu hangi noktada gerçekleşecek?

Cevap: Alma ve ihsan etme arzularımız ve taleplerimiz Yaradan’ın bize yönelik arzusuyla hizalandığı anda Yaradan’ın yanıtına layık hale geliriz. O zaman birbirimize bağlı hale geliriz.

Yaradan’ın bana gönderdiklerini, O’ndan alırım ya da ben Yaradan’a gönderirim ve O alır. Aramızda iki yönlü bir bağ oluşur. Birçok Kabalistik kaynak bundan bahseder. Böylece bu bağın nasıl kurulduğunu ve deneyimlendiğini çabucak anlayacağız.

Gerçek Minnet

Soru: Gerçek minnettarlık nedir? Nihayetinde, ödüle, Yaradan’ın bize armağanlar vermesine duyulan şükran vardır.

Bu şükran, tüm çalışma ve yükselişten önce gelen bütün koşullar için de olmalıdır. Gerçek minnettarlık nedir? Neyden kaynaklanmalıdır?

Cevap: Doğru minnettarlık, kişinin başlangıç koşuluna olan farkındalığından ve nihai koşul olan yükselmeye dair farkındalığından kaynaklanmalıdır.

Yaradan’ın bende tüm bunları yaptığını gördüğümde, bana böyle bir hizmette bulunan bir kişiye nasıl teşekkür edeceğimi ve O’na nasıl teşekkür edeceğimi hayal etmeliyim.

Yaradan’a minnettarlık, çok güçlü bir eylemdir. O halde, bunu başarmaya çalışalım.

Grup – Kişiyi Etkileyen Bir Sistem

Soru: Niyeti tutmak için kişinin bazı eylemleri gerçekleştirmesi ve aktif olması gerekir mi?

Cevap: Niyet, kişi için ancak önemli olduğu ölçüde geliştirilebilir. Bu önem derecesini ancak grubun yardımıyla, bu bilgiyi bedene duygular şeklinde nasıl aktaracağımı aklımla anladıktan sonra geliştirebilirim. Sonuçta beden yalnızca duygulara tepki verir, aklın onun üzerinde neredeyse hiçbir etkisi yoktur.

Aklımın yardımıyla duyguları ne kadar uyandırırsam uyandırayım, sonuç getirmeyecektir. Hareket ettirilmeliyim, korkmalıyım ve bu da çevre aracılığıyla sağlanır. Baal HaSulam’ın bunun benim tek seçimim olduğunu söylemesi boşuna değildir.

Ama bu benim seçimim, sonuçta beni bu şekilde etkilemesi için grubu seçen ve yönlendiren benim. Sanki kendi kendilerine “beyin yıkamak” zorunda olduğunu anlamayan insanların bana gelmesi gibi.

Bu nedenle, kişinin etrafında ona yardım edecek, onu etkileyecek ve ona önem verecek sistemler inşa edilir.

Her izlenimi silen doğamıza karşı, ne kadar çok çalışmak zorunda olduğumuzu görüyorsunuz. Dün bir patlama yaşadık ve on dakika sonra bunu unuttuk. Radyoda bir olay duyduğumuz an, bunu unutmanın bir yolunu arıyoruz. Hemen o anda!

Peki ya sonra? O zaman soruyoruz, milyonlarca insan nasıl gaz odalarına gönderilmiş olabilir? Çok basit, insan kendine neden ve sonuç ilişkisini silen bir sistem kurar.

Dünyada Savaş Varken Bir Kabalist Ne İçin Dua Eder?

İnsanlar bana dünyada savaş varken bir Kabalistin ne için dua ettiğini soruyorlar. Bir Kabalist, asıl savaşın dünyanın herhangi bir yerinde olmadığını, kalplerimizden geçtiğini bilir. Bu yüzden bu savaşın ortadan kalkması, bizi ayıran nefretten nefret etmeye başlamamız ve tek kalpte tek adam olarak birleşmeye çabalamamız için dua eder. Bu savaştan bu şekilde çıkabiliriz.

Savaşın amacı, Yaradan’ın yüceliğini yüceltmek, O’nu her birimizin sahip olduğu diğer tüm hedeflerin ve bağların üzerine çıkarmaktır. Sadece aramızdaki bağ kalplerimizde ifşa olduğunda, kötü eğilimimize karşı savaşı kazandığımızdan emin olabiliriz.

Eğer savaş, sadece içsel değil aynı zamanda dışsal, maddesel dünyadaysa, o zaman bize tek kalpte tek adam olarak birleşmemizi engelleyen şeyin ne olduğunu bularak, aramızdaki iyi ilişkiyi ifşa etmekten başka bir seçenek bırakmaz.

Her aşamada, bizi birbirimizden uzaklaştıran ve bağımızı bozan pek çok güç iş başındadır. Bunlara karşı mücadele etmeli ve savaş güçlerinin üstesinden gelerek yakınlaşmamıza ve birleşmemize yardımcı olabilecek güçleri aramalıyız.

Her savaş gücü, bizi bölmeyi ve birbirimizden ayırmayı amaçlar. Eğer kişi başkalarına bağlı değilse, o zaman tamamen güçsüzdür, tam sıfırdır. Kişinin gücü, başkalarıyla olan bağının sonucudur. Bu bağdan çıktığında, elinde hiçbir şey kalmaz.

Dolayısıyla bunu sürekli hatırlamalı ve yalnızca birlik için mücadele etmeliyiz. Eğer dünyada gerçekten barış istiyorsak, kendimizi o kadar sıkı bir şekilde birbirimize bağlı hayal etmeliyiz ki bu bağın kendisi, Yaradan’ı aramızda Kendisini ifşa etmesi için uyandırsın.

Bu şekilde, nihayetinde hepimizin birbirimize bağlı olduğumuzu ve Yaradan’ın birliğimizin merkezinde olduğunu keşfedene kadar, tüm ayrılık güçlerinin üstesinden yavaş yavaş geleceğiz.

Ruhların Yapısı

Soru: Karşılıklı garanti, grup içinde de var olan piramidal yapıya nasıl uyuyor?

Cevap: Bunun bir önemi yoktur. Bu, tüm ruhlar farklıysa, nasıl oluyor da hepsi tek bir ruhta “tek kalpte tek adam olarak” var oluyor ve aralarında hiçbir fark yok ve her biri tam ölçüyü alıyor ve her biri diğerleri kadar katkıda bulunuyor diye sormak gibidir. Sonuçta hepsi birbirinden farklıdır.

Eğer tek bir sistem içindeysek, karşılıklı olarak birbirimize bağlıysak, birimiz hepimizde, hepimiz birimizdeysek ve her birinin yapısı diğerleriyle aynıysa, o zaman hiçbir farklılık yoktur.

Elbette ruhların temel noktalarında farklılıklar vardır. Yani, kalpteki nokta her ruhta farklıdır, ancak kişinin edindiği diğer “ilk dokuz” aynıdır: ben ve dahiliyet, sen ve dahiliyet, o ve dahiliyet ve hepsinin yapılarının aynı olduğu ortaya çıkar.

Soru: Bu farklılık nedir?

Cevap: Bu fark, hakkında şöyle dediğiniz Yaradan’dan gelir: “Beni yaratan Efendiye git.” Bunu değiştiremezsiniz.