Ortak Arzu Bizleri Dost Yapar

Soru: Eğer dostlarımın ne istediğini bilmiyorsam onların arzularını nasıl doldururum?

Cevap: Onların ne istediğini bilmelisin zira onlarda senin gibi aynı şeyi istiyorlar. Doğada işleyen gücü keşfetmek için ıslaha ulaşmak istiyorlar. Bu güce genel olarak doğa denir ve tüm yaratılanlar ona aittir.

Bu yüzden dostlar da senin istediğini istiyorlar. Bunun yanı sıra herkesin bizim de bilebildiğimiz maddesel arzuları vardır, maneviyata hiçbir etkisi olmayan, herkesin kendine göre dünyevi arzuları olabilir. Ancak, yüce olan manevi arzular ve amaçtır ki dostunun durumu hakkında net olmalısın; öyle ki onu destekleyebilesin.

Destek, dostunun ruh halini yükseltmek, ona umut ve amacı edinme yolunda iyi bir hissiyat vermektir. Yaradan’ın ve amacın ne kadar yüce olduğu hissiyatını onun içinde uyandır.

Grubun önünde ne kadar mütevazı olduğunu göster zira gruptan sadece küçük olan alabilir ve herkes gruptan bir şeyler almak için kendisini alçaltmalıdır.

Grubun içerisinde aramızda yatan manevi bir güç vardır. Grup bizim tarafımızdan kurulmamıştır. Bu bize sanki bizler hepimiz bir araya geliyoruz ve bunu oluşturuyoruz gibi görünür. Tabi ki bu doğru değildir! Üst güç bizler için grubu düzenler; bu yüzden birbirimizi şans eseri bulduk diye düşünmeyin. Bu olayların tümü bizi bir araya getiren genel gücün aksiyonu tarafından yapılır.

Bu yüzden, bir taraftan aramızda işleyen saklı bir gücün var olduğunu anlamalıyız ancak diğer bir taraftan ise, bu güce göre hareket etmeliyiz ki ona yavaş yavaş yakınlaşalım ve onu hissetmeye başlayalım. Daha sonra aramızda karşılıklı çalışmaya başlayabiliriz.

Böylece içimizdeki değişimlerle aşama aşama onun yaklaşımlarını adım adım alarak üst gücün ifşasına doğru yakınlaşmaya başlarız. O zaman bu yaklaşımları içimizde keşfederiz ve bu üst gücü keşfetmek demektir.

12.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. Bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

Manevi Dünyaya Girmeden Önceki Son Oyun

Soru: Çalıştayda yer alırken, halen bunun ciddi olmadığı hissiyatına sahibim. Egom için çok net ki tüm bunların hepsi bir oyun. Bu oyunun içerisinde gerçek anlamda nasıl yer alabilirim?

Cevap: Kendi cevabını ara ve kendini daha iyi anlamak ve incelemek için çaba sarf et. Benden hiçbir ipucu vermemi beklemeyin; cevap sadece çabalarınızın sonucunda gelecektir. Böylece yapmış olduğunuz aksiyonlarla neyi netleştirmeniz gerektiğini aşama aşama bilmeye başlayacaksınız. Yer aldığın her aksiyonda, daha akıllı olacaksın, söylendiği gibi: ‘‘Tecrübeliden daha akıllısı yoktur’’

Nihayetinde baş dönmesi ciddi bir hal alacaktır. Daha sonra bunun bir oyun olmadığını gerçek bir eğitim olduğunu fark edeceksiniz.

Diyelim ki önemli bir maratona hazırlanıyorsun, antrenmanlardasın, niyetin olimpiyat oyunlarına katılmak. Bu esnada ülkemizde olimpiyat oyunları öncesi yarışmalar düzenledik. Bunlar gerçek oyunlar değil sadece olimpiyatlar öncesi oyunlar. Ancak bu oyunlardan geçmezsem, hiçbir yere gidemeyeceğim! Bu oyunlarda iyi bir sonuç alamazsam, olimpiyatlara katılamayacağım.

