Var Olan Her Şey Tam Etkileşimle Bağdadır

Haberlerden (The Epoch Times): “Japonya’daki Tohoku Teknoloji Enstitüsü ve Kyoto Üniversitesi’ndeki bilim adamlarının ortak çabaları sayesinde, araştırmacılar insanların aslında bir amaca yönelik biyoluminesans organizmalar olduğu keşfettiler.

“Doğal olarak, insanların yaydığı ışık çok parlak değil. Hatta, gözlerimizin görebileceğinden 1000 kat az. Bununla birlikte, bilim adamları bu sönük ışığın aşırı duyarlı donanımlar olan kriyojenik CCD Kameralar tarafından çekilebileceğini keşfettiler.”

“Dr Fritz-Albert Popp. Biyofotonu keşfeden Alman Fizikçi, Neuss-Almanya’daki Uluslararası Biyofizik Enstitüsü’nün Kurucusu.

“Biyofotonlar, ya da biyolojik sistemlerin aşırı zayıf foton ışımaları, tayfın görüş mesafesindeki zayıf elektromanyetik dalgalardır – başka bir deyişle: Işık. Bitkilerin, hayvanların ve insanların bütün yaşayan hücreleri; gözle görülemeyen ancak Alman araştırmacılar tarafından geliştirilmiş özel donanımlar ile ölçülebilen biyofotonlar yayar.

“Bu keşiflere dayanan biyofoton teorisine göre, biyofoton ışığı organizmanın hücrelerinde – daha doğrusu, çekirdeklerindeki DNA moleküllerinde –  depo edilir. Dinamik ışık ağı sürekli açığa çıkar ve DNA yoluyla emilerek hücre organellerini, hücreleri, dokuları ve organları beden ile birlikte bağlar, organizmanın başlıca iletişim ağında görev yapar ve bütün hayat işleyişinde ana düzenleyicidir.”

Kaynak: http://transpersonal.de/mbischof/englisch/webbookeng.htm

Benim Yorumum: İşte hücrelerin biyofoton ışınımı vasıtasıyla var olan her şeyin eksiksiz bağlantısının bir başka ispatı. Bu iletişim yollarından biridir.

 

Korkuya Sahip Olmaktan Korkmak

Soru: Doğru manevi korku nedir?

Cevap: Doğru manevi korku her an kişinin içinde ortaya çıkmalıdır ve kişi onun nasıl düzeltmesi gerektiğini bilmelidir yani daha büyük bir korku için kendine nasıl soracağını bilmelidir.

Benim dostlara çok bağlı ve sadık olmadığımı gördüğümü varsayalım ve bunun beni gerçekten korkutmasını isterim. Ben endişeli ve bu durumdan korkmuş olmayı hissetmek isterim. Hissedeceğim şey ise, dostlara yeterince güçlü bir şekilde bağlı ve sadık değilsem, hiçbir şeyi elde edemeyeceğim.

Benim dostlara dâhil olmamı ve kendimi iptal etmem gerektiğini biliyorum; fakat bunu yapamıyorum. O zaman benim buradaki korku ve endişem nerededir? Benim varlığımı çok tehdit eden ve acıtan bunun eksikliği olduğunu düşündüğüm endişe nerededir? Bu kalıcı içsel endişe beni sürekli meşgul etmelidir. Korkuya sahip olmamaktan korkmalıyım.

4/12/12 Tarihli Günlük Kabala Dersi, 1.Bölüm, ‘’On Sefirot Çalışmasına Giriş’’

Çıkarsız Sevginin Sihirli Işığı

Islah süreci ilerleyişimizin sırasını belirleyen birkaç safhaya bölünür. Eğer bize şimdi Yaradan’dan gelen hazzın alma kaplarımızda hissetmemize izin verilmiş olsaydı, yani O’nun iyi ve iyiliksever olduğu, bu durumda alma kaplarımızı ihsan etmek için ıslah edemezdik. Alma kaplarımız Üst Işığın içindeki hazzın ne olduğunu anlamış olacaklar ve hiçbir şekilde bunlara kısıtlama ve düzeltme getirmeyeceklerdi.

Böylece, ilk safha boyunca kişi inancı edinmeli yani kişi grup içerisinde çabasını sarf etmiş ve Işık tarafından etkilenmesi onun içinde doğmuştur ki bu durumda ihsan etmenin gücünü edinir, yaklaşımının anlayışı oranında ihsan etmeye özlem duyar. O zaman bu güç, ihsan etmenin iyi olduğu hissiyatını kişinin içinde yavaş yavaş oturmuş hale gelen bir şekilde kişi de mecbur kılar.

