Bağ Kurmamızı Önleyen Şey Nedir?

Soru: Şayet haftada birkaç kez toplanmak, okumak ve bazı şeyleri konuşmak için hazırsak, o halde bizi bağ kurmaktan alıkoyan nedir?

Cevap: Egoizminiz. Ego her geçen gün büyüyecek ve dostlarınızın içinde gittikçe artan daha büyük akımlar bulacak; öyle ki onlara her geçen gün daha büyük bir öfkeyle bakacaksınız.

Soru: Bunun sebebini anlamayacak mıyım?

Cevap: Birçok sebep olabilir. Bana inanmıyor musunuz? Şu andan itibaren bir yıl içinde size soracağız ve siz de bize bunun nasıl olduğunu söyleyeceksiniz.

Bazen insanların basit şekilde ilgisiz olduğu zamanlar vardır. Gelirsiniz, çalışırsınız, yardımsever olmaya ihtiyaç duyduğunuzu görürsünüz ve o zaman buna alıştıktan sonra bir süre için dostları önemsemeyi bırakırsınız.

İşte o zaman onlarla çalışırsınız, onlara yönelik olan eleştirinizi hissedersiniz; bu, güncel fiili bir antipati ve araları açma koşuluna gelinceye kadar herkeste kötü yönler olduğunu bulursunuz.

Ancak gerçek nefret insanlar bağ üzerinde ciddi şekilde çalıştıkları zaman ortaya çıkar. İşte o zaman gerçek ego ortaya çıkar ve çok güçlü şekilde ifşa olur. Bu durum asıl güncel önemli işin başladığı yerdir.

(Gürcistan Kongresi, 6 Kasım 2012, 2. Dersten)

Herkesin Görevi

Soru: Herkes manevi merdivenin zirvesine tırmanabilir mi? Yükselemeyenlere ne olacak?

Cevap: Herkes doğayla, Yaradanla, diğerleriyle bir dengeye, ahenge ulaşmak zorunda olacaktır. Herkes!

Ulaşmak istemeyenlere ne olacaktır? Doğa, mutluluğa doğru bir sopayla onları itecektir ve onlar isteyene kadar onları vuracaktır. Doğa onları vuracaktır, öyle ki hiçbir koruma bunu engelleyemez. Sonra kişi kendine sessizce sormaya başlayacak: “Bunlar neden oluyor? Neden bu olanlar benim başıma geliyor? Ben neyi yanlış yapıyorum?” Çünkü darbeler kişiye aşama aşama ders verir.

Bu yüzden, bu olanları hızlı öğrenmek ve bir ya da ikinci darbe sonrasını, yüz ya da iki yüz sonrası olmadan, anlamak için Kabala vardır. Prensip olarak, başka bir şey yoktur;  Kabala sadece hayattaki problemin ne olduğunu ve bu problemi nasıl değiştirebileceğimizi anlamamıza yardımcı olur.

05.11.2012 Tarihli Gürcistan Kongresi, 1. Ders

Dünyamız Nasıl Kuruldu?

Kabalistik temel güçler bizlere daha yüksek yönetim sistemini tarif ederler yani hissetmediğimiz fakat bizim üzerimizde işleyen güçleri.

Güçleri görmüyoruz ancak sadece onların üzerimizdeki etkilerini hissediyoruz, iletkenler vasıtasıyla akan elektrik akımını görmediğimiz gibi. Ne zamanki lamba yanar veya elektrik taşıyan bir iletkene dokunduğumuzda bizi çarparsa bir akım olduğunun farkındalığına geliriz. Aynı şekilde, bize de ne olduğunu bilmiyoruz yani bizi etkileyen gücün ne olduğunu.

Hareket ediyoruz, büyüyoruz, bir şeyler düşünüyoruz ve bazı olayları deneyimliyoruz, etrafımızda sürekli bir şeyler oluyor. Ve tüm bu olaylar nereden geliyor? Bizi kim yönetiyor? Prensipte bunu bilmiyoruz. Bizler her şeyin şans eseri veya bir şeyler hakkında düşündüğümüz için gerçekleştiğini düşünüyoruz. Ancak düşüncelerim nereden geldi, bu düşüncelerin neden benim olduğunu bilmiyorum.