Bu açık değil ancak şimdi yapıyor olduğumuz gibi yine de bir örnektir. Bizim için aslında oyun ve performans aynı şeylerdir! Gerçek doyuma yaklaştığımız zaman, basit bir oyun olarak düşünmüş olduğumuz şeyi aniden görürüz ki gerçekmiş.

Bu oyunla Islah Eden Işık’ı çekeriz. Buna Lo Lişma’dan (O’nun adına olmayan) Lişma’ya (O’nun adı için) ulaşırız denir. Lo Lişma, “Işık’ı hak etmiyorum” demektir ancak yine de oyunun içindeki katılımıma teşekkür geliyor. Bu katılım sadece benim gerçek katılımım değildir ancak buradaki gerçek şu ki bunun ciddi olduğunu hissetmemdir.

Aksiyonlarım Işık’ı çeker ve ben elimden geldiğince her şeyi ciddi bir şekilde yaparım öyle ki Işık beni etkilesin. Aksi halde Işık işlemeyecektir.

Soru: Öyleyse bu oyunun içerisindeki katılımımda beni ciddi olmaktan durduran şeylere karşı savaşmalı mıyım?

Cevap: Bu senin gerçek kötü eğilimindir ki kafanı karıştırır: ‘‘Boş ver, takma kafaya, ne çabası, bu sadece bir oyun’’ der. Gerçek yılanın saklandığı yer burasıdır – ne kadar sinsice hareket ettiğini gör.

Bu oyunda hepinize içtenlikle zafer diliyorum!

11.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 3. Bölümünden, On Sefirotun Çalışılması

Egonu Mahsom’un Diğer Tarafında Bırak

Kişi Kabala Bilgeliğine hayatının anlamı hakkında çok kişisel bir soru ile gelir. Kendisini ve ne için yaşadığını, çevresindeki dünyada neler olduğunu anlamak ve kendi kaderini kendisi tayin etmek için ne yapması gerektiği hakkında bilmek ister. Bu çok kişisel ve derindir ve diğerleriyle birlikte onun en içsel noktasından gelen bu sorulara cevap vermek çok zordur.

Bu biri, ötekine zıt gibi görünür: Bir taraftan hayatımın sırrını keşfetmek istediğim içsel bir noktam var ve diğer taraftan bir çevre ve tüm insanlık var.

Doğa ile bağ kurmaya ihtiyacım olan düşünceyi kabul edebilirim ancak bunu yapmak için bir grup insanla bağ kurmam gerektiği ve çok güçlü bir bağ ile onlara bağlanarak, tahammül edemeyeceğim bir bağlantıda onları bana en yakın, en sevdiğim, en aziz olarak kabul etmek fikri zordur.

Bu durum için hissiyatlarımın, aklımın ve geçmiş tüm kalıplarımın üzerinde çalışmalıyım. Şüphesiz ki bu, çok uzak ve bulanık görünüyor ancak şunu anlamalıyız ki manevi dünyanın girişinin bana ifşasına şükretmeliyim –  bu dost sevgisi vasıtasıyladır, öylesine uzak, nefret dolu ve istediğim her şeye zıttır.

Benim için, arzumun üzerinde diğerleriyle bağ kurma ihtiyacı, onlara hizmet etmek ve aynı zamanda tüm ödülün kendime değil onlara gidiyor olduğunu, her şeye onların sahip olacağını bilmekten daha itici ve daha hoş olmayan bir durum yoktur. Ben ve kalbim aynı zamanda onlarla olacağız! Ben de buradayım, sadece boş bir egom olacak.

Bunu anlamak çok zordur fakat kendi üzerimizde çalışarak ve yoğunlaşarak yavaş yavaş bu prensibi algılamaya başlarız. Burada bir şeyin içinde gizlenmiş içsel bir mantık vardır ve bu durum bizim dünyamıza göre saçma, nefret dolu ve uzaktır ve manevi dünyanın bize sunulduğu şekil budur. Bunun vasıtasıyla, aniden duvarın içinde beliren aralığın vasıtasıyla, bu dünyadan manevi dünyayı ayıran Mahsomun (bariyer) arasından geçebiliriz.

