Teraziyi İyiye Doğru Eğin

Soru: Mevcut halimizle terazinin dengesini iyiye doğru etkileyebiliyor muyuz?

Cevap: Varoluşumuzun her anında yalnızca tek bir şeyin farkındalığına varıyoruz – karşılıklı garantinin (Arvut). İstesek de istemesek de, biz ve tüm dünya ya acı çekerek ya da Tora yolunda ilerleyerek bunun önemini idrak etmeye doğru ilerliyoruz.

İnsanlığın karşılıklı garantiden başka yönlendirildiği hiçbir şey yoktur. Bunun bir gereklilik olduğunu, karşılıklı birliğin “Komşunu sev”den “Efendi Tanrını sev”e götürdüğünü görmeliyiz. Bu, tüm ruhların geçmesi gereken bir süreçtir.

Dolayısıyla, tüm ruhların ve her bir bireyin yaşamlarının her saniyesinde başına gelen her şey esasen bu yasanın yerine getirilmesine yönelik bir harekettir.

Bizim ve tüm insanlığın kafası ne kadar karışık olursa olsun – nerede olduğumuzu, ne yaptığımızı, neyle meşgul olduğumuzu bilmiyoruz- tüm bunlar sadece nihai sonuca varmamız için yapılan aydınlanmalardır: terazinin hangi tarafa eğileceği her bir kişiye bağlıdır.

Başka bir deyişle, her şey, her bireyin karşılıklı garanti yasasını yerine getirmek için aldığı sorumluluğun derecesine bağlıdır.

Ve şimdi bile, henüz ıslah olmamışken, yerine getirmekle yükümlü olduğumuz bu yasanın anlayışına bir şekilde yaklaştığınız ölçüde, tüm ruhlara dâhil olmanız yoluyla tüm dünyayı etkiliyorsunuz. Bu şekilde, yasa onlara daha fazla ifşa olur ve başkalarının da yasanın yerine getirilmesine ulaşmasına yardımcı olursunuz.

Ancak, kalpteki noktalarının durumu nedeniyle, Yaradan’a bağlılık için çabalamaktan aciz olan, karşılıklı garanti yasasını kendi başlarına yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak diğer tüm ruhlar onların içinde yer aldığından, bir miktar aydınlanma alacaklar ve sonuç olarak bu yasayı yerine getireceklerdir.

“Eğer herkes bunu yapıyorsa, o zaman elbette biz de yapmalıyız.” diyecekler. Fakat içsel olarak bunu hissetmeyeceklerdir çünkü diğer ruhların içlerine nüfuz etmesi gerçekten minimum düzeydedir.

Tüm Kalbinizle Birleşmek İsteyin

Soru: Gün boyunca herkesin aynı anda, aynı niyete sahip olması için ne yapabiliriz?

Cevap: Gün boyunca sürekli bağlı, tek bir arzuda, tek bir istekte kalmak çok zor bir ön koşuldur, ancak bu koşula yaklaşıyorsanız, bu iyidir.

Soru: Ama bunu tüm kalbimizle istiyorsak – güçlü bir onluya, derslere ve size sahip olmak ve sürekli bağda kalmak – neyi kaçırıyoruz?

Kalıcı bir bağa geçiş nerede? Birlik olmaya ne eklemeliyiz?

Cevap: Bu, arzularınızın ve Yaradan’a doğru yönünüzün doğru bileşimine bağlıdır.

Her Koşulda Fayda Sağlayın

Soru: Gün içinde kendimi endişeli, memnuniyetsiz veya öfkeli hissediyorum.

Bu koşuldan, bunun beni Yaradan’dan uzaklaştırdığı ve onluma ihtiyacım olduğu düşüncesini nasıl geliştirebilirim? Sonuçta her şeyi normal bir egoizm koşulu olarak algılıyorum.

Cevap: Bu tür koşulları kendiniz için yazın, birkaç kelimeyle ama ruhunuza çok yakın olanları. Ve bunun ne gibi faydalar getirdiğini göreceksiniz.

Bir Dostta Benim İçin Önemli Olan Nedir?

Yorum: Söyledikleriniz benim için hala bir gizem: “Bir dostumun fiziksel özellikleri benim için önemli değildir; önemli olan onun Yaradan’a olan içsel arzusudur.”

Cevabım: Bir insanda başka ne olabilir ki? Geri kalan her şey hayvansaldır!

Hayvansal doğamızda, kalpte özel bir nokta vardır, Yaradan’a doğru bir özlem. Bu nokta bir sonraki, daha yüksek bir seviyenin bir parçasıdır. Eğer onunla çalışırsam ve onunla bağ kurmayı denersem, fiziksel seviyemizde bu noktalardan bir grup toplarım, ortak bir arzu.