Şöyle ki, dünyamızdaki bir kişi tüm dünyanın, tüm sistemin sadece küçük bir kısmını görür ve böylece bu kişi gerçek dünyadan kopuk haldedir.

Gerçek dünya daha büyüktür. Nereden geldik? Neden bu koşulda, bu kaderde, bu ailenin içinde doğduk? Evrenimizin kökeni nedir?

Bir zamanlar evrenin sonsuz olduğunu düşünüyorduk. Öğrenci iken bize her şeyin ezelden var olduğu söylenmişti.

Daha sonra aniden keşfettik ki evren sadece 14 milyar yıl önce var olmuş, Big Bang (Büyük Patlama) ile başlayarak ve daha ileri yayılarak, şöyle ki bu da sınırlı bir durum demektir. Ve bundan önce ne olmuş? Bilinmiyor. Ancak dünyamızın doğum günü olarak bu tarihi biliyoruz.

Daha ötesi, modern bilim bize eğer maddenin, atomların ve daha sonra atomların ötesinin, ilksel parçacıkların ötesinin içerisine girdiğimizde o zaman orada her şey yok olduğunu gösteriyor: maddenin olmadığını, düşünce formlarının içinde güçlerin olduğunu. Elektronlar, protonlar ve nötronlar ve ilksel parçacıkların var olmadığını, düşüncenin etkilerinin var olduğunu gösteriyor. Tüm bunların hepsinin sarsılmaz olduğunu göz önüne alsak bile ortaya çıkan şudur: madde, enerji, bilgi tüm bütün bunların hepsi bilmediğimiz bir şeylerin içerisinde çözüldüğüdür.

Bugün, bilim buna geldi. Ve işte bu yüzden bununla iletişim kurmakta zorlanıyoruz çünkü bizler böylesi bir anlayış ile iletişim kurmak için dizayn edilmedik. İşte bundan dolayı, bilim bir krize geliyor ve bu krizin arkasında, Kabala bilimi ifşa oluyor.

05.11.2012 Tarihli Gürcistan Kongresinin 1. Dersinden

Gruptaki Sol Çizgi

Soru: Gruptaki sol çizginin ifşası neyi gösterir?

Cevap: Eğer grupta doğru sol çizgi ifşa olursa, bu o kadar kötü değildir, zira sol çizgi ancak bir sağ çizgi varsa ifşa olabilir, sadece bizler kendimizi kalbin ağırlaşmasını, sıkıntıları, sorunları, çatışmaları ve anlaşmazlıkları almaya hazırlamışsak sol çizgi ifşa olur.

Grupta her şey gerçekleşir; fakat bir sol çizgi daima sağ çizginin zıttına gelir ve bu da bizim bunu doğru algıladığımız ve hayal edebildiğimizi gösterir. Bizler Yaradan’ın bize döndüğünü ve Firavun ’un kalbini ağırlaştırdığını anlamak zorundayız. O, bunu bize daha yüce görünmek için yapar ve O’nu bilmemize yardım eder.

Yaradan orta çizgi, saf ihsan eden ve sevgidir. Yani aramızda ortaya çıkan problemleri hedefe doğru bizi ilerletmek için gönderildiğini anlayalım diye. Sol çizgi yükselmek için direkt yolu açmak için ortaya çıkar! Sol çizgi yükselmek için en önemli bileşendir zira bizler kalbin ağırlaştırılmasını hissettiğimiz ölçüde büyürüz.

Firavun’ un her Mısır vebasından önce bizlerin bir sonraki seviyeye ayrılması için on kez daha büyümesi gibidir. Buna ‘‘kurtuluş’’ ve sürgünden çıkış denir. Yol bu şekilde işler.