Sanki kişi ihsan etmeyi egoistik sebeplerden ötürü tercih ediyor gibidir ancak bu böyle değildir. Bencil olmamak gerçeğinden zevk alır. Işık, etkisi oranında kişiye ihsan etme değerinin gücü olan bu eğilimi, bu değerleri verir. Daha sonra kişi ihsan etmek aksiyonları için bir şeyler yapmaya hazırdır. O ancak etrafındaki kişilere yönelik olarak bu aksiyonları yapabilmeyi talep eder.

İhsan etme gücünü edindiği ölçüye göre kişi kaplarıyla nasıl çalışabileceğini anlamaya başlar, buna 613 emri incelemek denir, yani kişinin genel arzusunun bölünmüş olan 613 arzusunun ıslahıdır. Daha sonra, elbette ki, o tüm arzusunu sadece ihsan etmek için kullanır.

Kendi için olan arzuları ihsan etmek için kullanabildiği ölçüde, artık ihsan etmenin gücünü değil sevginin gücünü hissetmeye başlar. Böylece, 612 emri tutarak son emre ulaşır, 613. emire, Yaradan sevgisine.

O zaman Yaradan’ın adamı doldurmak olan nihai niyeti vasıtasıyla ki bu yaratılışın amacıydı, tüm bu emirler vasıtasıyla kişiye ebedi haz ifşa olur.

Bu durumda ortaya çıkan şey kişiyi iten eksikliği olmaksızın bu yolda tek bir adım dahi atamadığıdır. Bununla kişi tamamen çevreye bağlıdır. Öyle ki çevre kişiyi doğru yöne doğru ilerletir ve ihsan etmek için olan eksikliğini yükseltir, kişi çevresini gözünde yükselterek, bu eksiklikler onların ortak amacı haline gelir.

30.12.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin Hazırlık Bölümünden 

Sizleri Novosibirsk’te Bekliyorum

Soru: Bir kongre boyunca hissedilen yükseliş, amaç üzerinde şu şekilde işlenmiş oluyor: Yemekler, dersler ve aralar. Kongreden sonra günlük yaşamımızda da birliği organize etmeye ihtiyacımız var mı?

Yanıt: Tabii ki var! Bir kongreye o kadar ihtiyaç duyulur ki boş geçmez; öyle ki bizler burada birlik üzerinde ciddi bir çalışma yaptıktan sonra Trans-Ural bölgesinde gerçekten birliğe gelecek ciddi adamlardan oluşmuş ciddi bir Sibirya grubu yaratmış oluruz ve böylece onlar kendilerini samimi şekilde bir öğretmen olarak hissederler ve aralarında hoş şekilde çalışmaya başlarlar.

Çaba sarf edebilirler; orada güzel bir çevreye sahipler – temiz manevi bir çevresel mekan-. Yani ben çok iyi başarabileceklerini düşünüyorum. Manevi çalışma için çok iyi bir yer. Bunu hissedeceğimi umuyorum; onlarla bağ kuracağız ve o zaman daha da ileri doğru birlikte hareket edeceğiz.

Sizin için en iyisini diliyorum! Ve bir kez daha gelebilecek herkesten rica ediyorum; hepinizi orada görmek istiyorum. Kaybedemezsiniz! Sadece kazanabilirsiniz! Gelin ve daha sonra pişman olmayın.

Sizleri Novosibirsk’te bekliyorum!

(25 Kasım 2012 tarihli sanal dersten)

Üst Işığı Çekmeye Hazır Olun

Soru: Novosibirisk Kongresinde Üst Işığı çekmek için en etkili aksiyon nedir?

Cevap: Kongrede en etkili etkinlikler çalıştaylardır. Her çalıştaydan önce bir ders veya konuşma olacak. Belli bir başlık hakkında konuşacağız ve daha sonra bu başlık altında çalıştay yapacağız ve sonra sorular ve cevaplar. Ana ‘paket’ bu, günde iki kez. Böylece tam üç gün boyunca altı ders yapacağız.

Ek olarak, çok etkili diğer etkinliklerimizde olacak. Bunlardan en önemlisi dostların toplantısıdır, sabah dersinden 15 – 30 dakika önce ‘kalplerimizi ısıtmak’  için gereklidir. Daha sonra yemekler olacak, konuşmaların olacağı toplantılar olacak, grup sunumları vb. Genel olarak kongre yeteri kadar etkinlik içerecektir. Ancak dostlar toplantısı ve çalıştaylar anahtar olacaktır.

En önemli şey bununla bağ kurmanızdır ve ben de bunun içinde olacağım. Hep beraber, Üst Işığı çekeceğiz. Haydi, öyleyse hazırlanın!