11.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. Bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

İfşa’nın Basit Kanunu

Her şey çok basit: Yaradan aramızdaki bağda ifşa olur. Bu yüzden tüm gün boyunca aramızdaki bağın neresinde çalışabileceğimi aramalıyım. Onlar, kimin arasında, hangi arzuların arasında gergin olmalıdır? Herkesle nasıl ve ne ile bağ kurmalıyım? Yapmam gereken çalışma nedir?

Denir ki Yaradan aramızdaki bağda ifşa olur. Eğer on kişi varsa bu yeterlidir. Bizler sadece bağ kurmalıyız ve O, ifşa olacaktır. Ancak bağa yönelik pratik adım atmalı mıyım? Bizler sadece bağ hakkında konuşuyoruz ve Yaradan ifşa olmuyor. Öyleyse ne yapmalıyız? Yaradan ifşa olana dek devam etmeliyiz.

Bu bir kanundur! Bağ için O’na olan uyumlu doğru ihtiyaç yükselir yükselmez O kesinlikle ifşa olacaktır ve ifşanın ilk seviyesi için yeterlidir yani Nefeş de Nefeş. Veya zıt ilişkiden görüşmeyi açacağız, zıt Nefeş de Nefeş, öyleyse zıttan ifşa olmuş ve bağ kurmak için meydana gelmiş bir arzunun göstergesine sahip oluruz ve işte o zaman Yaradan’ın bizi düzelteceği haykırışı yaparız.

Bu haykırış otomatik olarak gelir zira bir aksiyon diğer aksiyonun önünü açar. Öyleyse haykırdığımız zaman, Yaradan, aramızdaki bağı düzeltecek ve ifşa olacaktır. Kırık kısım, on kişinin ayrılığının en bayağı formunun içerisinde bize ifşa olacaktır. Daha sonra gitgide daha ince kırıklığı keşfedeceğiz.

İlk önce kırıklığı kendi içindeki en ilkel formunda keşfederiz: Birbirlerine bağlanmak ve dişli çarklar gibi olmak yerine birbirlerini dişleriyle parçalara ayırmaya çalışan zıt formda, egoizmin on büyük kısmı. O zaman ıslah ve daha bayağı şekilde bağlanmak için talepte bulunuruz ve böylece Nefeş de Nefeş Işığı ifşa olur. Bu bile Yaradan’ın yaratılana ifşasıdır.

Bu durum, bağlanmanın 1/125’nin anının yeterliğinde olacağımız bağlanmanın çok bayağı bir formudur. Daha sonra aynı süreç tekrarlanır ancak çözünürlüğü daha yüksektir. Yine aynı on Sefirot ancak daha ve daha fazla bireysel parçaları keşfederek onların daha derinine ineriz.

Asıl önemli olan şey ilk on Sefirot’u keşfetmektir, ilk seviyeyi çünkü manevi formu aldığın ve doğduğun durum budur. Daha sonra bu formun içerisinde gelişmeye başlarsın. En zor kısım ilk seviyenin üzerine yükselmektir.

05.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4. Bölümünden, Zohar Kitabına Önsöz

Yoğun Bir Sorgulama

Soru: Kendi durumlarımı nasıl idare edebilirim? Otomatik olarak mı gelişir yoksa ben onları uyandırabilir miyim?

Cevap: Ben durumlarımı dostlarımla bir daire içerisinde oturup aramızdaki bağlantılarla ilgili farklı problemleri ve seçenekleri tartışırken idare ederim: Ego bizlere ne zaman yardımcı olur ve bizi ne zaman rahatsız eder? Bizler ihsan etme ve sevgi niteliğini, bağı, karşılıklı garantiyi vs. nasıl çekebiliriz?