24/10/12 Tarihli Günlük Kabala Dersi 1.Kısım, Rabaş’ın Yazıları

Her Nesildeki Kabalistlerin Rolü

Soru: Günümüzde Kabala’nın ifşasından önce Kabalistlerin rolü ne idi? Veya basitçe bir nesilden bir sonraki nesle bilgiyi aktarmak mıydı?

Cevap: Her nesilden şimdiye dek Kabalistlerin rolü Kabala’yı daha ve daha ileri götürmek idi. Pratikte başka bir kullanımı yoktu. Kendi nesilleri içerisinde bunu geliştirmek zorunda olan her nesil içinde farklı Kabalistler vardı.

Bir Kabalist dünyanın yönetiminin nasıl olduğu ile ilgilenen bir kişidir: niye, ne için ve bununla nasıl çalışılır. Kabalist, bu sistemi ifşa eder, çalışır ve bulunduğu seviyeye göre bunu tanımlar.

Bir sonraki neslin Kabalisti bir önceki neslin Kabalistinden farklı seviyededir. Tüm diğer insanlar gibi, diğer ihtiyaçlarını Kabala’yı daha ileriye geliştirmek paralelinde geliştirir. Şöyle ki, insanlığın ve Kabala’nın gelişimi paraleldir, insanların buna ihtiyacı olduğunda o zaman Kabala ifşa olur.

05.11.2012 Tarihli Gürcistan Kongresinin 1. Dersinden

Ego’nun Tüm Durumlarından Özgür Olmak

Amacın ve Yaratan’ın yüceliğinin öneminden ( ki bunlar olmazsa çalışamayız) çok fazla konuştuk zira güce ihtiyacımız vardır. Ancak buradaki soru, ne için Yaradan’ın yüceliğine ihtiyacım var? Bu, ihsan etme ile hemfikir olacağım bir durum için mi yoksa ihsan etmeyi istiyor muyum ve ihsan etmek için Yaratan’ın yüceliğine mi ihtiyacım var? Tüm fark budur: mantık altı mı, mantık dâhilinde mi yoksa mantık ötesi inanç koşulunda mı çalışıyorum?

Yaradan’ın yüceliğini hissetmeyi istememin bir sebebi var zira aksi halde çalışamayacağım, öyleyse bu mantık dâhilinde bir eylem. Ancak dersem ki ihsan etmeye ulaşmam lazım zira bu benim için en önemli şey ve şu an sahip olmadığım güç için talepte bulunursam ve bu benim için bir ifade, yani bu ifade, ben bu yüceliği sadece mantık ötesi inanç içinde çalışmak için istiyorum demektir.

Burada içsel olarak netleştirmem gereken ince bir ayrım vardır. Bunu kelimelerle anlatmak imkânsızdır zira aklımızı karıştırır.

Rabaş der ki “Eğer bir kişi Yaradan’ın yüceliğini hissetmiyorsa, beden tüm kalbi ve ruhuyla Yaradan’ın önünde kendisini iptal etmez.” Bir kural vardır: Alma arzusu sadece Yaradan’ın yüceliğinin önünde kendisini teslim eder.

“Ancak eğer kişi sadece Yaradan’ın önemini ve yüceliğini gördüğü koşul altında Yaradan için çalışmaya hem fikir olacaksa, bu durum baştan o kişinin Yaradan’dan bir şeyler almak koşulunda olduğunu gösterir.” Bu demektir ki kişi bu yükten çekeceği ıstırabı aydınlanmak için istiyor. Eğer yükün önemli bir kişiye ait olduğunu düşünürseniz o zaman bu yükü taşımak size zor gelmez. “Aksi takdirde kişi tüm kalbiyle çalışmak istemez zira kişi sınırlıdır ve gizliliğin etki alanındadır ve ben sadece ihsan etmek için çalışmak istiyorum diyecek kadar özgür değildir.”

Eğer ki kişi Yaradan’ın yüceliğini kendi çalışması için bir ön koşul olarak yerleştirirse o zaman bu durum Bina’nın bir durumu olamaz ve kişi için sol çizgi tarafından gönderilmiş olan tüm şüphelerden ve problemlerden onu kurtarabilecek bir ‘‘gemi’’ gibi ona hizmet edemez.