Tüm hayvansal yönlerimizi iptal ederek, yalnızca manevi arzularımızı birleştirmeyi amaçladığımızda, bir sonraki seviyeye yükseldiğimizi ve bu ortak arzunun içindeki bir sonraki dereceyi ifşa ettiğimizi keşfederiz.

Ve eğer içsel noktamızı görmezden gelir ve dünyevi seviyede kalırsak, o zaman sadece kulübümüzü organize eden ve sadece bu dünyada yaşayan maddi çıkarlara sahip arkadaşlar oluruz. Bu ya biri ya diğeridir!

Neden bir araya geldik? Bir sonraki seviyeye yükselmek için! Bu nedenle, manevi noktalarımızı keşfetmeli ve tek bir manevi kap oluşturmak için onları birleştirmeliyiz. Bunun içinde bir sonraki koşulu, bir sonraki seviyeyi, üst dünyayı hissedeceğiz!

Ancak fiziksel nitelikler veya karakter gibi hayvansal özelliklerimize odaklanırsak, dünyamızın seviyesinde kalır ve asla onu aşamayız.

Dostluk Ve Sevgi Oyunu

Yorum: Kolektif sistemin, kendimizi kandırsak bile dostluk ve sevgiyle oynar gibi her eylemimizi anladığını söylüyorsunuz. Bizi etkilemeye başlıyor ve bizi gerçekten yeniden yapılandırıyor.

Cevabım: Evet, tıpkı çocuklara davrandığımız gibi. Oynarlar, dağıtırlar, zıplarlar, koşarlar, anlaşılmaz bir dilde konuşurlar ve ne yaptıklarını bilmezler ama biz onlarla yaratılışın yetiştirilmesi gereken çok önemli bir unsuruymuş gibi iletişim kurarız. Bu şekilde gelişirler. Aynı şey bizde de olur.

Yorum: Ama biz bunu yapay olarak istiyoruz ve birbirimizi seviyormuş gibi davranıyoruz.

Cevabım: Sadece rol yaptığımızı anlıyoruz, bunu kendimizden saklamıyoruz ve diğer metotlarda olduğu gibi rol yapmıyoruz. Bu aşamada böyle olduğumuzu biliyoruz ve sürekli olarak içimizdeki egoizmin daha fazla katmanını ifşa ediyoruz.

Bununla birlikte, doğanın bütünsel olduğunu, bir tür devasa tek bir organizma olduğunu ve farkındalığımızda bu organizmanın en yüksek bütünsel unsuru olduğumuz noktaya gelmemiz gerektiğini anlıyoruz.

Dolayısıyla, bir yandan henüz bu nitelikte olmadığımızı bilerek, yine de kendimizi bilinçli olarak bu niteliğe doğru ilerletmeye çalışırız. Ve ileriye doğru olan bu bilinçli hareket bizi değiştirir.

Kongreye Bir Kurt Sürüsü Gibi Saldıralım

Bir kongreye doğru yol alıyoruz ve şu anki ana hedefimiz, daha kongreye gelmeden önce, kongreye yönelik derin ve acil bir ihtiyaç uyandırmaktır. Bunu başarmak için bağımızı güçlendirmeli ve arzumuzda birleşmeliyiz ki kongreye avına saldırıp onu parçalayan bir kurt sürüsü gibi, aynı yoğunlukla yaklaşabilelim. Kendimizi kongreye bu şekilde hazırlamalıyız.

Kendimi kongrenin tüm katılımcıları arasına arzumla entegre etmek ve herkesle birlikte kongrenin içerdiği her şeyi dışarı çıkarmak istiyorum. Her birimiz, kongredeki avdan kendi payına düşeni alacak ve tam da bunun için geldiğimizi anlayacağız. Hem erkekler hem de kadınlar bu eylemde yer alacak.

Kongre konusu etrafında birleşmek ve ondan yaşam gücü almak için, dişlerimizi ona geçirmek istiyoruz. Her birimiz bunu tüm gücümüzle kavramalıyız çünkü mütevazı davranır ve birbirimize teslim edersek, bu hiç kimseye ait olmayacaktır. Kendi payımı kendim almalıyım ama onu kendi iyiliğim için tüketmemeliyim, aksine onu Yaradan’a vermeliyim.

Gerçek inancın gücü ancak hepimizin birleştiği inanç kaynağından alınabilir ve her bir kişi yakaladığı avın bir kısmını diğerlerine verir ve bu şekilde hepimiz onu aramızda paylaşırız.

“Sessizlik Oyunu”

Soru: Sessizliğin gücü hakkında sıkça konuştunuz. Onlu içindeki sessizlik, Yaradan ile olan bağı nasıl güçlendirebilir?