25.11.2012 Tarihli Sanal Dersten

Gerçeklik, Eylemler Tarafından Yaratılır

Baal HaSulam, Kabala Bilgeliği’nin Özü’nde şöyle yazar: “Düşünün ki Yaradan algısının olmadığı bir şey varsa, O’nun yarattıklarının herhangi birinin özüne ulaşmak mümkün müdür; ellerimizle hissettiğimiz somut nesneler bile olsa.”

Bizler, Yaradan’ı “Gel ve Gör” kuralı uyarınca algılarız. Yaradan’ın özünü bilmiyorum ancak “gelebilirim ve görebilirim.” Bunu yapmak için kesin eylemler uygularım ve bunlar vasıtasıyla Yaradan’ı tanırım, söylendiği gibi, “Seni eylemlerinden tanıyacağız.” Gerçekliğin tümü, O’nun ifşa olunduğu (açığa çıkarıldığı) tüm eylemleri ve yolları kişisel ıslahımızın (düzeltilmemizin) bir çözüm şeklidir ve bu yolla O’nu hislerimizde idrak ederiz. Her şeyi kaplarımda idrak ederim çünkü Yaradan dahil keşfettiğim tüm bilinmeyenler oradadır.

Benim ulaşabileceğim en üstteki seviye Yaradan’dır. Bu, gerçekliğin tümünü kontrol eden sevgi ve ihsan etmedir. O’nun yarattıklarına doğru iyi olmanın yasasını keşfederim, iyilik yapan iyiyi keşfederim. Bütün kaplarımda, bütün parçalarımda, bütün ruhum ve arzularımda bulunan bilinmeyeni keşfederim. O’nun ilk ve orijinal olduğunu anlarım ve algılarım. Daha önce düşüncelerimi, arzularımı ve eylemlerimi belirleyen bir şey olduğunu algılamayı ve hissetmeyi anlamaya başlamış olsam bile bu, hepsini ters yüz eder.

Ancak önce bunu benim algılamam ve o zaman O’nun ilk var olan olduğunu kabul etmem nasıl olabilir? Bu, olabilir mi? Evet, olabilir. O’nun ilk olan olduğunu eylemlerinin içinde algılarım ve keşfederim. Böylece her şey eylemlerden çıkıp gelmektedir. Maneviyatta hareket halinde olmayan ve eylemde bulunmayan herhangi bir şeyi bilemem ve tanımlayamam.

(Günlük Kabala Dersi, 19 Kasım 2012, Kabala Bilgeliği’nin Özü)

Üst Dünya Herkese Açıktır

Kabala Bilgeliğine gelen bir kişi gerçek anlamda köleleşir. Eğer sisteme girerse, kişi kendisini köle haline getirir. Bunda kötü bir durum yoktur zira başka türlü bu sistemi edinmek imkânsızdır. Eğer yoga veya başka herhangi bir sistemde özel uzmanlıklara giderseniz onlarda size aynı şeyi söyleyeceklerdir; bilgeliğimizi, tekniğimizi, sistemimizi edinmek istiyorsanız o zaman belli bir süre için diğer şeylerden kendinizi koparmalısınız aksi halde bu sistemi derinliğinde hissedemeyeceksiniz.

Bu arada, Kabala bilgeliği diğer sistemler gibi katı değildir zira kişiyi bu dünyadan ayırmaz. Kişi evli olmalı, çocuk büyütmeli, bir şeylerle kendini kısıtlamamalı, diyet yapmak zorunda değil ve bunun gibi özel şeyler yapmak zorunluluğu yok, fiziksel eksersizler, nefes açma hareketleri ve sabit duruşlar gibi fiziksel eylemler yapmak zorunda değil. Kişi bu dünyada tamamen sıradan bir insan olması gerekir. Kişiden bir şeyin dışında hiçbir şey beklenmez, bu da, amaç için olan içsel özlemleri ve niyetleridir. Özellikle bu durum en zor koşuldur ancak prensipte tek koşul budur.

Geri kalanlar önemli değildir. Ne yediği, ne içtiği, nasıl yaşadığı veya mesleği önemli değildir, elbette ki mümkün olduğunca anti – sosyal davranışta olmamalı. Kişi çok akıllı veya basit sıradan biri olabilir. Bu durum onun üst dünyayı edinmesinde sorun değildir. Yaşı veya eğitim seviyesinin ne olduğu önemli değildir. Üst Dünya mutlak olarak herkese açıktır! Kişi hiçbir şeyde sınırlanmaz.

06.11.2012 Tarihli Gürcistan Kongresi 4. Dersinden

Kadınların Şikâyetleri Hakkında

Soru: Aile içinde sık sık olan bir durum vardır: Kocanın karısına olan şikâyetinden çok kadının kocasına olan şikâyetleri vardır.