Hiçbir şey almaya ihtiyacı olmayan Hafetz Hesed, Bina’nın yaklaşımıdır: bu yüzden, o özgürdür. Ancak almak isteyenler sınırlıdır ve diğerlerinin görüşlerine tabidir. Eğer bir kişi kör inançla çalışırsa ve yücelik veya herhangi başka bir şeye ihtiyaç duymazsa, buna özgürlük denir.

31.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. Bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

Hayatta ki Her Probleme Doğru Yaklaşmak

Manen ilerleyen kişi manevi yolda karşılaştığı tüm sorunların yukarıdan geldiğini anlamak zorundadır. Sorunlar bize farklı seviyelerde ve farklı türlerde verilmiş olabilir. Bu ruh’a bağlıdır ve düzelmeye ulaşmak için geçmesi gereken şeylere..

Biz yaptığımız ve yaşadığımız problemlerin nedenini analiz etmemeliyiz. Onların düzeyinde olmadığımız sürece anlamak mümkün olmayacaktır. Onların üzerine yükselmek zorundayız. Onlara ilgi göstermiyormuşuz gibi ve sadece ruhsal hedef hakkında düşünerek. Hedefe giden yolda bazen bir nehri, bazen uçurumdaki bir çatlağı, bazen bir uçurumu ve bazen de bir tufanı aşmak zorundayız. Hedefe ulaşma uğruna engellerin üstesinden geldiğimizde, biz onları yardıma çevireceğiz ve kesinlikle onların dışında hedefi inşa edeceğiz. Engellerin hiçbiri bize tesadüf eseri gelmiyor. Hepsi kişinin ruh nitelikleri tarafından belirlenir. Ruh kırılmıştır ve onun kırılması sorunların türünü saptayıp düzeltebilmemiz için sırasıyla ortaya çıkmaktadır.

Tüm engellere rağmen manevi hedefe talip olursanız onları düzeltirsiniz ve onlar anlayış ve bağın bilgisi ile dolar. Bu kişinin nasıl ilerlediğidir. Ama yol her zaman engellerle kaplıdır ve bu düzeltme sonuna kadar devam edecektir. Bu yola “düzelme yolu” denmesinin sebebi budur.

Düşüş Başladığında

Soru: Kongre sona erdiğinden beri inişteyim. İhsan arzusunu kaybetmekten korkuyorum. Grupla çalışıyorum fakat yardımcı olduğunu hissetmiyorum hatta belki de engelliyor. Terketmenin arzumu tekrar ortaya çıkarma amacında olduğunu düşünüyorum. Bu doğru mudur?

Cevap: Gidersen hangi arzunu ortaya çıkaracaksın? Bir bar’a ya da bir futbol maçına gitme arzusunu mu? Çevreden sadece ruhsal ihtiyaçlarımızı alırız. Bunu bırakarak kesinlikle tam tersi yönde gideceksiniz.

Bu egoizmin açığa çıkması hakkında yazılmıştır: Günahkarlar salih yürüyüşünde düşeceklerdir. Bu ikilem şudur: Salih olmak veya günahkar.

Kongreden hemen sonra ortaya çıkan gizlenme yeni, güçlü, egoistik arzu üzerinde çalışmak ve düzeltmek için tasarlanmıştır. Her nasılsa, tam olarak kaldığınız yerden yeni bir başlangıç yapmak yerine bu işten kaçmak istiyorsunuz.

Biz herzaman tersinden ilerliyoruz: “Zevk için arzunun bozuk kısmından gelen ilham ile.” Bu durumda sadece amaç ile bağlantınızı farketmeniz gerekir. Aslında bu bozuk parça beni amaçtan gerçekten ayırmıyor tam tersi, beni düzeltmeye doğru çekerek ileriye taşımam için bir fırsat sunuyor.

Ancak, bu süreç içinde ben kötü hisler, karanlık ve çaresizlik yaşadım. Ağırlık ve kayıtsızlık bana gelip tüm tutkulu konuşmaların lezzetini kaybettirdi. Peki ben ne yapmalıyım? Kaçmasına nasıl engel olabilirim?