Biz bu sorunları tartıştığımız zaman,  ‘‘dostumu dinlemek istemiyorum; fakat dinlemek zorundayım’’, ‘‘O benden daha alçak ya da yüksektir’’, ‘‘Onun cevabıyla aynı fikirdeyim ya da değilimdir vs.’’ gibi gayri ihtiyari farklı zıt koşulların içinde olurum. Onunla ben neden aynı fikirdeyim?  Çünkü onu seviyor olabilirim; ama bir başkasını sevmiyor olabilirim bu yüzden onu dinlemek ve hatta onun söylemek zorunda olduklarını duymak istemem.

Öyle ki egoizmin ve özgeciliğin üstesinden geldiğim her seviyenin her yerinde sadece süreç değil, konunun kendisi,  sözler, etkileşimler  vardır. Sonunda içimdeki bu iki zıt niteliğin yoğun arınmasının bir ifşası vardır.

Dahası, ben bütün dostlarımla tartışma içindeyken, ilk olarak kendi özniteliklerime yoğunlaşırım, sonra onları emerek kendimi genişletirim. Böylece, bir kişi birçok açıdan iki zıt güç arasında entegrasyonu ve iletişimi geliştirir.

23/9/12 Tarihli Kabala’nın Temelleri adlı Sanal Dersten alıntı

İntegral Eğitim Beşikte Başlar

Soru: İntegral aile veya aile de ki integral (entegre) ilişki nedir?

Cevap: İntegral bir aile sözkonusu olduğunda ideal olan ilk yıllarından, tam anlamıyla beşikten itibaren çocukların birbirleri ile düzgün etkileşimini sağlamak gereklidir. Ebeveynlerin şunu anlaması gerekir, çocuklarını eğitmeliler çünkü onlar toplumun ayrılmaz bir üyesi olacaklar, işte ozaman iyi, kolay ve güvenli olacak. Ama önce, bu ruhla ebeveynleri eğitmeniz gerekir, daha sonra bu zincir herkes birbiri ile bağlantılı olana kadar devam edecek, özellikle ailede.

Bence bir aile ve çocuk sahibi olmayı planlayan, tüm bu integral eğitimi almamış olan insanlar, en azından kısa bir ders almaya başlamalı, sonradan haftalık dersler, tv dersleri ve bilgisayar aracılığı ile düzenli olarak desteklenmelidir. Bu zorunlu olmalıdır.

Sonuçta, bir kadın hamilelik sırasında her türlü tavsiyeyi inceler. Bu nedenle eğer integral eğitim kursuna kocası ile haftada bir kez gelir ise, bu aile için iyi olacaktır, ayrıca kocası ile iletişim içinde olması da ve sonrasında çocuğun eğitimi için de.

Eğer biz bu eğitimi tanıtırsak tamamiyle farklı bir nesil göreceğiz, hem kalitesine göre hem de piramitin geri kalanına göre. Çocuğun entegre eğitimi ailede gizlidir, sonrasında doğal olarak anaokulu, okul hayatı, hatta iş yeri ya da herkesin alma şansı olduğu integral kurslarla entegre eğitimi sürdürmek zorundayız. Daha sonra sadece basit bir destekleyici yapı olmalı.

Evlilik Hazırlığı

Soru: Çocuk gelişim sistemine bakıldığında sıfırdan üç yaş’a ve üçten altıya gibi belirli dereceler vardır. Aile içi ilişkilerde herhangi bir aşama var mıdır?

Cevap: Evlenmeden önce, kızlara ve erkeklere özel anotomi, fizyoloji, psikoloji ve integral eğitim kursları almalarını kesinlikle tavsiye ediyorum. Diplomalarını alana kadar evlenmemeleri için onlara zaman tanırdım. Bırakalım istedikleri gibi birbirleri ile anlaşsınlar.

Bir çok insanın zamanlarını, imkanlarını, enerjilerini ve sağlıklarını bir aile oluşturmak için harcamaları ve başarısız girişimlerde bulunmaları nekadar üzücü. Hala da farkedilmedi.