Cevap: İşte bu tatminsiz hissetme durumunun sürekli olması tipik kadın doğasından dolayıdır. Bir çift burada dengeyi aramamalıdır. Doğal olan bir şey ne kınanmalı ne de övülmelidir.

Tabi ki bir kadın büyük tatminsizlik hisseder. Adamın genellikle şikâyeti ‘‘sadece beni yalnız bırak’’ olan basit bir cümleyle sınırlıyken, şikâyetlerin %90’ı kadından gelir.

Yolumuz budur ve bu niteliklerle bizler birbirimizi tamamlamamız gerekir. Buna göre erkek ve kadının farklı rollere sahip olduğu anlaşılıyor.

Adam ne parça sağlamalıdır? Kadın bağı korumak, erkeğin ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlamak ve onun için her şeyi yapmayı hazır olduğundan, kadının tüm isteği erkeğin ilgisidir. Bütün bu olanlar kadının doğasıyla alakalıdır. Buna göre adam sürekli sıcak ve ilgili olan doğal tutumunu, dürüstlüğünü göstermelidir. Bu bir kadın için çok kolayken, bir adam için çok daha zordur. Bir adam kadına özen gösterdiğinde, kadının çabası için yakıt sağlamış olur.

Bu yüzden, bir adam kibarlığını açığa vurmalıdır ve bu onun için zordur. Eğer kadın ondan gelen doğru tutumu hissederse, kadın birçok şeyi değiştirmelidir ki bu onun için kolay olandır.

Bunlar manevi köklerin sonuçlarıdır ve bununla ilgili yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur.

16/7/12 Tarihli Yeni Hayat Konuşması’ndan Alıntı

Çözüm Bizim İçimizde, Düşmanlarla Girişilecek Savaşta Değil

Özel Yayın: İsrail’in Güney Bölgesindeki Olaylar

İnsanlar, artık neler olduğu hakkında merak etmeye başlıyorlar: “Neden ateş altında yaşamak zorundayım?”

İnsanlar mutsuz ve bu durum onları bir çözüm bulmak için cesaretlendiriyor. Aksi halde baskı sadece büyüyecek ve düşmanlar daha önce olmadığı kadar güç elde edecekler.

Çıkış yolu, bizi birbirimize bağlayan ve ahenge, karşılıklı sevgiye ulaştıran güçlerin içsel bağına dönmektir. Çözüm içimizde; düşmanlarla girişilecek savaşta değil. Biz birliği sağlayana kadar da sıkıntılar ve problemler üzerimizde daha fazla baskı oluşturacak, cebimizdeki çerezler gibi değildir bu.

Birçok Sorun Var; Sebebi Tek

Tüm Tora gibi Zohar Kitabı, sadece aramızdaki bağ hakkındadır, birliğe geldiğimizde bağımız yeni bir gücü açığa çıkartmaktadır. Her an adeta birkaç “kilogram”lık bir güçle karşılıklı bağımızın merkezine girmeyi deniyormuşuz gibi tek diğeriyle bağ kurmak amacıyla kendimizi zorluyoruz. Biz bir kez bağ inşa etmek için yeterli güç oluşturduk; “Assiya Dünyası” olarak tanımlanan özel bir bağ türünü açığa çıkardık. Daha yüce bir heyecan oluşturduğumuzda bu bağa ifşa olunan (açığa çıkan) “Yetzira Dünyası” denir. Böylelikle daha yukarı manevi seviyelere tırmanırız. Bundan fazlası yok.

Böylece Zohar’ı okurken sıklıkla bir diğeriyle daha kuvvetli bir bağ kurmayı ve bağımızın ne olduğunu öğrenmeye çalışırız. Keşfettiğin bağ sayesinde karşılıklı ihsan etme derecesine ulaşırsın ve karşılıklı ihsan etme derecesine göre özel bir güç olan Yaradan’ı keşfedersin. Buna “Yaratılmış olanların sevgisinden Yaradan sevgisine ulaşmak” denir.

Hakkında düşünmemiz gereken tek koşul budur çünkü bu koşuldan başka hiçbir şey yoktur. Her seviyede sadece bu koşulun gizliliği ve ifşası (açığa çıkması) mevcuttur. Henüz yeterince kuramadığın ama şöyle böyle kurduğun bağın derecesine göre her şeyin içinde umutsuzca ızdırapları, füzeleri, ekonomik sorunları hissedersin. Tüm bunların sadece tek sebebi bulunmaktadır: Diğerleriyle güçlü bir bağ kuramamış olman!

(22 Kasım 2012 Tarihli Günlük Kabala Dersi 2. Bölüm, Zohar)