Bu alışkanlık, yükümlülük ve kurulu bir düzeni kurtarmak için geldiğimde oldu. Büyük sonuca ulaşıncaya kadar çabalarım azar azar birikir. Ne olursa olsun yolu terkedemezsiniz.

Prens ve Yoksul Fare

Soru: Ben zaten herkesten alçak olduğumu hissedersem, dostlarıma kendimi nasıl iptal edebilirim?

Cevap: Herkesten daha düşük olduğunu hissetmek kusurlu olduğunu hissetmek anlamına gelmez, daha ziyade, bu herkesin dâhil edilmesi ve en büyük Nefeş Işığını onlardan almak için fırsattır.

Eğer küçüksem, küçük ya da büyük bir sistemin içine dâhil olabilirim. Bu görünüşte basit bir eylem olan benim kendi iptal seviyeme bağlıdır. Eğer kendimi küçük bir sistemin önünde iptal edersem, ben bir fare ailesinde doğan küçük bir fare gibiyimdir; fakat kendimi büyük bir sistemin içinde büyük egom ile iptal edersem, kralın sarayında küçük bir prens gibiyimdir. Bu benim hangi egonun üstünde kendimi iptal ettiğime bağlıdır.

Sonuç olarak, küçük olmak küçük bir şey değildir. Bununla beraber sadece küçük olan ilk seviyeden Işığı alır-Nefeş Işığını, Nefeş Işığı sınırsızdır.

Küçük olmak iyidir! Bu ilerlemek için en iyi zamandır. Küçük olan ilerler.

12/10/12 Tarihli Günlük Kabala Dersi 1.Kısım, Rabaş’ın Yazıları

Kaçmak Yerine Yükselmek

Soru: Dünyada olumsuz güçler neden bu kadar bariz bir şekilde ifşa oluyor ve buna göre olumlu gücü neden uyandırmıyoruz? Veya belki de biz hiçbir şey uyandırmıyoruz?

Cevap: Olumsuz güç uyanır öyle ki siz de bunun zıttı olan olumlu güç için talepte bulunacaksınız. Ve gelen darbeye boyun eğmek yerine bu darbeyi faydalı bir şeylere dönüştürmelisiniz. Bu sanki babandan sana düşünmeyi öğretmesini talep etmene benzer, hoş olmayan süreci durdurmak yerine onu %100 yararlı şekle dönüştürmek. Gerçek anlamda yeni bir akıl edinmek ve kendi yaklaşımlarını geliştirmek istiyorsun. Kendini darbeyi alan egonla bir tutmuyorsun hatta tam tersi egondan çıkıp itiraf ediyorsun: “Ego bu darbeyi hak etti ancak bu onun yararına, onun değişmesini istiyorum.”

Ve o zaman acı ve ıstırap yerine aniden canlılığı hissedersin. Ek olarak da egoya gelen “darbe”, olumsuz güç sanki alma arzunu kırmak için sana yardımcı oluyor, egonun üzerine yükselmek ve kendini tanımlamak için, şöyle ki özellikle bu formda geliyor yani sana faydalı olmak için. Aksi halde kendini egondan kurtaramayacaksın.

Bu şekilde, işimiz arzunun üzerine yükselmek için güç talep etmektir, ondan darbeleri hissetmek istemediğim için değil, Yaratan ile özdeşleşmek istediğimiz için. Kötü eğilimi alma arzusuyla beraber incelemek istiyoruz, onunla yapışmak yerine darbeyi onun üzerinde hissetmek için ancak onun üzerine ihsan etmek arzusu için yükseliyoruz ancak bu şekilde ihsan etmek aksiyonunu yerine getirebileceğiz.

Burada ince ve çok önemli bir açıklama gizlidir, öyle ki bu açıklama Mahsom (bariyer) koşulunu ifşa eder. Mahsoma yaklaşıyoruz…

30.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. Bölümünden, Zohar