Kimlerden bahsettiğimin önemi yok, herkes incinmiş hissediyor özelliklede çocukları olanlar. Siz boşanabilirsiniz fakat çocuklar kalır. Çocuklar babalarının gidişini ihanet olarak görürler. Babaları çocuklarla çok zaman harcasa, onlarla aynı çatı altında birlikte yaşasa, onları hediye yağmuruna tutsa bile, yine de çocuklar onu hain olarak görürler. Ama o aile ile kalırsa, çocuklara çok zaman ayırmasa hatta onları cezalandırsa bile o onların babalarıdır.

Gençlere yaşamdaki sahneleri göstermek tüm bunları onlara açıklamak gerekir. Onlar hissedecektir. Sonra onlar girdikleri toplumda tamamen farklı bir tutum geliştirecekler.

Sevginin Gücünden Önce Kendini İptal Ediş

Rabaş’ın Yazıları, Cilt II, Mektup 40: Ve birisi, dostunun sevgisini hissetmeye başladığı zaman, yeniliğin devreye girmesi kuralından dolayı, haz ve mutluluk aniden içinde uyanır. Dostunun ona olan sevgisi yeni bir şeydir çünkü o hep sadece kendi iyiliğini kendisinin düşündüğünü bilmişti. Ancak dostunun onun için endişe ettiğini keşfettiği an, bu, ona kendi içinde sonsuz hazzı anımsatır ve adam sadece mutluluğu hissettiği yerde çabaladığından dolayı artık kendisi için endişe duyamaz. Ve dostu için endişelenmekte hazzı hissetmeye başlamasından dolayı doğal olarak kendisini düşünemez.

Bunu doğada da görüyoruz; özlemenin dayanılmaz olmasına kadar sevgi vardır…

İçimizde reşimotlar bulunmaktadır, ruhun genel kabından gelen hatıralar. Hissettiğimiz tüm gerçeklik ve hatta hissetmediğimiz tüm parçalar içimizdedir ve kapların kırılmasından önce olduğu gibi kabın parçasıdır. Yani bir kişi bizim dünyamızda olduğu şekliyle değil ama ıslah olmuş genel ruhun düzeyinden, ıslah olmuş kaynaktan, o anda dışsal olarak algılanan genel kabın Reşimot’undan  gelen egoistik olmayan bir sevgiyi bir başkasına karşı hissettiğini hissettiği an, aniden onun içinde uyanma olur.

Böylece kişi aniden hisseder ki bu güç başka bir dünyadan, yüksek bir durumdan geliyor ve kişisel sevgisi iptal oluyor. O artık kişisel sevgi durumunda kalamaz ve yeni meyile doğru ruhunu vermeye hazırdır; ona dışsal olan bağa. Bu şekilde yer alır zira dışsal kap, şu an onu zorlayan egoistik kişisel sevgi genel yüksek kaba kıyaslandığında gerçek olandır.

Bir kişi, bu güçten önce kendisini iptal eder. Eğer biri, sevildiğini ve kendisinin dışında birini içsel sevgiye meylettiğini hissederse, aniden uyanır ve o zaman dünyevi hayvansal sevgi yok olur. Bu, büyük genel kabın küçük kişisel kaptan çok daha yüksek olduğunu hissetmesinden dolayıdır ve o bu sevgiden önce kendisini iptal eder.

(Günlük Kabala Dersi’ne Hazırlıktan, 2.10.2012)

Mahsom Psikolojik Bir Bariyerdir

Mahsom sadece kendi hazzım için çalışmaktan Yaradan’ın veya dostumun, dışımdaki birinin hazzı için çalışmaya geçişteki psikolojik bir noktadır. Edinmemiz gereken budur.