Cevap: Sessizliğe önem verdiğimiz ölçüde, bu, Yaradan ile olan bağı güçlendirebilir. Bir yemek ya da birliktelik amaçlı bir etkinlik sırasında “sessizlik oyun” oynamayı deneyin.

Başka bir deyişle, sessiz kalın, düşünün ve Yaradan’a yönelik niyet enerjisini toplayın. Kendinizi dostlarınızla birleştirin, hepsini tek bir düğüm haline getirin ve Yaradan’a yöneltin. Bu çok iyi bir çalışmadır. Bunu günde en az bir kez yapmanızı öneririm.

Kendinizi Yaradan’a Yönlendirin

Soru: Kusurlarımızı kabul etme hızı, ıslah olması için dua etme hızından daha hızlıysa, bu ne anlama gelir?

Cevap: Bu, hatalarınıza daha fazla dikkat etmeniz ve mümkün olan en kısa sürede onları normal koşula getirmek için çalışmanız gerektiği anlamına gelir.

Soru: Hem farkındalık hem de dua, Yaradan ile iletişim mi demektir?

Cevap: Evet, elbette.

Soru: Her ikisinin de Yaradan’dan olduğu hissini nasıl eşitleriz?

Cevap: Hiçbir şeyi eşitlemeye gerek yok. Sadece kendinizi mümkün olduğunca Yaradan’a doğru yönlendirmelisiniz.

Zohar’ın Bizi Etkilemesine İzin Verin

Soru: Uzun bir süre Zohar Kitabı’nı kabul edemediğinizden bahsettiniz.

Cevap: Evet, bana itici geldi. Onun gereksiz olduğunu düşündüm. Sonra ışık beni öyle bir etkiledi ki, içimde bir dönüşüm meydana geldi. Öğrencilerimle hep bu örneği kullanırım.

Soru: Peki, birisi Zohar’dan bir alıntı alıp okursa, bunun onun üzerinde bir etkisi olur mu?

Cevap: Hayır, sadece kişi bu kitap aracılığıyla kendini ıslah etmek istediği ve bir şekilde ondan bir şeyler çıkarmaya çalıştığı ölçüde bir etkisi olacaktır. Ama örneğin bir dilbilimci bu kitabı incelemek ister ve herhangi bir içsel dürtü ya da talep olmaksızın okursa, çok az bir etki alacaktır.

Soru: O halde bizi etkilemesini istiyorsak, bu niyetle mi okumalıyız?

Cevap: Evet bu yeterlidir. Bununla birlikte, Zohar’ı dostlarınız aracılığıyla hep birlikte okuduğunuzda daha da iyi olur, böylece sizi etkileyebilir ve sizi bölen egoizme karşı sizi tek bir arzuda birleştirebilir.

Soru: Diyelim ki derste oturuyorum ve Zohar’ın beni etkilemesini istiyorum. Diğer herkesi de etkileyecek bir niyeti nasıl oluşturabilirim?

Cevap: Bunun bu şekilde olmasını istersiniz.

Soru: Bunların hepsini zihnimde toplayamasam bile mi?

Cevap: Deneyin. Bu deneme sizin niyetiniz, içsel çalışmanızdır. Diğer her şey önemsizdir.

Manevi Çalışma İle İlgili Sorular – 218

Soru: “Satın al ama satma” denir. Öte yandan, dağıtım yapmalı ve ihsan etmeliyim. Bu iki şey birbiriyle nasıl bağlantılı? Bu nasıl anlaşılmalıdır?

Cevap: Bu, kişinin Yaradan’la olan bağını sürekli olarak önemsemesi gerektiği anlamına gelir; bunu başka bir şeyle değiştirmeyin, sadece genişletin.

Soru: Arzuların bir hiyerarşisi olduğunu öğreniyoruz: yemek, cinsellik, aile, para, onur ve bilgi. Hangi arzu gücünün ya da hangi bağ hattının beni Yaradan’a geri getirebileceğini ayırt etmeli miyim?

Cevap: Bu size gösterilecektir. Yaradan’a ya sağ taraftaki bağ ile ya da sol taraftaki bağ ile yaklaşabilirsiniz.

Soru: Dünyamızda ebeveynlerin çocuklarına her şeyi verdiği ama çocukların sonunda onlardan nefret ettiği ya da örneğin zengin bir akrabanın herkese yardım ettiği ama herkesin gizliden gizliye onu hor gördüğü örnekler var. Yaradan ona her şeyi verdiği için, Allah korusun, kişi Yaradan’ı sevmek yerine O’ndan nefret eder hale gelebilir mi?

Cevap: Hayır, Yaradan ile bu imkânsızdır.