Bu sınıra, bu dereceye Mahsom denir. Dünyamız ile manevi dünya arasındaki bu sınır basit olarak psikolojiktir. Eğer kendim için endişelenirsem, aynı zamanda Yaradan’ı, maneviyatı arzulasam bile halen kendim için hareket ediyorum, bu durum hâlihazırda Mahsomun altındadır ve “Lo Lişma” denir. Öyle ki hiçbir hazzım kendim için olmayacak şekilde sadece Yaradan’ın hazzı için düşünmeyi edinirsem o zaman arzularım ve niyetlerim Mahsomun ötesine geçmiştir yani Mahsomu aşmışımdır ve bu durumuma “Lişma” denir.

Mahsom aşmam gereken psikolojik bir sınırdır ve o zaman maneviyatta, ihsan etme niyetinde olacağım. Daha sonra, Mahsomu aştığımda, Mahsomun üzerinde arzularımın ve niyetlerimin daha ve daha çok üzerine çıkmalıyım.

Veya bunu aynı zamanda şu şekilde tutabilirim: İçimde büyüyen egomla beraber, büyüyen tüm hazlarla beraber, kendi Mahsom noktamı yükseltirim; hazzı hisseden arzunun temelinde iken, bu durumda kötü eğilim olarak ifşa olur, daha sonra adım adım, ta ki tüm arzularım gerçek anlamda ihsan etmek için oluncaya dek, Mahsom noktasını Ein Sof’a doğru yukarıya yükseltirim. Bunu nasıl tuttuğunuz önemli değil: Niyetleri Mahsomun üzerine yükseltmek veya Mahsom durumunu Ein Sof’a kadar yükseltmek, yani büyüyen arzuları kendim için değil de Yaradan için kullanmak adına niyeti düzeltmek için ne üzerinde çalıştığım önemli değildir.

Grup Ruhlar Arasındaki İçsel Bir Bağdır

Soru: Grup olabilmek için ne düşünebiliriz?

Cevap: Grup, benim oturup ilişkilerimizi analiz ettiğim on kişi olarak kabul edilebilir.

Ayrıca grup, kongrelere katılan düzinelerce grup olarak da kabul edilebilir. Kongrede örneğin 120 ya da 130 grup vardı. Ayrıca tek bir görev, tek bir soru üzerinde birlikte çalışan bir grup türü olduğu ve bu nedenle, buna göre, tüm katılımcıların aynı düşünceleri, aynı soruları ve aynı hedefleri vardı. Gerçek şu ki, farklı dilleri konuşmuş olmaları önemli değildir; çünkü onlar aynı şeyi yaptılar: etkileşim içinde olup, birbirlerine yardımcı oldular, hepsi tek bir alanın içindeydiler.

Bizim duyu ve zihinsel alanlarımız kesişir, birlikte çalışırlar: Bu, bizim diğeriyle etkileşim yoludur. Daha ötesi, bu alanlarda uzaklığa göre azalan herhangi fiziksel alanın aksine hiç bir ayrım yasası yoktur: kendinden iki metre uzaklaştığın zaman, gerilim, ışık ya da herhangi çeşit ışınlar dört kat daha küçük hale gelir; fakat burada hayır. Arzuların alanları mesafeyle azalmaz.

Sonuç olarak, biri Boston, diğeri Alaska öteki Kentucky ve bir diğeri Avustralya’da olduğunda, eğer onlar kısmen seminerlerde ve kongrelerde deneyimlediğimiz içsel bağı elde etmişlerse, halen birlikte oldukları grubu oluştururlar. Eğer onlar zaten bu bağı deneyimlemişlerse, tekrar bu bağı yaratmayı, yeniden tutuşan kızaran kor gibi içinde onu canlandırmayı başarmışlarsa, daha sonra ‘’mesafeler’’, ortaya çıkan tüm bozukluklar, onları bu duruma yönelik müdahaleler üzerine yükselmelerine ve iyi bir manevi seviyede olmalarına yardımcı olacaktır.

23/9/12 Tarihli Kabala’nın Temelleri adlı Sanal Ders’den Alıntı